Marksizm'den Kopuşmalar ve Sapmalar!
Aslında bu başlığı atmak için kendimden çok tartışdım. Ama bir bilimsel olguyu tartışıyorsak, burda saygının önüne geçmek lazım diyorum.
Marksizm ve bilimsel sosyalizmi tartışıyorsak O, zaman daha dikkatli olmak amacıyla itinali davranarak Marksizmi soyut değilde, somut olarak olarak tartışmak gerekir.
Önce tartışmaya başlamadan önce, ben nasıl saygıyla davranma konusunda kelimeleri seçmekte itina gösteriyorsam. Benden tartışanların veya polemiğe girenlerin aynı itina ve saygınlığı mümkün olduğu kadar elden bırakmamasını diliyorum.
Önca bir pragraf açıyorum neden Marksizm?
Neden Marksizme sahip çıkmayı savunuyorum?
Neden Marksimden kopuşmalar, sapmalar oluyor?
Sorunun birincisinden başlıyorum. Neden Marksizm?
Marksizm insalığın temeli, tarihi, sonuca ulaştıran bir bilim olarak ele alınmadığı sürece anlaşılmaz sapma kavramlar zincirinde haps etmek, Marksizmi bitirmez tam tersine onun bilimseliğini yaşatır.
Neden? Çünkü bilimsel bir anlamda yaşayan teori ve ideoloji eğer bugüne kadar burjuva ideoloğları tarafından çürütülememişse ve hala onun Kapital teorisinden faydalanıyor kapitalizme ona göre yön vermede başvuruluyorsa?
Halen kapitalist sistemin üniversitelerinde ders olarak okutuluyorsa bunu bilim olarak kabul ediliyorsa, bunun bir sebebi vardır?
Öyle ya Kapitalist sistemin mezar kazıcısı olan Marksizmdir. Ama burjuvazi ne hikmetse kapitalist ekonomi için, sık sık başvurduğu yer Marksizm adresi olduğu bir tartışma götürmezdir.
Ben Marksizmi felsefi olarak ve bilimsel olarak insanlığın yol göstericisi ve kurtarıcısı olarak görüyorum.
Buna bazıları katılır, katılmaz ayrı bir konu olarak görüyorum. Yine bazıları bana karşı çıkacak veya eleştirecek ama ne için kendiside eleştirdiği sorunun cevabını vermekte güçlük çekerek bilimsel olmayan bir şekilde saldırı eleştiri hakkını kullanacaktır.
Bana diyecekler yine Marksizm den alıntılar yapmış biz bunu bıraktık diye bilirler. Varsın desinler ben Marksizme inanıyorum insanlığı kurtaracak olanda Marksist bilimin savunusu olan sınıfsız, sömürüsüz olan komünist toplum olduğu inancıyla savunmaya devam edeceğim.
Neden? İnsanlığın kurtuluşunu alternatif bir biçimde ortaya koyan ne kapitalist sistemin kendisi? Nede burjuva üniversiteleri ve bilim adamları alternatifini sunmuş olmazken nasıl oluyorda. Marksizm bilim olmaktan çıkarılmaya çalışılıyor? Sebep sosyalist sistemin çözülmesimi? Demek ki, sosyalist sistem çözülmese, bu küçük burjuva devrimcileri ve sözüm ona sosyalistleri ben eminimki, bu ağır aksak işleyen sosyalist sisteme sahip çıkacaklardı.
Sovyet sosyalizmin revizyonist veya başka terimleri kullananlara karşı mücadele edeceklerdi. Pekiy? Şimdi ne değişti de sosyalizme, Marksizme saldırarak bilimsellikle alakası olmayan teori ve ideolojilerle saldırmanın mantığını anlamış değilim..
Her şeyden önce Marksizme, inanıp, inanmakta her insan özgürdür. Ancak bilimsel olmayan eleştiriler teorinin tamamlayıcısı olmadığı gibi, karşı anlayışın teori karşısında saldırı biçimine dönüşmesidir.
Önce Marksizmin kavranmasından başlayacağım.
İnsan nedir? Sorusu, insanların kendi kendilerine cevaplandırmak zorunda oldukları ve hayatlarını ona göre düzenledikleri temel sorundur. Marksizm esas itibariyle bu soruya cevap arama girişimidir. Marksimin öznesi hep insan olmuştur.
İnsanlar maddi geçim araçlarının toplumsal üretimiyle yer yüzünde ki, öteki hayat biçimlerinden ayrılırlar. Bunun doğal ön koşulu insan ellerinin ve beyninin evrimi olmuştur.
İnsanlar bu sayede doğanın geri kalan kısmından ayrılarak aletleri toplumsal biçimde kullanmaya ve konuşmaya, yani çalışarak hayatlarını kazanmaya başlamışlar ve bu arada hayal ve düşünme yeteneklerini geliştirmişlerdir.
Homo sapiens türleri doğal ayıklama yoluyla evrimin ürünüdür. Fakat insanların toplumsal üretimde bulunarak yaşamlarıyla yeni bir evrimsel gelişme başlar. Genel olarak, canlı türlerin evrimsel gelişmesi organizmanın doğadan ihtiyaçlarını sağlama araç ve yöntemleriyle değişiklik anlamına gelir.
İnsandan önce bu daima organizmaların kendilerinde bazı yapısal değişiklikler anlamına gelmiştir.
İnsanların evrimi tekniklerin evrimidir. İnsanlar daha basit tekniklerden daha yüksek tekniklere ilerledikçe uygarlıklar da ilerlemektedir. Bu ilerleme ayrıca bir anlamda toplumsal üretimin kaçınılmaz kıldığı bir ilerlemedir.
Marks’ın toplumsal hayatı yöneten temel yasa olarak ileri sürdüğü varsayım ki, bu güne kadar ne çürütelebilmiş nede yerine bütün olaylara daha iyi uyan bir başkası konulabilmiştir. iki ilkesi temeli oluşturmuştur.
1)Toplum halinde yaşayan insanlar üretim ilişkileri ile üretim güçlerini mutlaka uyumlu hale getirmek zorundadırlar;
2) Üretim ilşkileri bütün insan kurumların ve bütün insanların faaliyet ve amaçları koşullandırırlar.
Üretim olmadan insanlar insan olarak yaşayamazlar, ve rahat üretim ilişkileri olmadan başarılı bir şekilde üretimde bulunamazlar.
O halde belirli üretimin ilşkilerinin varlığı tüm toplumsal hayatın temelidir; ve toplumsal üretimin gelişmesi sürecinde her ne zaman üretim ilişkileri gelişen üretim güçlerine uyumlu olmaktan çıkmışlarsa, yani üretim güçlerinin başarılı bir biçimde kullanılmasını sağlayacak yerde bunlara engel olmaya başlamışlarsa, ikisi arasında yeniden uyum sağlamak gerekmiştir.
Marks’ın özellikle özgürlük ve zorunluluk arasında ki, ilişkiyle ilgili düşüncesi; ’’Zorunluluk. Ancak anlaşılmadığı ölçüde kördür.....’’Özgürlük zorunluluğun bilincidir’’ (F. Engles, Anti-Dühring). Başka bir deyişle, özgürlük doğanın objektif yasalarının varlığını ve zorunluluğun özgürlüğe diyalektik dönüşümünü kabul etmektir. ( tıpkı, bilinmeyen ama bilinebilir. ’’kendiliğinden şey’’in ’’bizim için şey’’ e, eşyanın özü’’nün ’’olgular’’a dönüşümü gibi)
Marks Engles’e göre, Feuerbach’ınki dahil ’’eski’’ materyalizmin (ve bu arada özellikle Büchner-Vogt Moleschott’un ’’ vülger’’ materyalizminin) başlıca eksiklikleri şunlardı:
1) bu materyalizm ’’esas itibariyle mekanik’’ bir materyalizm olup kimya ve biyolojinin(günümüze buna maddenin elektirikli teorisini de eklemek gerekir) modern gelişmelerini dikkate almıyordu:
2) eski materyalizmin ne tarihi nede diyalektikti (tersine ,anti-diyalektik anlamında metafizikti) ve evrim görüşünü sistematik ve yaygın bir biçimde uygulamıyordu;
3)’’ insan’’ı tarihin somut olarak belirlediği ’’ tüm sosyal ilişkilerin bütünü’’ olarak değil de, soyut bir kavram olarak görüyor, ve bu yüzden çabası dünyayı yanlızca’’ yorumlamak’’tan ibaret kalıyordu: oysa, önemli olan dünyayı yorumlamak değil, onu değiştirmek’’ti ve eski materyalizm’’ pratik devrimci eylem’’in anlam ve kapsamını kavramıyordu. (Lenin ) K.Marks ve Doktirini.
Belki, bazıları Lenin’den aldığım alıntıya katılmaya bilir ama, ben Marksizm kopuşmaları, sapmaları açıklamak için, Marksist olan Marksizmi savunan her yazarın hele de bu dünyada ilk 1917 Ekim sosyalist devrimin denemesinin mimarı olan Lenin’se ona katılmakla beraber sahip çıkmakda Marksizm bütünleştirme açısından gerekli olduğuna inanıyor ve savunuyorum.
DİYALEKTİK MATERYALİZM
Marks ve Engles, Hegel’in diyalektiğinde evrimin en geniş, en zengin ve en derin yasasını görüyor.
Gelişim, evrim ilkesinin başka herhangi bir biçimde ortaya konması onlara tek yanlı, fakir bir görüş gibi geliyor, bunun doğa ve toplum içindeki (sık sık sıçramaların, yıkımların ve devrimlerin damgasını taşıyan) evrimin gerçek seyrini bozduğuna, yozlaştırdığına inanıyorlardı.’’Marks ve ben, belki de bilinçli diyalektiği, hegelcilik dahil her türlü idealizmin pençesinden kurtarıp onu doğanın materyalist anlayışı içinde oturtmaya çalışan tek kişilerdik. Doğa diyalektiğin denek taşıdır. Ve modern doğa biliminin yüceliğine saygı göstermiş olmak için günden güne artan çok zengin bir olaylar dizisi sağlamış ve böylelikle doğada şeylerin son çözümlemede metafizik değil. Diyalektik bir biçimde cereyan ettiğini kanıtlamıştır. (Lenin) K.Marks ve Doktirini.
’’ Diyalektik felsefe karşısında hiçbir şey kesin, kalıcı, mutlak, kutsal değildir; her şey gelip geçicidir ve sürekli bir oluşum ve yok olma sürecinden, aşağıdan yukarıya doğru sonsuz bir yükselme sürecinden başka hiçbir şey kalıcı değildir ve diyalektiğin kendisi de bu sürecin düşünen beynindeki yansımasından başka bir şey değildir. ’’demek ki, Marks’a göre, diyalektik’’ gerek dış dünyanın gerek insan düşüncesinin hareketini yöneten temel yasaların bilimidir.’’ (Lenin) K.Marks ve Doktirini.
Şimdi yukarıda uzun alıntılardanda anlaşılacağı gibi, Lenin yorumuna ve Marksın görüşüne göre diyalektik gerek dış dünyanın gerek insan düşüncesinin hareketini yöneten temel yasaların bilimi olarak kabul ediyor.
Bizim sözde Marksist yazarların kendilerini haklı çıkarmaya İngilizce tercüme hatasına parmak basmaya çalışarak, Marksizmi kendine göre yorumlayarak çürütmeye kendi mantığıncada katkı yaptığını sanarak nasıl tercümede hata bulduğunu ispatlayarak etrafındakileri bu koronun içerisine çekrek onay verdirmeye çağırıyor.
Kimse şu gerçeği söylemiyor, veya sormuyor? iyi güzelde şimdiye kadar nerdeyse 160 yıldır. Marksizm dünya genelinde hemen, hemen her dilde ve 6 dilde Almanca, Fransızca, İngilizce olarak okundu ve yorumlandı. İngilizce okuyan ve yorumlayan olmadımı da? Sayın yazar bu katkıyı sunmaya çalışıyor. Bugüne kadar kimse okuduğunu anlamadı veya yorumlayamadımı?
Amaç açıktır; Marksizmi tahrif ederek sınıf mücadelesini ve sosyalist mücadelenin neredeyse utanğaç bir biçimde ’’Ütopya’’ olduğunu çağın Marksime ihtiyaç kalmadığı söylemlerine kadar vardırıyorlar. Komünistlik-sosyalistlik adına yüzleri kızarmadan savunuyu söylemeye çalışıyorlar.
Bunlar hep Marksizm adına kavram kargaşası yaratmadan başka bir şey değildir.
Doğada her şey önü sonu, metafizik süreçle değil, diyalektik süreçle oluşur; doğa, aynı çevre etrafında tek düzen, süresi bir dönüş değildir, gerçek bir tarih yaratıcılığıdır. (F. Engles) Sosyalizm Ütopiden Bilime dönüşmesi.
Diyalektik, doğanın, insanlık toplumun ve düşüncenin genel hareket ve gelişme yasaları biliminden başka bir şey değildir. (F. Engles) Anti-dürhüng.
’’İnsanların yaşam koşullarıyla, toplumsal ilişkileriyle ve sosyal varlıklarıyla birlikte tasarımları, görüş ve kavramları, kısacası, bilinçleri de değişmektedir. Bunu anlaya bilmek için derin derin düşünmeye gerek varmı? K.Marks ve F.Engles (Komünist Partisi Manifestosu)
İnsanların bilinçli olduğu sürece dünyayı, doğayı tahlil eder ve onu geliştirmeye çalışır evet bugün dünya Teknoloji ve sanayi,Tıp, Uzay ve Bilgi iletişim çağında yaşıyoruz bu gelişmede diyalektik Materyalizm ayrı bir yeri olduğu gözardı edilmemelidir. Metafizik-idealist felsefe dünyaya hakim olsaydı, bilim bu kadar gelişmeyi sağlayamayacaktı. Diyalektik ve Tarihi Materyalizmin bilimin gelişmesinin önünü de açmıştır.
’’Gözümüz, çevremizde ki, nesneler arasında, sadece, kendi doğal niteliklerine uygun olanları görebilir. Tanrı tanımayan bir çağ, tanrı korkusu içinde ki, çağı anlayamaz.’’ (F.Engles)
’’Antagonizmsiz ilerleme olamaz; uygarlığın günümüze kadar bağımlı bulunduğu yasa işte budur. ’’Antagonizm’’: sınıflı toplumlar da ki en sert çelişki; karşı güçler arasında ki amansız mücadeledir.’’K.Marks (Fesefenin sefaleti)
Kapitalist sistem de çelişkiler yumağıdır. Ezen sınıf-Ezilen sınıf çelişkisi Antagonist çelişki olup uzlaşmazdır. Yani bugün açlık ve yoksulluğun küresel kapitalizm de dünyanın her tarafında zenginlik-yoksulluk biçiminde iki sınıf arasında uçurumlar oluştururken herhalde uzlaşma beklemek kadar saçma bir düşünce olamaz.
Veya işçi ve emekçi sınıflara kapitalizmin iyileştirmesini, reforumlarla düzeleceğini de düşünmek kadar saçmalık olamaz.
’’Bilinç, varlığın (maddi yaşamın) bilincine varılmasından başka bir şey değildir. İnsanların varlığı ise, yaşamlarının reel sürecidir.’’ (K.Marks: Alman İdeolojisi)
’’Tarih’e, kendi amaçlarına ulaşmak için insanı bir araç olarak kullanan bir kişilik gözü ile bakılamaz. Tarih, amaçlarına yönelik insanın eylemlerinden başka bir şey değildir.’’
(F.Engles: Kutsal Aile)
Bu güne kadar her Tarih’de her çağda insanlar ve toplumlar kendi amaçlarına ulaşmak, kendi çıkarları için, insanları araç olarak görerek ezmiş sömürmüş ve insanlar üzerinde, toplum üzerinde kendi hakimiyetlerini, baskılarını uygulayarak sistemlerini sürdürmüştür.
Yani kendi dışın da ki, sınıfı; kendi dışında ki, insanları ezerek, sömürerek küçük görerek farklı ve güçlü bir insan olduğunu düşünerek insanlarıda araç olarak ya kullanmış yada baskı ile yönetmeye çalışmışlardır.
Bu anlayış toplumun en küçük birimi olan Aileden tut, toplumu ve devleti oluşturan yapıları, kurumları kim ve hangi sınıf elinde elinde bulunduruyorsa o, topluma baskı ile hakim sınıfdır. Bugün Kapitalist sistemde ise, devleti kurumları ve üretim araçlarını kapitalist sınıf ellerinde bulunduruyor devlet kurumlarına ve devlet de kapitalist sınıfa hizmet ederken, işçi sınıfı ve emekçi sınıfların üzerinde devlet baskı ve tahakküm aracıdır.
’’İşçi, kendisi için değil, kapital için üretim yapar. Bu yüzden, onun sadece üretmesi yeterli değil, artıdeğer de üretmesi gerekir... Bundan dolayı, insanın üretici işçi olması bir mutluluk değil, allahın bir lanetidir.’’ ( K.Marks) Kapital. Cilt.1)
’’yeni belirtilen Kapitalin (sermayenin) baştan ayağına bütün hücrelerinden kan ve pislik fışkırır. (aynı kaynaktan)
Kapital, ölü emektir; o da, tıpkı vampir gibi, yalnız canlı emeği emerek canlanır ve ne kadar çok canlı emek yutarsa, o derece güçlenir. (aynı kaynak)
’’Özel mülkiyeti zayıflatacak ve proletaryanın yaşamını güven altına alacak geniş tedbirlerin gerçekleştirlmesi için bir araç olarak derhal kullanılmayan bir demokrasinin proletaryaya bir faydası yoktur.’’(K.Marks.F Engles Komünist Partisi Manifestosu.)
’’Felsefenin maddi silahı proletarya olduğuna göre, proletaryanın da manevi silahı felsefedir.’’ (K.Marks)
’’Bilimsel sosyalizm, doktirin değili harekettir, ilkelere değil, kanıtlara dayanmaktadır. Çıkış noktaları, şu yada bu felsefe değil, şimdiye kadar ki, tüm tarihtir ve özellikle bu tarihin uygar ülkelerde ki, çağsal gerçek ürünlerdir.’’(F.Engles)
’’Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş mücadelesinde ki, tutum ve davranışlarının teorik ifadesidir.
Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş koşullarını açıklayan bir öğretidir’’.(F.Engles: bilimsel sosyalizmin İlkeleri)
Benim fazla yorum yapmama gerek duymuyorum, çünkü almış olduğum alıntılar yeterli ve fazla bile gelir. Okuyucuları sıktığımın ve yorduğumun farkındayım ama, tartışdığımız konun önemi büyüktür. Dünyada sosyalist sistemin çözülüşü ile gerek Kapitalist-emperyalist sistem olsun, gerekse de eski sözüm ona sosyalistlere gün doğmuş oldu.
Adeta sosyalizme saldırı/darbe vurma yarışına dönüştü. Önce sosyalist devrimin olmadığını söylediler sonra buna teorik argümanlar üretme yarışına girdiler.
Üretilen teoriler ayakları yere basmayınca saldırı hedefi Marksizme ve Lenizme dönüştü.
Lenin 1917 Ekim sosyalist devrimi erken ve tek ülkede devrim yapmakla suçlandı ve Leninst partinin parti içi demokrasinin işlemediğini tek kişisi partisi durumuna geldiğini ve yanlışlığı ile suçlu olarak Lenin suçlanarak cezalandırıldı. Lenizmin ideoloji olmadığına iddasıyla mahkum edilmeye çalışılmaktadır.
Bunu yaparken sözde Marksizmin-Leninzmi eleştirerek günün koşullarına uygun teorisini bulma geliştirme için değil, tam tersine Lenizmi mahkum edereken amaç Marksizmi mahkum etmektir.
İşte bugün nerdeyse sınıf mücadelesinin bittiğini; kapitalist sistemi iyileştirerek, reforumlarla İnsan haklarının demokrasinin geleceğini söyleyen buna teori diye insanları aldatmaya çalışan böyle at canbazları o kadar çoğaldı ki, nerdeyse kapitalizmi tanımasak göklere çıkaracaklar.
’’Biz, tarihin dolaysız itici gücü olarak sınıf mücadelesine ve özellikle çağsal sosyal dönüşümlerin güçlü bir kaldıracı olarak, burjuvazi ile proletarya arasında yürütülen sınıf mücadelesine, kırk yıldan beri, ön planda yer verildik. Bu yüzden biz, harekette, bu sınıf mücadelesinden iz bile bırakmamak için çabalayanlarla birlikte yürüyemeyiz. K.Marks. F.Engles:( A. Bebel, V. Libkneht, V. Brane ve diğerlerine Sirküler Mektup)
’’Sınıf mücadelesinin sevimsiz ve ’’kaba’’ görülerek reddedildiği yerlerde sadece ’’gerçek insan severlik’’, sosyalizmin temeli, gevezelikler de adalet sayılmaktadır.’’(aynı kaynak)
işte tüm soruların cevabı oldu. Bugün Engles’in dediği gibi, Kapitalist-emperyalist sistem işçi sınıfı ve emekçi mücadelesine ideolojik ve teorik olarak saldırı yaparken sınıf hareketini bölüp parçalamak adına değişik adlarda sivil toplum örgütleri çoğalmakta bu örgütlerinin kuruluş yerlerinin ana üst merkezi ise, ABD emperyalizmin denetimminde kurularak piyasaya sürülmektedir.
İnsan hakları, Yeşiller partisi, doğayı koruma, hayvanları koruma, cinsel içerikli örgütler feminizm, travestiler, gaylar, vb. Gibi.
Şimdi bunların amaçları ilk bakışta doğru gelebilir ama, içerik olarak sistemi ehlileştirmek kapitalist sistemi savunmaktır. Bunların hiç birisinin içinde kapitalizme karşı bir sınıf mücadelesi bulamazsınız. Kapitalizmin kendisi insanlığı yok ederken, hangi insanlara hakkını verecek, yargısız ceza verenden af istemeye benzer.
’’Ve günümüzde de öyleleri var ki, kendilerine özgü yansız ’’yüksek görüşleriyle, işçilere, sınıfsal çıkarlarının ve sınıf mücadelesinin çok üstünde dolaşan hayali bir sosyalizmin propagandasını yapmakta, birbirleriyle savaşan sınıfların çıkarlarını, yüce bir insanlık sevgisiyle barıştırıp uyuşturmaya çabalamaktadırlar. Bunlar dan bazıları yenilerdir. Daha öğrenecekleri pek çok şey vardır; ötekiler de, işçilerin en azılı düşmanıdırlar, koyun postuna bürünmüş kurtlardır.’’ ( F. Engles: İngiltere’ de işçi sınıfına ek)
Evet bugünün, küresel kapitalist dünyasında reel Sosyalizm yenilgiye uğramış olabilir. Bu yenilgi tüm komünistlerin, Marksistlerin önemli olan pes etmek değil, ideolojik, teorik gelişmeyi sağlayacak yine Marksist komünistlerin olacağını unutmamak gerekir.
Buna en güzel cevabı’’Engles’den’’ vereceğim;’’ şuda unutulmamalı:mücadelede her zaman başarıları başarısızlıklar izler. Bu yüzden de, zaman zaman işler biraz kötüleşirse düş kırıklığına uğramamak gerekir.’’ (F.Engles)
bugün de dünya Komünist hareketi bir yenilğini evresini yaşamakta olduğu bir günde, tüm saldırılar Marksist Komünist hareketin üzerinde yoğunlaşmış durumda. Tam da kendi ideolojik ve teorik hesaplaşmasını sürdürürkende böylesine saldırların kendi içinden gelmeside doğal bir sonuçtur. Ama her yapılan yorumların eleştirilerin Marksizme katkı dan çok saldırı olduğu da bir gerçektir.
’’Bütün uygar ülkelerde demokrasinin zorunlu sonucu proletaryanın siyasal iktidarıdır. Proletaryanın siyasal egemenliği ise, sosyalist tedbirlerin ilk koşuludur.’’ (F.Engles)
’’Kapitalist toplumda sosyalist toplum arasında, birincisini devrim yolu ile ikincisine dönüştüren uzun bir dönem bulunur. Bu dönemde geçici siyasal dönem arasında, elbette ki, bir uyum vardır. Bu yüzden, bu ortadaki dönemin devleti, proletaryanın devrimci yönetiminden başka bir şey olamaz.’’ (K.Marks: Gothe Program’ının Eleştirisi)
İşte bazıları buna yanlış olduğunu çeviri hatası olduğunu söylüyor böylece doğrulayarak devam ediyorlar; Kapitalist sistem ile Komünist toplum arasında başka toplum olmaycağını savunurken de. Lenin önderliğinde 1917 Ekim sosyalist devrimi inkar ederek sosyalist toplumun olamaycağının vurgusu ile Marksizmi kendi aklınca İngilizce çeviri hatası ile revize ederek Marksizme saldırı ile vurmaya çalışıyor. Yani ona göre Kapitalist toplum dan bir el çabukluğu ile sınıfsız sömürüsüz Komünist toplumu inşa edecek ve iktidarda proletarya olmayacak her kesim kardeş kardeş iktidarı paylaşarak bir arada birlikte yaşayacak ve çabucak da devlet sönümlenecek sınıfsız topluma sesiz sedasız Kapitalist-emperyalist sitemde buna seyirci kalacak mı? Bravo!
Kapitalistlerin sermayesini devletini ortadan sesiz sedasız nasıl kaldıracaksınız? O, belli değil. Ama, bu sapma anlayış Marksizmi sınıfı inkar etmeden başka bir şey olamaz.
’’Filizoflar, dünyayı sadece çeşitli yöntemlerle açıklıyorlardı. Fakat asıl ödev, onu değiştirmektir.’’ (K.Marks: Felsefenin sefaleti)
bunu bilince çıkarmak Marksizmi bilim olduğunu biz Komünistlerin sık sık başvuracağımız aydınlanarak kendimize rehber edeceğimizi unutmamak gerekir diyorum..
Kapitalist sistem sürdüğü müddetçe sınıflar mücadeleside devam edecektir. Önemli olan Marksizm e karşı eleştiri/saldırıdan çok Marksizmi günümüz koşullarında bilimsel sosyalizme göre ideolojik ve teorik olarak geliştirip yeni enternasyonalizm inşasını olmazsa olmazın koşuluyla yeniden ayağa kaldırmak olmalıdır. Bu göreve kendisini sorumlu his eden her birey her Komünistim diyen örgüt-parti bu mücadeleyi geliştirmek/ birleştirmek olmalıdır.
Marksizmi tartışdığımız bir günde dahi insan Marks’ın doğum günü olan 5 Mayıs da 190 yaşına girerken, dünyaya bir kez daha Marks’ın kapital’ine, Marks’ın geliştirdiği diyalektik materyalist felsefesi işçi sınıfı ve emekçi sınıfların önünde rehber olmaya dün den daha çok ihtiyaç duyulduğu tartışılmazdır.. iyiki doğmuşsun dahi insan seni ve Marksizmi bilincimizde yaşatacağız..
Bu uzun tartışmama burda noktalıyor herkese selamlar saygılar diliyorum.
Mehmet ÖZCAN
7.5.2008
- Zafer.53 ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
