Meral Çiçek ağ günlüğü
O koltuktan neden kalkmadım?
Adım Rosa Parks. Bundan yaklaşık beş buçuk yıl önce hayata veda ettim. Ama sanmayın ki öldüm. Adım, haksızlığa, ayrımcılığa, ırkçılığa, sömürüye karşı mücadelede yaşıyor - sadece atalarımın köle olarak getirildiği, diğer atalarımın da sahibi iken kovulduğu Amerika topraklarında değil, dünyanın dört bir yanında.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Kökleri havada bir aşkın mektupları
Sesleniyor daha tatlı çalın ölümü çünkü o Almanya’dan
gelen bir ustadır
sesleniyor daha boğuk çalın kemanları sonra sizler
duman olup yükseliyorsunuz göğe
sonra bir mezarınız oluyor bulutlarda rahat yatılıyor
Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü
sonra öğlen vakitlerinde ölüm Almanya’dan gelen bir ustadır
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Sureya Bedîrxan
Sureya Bedîrxan idam cezasına rağmen sonra affedilse de, 1910’da yine sürgüne gönderilir. İki yıllık sürgünden sonra İstanbul’a dönüp, orada gizli bir devrimci Kürt komitesi örgütler. Ancak yine yakalanıp, ölüme mahkum edilir. Bu kez zindana atılır. Fakat buradan kaçmayı başarır ve 1913’te Osmanlı İmparatorluğu’nu terk eder.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Şehrin yıkıcılığında kendini bulma ve Rilke’nin Malte’si
Her edebi eser, anlattığı hikayenin yanısıra, ait olduğu çağın anlatıcısıdır da aynı zamanda - kimi daha az, kimi daha fazla. Dili ile, biçimi ile, içeriği ile söz konusu dönemin yaşam tarzını, koşullarını, toplumsal ilişkileri vs. bir şekilde yansıtır.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Sevgiyi yurt edinen şair Mascha Kaléko
Mascha Kaléko, 7 Haziran 1907’de Avusturyalı bir annenin ve Rus bir babanın kızı olarak, 11 yıl sonra yıkılacak olarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kıyısındaki Schidlow’da dünyaya gelir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Chiapas’ta Zapatistaların özerk modeli...
Her özerk belediye, 2-3 yıl süreyle görev yapan özerk bir konsey tarafından yönetiliyor. Yerel yürütme görevlerinin büyük bir kısmını yürüten konseyin üyeleri dönüşümlü olarak görev yapıp, görevleri süresince hiçbir ücret almıyor.
Devlete rağmen Özerklik Modeli
Özerklikle eşanlamlı otonomi kavramı köken olarak Eski Yunanca’da ‘kendi’ veya ‘öz’ anlamına gelen ‘autos’ ile ‘yasa’ anlamındaki ‘nomos’un birleşmesinden oluşmaktadır. Bir nevi kendi kendisinin yasa koyucu olması durumudur. Dünyada değişik özerklik örnekleri bulunmakta. Siyasi açıdan özerklik üç alt kategoride değerlendirilir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Oscar Wilde’ın ağıdı
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
***
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Sylvia Plath
Sonsuz bir demiryolu ise hayat, o trenden ‘atılmanın/atlamanın’ birçok yolu vardır. Bazen bir hastalık, bazen yaşlılık, bazen bir kaza, bazen bir cinayet, bazen silahlı bir çatışma, bazen bir idam, bazen de bir intihar yolcunun trenden ineceği durak olur.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Dedemin kavakları
Geçenlerde ‘Ötekinin Sosyolojisi’ dersindeyiz. Hoca sınıfa ‘yabancılık çekme’ konusu ile ilgili sorular sorduğunda; “bir insan kendini her yerde yabancı hissedebilir ve o insan aidiyet duygusunu hiç yaşamayabilir de” dediğimde, hem şaşkın, hem üzgün hem de acıyan gözlerle bana bakmıştı.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Mercedes Sosa
Sene 1935. Mao öncülüğündeki yaklaşık bir yıllık Uzun Yürüyüş hedef noktasına varıyor. ABD’de Gottfried Krueger Brewery Company ilk kutu birayı pazara sürüyor.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
'Kutsal teslis' ve Nietzsche'nin Zerdüşt'ü
Friedrich Nietzsche. Bu isim, bahsi geçtiğinde çok şey anımsatır kuşkusuz. Tanrı'nın öldüğünü duyuran peygamber. Pos bıyıklı Alman filozof. Üstinsan kavramının yaratıcısı. Deli. Şair. Müzisyen. Filolog. Bengi dönüş. Güç istenci. 'Bilinçaltı'. Nihilist (?). Dahiyane. Kelimebaz...
İlk ‘süfrajet’ Emmeline Pankhurst
1914’te Buckingham Sarayı önünde gözaltına alındığında İngiliz gazeteleri Emmeline Pankhurst’ı böyle kareler...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
D.ye mektup
Sene 2007. Güzel bir sonbahar günüdür. Gökyüzünde bütün parlaklığı ile güne duran güneş, ışınları ile tenine dokunduğu yaprakların güz rengine farklı bir parıltı katıyor gibi.
Azucena Villaflor
Azucena Villaflor 7 Nisan 1924’te Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e bağlı Avellaneda’da dünyaya gelir. Ailesi işçi sınıfına mensuptur. Annesi henüz 15 yaşındayken çocuk sahibi olur, babası Florentino Villaflor da yün fabrikasında çalışarak ailesinin geçinimini sağlamaya çalışır.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Bir ananın hikayesi
Kayıp duruyor bakışları
duvardaki resme ve kapıya
oğul mu beklediği, sevgili mi
Belli ki yaşıyorlar hala
uzun uzun yaşıyorlar belli ki
bırakıp gittikleri anılarıyla
Çıkıp gelirler bir gün belki
Üşümüştür çünkü toprağın
soğuk yalnızlığında birisi
Öteki arkasında parmaklığın
Yolculuklar ve Yılmaz Güney'in "Yol"u
Duvardaki eski tahta saatin yelkovanı durmuş. Tik, tak, tik sesi duyulmaz olmuş. Saat durmuş, ama zaman akmaya devam ediyor. Zaman ki, tarif edilesi en zor olgu belki. Ebedi zaman evrenin sonsuzluğunda berrak bir suyun akışı ise, hep yolculuk halindedir. Asla durmaz. Çünkü çıkmaz sokakları yoktur evrenin, dünyanın, doğanın. Ebedi bir devrandır doğa, durmak bilmez...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Adı yasak halkın yasaklı dağ dili
Sene 1985. Onbinlerce insanı ya dört duvar arasında, ya duvarların ardından ya da sınırların ardından tutsak eden eylül fırtınasının üzerinden 5 yıl geçmiş. Geçti mi gerçekten? Fırtına öncesi sessizliğin bir de sonrası yok mu? Bu neyin sessizliği? Bu ülkenin çocukları nerede? Sesleri neden duyulmaz oldu?...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Omayra
OMAYRA
... Adın yoktu tanıştığımızda
eksiğini de duymadık
bazen bir rüzgarı, bazen birkaç zeytini
adının yerine kullandık
Adın yoktu tanıştığımızda
sonra da olmadı
çünkü başka biri oldun zamanla
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Bir aşkın hikayesi
Halil Cibran ile May Ziyade'nin aşkı
‘Ve yüzünün doğusu gül kokuyor
Çünkü doğu
Gülistandı, dağın ve destanın
Bize anlattığı...’
(Ahmet Telli)
