Ülkenin Katledilen Çocukları ve 23 Nisan
23 Nisanın gelmesiyle yeniden televizyonlarda kampanyalar başladı. “ Haydi kızlar okula” gibi kampanyalardan sonra şimdi de “ Anaokulu Ekliyoruz” adı altında kampanya başlatıldı.
Amaç , “yaşama en iyi başlangıç” için çocukların 5 yaşından başlayarak okullaşma oranını arttırmak.
Eğitim adı altındaki bu tür kampanyalar her zaman büyük firmaların işine yarıyor. Yaptıkları bağışlarla adlarını bir kez daha, hem de hassas bir konuda eğitim adı altında duyurdular..
Önemli bir nokta, bu anaokullarının açılmasının desteklenmesinin en önemli nedeni de bölgedeki çocukların Türkçe konuşamıyor olmasıdır. Türkçe’ yi öğretebilmek ve böylelikle ilköğretime hazır hale getirmek bu tür kampanyaların amacıdır. Çocuklara kendi anadilleri olan Kürtçe’ yi unutturup Türkçe öğretmek anaokulu eğitiminin en önemli parçasıdır. Bunun yapılma zamanı çok iyi tespit edilmiş.
Uzmanlar çok iyi biliyorlar 5 yaş dönemi dil öğretimi için çok uygun bir dönem, evet bu yaştaki çocuklar hamur kıvamındadır. Her şeyi kıvamına getirmek daha kolay…
Bütün oyunlar çocuklar üzerinde oynanıyor.
Şanlıurfa’daki anaokulu önünde röportaj yapılıyor. Anaokulu öğretmenine soruyorlar neden anaokulu bu kadar önemli, öğretmenin cevabı: “ buradaki çocukların çoğu Türkçe bilmiyor, öncelikle bunu öğretiyoruz. Sokaktaki kötü alışkanlıklarını yok etmeye çalışıyoruz. Böylelikle çocuk burada sosyalleşiyor. Çok zor bir iş yapıyoruz… ”
Bölgedeki çocukların sokaktaki kötü alışkanlıkları ne acaba? Gösterilere katılmaları mı? Kürtçe oyunlar oynamaları mı? Sokaktaki çocuktan neden bu kadar korkuluyor?
Yaşama iyi bir başlangıcın çocuğun anadilinden kopartıp bilmediği başka bir dilde yapmak pedagojik açıdan nasıl bir durum, acaba bu düşünülüyor mu? Çocukların kendi dillerinden konuşmalarını yok sayıp tamamen Türkçe konuşmak, Türkçe oyunlar oynamak çocukların yaşamlarında kendilerini anlamaları nasıl gerçekleşebilir ki… Çocukların Türkçe bilmeden sosyalleşmesi mümkün değil mi? Kürtçe konuşan bir insan sosyalleşemez mi?
Kürtçe konuşarak insan derdini anlatamaz mı, Kürtçe kitap okunmaz mı, Kürtçe oyun oynanamaz mı? ... Neden illa Türkçe öğretmek tek amaç oluyor. Asıl amaç Türkçe öğretmektir burada. Bunun üzerini sosyalleşmeyle, yaşama iyi bir başlangıç denilerek üstü örtülüyor.
Türkçe bilmeden başlangıç olmuyor mu?
Yaşama iyi bir hazırlık gerçekten isteniyorsa bu insanların kendi dillerini yok sayarak olamaz. Bu insana saygısızlıktır.
23 Nisan’ da Dünya’nın dört bir yanından çocuklar geliyor Türkiye’ ye. Dünyanın gözünde; çocuklara çok değer veren, onları önemseyen bir Türkiye görünüyor.
Ama Türkiye de her şey görüntü itibariyle var.
Türkiye kendi çocuklarını katleden bir ülkedir. Sokak çocuklarını güvenlik sorunu olarak gören bir ülkedir. İlköğretim çağındaki Kürt öğrencileri potansiyel ‘terörist’ olarak gören bir ülkedir.
Uğur Kaymazı unutmadık bedenindeki kurşunların sıcaklığı dinmedi halen, dinmezde.. Türk devleti çocukları o kadar çok seviyor ki, çocuk bedenlere kurşun sıkmak canlarını acıtmıyor. Normal geliyor onlara. Neden mi? Çünkü uğur potansiyel ‘terörist’ti. Ulusun egemenliğini varlığıyla, çocuk bedeniyle tehdit ediyordu.
Türk devleti çocukları o kadar çok seviyor ki, polis çocukların kolunu kırabiliyor. Türk devleti çocukları o kadar çok seviyor ki polisi değil de kolu kırılan çocuğu suçluyor...
Uğurların, Cüneyitlerin bayramı değil mi bu bayram… Onlar çocuk değil mi?
Kürt olmaları çocukların maruz kaldığı bu vahşeti haklı gösteremez…
Fikriye
24 Nisan 2008
- fikriye ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
