Öcalan'a Mektuplar
Öcalan’a Mektuplar, ekleriyle birlikte oldukça kalın bir kitap hacmindedir.
Kürt özgürlük hareketine birçok kereler Öcalan’a mektupları yayınlamaları için öneride bulundum. Teklifi yaparken, kitabın ilgi göreceğini, muhtemelen maddi bir yük oluşturmayacağı gibi ek bir gelir getirebileceğini; kitabın bütün gelirini Kürt Özgürlük Hareketine bağış olarak vereceğimi, bana sadece kendim ve bazı yakınlarıma verebilmem için bir miktar basılı örnek vermelerini de söyledim.
Son olarak yeni açılan ve kitap da basmak isteyen Özgürlük hareketine yakın kişiler tarafından kurulan bir kitapevi ve matbaaya, açılışı için davet edildiğimde de bu teklifi yaptım.
Onlar ilgi gösterir göründüler ve yayınlayacaklarını söylediler.
Bunun üzerine hazır biçimde kitabı kendilerine teslim ettim.
Neredeyse bir yıl oldu, onlardan da bir ses çıkmadı.
Sorularıma arkadaşlar okuyor gibi cevaplar verildi her zaman.
Belki bu yayınevi yayınlar diyerekten şimdiye kadar kitabı dijital olarak indirilmek üzere internete koymadım.
Ama artık kitabın basılmayacağı bence açık.
Kimse basmayacağız da demiyor ama kimse basmak da istemiyor anlaşılan.
Bu durumda bari internete indirmek üzere koymaktan başka çare kalmadı.
Ne denebilir ki bütün bu ilgisizliğe ve adam sendeciliğe.
Ama yine de, Özgürlük hareketine, onların kendine rağmen, destek olmak gerekiyor.
Bundan bir süre önce Abdullah Öcalan’a ve Kongra-Gel Kongresi’ne (veya Kongreyi Hazırlama Kuruluna) yönelik olarak iki mektup ve bu mektuplarla birlikte üç yazı yolladık.
Ne var ki, bu mektupları muhataplarına ulaştıklarına ve okunduklarına emin olmadan yayınlamamaya da özen gösterdik. Bu nedenle varlığından kamuoyunun “Görüşme Notları” aracılığıyla haberdar olduğu bu mektupları şimdiye kadar yayınlamadık.
Bu durum da mektuplar hakkında bir çok spekülasyonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ortada varlığı bilinen mektuplar vardı ve onların içeriği hakkında ancak muhatapların veya aracıların kimi dolaylı göndermeleri bulunuyordu.
Bütün bu spekülasyonlara rağmen, mektup ve yazıların muhataplarına ulaştıklarından ve en azından tamamen okunduklarından emin olmadıkça bu spekülasyonlara katlanıp bu mektupları yayınlamamaya özen gösterdik.
Şimdi ise yayınlanan 09. Haziran.2004 tarihli “Görüşme Notları”ndan sonra yayınlamayı bekletmek için neden kalmamış bulunuyor.
Bu vesileyle bu mektuplar ve spekülasyonlar hakkında bazı açıklamalar yapmak yerinde olacaktır.
Mektuplar 5 Mayıs 2004 tarihinde yazıldı ve hemen Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına mail arcılığıyla mektup ve yazıları müvekkilleri olan Abdullah Öcalan’a iletmeleri dileğiyle iletildi.
Ne var ki ilk hafta mektup ve yazıları avukatların Öcalan’a iletmeleri mümkün olmadı. Ancak ertesi hafta ise Öcalan’a verilmesi isteğiyle idareye teslim ettiler. 19.05.2004 tarihli Görüşme notlarında bu şu şekilde bir ifadeyle yer aldı:
(Avukatlar) - Demir Küçükaydın’ın dört tane kapsamlı mektubunu, gazeteler ve kitap getirdik. Kitaplar Yaba yayınevinden. Yayınevi sahibinin ayrıca size selamı var.”
İlişikte görüleceği gibi aslında “dört kapsamlı mektup” değil, bir mektup ve üç yazı söz konusudur. Ama elbette yeri geldiğinde konuşmanın akışı içinde “mektup” da denebilir veya yeri geldiğinde mektup kavramını geniş anlamda kullanarak, birisine özel olarak da yollanmış olmaları nedeniyle mektup olarak da tanımlanabilir. Bu bakımdan ifadede bir yanlış yoktur ama “dört kapsamlı mektup”tan söz edilmesi ve bu mektupların içeriği hakkında hiç bir şey bilinmemesi bir çok spekülasyonun oluşmasına yol açtı.
Bütün buna rağmen, mektup ve yazıların Abdullah Öcalan’a verilip verilmeyeceğini bilmediğimiz için, beklemeye devam ettik.
Bundan sonraki 26.05.2004 tarihli “Görüşme Notları”nda, Öcalan’ın mektubu ve yazıları aldığı ve en azından mektubu okuduğu kesinleşti. “Görüşme Notlar”’nda iki ayrı yerde, yollanan Mektuba ilişkin olarak Öcalan’ın şu ifadeleri ve göndermeleri yer alıyordu:
“Hayır bu doğru değil. benim çizgimde ben başa geçeceğim anlayışı yok. Ben başa geçme sistemini yıktım. Enkidu örneğini başarılı verdim. Bir yerde okumuştum bir polis müdürü Dev solcuya diyor ki sizin bütün derdiniz bizi devirip yerimize geçmekti. İyi çözmüş. Bizdeki klasik sol iktidarı hedefliyor. Klasik solun çizgisi bu. Wallerstein’i incelerseniz onda da görürsünüz. Anlamanız gerekiyor. Ataerkil kültür önce yaşlılar meclisi ile başlıyor daha sonra bu günkü devlet olgusuna geliyor. Devlet Zulüm , eşitsizlik , despotizm , baskı hep iktidar olgusuna bağlı olarak gelişiyor.. Boockhin ‘in bile iktidar konusunda kafası karışık. Benim son on onbeş yıllık ideolojik krizim buydu ben iktidar olgusunu çözdüm , ideolojik krizi aştım, bu konuda netleştim. Demir Küçükaydın’ın mektuplarını okudum. Ona da bir selam göndereceğim. O da bu konuları tartışıyor. Bu tartışmalara devam etsin çünkü çok geniş meselelerdir.”
İkinci olarak Görüşme notlarının sonuna doğru şöyle ifadeler var:
“Demir Küçükaydın’la görüşürsünüz. Bazı önerileri var. Demokratik sosyalizmi işçi hareketi ve Kürt hareketi ekseninde birlikte kuralım diyor. Demokratik Kürt siyaseti onunla ilişki geliştirir. Ortak bir örgütlenmede ayrı seksiyonlar olabilir. Tartışıp model bulursunuz. Türkiye için Türkiye seksiyonu demokratik sosyalizm partisi biçiminde olur, işçilere dayanır, Kürt seksiyonu da için demokratik Kürt hareketi biçiminde olur. İsim önemli değil anlayış böyle olabilir. ( Kendisi Avrupa da yaşıyor ) tamam bunları orada geliştirir. Eskisi yenisi hep birlikte girebilirler. Ama demokrasiyi özümserlerse eskisi yenisi hepsi birlikte girebilir.”
Görüşme Notları’nda aktarılan Öcalan’ın bu cevap ve göndermeleri mektup ve yazıların içeriği hakkında yanıltıcı olabilirdi. Ancak Avukatların hafızasına dayanarak, kısıtlı bir görüşme süresinin yoğun gündemin baskısı altında yapılan konuşmalardan ve ondan hatırda kalanlarla hazırlanan bir görüşme protokolü olması da göz önüne alınmalıydı. Ama daha önemlisi, bizim yolladığımız yazılar muhtemelen iki yüz DIN A 4 sayfasını aştığından (ki 300-400 sayfalık kalın bir kitap demektir. Bunun İdarenin kontrolünden geçmesi ve Öcalan’a ulaşmasının da epey bir zaman alacağı düşünülebilir) Öcalan’ın bu yazıların henüz hepsini ve tamamını okumamış olabileceği ve ama aynı zamanda mektup ve yazılara olumlu yaklaştığı mesajını bir an önce iletme düşüncesiyle davrandığını düşünerek, Mektubu yayınlamadan önce, bir hafta sonraki görüşmeyi de beklemenin yerinde olacağı sonucuna vardık.
Ne var ki sonraki hafta, “hava muhalefeti” veya “araçtaki arıza” nedeniyle, (ki bu “hava muhalefeti” ve “arıza”ların politik olduğu ve daima Kürt hareketine yönelik bir mesaj anlamı taşıdığı herkesin bildiği bir sırdır.) Avukatların Öcalan ile görüşmesi mümkün olmadı.
Bu hafta ise görüşüldü. (DEP’lilerin serbest bırakılmasına bağlı olarak, Görüşme’ye de izin verildi ve Devlet, “bakın biz de atım atıyoruz, “ateşkese” son verme kararınızı gözden geçirin” mesajını verdi anlaşıldığı kadarıyla. Tabii o “koca Türk devleti”dir. Kürt hareketini muhatap almadığından konuşmasını böyle yürütür.) Bunun üzerine Mektup ve yazıları yayınlamak için Görüşme Notları’nın yayınını bekledik. Çünkü normal olarak, görüşmenin yapıldığının ertesi günü, Özgür Politika’da Görüşme’de öne çıkan konular hakkında kısa bir değinilmede bulunulur, ertesi gün de daha ayrıntılı ve düzenlenmiş bir biçimde, en geç Cuma günü yayınlanmış olur. Bu hafta ise, (her halde gündemin yoğun olması vesilesiyle) Cumartesi’ye kaydı.
Cumartesi’ye kayınca, biz de en azından, ortaya çıkan boşluğu değerlendirmek ve Mektubu yayınladığımızda ekleri olan yazıların da kolayca ulaşılır olmasını sağlamak için, yollanan yazılardan Orta Doğu İçin Demokrasi Manifestosu’nu, Cuma günü (dün) yayınladık.
Şimdi (Cumartesi) , biraz önce de, bu haftaki Görüşme Notları’nın yayınlandığını gördük. Böylece daha fazla beklemek için bir neden kalmadı.
Bu haftaki notlarda da, yolladığımız mektup hakkında yine Öcalan’ın değinme ve göndermeleri bulunuyor. Bunların ne olduğunu görelim:
“Görüşlerim dışarıda, bilim adamları arasında tartışılıyor sanırım. Demir Küçükaydın’ın mektuplarını okudunuz mu? Dünya çapında değerlendirmeler diyor. Orada güzel bir örnek vermiş. “Kuyudan sırt sırta dayanarak çıkacağız” diyor. Devlet bile içine girdiği durumdan kendini sıyırmaya çalışırken, bizimkiler niye böyle yapmıyorlar?”
(Aynı metnin Özgür Politika’da yayınlanan versiyonu şöyle:
Görüşlerim dışarıda, bilim adamları arasında tartışılıyor sanırım. Demir Küçükaydın'ın mektuplarını okudum. Bunlar için dünya çapında değerlendirmeler diyor. Orada güzel bir örnek vermiş: "Kuyudan sırt sırta dayanarak çıkacağız" diyor. Devlet bile içine girdiği durumdan kendini sıyırmaya çalışırken, bizimkiler niye böyle yapmıyorlar?)
“Demir Küçükaydın TV’de, gazetede benim demokrasi ve sosyalizm anlayışımı açıklayabilir. Çalışır, kendisi önerdi, ben de evet dedim. Gazeteye yazıyor değil mi?
(Evet.)
Daha aktif katılabilir. Benim demokrasi ve sosyalizm anlayışımı geliştirebilir. Örgütsel şeylere girebilir. Avrupa’da da Türkiye’deki parti gibi demokratik bir yapılanma olacak. Avrupa’da bu yeni yapılanma girişim komitesine girebilir.”
Bu ifadeler de, mektubun ve yazıların içeriği hakkında oldukça yanlış izlenimler yaratmaktadır. Aşağıdaki mektup ve yazıları okuyan, Öcalan’dan her hangi bir görev istenmediğini; zaten kendi demokrasi ve sosyalizm anlayışım olduğunu ve Öcalan’ı ve Kürt Ulusal hareketini bu anlayış yönünde etkilemek bir diyalog ve tartışma ortamı yaratabilmek veya bunun oluşmasana katkıda bulunabilmek için söz konusu mektup ve yazıları Öcalan’a ve Öcalan’ın şahsında Kürt Ulusal Hareketi’ne ilettiğimi görebilir. Her okuyanın göreceği gibi mektuplar saygılı, mesafeli ve eşit düzeyde bir diyalogu hedeflemektedir.
Ne var ki, her ilişkide yanlış anlamlar, her iki taraf için de, her zaman için normaldir. Zamanla giderilir. Önemli olan bu yönde bir niyetin bulunmasıdır.
Sadece Öcalan’a mektup yazmamıştık. Bir Mektup da, Kongra-Gel Kongresi’ne veya Kongre’yi Hazırlayan Kurula idi. Bu mektubun muhataplarına ulaştığı ve okunduğu da bize iletildi. Ne var ki, Kongre gündemine alınmadığı gibi her hangi bir şekilde tartışma konusu da olmamış.
Şu sıra iç tartışmaların ve çok önemli bir krizin yaşandığı bir dönemde, Ortadoğulu bir insan sıfatıyla yazılmış bir metnin gündeme alınmaması ve tartışılmamasında şaşılacak bir durum yoktur. Zaten metin bir Kongre hazırlığına sığmayacak, çok köklü bir bakış açısı değişikliğine dayanır. Kongre’ye sunulmuş olması onun bu yönde tartışılması için bir vesile olabilir.
Bu vesileyle, içeriği bir yana, mektuplarımızın politik anlamı üzerine de bir kaç söz. Belli bir eylemin veya sözün, varlığının da politik bir anlamı olur. Biz bu mektubu, Öcalan’a ve Kongra-Gel’e özellikle politik bir eylem olarak da yolladık. Ve aslında bir politik eylem olarak, şimdiye kadarki çizgimizin bir devamı ve yeni bir aşaması olarak görülmelidir.
PKK Orta Doğu’da devrimci ve demokratik bir programa sahip, etniye, dile, soya dayanan milliyetçiliğe uzak biricik ciddi politik harekettir. Tam da bu niteliği nedeniyle, PKK’nın ne dünya çapındaki ne de bölge devletleri arasındaki çelişkilerden ne de Türkiye egemen sınıfları arasındaki çelişkilerden yararlanıp hareket ve manevra alanını genişletmesi mümkün olmamaktadır. Bu hareket şu an tüm dünyada, bölgede ve bizzat Kürtlerin kendi içinde de tam bir kuşatılmışlık altında bulunmaktadır
ABD’nin Irak’ı işgalinin, Kürt burjuvazisinin etniye, soya dayanan şimdiye kadar güçsüz olduğu için, başını kaldırmayıp dolaylı biçimde ifade eden milliyetçiliğine muazzam bir güç katmış bulunmaktadır: Bu savruluşun etkileri, en son bölünme ve tartışmalarda görüldüğü gibi, Devrimci Demokratik Kürt Hareketini bölünmenin ve yok oluşun eşiğine kadar getirmişti.
Buna karşılık, bugün gerek dünyada gerek bölgede, bu hareketin ittifak yapabileceği, desteğini umabileceği ne sosyalist bir işçi hareketi ve ne de devrimci bir demokratik bir hareket bulunmamaktadır. Türkiye’de İran’da, Arap Ülkelerinde, bırakalım, PKK’yı destekleyecek bir sosyalist hareket bir yana, devrimci veya demokratik bir hareket bile bulunmamaktadır. Bu bulunmayışta, dünya tarihsel ve etkisi daha onlarca yıl sürecek çöküşler kadar, geçmiş dönemin milliyetçiliğe ve devletçiliğe teslim olmakla sonuçlanmış sosyalist ideolojik ve teorik mirasının da önemli etkileri vardır. Dibe vurmuşluk teorik sorunlara ilgiyi, genelleme yeteneğini sıfıra indirmekte; bu ise canlı bir teorik gelişimi dolayısıyla da hareketin yeniden canlanması için yeni teorik perspektiflerin ve genelleme yeteneğinin ortaya çıkmasını engellemektedir, olumsuzluklar birbirini beslemektedir. Bu da Öcalan ve PKK’nın temsil ettiği devrimci ve demokratik ulusçuluğun müttefiklerden yoksun kalması sonucunu doğurmaktadır.
İşte bu koşullarda yazdığımız mektup, Devrimci Sosyalizmin, yaratıcı Marksizm’in Kürt hareketine desteğini ifadesinin de bir aracıdır. Demokratik Kürt Ulusal Hareketi, yani PKK ve Öcalan, Türk ve Dünya sosyalistlerince tecrit edilmekte muhatap alınmamaktadır. Kürt Burjuva etnik milliyetçileri içinden ve dışından kuşatıp bir an önce çöküşüne çabalamakta ve bunu beklemektedirler. Avrupa, yıllardır tek taraflı ateşkes ilen etmiş dünyanın en büyük gerilla örgütlerinden ve ulusal hareketlerinden birini, Kongra-Gel’i terörist örgüt olarak ilan etmekte; ABD, PKK’ya kendini dağıtıp Barzani ve Talabani’ye teslim olması ve katılması ültimatomunu vermektedir. İşte bu koşullarda, dünyadaki tüm güçlerin karşı çıktığı ve bu baskılar karşısında hareketin bunaldığı ve yalpalamaların arttığı koşullarda, Kürt Ulusal hareketine, sadece Devrimci Sosyalizm ve Marksizm elini uzatmakta, sembolik da olsa desteğini ve moral gücünü sunmaktadır. Onları kimse muhatap almamakta, herkes yokmuşlar gibi davranmakta; yok olmasını istemekte ve beklemekteyken, tam tersi bir davranış duruş ortaya koyulmaktadır. Mektupların nesnel politik anlamı budur.
Aynı şekilde, sıradan, politik veya örgütsel bir gücü temsil etmeyen bir tek kişinin bir sosyalist olarak yazdığı bir mektuba verdiği cevaplarla, (torik yanlış anlama ve değerlendirme farklılıkları bir yana, ki bu farklılıklar vardır ve olmasından daha olağan da bir şey yoktur) Öcalan’ın şahsında, Devrimci Demokratik Kürt Hareketi de, sembolik olarak, sosyalist ve işçi hareketiyle bir arada görünmeye bile tahammül edemeyen liberaller veya ABD’nin desteğini garantilemek için sosyalizmden olabildiğince uzak durmanın şart olduğunu düşünen etnik milliyetçilerden, ne kadar farklı olduğunu bir kez daha kanıtlamış; var olabilecek bir sosyalist ve işçi hareketiyle ittifaka ne kadar hazır ve hasret olduğunu ifade etmiş bulunmaktadır.
Yollanan mektubun ve Öcalan tarafından onlara gösterilen yankıların somut politik ve tarihsel anlamı budur. Bu esas ve önemli noktayı bir an için bile gözden yitirmemek, doğru bir politikanın olmazsa olmaz şartıdır.
Aşağıda Öcalan’a ve Kongra Gel Kongresine yazılan mektuplar yer alıyor. Mektuplarda sözü edilen yazılara sayfamızdan kolaylıkla ulaşılabilir. Öcalan’a yolladığım sırada Beşikçi’nin Eleştirisi tamamlanmamıştı ve o zamana kadar yazılmış kısmını yollamıştım.
İçindekiler
Önsöz Yerine
Geç Gelmek ve Geç Kalmak Üzerine veya Öcalan’ın Yapmaya Çalıştığı
“Öcalan’a Mektuplar”ı Nihayet Yayınlarken
Abdullah Öcalan’a Birinci Mektup
Kongra-Gel Kongresini Hazırlayan Kurula Mektup
Avukatlara Mektup
BİRİNCİ MEKTUBA EKLER
Geleceği ve Geçmişi Kurtarmak
Orta Doğu İçin Demokrasi Manifestosu
Ulusçuluk Hayaleti
Orta Doğu’nun Tarihteki Yeri
Ulusçuluk ve Orta Doğu
Ulusçuluk ve Diğer Uygarlıklar
Ulusçuluk ve Dil
Ulus ve Ulusçuluk Nedir?
Ulusçuluk ve Politik - Özel Ayrımları
Ulusçuluk ve Din
Demokratik ve Gerici Ulusçuluk
Ulusların Kaderini Tayin Hakkı ve Gerici Ulusçuluk
Gerici Ulusçuluğun Kendi Dinamiği
İşçi Hareketi ve Demokratik Ulusçuluk
Devrimci Marksistler ve Ulusçuluk
Tarih ve Ulusçuluk
Osmanlı ve Ulusçuluk
Türk Ulusçuluğu
Bölge İçin Sonuç
Demokratik Ulusçuluğun İkili Karakteri
Globalleşme ve Ulusçuluk
Değişen Roller
Demokrasinin Koşulları
Seçenler ve Seçilenler
Ordu ve Polis
Demokrasi ve Refah
Demokrasi ve Eğitim
Demokrasinin Üç Kaynağı
Politik İslam ve Demokrasi
Bürokratik Oligarşi ve Burjuvazi
Güçler
İşçiler
Abdullah Öcalan’a İkinci Mektup
İKİNCİ MEKTUBA EKLER
“Sümer Rahip Devletinden Demokratik Cumhuriyete” Kitabının Eleştirisi
Öcalan’ın Savunması Üzerine Notlar (01)
Öcalan’ın Savunması Üzerine Notlar (02)
Öcalan’ın Savunması Üzerine Notlar (03)
Gazetede Yazmama Sürecini ve Nedenlerini Açıklayan Yazılar
Egemen Ulustan Bir Sosyalist Olmanın Zorlukları
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
Devam Ama Nasıl?
İki Çizgi
Iki Cizgi'ye Ekler: Farkli Ozneler Olarak Yazi Ornekleri
Ezilen Siyah Olarak Örnek: Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketi ve P.K.K.
Bir Türk Olarak Örnek: Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketiyle Dayanışma Komitesi Kuruluş Bildirgesi
Ezen Ulustan Bir Türk Olarak İkinci Örnek: İlk Yazı: "Schachnovelle"
Kürt Ulusal Hareketinin Sorunları ve Çıkış Yolları Üzerine Yazılar
PKK’da Neler Oluyor?
Tarihsel ve Sosyolojik Açıklamalar
Ezilen Çoğunluğun İki Kanadı ve Konumları
Sınıfların Tarihsel ve Kültürel Konumlanışı
Küçük Burjuvazi, Burjuvazi ve Demokrasi
Politik Beklentiler ve Kültürel Sınırlar
Kadınlar Öne
HADEP Ne Partisi Olmalı?
Aksayan Ayak ve Kadınlar
HADEP: “Kadınlar Partisi” mi “Erkekler Partisi”mi?
HADEP’e Açık Mektup
KADEK’te Örgütsel Dönüşüm Projesi Üzerine Düşünceler
“Görüşme Notları”nda Mektuplar ve Yankıları
19 Mayıs 2004
26 Mayıs 2004
9 Haziran 2004
29 Eylül 2004
1 Aralık 2004
23 Şubat 2005
9 Mart 2005
| Ek | Boyut |
|---|---|
| 2009-12-22 - Derleme - Ocalana Mektuplar v2.pdf | 1.19 MB |
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun


eleştiriler
Merhaba , siz ismail beşikçinin eleştirilerini yerinde buluyor musunuz acaba ?
İnsan bir doğa Doğa küçük bir insan...
www.xweza.org
NFL Jerseys sale
Tom Jackson Jersey are usually displayed around the wedding, nevertheless the person section of jewelry that can be employed for Tom Brady Jersey completely any circumstance. Equally, based on the volume not to mention array patterns from In regards to obtaining a pair of completely new magic earrings, at the same time for the stuff that this men and additionally discussions are made of, porn star Tim Brown Jersey can be hugely cost effective. Conversely, a couple of silver tiffany bracelets is furthermore the treat that works On the subject of buying a number of brand new sil appropriately to do this model of affair. To customise for every single of this items are often, a large number of They have also been goods that you really need to slip on cardio merchants give exclusive Todd Heap Jersey that could satisfy your bridal party unique persons. For that reason, every gal tend to be partial to the great When considering purchasing a list of unique metallic bracelets. It is no wonder the style When referring to coloring as well as style, ladies have endless possibilities e happen to be preferred around the world since it's Tim Tebow Jersey high high-quality along with certified skillfullness.