Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
12 + 2 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Tüm Köşe Yazıları

Yüz yıl sonra 8 Mart ...

Yalçın Yusufoğlu kullanıcısının resmi

Kentin Büyükşehir Belediye Bşk. sin-kaflı küfür ettiğinde BDP’li kadınların kınama bildirisi yayınladıklarını da (hiçbir partide görülmedik bu demokrasi olayının politize Kürt kadınlarından geldiğini) hatırlayalım. Küfürden kadınların rahatsız olması çoğumuza olağan gözükse de sövmeyi erkeklere yakıştırmak bir başka erkeksi deformasyondur. Toplumun ve siyasetin demokratikleşmesi kadının toplumsal yaşamdaki yerinin demokratikleşmesi olmadan imkânsız kalacağını da ekleyelim. [Mesela İçel’de CHP’li kadınlar marifetmiş gibi çarşaf yırtmayı 8 Mart eylemi zannederlerken, o partinin kadın milletvekillerinden en öne çıkanlar Avrupa’da neo-faşist kapsamına girecek ırkçı çıkışlar yapıyorlar.] Kısacası, Kürt kadın hareketinin gelişimini dikkatle izlememiz gerekiyor.

Tarih okumalarında yalancı şahitlik

Ayhan Bilgen kullanıcısının resmi

Kur'an, adalet çağrısı yaptığı bir çok yerde 'yalancı şahitlik' konusunda sert uyarı yapar. Adaletin tecelli etmesinde hakikatin ortaya çıkması, sadece bireysel değil aynı zamanda toplumsal sorumluluk gerektirir.
Yalancı şahitlik, bilmediğiniz bir konuda biliyormuş gibi şahitlik yapmanız ya da bildiğinizi saklamanızdır. Tarihte yaşanan olaylarla ilgili gösterilen tepkiler, ne yazık ki topluca işlenen 'yalancı şahitlik' günahına dönüşebilmektedir.

Zaloğlu olamadı zavallı oldu

Veysi Sarısözen kullanıcısının resmi

Ey Dersimli kardeşler, siz sanırdınız ki, bu Kılıçdaroğlu'nun kınında Hz. Ali'nin Zülfikar'ı yatmaktadır. Bir çektiğinde Yezid ordusundan bin kelle alacak sandığınız kılıç, bilin ki, Zülfikar değildir. Kılıçdaroğlu, Zülfikar'ı kuşanmamıştır. Belindeki kılıç tahta kılıçtır.

Nükleer dalga yükseliyor

Hüseyin Aykol kullanıcısının resmi

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, bugünlerde Ortadoğu'da turluyor. İsrail, Filistin, Ürdün, Mısır'ı içeren bu geziyle İsrail-Filistin barışının canlandırılacağı söyleniyor. Bazılarını böylesi bir haber, belki heyecanlandırabilir; ancak bizim gibi 'yıllanmış' gazeteciler bunları önemsemez. O nedenle benim bu haftaki konum daha somut bir şey olacak.

Lady Ashton’un misyonu

Murat Çakır kullanıcısının resmi

Avrupa Parlamentosu’nun geçen Çarşamba günü gerçekleştirilen oturumuna, 1 Aralık 2009’da yeni oluşturulan AB Dışişleri Sorumlusu makamına getirilen Britanyalı Catherine Ashton’a yönelik sert eleştiriler damgasını vurdu. Aynı zamanda AB Komisyonu Başkan Yardımcısı da olan Ashton, makamında yüzüncü gününü doldurmuştu.

Gizli tanık mekanizması

Ayhan Bilgen kullanıcısının resmi

YARSAV Yönetimi konuyu gündeme getirseydi belki farklı algılanırdı. Ama Osman Can öncülüğünde kurulan alternatif yargı örgütlenmesinin, ilk çalışmasını gizli tanıklık mekanizması üzerine yapması ayrıca özel bir anlam ifade etti. Erzincan ve Erzurum ekseninde yapılan incelemelerle gizli tanıklık mekanizması masaya yatırıldı. Raporun ne kadar hayati bir konuya parmak bastığını, geçtiğimiz hafta basına yansıyan tartışmalar bir kez daha ortaya koydu. Resimleri hatta isimleri basılan şahısların gizli tanık sıfatıyla Ankara sokaklarında sergiledikleri tavır, şimdiden davanın seyri konusunda güvensizlik oluşturmaya yetti.

Sabetaycılar, Yahudiler, Anti-Semitizm ve Kemalizm

A. Avni kullanıcısının resmi

Eskiden İslamcı yazarların ilgi alanında bulunan Sabetaycılar, Yahudiler ve bunlar üzerine komplo Teorileri, son zamanlarda Soner ve Küçük Yalçın’ların kitaplarıyla tekrar gündeme geldi.
Sanılanın aksine, bu kitaplarda neyin söylendiği değil, niçin, şimdi ve nasıl söylendiği daha önemli ve anlamlıdır ve toplumsal sınıfların konum, yapı ve ilişkilerindeki değişmeleri anlamak için ilginç ipuçları sunarlar. Herkesin bildiği gibi, tarih tarihle değil, bu günün tartışmalarıyla ilgilidir ve bugün çatışan güçlerin çıkarlarını korumanın aracıdır.

Geçmişi Kandilli Asiler (Tarihe bırakılan çocuk ne oldu?) - Celali Söylenceler'e Önsöz

Sezai Sarıoğlu kullanıcısının resmi

Sanki Altındağ’da eski bir sinemadayız ve Karavuş Suat, birden sahneye fırlayarak “korsan!” koyuyor… İzleyiciler merak ve korkuyla, sahneyi ele geçiren devrimcinin ajitasyon çekeceğini zannederken o sahnenin kenarına oturup, “Size hatırı ve hatırası olan sine/masal hikayeler anlatacağım” diyerek başlıyor anlatmaya… İzleyicilerin ezberi bozuluyor, filmi unutuyorlar, sonra da hep birlikte sinemadan bir yürüyüş eyleyip hikayede adı geçen yerlere tarih gezisi yapıyorlar…

Sorumlu davrananlar 'sorunlu' görülürse...

Delil Karakoçan kullanıcısının resmi

Genel ve özel planda insanın ve insan topluluklarının gereksinim duyduğu temel şey; demokratik haklar ve özgürlüklerdir. Bu anlamda özgürlük, belli bir sınıfın, halkın ya da toplumun değil, tüm insanlığın sorunudur.
Kolektiftir.
Bu kolektif sorun, her bireyi, halkı ya da toplumu aynı oranda sorumluluğa davet eter. Yükümlülük gösterir. Bireysel ve toplumsal akıl ve emeğin yönünü/yolunu belirler ve bir tek hedefe kilitler:
Özgürlük...

Kürt sorunu oyuncak değildir

Yüksel Genç kullanıcısının resmi

CHP'nin dürüstlük timsali olarak sunduğu, ne dese kefil olduğunu beyan ettiği Kemal Kılıçdaroğlu öyle bir laf etti ki partisi karıştı. Çünkü Batman'da ettiği laf partisinin kefalet sırlarını oldukça zorladı.

Batman'da ne dedi Kılıçdaroğlu?

Dedi ki; ''Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa 'evet' deriz!''

Öyle mahzun bakma çocuk

A. Hicri İzgören kullanıcısının resmi

Gözaltında kayıplar, faili meçhuller, köy boşaltmalar, toplu mezarlar, işkenceler gibi çeşitli acıların yıllardır yaşanmakta olduğu bu coğrafafyada yine kaç zamandır devam eden “TMK-Terörle mücadele mağduru çocuklar sorunu” da yaşanıyor.

Kutsal Üretim ve Doğuş: Hızır Günleri

Haşim Kutlu kullanıcısının resmi

Beslenme, barınma ve kendini üretme üçlüsü, kandaş Ocak Toplumunun üzerinde yükseldiği ilk kutsallıktır ve sonraki bir tekmil kutsallıkların da temelidir. İlk şölenler, giderek bayramlar, gulbanklar ve gulbanklara eşlik eden saygı törenleri, ritueller bu üçlü kutsallık zeminine yerleştirilerek yürütüldü. Hep belirte geldim; aç karnını doyurmak ve donup kalmadan sığınacak bir ağaç ya da kaya koyuğu aranıp durulduğu bir yaşam süreğinde, yaşamı gerektiren hiç bir şey için güvence olmaz. Güvencenin olmadığı bir yerde ne bayram, ne seyran olur. Ne soyda sürek ne düşüncede bir tohum bulunur

En Çok Okunan Köşe Yazıları