KCK: Kandil'de yeni ABD bombası kullanıldı

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, PJAK'ın hedef alındığı saldırıda ABD yapımı 2001 yılından sonra imal edilen yeni bir bomba çeşidiyle birlikte değişik gazları içeren bir silahın kullanıldığını belirterek, operasyonda ABD-İran-Türkiye-Irak ittifakına dikkat çekti.

Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk ordusunun 1 Mayıs gecesi Kandil'de PJAK'a yönelik gerçekleştirdiği operasyonda kullanılan silahlara ve ittifaklara dikkat çekti.

KCK, 'Türk devletinin 1 Mayısta emekçilere yönelik sergilediği şiddet, Türk devletinin hala 12 Eylül askeri cunta kanunlarına bağlı olduğunun en büyük göstergesi olmuştur. 12 Eylül cuntasının temel amacı Kürdistan Özgürlük Hareketi ve Türkiye sol hareketini tasfiye etmekti. Aslında Türk devleti hala bu noktada bir politikayı sürdürmektedir. Şimdiye kadar Türkiye sol hareketinin zayıflamış olması ve devletin emekçi kesimleri yedekleme politikasıyla tüm okları Kürdistan Özgürlük Hareketine yönlendirmesinin bir sonucu olarak bu yönünü hep gizli tutmuştur. Ancak 1 Mayıs'ta emekçi kesimlerin irade olma istemi karşısında sert tutumunu ortaya koyması ve emekçilere geri adım attırması gerçekliğini açığa vurmuştur. 1 Mayıs'ta ortaya çıkan bu gerçeklik aynı zamanda Türkiye emekçi hareketinin yaşadığı yanılgıları da ortaya koymaktadır. Bu durum tüm yanılgılardan kurtulma ve Türkiye ile Kürdistan'daki tüm emekçi kesimlerin, demokratların, yurtseverlerin ve sosyalistlerin bir çatıda toplanarak gerçek demokratik halk muhalefetini oluşturmaları görevini tarihsel bir zorunluluk haline getirmiştir' dedi.

2001'den sonra imal edilen ABD bombası kullanıldı

1 Mayıs'ta İstanbul'da emekçilere karşı devlet terörü uygulayan AKP hükümeti ve Türk devletinin aynı gece Kandil alanını da saat 23:30'ten gece yarısı 02:00 sıralarına kadar süren bir hava saldırıyla bombaladığını vurgulayan KCK, bu hava saldırısıyla genelde PJAK karargahı ve PJAK'a bağlı güçlerin hedeflendiğini kaydetti.

KCK şu bilgileri verdi: 'Saldırı sonucu PJAK merkez karargahındaki basın bürosu darbe almış, 5'i basın çalışanı olmak üzere, Kürdistan halkının yiğit 6 evladı şehit düşmüştür. Havadan gerçekleştirilen Kandil bombardımanıyla çevre köylerde de bir takım maddi zaiyatlar yaşanmıştır. Bu saldırı da ABD yapımı 2001 yılından sonra imal edilen yeni bir bomba çeşidiyle birlikte değişik gazları içeren bir silahın kullanıldığı tespit edilmiş bulunulmaktadır. Kullanılan bu silahın uluslar arası savaş yasalarına göre suç sayılan silahlardan olduğu kesindir. Bu açıdan inceleme ve mahiyetini açığa çıkarma çalışmaları devam etmektedir. Bu konuda tüm ilgili insan hakları kuruluşlarını bombalanan yerlerde inceleme yapmaya ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamaya çağırıyoruz.'

Hedeflenen yer PKK değil PJAK merkez karargahı

Bu konuda Türk Genelkurmayı'nın yaptığı açıklamanın tamamen gerçek dışı olduğunu vurgulayan KCK, 'hedeflenen yer PKK'nin değil, PJAK merkez karargahı ve basın bürosudur. Burada yaşanan 6 kayıp dışında ne PJAK'ın ne de alanda bulunan başka güçlerin herhangi bir kaybı yoktur. Türk genelkurmayının verdiği rakam ile Türk basınının liderleri de vurulmuştur türündeki haberler tamamen safsatadır. Böyle bir durum yoktur' diye belirtti.

KCK, Türk devletine ait uçakların yaptığı söylenen bu saldırıyla Kürt halkına ve özgürlük hareketine bazı mesajların verilmek istendiğine işaret ederek, 'Türkiye'de emekçilere karşı uygulanan şiddet ve aynı gece Kandil'e dönük gerçekleşen bu saldırıyla 'sisteme muhalif güçler kim olursa olsun ezilecekler' demek istemektedirler. Saldırının özellikle son dönemde çok tartışılan PJAK güçlerine karşı yapılmış olması dikkat çekici olup, Kürt halkına karşı nasıl katliamlar yapabileceklerini ve hangi parçada olursa olsun Kürdistan Özgürlük Hareketi'ne karşı nasıl acımasız davranacaklarının mesajını vermektedir' ifadelerini kullandı.

ABD İran ile ironik bir şekilde ortaklaştı

Saldırıda olası ABD-İran ittifakına da dikkat çeken KCK bunun ironik bir ortaklaşma olduğuna belirterek şöyle dedi: 'Bundan bir süre önce İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmednecad'ın gerçekleştirdiği Irak ziyaretinde Kürt Özgürlük Hareketine karşı Türkiye ve Irak'ı, İran'la beraber ortak mücadele etmeye çağırmıştı. Daha sonra Türk-İran heyetleri arasında yapılan ittifak ve görüşmeler sonucunda her iki devletin istihbarat ve keşif güçleri tüm sınır hatlarında ve Kandil üzerinde keşif faaliyetlerini geliştirmeleri, Kürdistan Özgürlük Hareketi'ne karşı ortak yeni bir saldırı sürecini başlatacaklarını gösteriyordu. Saldırıdan üç gün önce Türk, İran ve Irak'ın PJAK alanını ortak keşif ettikleri bilgisiyle beraber, saldırıdan bir gün önce de gün boyu ABD keşif uçaklarının da alan üzerinde tespitler yapmasından sonra saldırı gerçekleştirilmiştir. Burada her iki tarafın karadan ve havadan yaptıkları keşif sonuçlarının birleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu temelde ağır bir şekilde PJAK merkezine karşı yapılan saldırının hangi devletlerin ortaklığıyla yapıldığının cevabı önemli olmaktadır. Bu sorunun cevabı aynı zamanda Kürt halkı üzerinde oynanan oyunların denklemini çözme formülünü de netleştirecektir. Türk devleti, ABD onayı ve istihbarat desteğiyle, saldırıyı İran'a karşı Doğu Kürdistan'da mücadele yürüten ve İran'ın tasfiye etmek için tüm gücünü ortaya koyduğu PJAK'ın merkezine yapması, kafalarda birçok soru işaretini yaratmaktadır. Aynı hedef üzerine İran'ın da Türk devleti ile yoğunlaştığı ve keşif yapması göz önüne alındığında, ABD ile İran'ın ironik bir biçimde ortaklaştığını göstermektedir. Bu ironinin çok karmaşık ve izahata ihtiyaç duyduğu açıktır.'

İran, Türkiye, Irak ve ABD ittifakı mı?

KCK saldırıya ilişkin şu soruları sorarak açıklama beklediklerini ifade etti: 'Şimdi açıkça soruyoruz: PJAK güçleri şahsında Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı gerçekleşen bu saldırıda İran, Türkiye, Irak ve ABD'nin ortak bir ittifakı var mı? Kürt halkına karşı yeni bir CENTO süreci mi gelişiyor, yoksa hedef kaydırılması ve birbirini kandırma durumu mu var? Bu durum anlaşılması gereken ve izahata kavuşmak zorunda olan bir konudur. Nasıl oluyor da Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı ABD ve İran aynı noktada birleşmektedirler.

İran sistemine karşı ideolojik bir mücadele yürüten ve basın mensupları olan PJAK'ın en değerli kadrolarını katleden bu vahşi saldırı hangi kirli hesaplar ve oyunlar temelinde yapılmıştır. Yetişmiş aydın Kürt gençlerinin katledilmesi hangi kirli hesaplara dayanıyor. Kürt halkına reva görülen bu vicdansızlık hangi ahlaki ve hukuki ölçülere dayandırılmaktadır. En gelişkin silahlarla Kürt gençlerinin imha edilmesinde rol oynayan ABD'nin bu konseptte ne gibi hesapları vardır. Vicdan sahibi hiç kimsenin kabul edemeyeceği bu hunharca ve haince yapılan alçakça saldırı karşısında bütün parçalarda bulunan yurtsever Kürdistan halkının ve siyasal temsilcilerinin iyi düşünmesi gerekmektedir. Açıkça görülüyor ki, Kürt halkına karşı yeni bir senaryo geliştirilmek istenmektedir. Burada kirli hesaplara dayalı büyük bir oyunun olduğu kesindir. Halkımıza ve halkımızın özgürlük davasına karşı karmaşık, karmaşık olduğu kadar entrikalarla dolu bir sürecin başlamış olduğu görülmektedir.

ABD'den açıklama isteniyor

Açık ki tüm Kürt halkı şunu öğrenmek istiyor: Bölge statükoculuğunu değiştirmeye geldiğini iddia eden ABD'nin, kendi keşifleri sonucu PJAK güçlerine yönelik yapılan bu vahşi saldırıyı nasıl karşılamaktadır? Amerikan halkına ve dünya kamuoyuna ne gibi bir izahat yapacaktır. Yine Irak devleti'nin bu saldırıdaki rolü nedir ve neyin karşılığında bu saldırıya onay vermiştir? Bir Türk heyetinin Bağdat'ta bulunduğu ve aynı gün Irak ve Bölgesel Kürt hükümeti yetkilileriyle görüştüğü düşünüldüğünde bu güçler yapılan bu saldırıyı nasıl izah etmektedirler? Bütün bunların aynı güne denk gelmesi bir tesadüf müdür, yoksa bilinçli bir mesaj mıdır? Bu saldırı ile kimi nasıl tehdit etmek istemektedirler. Bölgesel Kürt hükümeti bu koşullarda gerçekleşen saldırıyı nasıl karşılamaktadır? Bütün bu konularda tutumların netleşmesi ve izahata kavuşması önemlidir.

Doğu Kürdistan'da mücadele yürüten PJAK'a karşı Türk savaş uçakları tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen ve arkasında birçok gücün bulunduğu anlaşılan bu saldırının tüm parçalardaki Kürdistan halkına ve kazanımlarına karşı yapıldığı açıktır. Bu nedenle Kürdistan'ın dört parçasındaki bütün Kürt halkının ve yurtsever örgütlerin bu saldırıya karşı birleşmesi Kürt halkının kazanımlarının ve değer yargılarının korunması bir görev durumundadır. Bu saldırı sömürgeci güçlerin tüm Kürt halkına karşı imha zihniyetini ortaya koymada yeterli bir veri sunmaktadır. 'Tek hedef PKK'dir, siviller zarar görmedi' denilerek sürdürülen bu katliamlarla Kürt gençlerinin ve değer yargılarının tahrip edilmesine karşı mücadele yürütmek tüm Kürt halkının görevi durumundadır.'

Güney Hükümeti bu kirli senaryoda figuran olmamalı

'Biz hareket olarak bu saldırıyı gerçekleştiren ve saldırı da rolü olan tüm güçlerin kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesi halinde, Kürt halkı üzerinde oynanmak istenen oyunların ve kirli hesapların ortaya döküleceğini iddia ediyoruz' diyen KCK şu çağrıda bulundu: 'Bu nedenle biz başta Güney Kürdistan hükümeti olmak üzere, Kürdistan'ın dört parçasındaki tüm yurtsever örgüt ve kurumları oynanan bu oyunlar karşısında duyarlı olmaya, hiçbir Kürdün bu kirli senaryoya figüran olmaması için mücadele etmeye, PJAK militanlarına karşı yapılan bu hunharca saldırı karşısında tutumunu belirlemeye, sesini yükseltmeye ve ulusal çıkarlarda birleşmeye çağırıyoruz.'

ANF