Malatya’da Öğrenci Olmak
Bir kentin toplumsal ve ekonomik yapısı, o kentin gelişmişlik düzeyi ile ilgili bilgi veren önemli bir ölçüttür. Kentte yaşayanlar da bu yapı çerçevesinde belirlenen bir döngü içerisinde yaşarlar. Böyle bir sistemin sağlamış olduğu imkânlar dâhilinde hayatlarını şekillendirirler. Bu şekillendirmeye üniversiteler önemli katkılar sağlamaktadırlar.
Bir kent olarak Malatya’nın sosyal dokusuna baktığımızda, bu dokuda üniversitenin önemli etkileri olduğunu görebilmekteyiz. Bu nedenle, üniversite kurulmadan önceki Malatya ile üniversite kurulduktan sonraki Malatya diye bir ayrım yapmamız olasıdır.
İnönü Üniversitesi, 1975 ve 1976–1977 Eğitim Öğretim Yılı’nda eğitime başlamıştır. 1984 yılına kadar şimdiki Malatya Fen Lisesi’nde eğitimini sürdüren Üniversitemiz, 1984–1985 Eğitim Öğretim Yılı’nda, bugünkü yerleşke alanına geçmiş ve hızla gelişme imkânına kavuşmuştur. Geçen yıl kurulan Adıyaman Üniversitesi’ne devredilen birimlerden sonra İnönü Üniversitesi 29.05.2007 tarihi itibariyle; 9 Fakülte, 11 Meslek Yüksekokulu (Bunlardan Darende Mustafa İclal Başer Meslek Yüksekokulu ve Doğanşehir Meslek Yüksekokulu öğrenci almamaktadır.) 1 Sağlık Yüksekokulu, 3 Enstitü ve 1003 akademik, 1031 idari personel ile 17181 öğrenciye eğitim öğretim hizmeti vermeyi sürdürmektedir.
Malatya’da üniversite yerleşkesi dâhilinde ya da merkezde yaşayan öğrencilerin tümü üniversiteye gelirken hayatları ile ilgili pek çok dönüm noktasını burada yaşayacaklarını düşünürler. İleride yapacakları meslekten oturacakları evin niteliğine kısacası hayat tarzlarına şekil verecek olan faktör üniversite dönemidir. Bu dönemi en verimli şekilde geçirebilmeleri, kendi kişisel merakları ve yetenekleri dışında onlara sağlanmış olanaklarla da yakından ilgilidir. Örneğin bilgisayar öğretmenliğini kazanmış bir öğrencinin beklentileri ile tıp fakültesini kazanmış bir öğrencinin beklentileri ve ilgi alanları farklı olmaktadır. Bilgisayar öğretmenliğinde okumaya hak kazanan bir öğrencinin üniversite yerleşkesi dâhilinde internet bağlantısı olmasını beklemesi yersiz bir beklenti değildir. Aynı şekilde tıp fakültesindeki öğrenci de laboratuar imkânları, alanı ile ilgili araç gereç yeterliliği olsun ister. Bunun dışında tüm öğrencilerin ortak birçok gereksinimi vardır; fakültelerine ya da yerleşkeye çok uzak olmayacak bir ev ya da yurt, yerleşke dâhilinde yeme içme ihtiyacını karşılayacak işletmeler, çalışabilecekleri ve içinde bol kaynak bulunduran bir kütüphane, spor yapabilecekleri alanlar, kültürel etkinlikler vs. Bu anlamda İnönü Üniversitesi, öğrencilerine sağlamış olduğu imkânlarla bu gereksinmelerin çoğunu karşılayabilmektedir. Ancak yerleşke dâhilindeki yurtta barınan öğrenciler, yurt koşullarından oldukça rahatsız olduklarını, temizlik ve yemek konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirtmektedirler. Kalitesiz yemekler ve üstünkörü yapılan temizlik, sonuçta, öğrencileri dışarıda yemeye zorlamakta ve bu da masraflarını arttırmaktadır.
Bu yazıda Malatya’daki öğrenci gruplarını ve bu öğrencilerin ‘Malatya’da öğrenci olmak’ konusundaki fikirlerini kendi yorumumu da katarak tartışmaktayım. Bu amaçla, 17 öğrenciye Malatya’da öğrenci olmak size ne ifade ediyor soruru sorulmuş ve verilen cevapların genel bir değerlendirmesi üzerinden sınıflandırma yapılmıştır. Böylece sizlere faydalı olunmaya çalışılmıştır.
Öğrenci, Asker ve Bozuk Para: 17 öğrenci ile düzenli olarak yapılan görüşmelerde Malatya denildiğinde çoğunluğun aklına gelen ilk üç şey öğrenci, asker ve bozuk para olduğu bilgisi edinilmiştir. Üniversite öğrencilerinin kent merkezine katkısı azımsanmayacak düzeydedir. Bu cümleyi biraz açmak istiyorum: gerek öğrencilerle yapılan görüşmelerde kendilerinin ailelerinden öğrendikleri Malatya’nın geçmişine dair izlenimler gerekse de Malatya’nın tarihsel gelişimi hakkında bilgi veren kaynaklar incelendiğinde kabaca Malatya’nın bugüne nazaran daha az gelişkin bir sosyo ekonomik ve kültürel dokusu olduğunu söylemek olasıdır. Bu noktadan hareketle diyebiliriz ki üniversitenin kurulmasından önceki ve sonraki Malatya arasında, üniversiteye, yani öğrencilere ve nüfus hareketlerine bağlı olarak bir gelişmişlik söz konusudur. Yani öğrenciler kente ekonomik anlamda önemli katkılar sağlamaktadırlar. Öğrencilerin çoğu kent merkezindeki ticari işletmelerin, sosyal tesislerin, kültürel kurumların varlığının kendi varlıkları ile özdeş olduğunu, bu kurumların onların ceplerindeki bozuk paralarla işler duruma geldiğini savunmaktadırlar. Yine buna benzer bir durum askeri açıdan da ön plana çıkmaktadır. 2. Ordunun ve 7. Jet ana hava üssünün Malatya’da olması kentin hem siyasi hem de ekonomik anlamda dikkatleri üzerine çekmesine ve Doğu’nun merkez kentleri arasına girmesine katkıda bulunmaktadır.
Yerli Halkın Öğrenciye Bakış Açısı: Yukarıda da belirttiğim gibi bundan 20 yıl önce Malatya’da yaşayan yerli halkın kentin sosyo-ekonomik yapısına bağlı yaşam standartları ve kültürü onların tutumlarını da belirliyordu. Bu bağlamda o dönemdeki şartlar ( kapalı toplum yapısı dolayısıyla) öğrencilerin kent halkıyla buluşmasını önemli ölçüde etkiliyordu. Farklı kentlerden ve kültürlerden binlerce gencin üniversite okumak için Malatya’ya gelmesi, kentin içten dışa yapısını değiştirmesinde zorlayıcı bir etki olmuştur. Öncelikle öğrenci sayısının artmasının etkisi önemlidir. Öğrenci sayısının artması, onların beklentilerine cevap verecek nitelikte tesislerin kurulmasına zemin hazırlamış ve bu zeminde de yeni bir sosyo- ekonomik yapının inşası başlamıştır. İşte bu yeni sosyo- ekonomik yapının topluma getirmiş olduğu birtakım yeniliklere ve değişikliklere yerli halkın uyum sağlaması biraz zaman almıştır. Yerli halk, kentte yaşanan ve hazmedemedikleri değişikliklerden öğrencileri sorumlu tutmuşlardır. Bu düşünce yerli halkı üniversite öğrencilerine karşı olumsuz bir tavır takınmaya itmiştir. Bu tavırlarla, gittikleri çeşitli mekânlarda sürekli karşılaşan üniversite gençliği, zaten uyum sağlamakta zorluk çektikleri bir kente daha da yabancılaşmaktadır. Örneğin kız öğrencilerin kısa etek giymesi, erkek arkadaşlarıyla çarşıda el ele yürümesi, merkezde gençlere yönelik eğlence mekânlarının artması, kendi çocuklarının da olumsuz etkilendiğini düşünen halkın tepkisini çekmiştir. Bununla birlikte, Türkiye genelinde olduğu gibi, Malatya genelinde de kadınların kamusal alandan uzaklığı, bayan öğrencilerin kent merkezinde aktif görünmesine olan tepkileri arttırmış ve halktaki tutumlar olumsuz yönde belirmiştir.
Konut Yetersizliği ve Barınma Sorunu: Geçen yıl ODTÜ ve 9 Eylül Üniversitelerinden gelen öğretim üyelerinin Malatya’da İstanbul’daki bir veri araştırma şirketi aracılığı ile uygulamış olduğu konut inşa faaliyetleri ile ilgili ankette, Türkiye genelinde belirlenen diğer 7 ile göre Malatya’nın hızlı kentleşme sürecine bağlı konut sayısındaki yetersizlik ortaya çıkmıştır (2).
Konut inşa faaliyetlerinin yoğunlaştığı caddeler olan; Fahri Kayahan Bulvarı ve Sivas Caddesi gibi alanlar- TOKİ’nin inşa alanı da dâhil edilebilir- konut yapısı bakımından ve gerek fiyatlar gerekse de nitelik bakımından öğrenci bütçesinin çok üstünde kalmaktadır. Kent merkezine gelen öğrencinin karşılaştığı sorunlar bir tek bununla sınırlı değildir. Bunlara yerli halkın önyargısını, kapalı toplum özelliğinin çözülmemişliğini eklersek, öğrencilerin barınma sorunları içinden çıkılamayacak bir duruma gelmektedir. Görüştüğümüz 17 öğrencimin tümü (yerleşim yeri Malatya olanlar hariç) yerli halkın öğrenciye ev kiralamak istemediğini, onlara karşı küçümseyici tavırlarla yaklaştığını, birkaç öğrencinin daha önce yapmış olduğu olumsuz davranışları bütün öğrencilere mal ettiğini dile getirmekte ve bu durumdan yakınmaktadırlar.
Örnek olarak görüştüğümüz öğrencilerden ikisinin başından geçen bir olayı paylaşmak istiyorum. Bu arkadaşlarımız üniversiteyi kazandıkları ilk yıl Kredi ve Yurtlar Kurumu’na yurt başvurusunda bulunurlar. Bu başvuru sonucunda yerleşke dâhilindeki bloklarda yer olmamasından ötürü merkezdeki Temelli Semtindeki yurda yerleştirilirler. Üniversiteye gidebilmek için her gün iki vasıta değiştirmek zorunda kalan (bu sene itibariyle tek vasıta ile ulaşım sağlanabiliyor) öğrenciler, masraflarına bir de yol parası eklemek zorunda kalırlar. Yurt koşullarının zorluğu, masraflarla birleşince eve çıkmaya karar verirler; ancak işler hiç de onların planladıkları gibi gitmez. Çaldıkları her kapı yüzlerine kapanır. Kimisi, “Kız başınıza ne arıyorsunuz? Size verecek evim yok.” der; kimisi giyimlerini beğenmez “Benim genç oğlum var, oğluma kötü örnek olursunuz.” der. Umutlarını iyice yitiren arkadaşlarımız sonunda kendilerine uygun bir ev bulmayı başarırlar. Eve yerleştikten sonra kendileri ile aynı apartmanda oturan iki kiracı ailenin ödediği kira miktarının çok üstünde bir kira ödediklerini öğrenirler (bu sadece iki kız arkadaşın başına gelen bir durum değil, diğer öğrenciler de Malatya’daki ev sahiplerinin, söz konusu kiracı öğrenci olduğunda evi çok daha pahalıya kiraya verdiklerini söylüyorlar).
Sorunu örnekleyici olması açısından bir olayı daha paylaşmak istiyorum. Üç kız öğrencinin yaşadığı bir öğrenci evinin sahibi, sözü edilen öğrencileri eve gelen giden var mı diye sürekli olarak çeşitli bahanelerle kontrol etmek istemektedir. Bu nedenle olmadık vakitlerde evin kapısını çalmakta, teklifsizce içeriye girmekte ve mahremiyete saygı duymaksızın odaları kontrol etmektedir. Ev sahibinin ahlakı koruma düşüncesiyle yaptığı bu davranışların ahlaklılığı tartışılır olsa gerek, o evde kalan öğrenciler sizin de kızınız, akrabanız veya komşunuzun üniversite okumaya giden kızı olabilirdi. Aynı şekilde ev sahibinin kızı da okumak için gittiği bir yerde benzer muamelelerle karşılaşabilirdi. Kendi çevremizdekilere dokunduramadığımız davranışları tanımadığımız kişilere rahatlıkla atfedebilmenin bedelini bu kız öğrenciler, huzursuz bir öğrencilik hayatı geçirerek ödemektedirler.
Büyük Şehir, Küçük Şehir İkilemi: Büyük şehirlerin de küçük şehirlerin de yararları ve sakıncaları vardır. Büyük şehirlerde kentleşme oranı yüksektir. Bu durum o kentin ekonomik, sosyal ve siyasal yapısına ve kentte yaşayan bireylerin tutum ve davranışlarının dönüşümlerine etki etmektedir.
Malatya’nın doğusundaki illerden gelen öğrencilerin, özellikle kentleşme ve kentlileşme açısından daha geride bulunan illerden gelen öğrencilerin, bakış açısıyla, kentleşme düzeyi yüksek illerden gelen öğrencilerin bakış açıları farklı olmaktadır. İlk kategorideki öğrenciler için Malatya, birçok aktivitenin gerçekleştirildiği, sosyal tesislerin en iyi şekilde hizmet verdiği gelişmiş bir şehir izlenimi yaratırken; ikinci kategorideki öğrenciler kendilerini geliştirebilecekleri kurumların yoksunluğundan, staj yapacakları bir yer bulamadıklarından, üniversitenin kütüphanesi dışında alternatif bir kütüphanenin olmayışından yakınmaktadırlar. Doğup büyüdüğü şehirde, ilçede ya da köyde hiç sinemaya, tiyatroya gitmemiş bir öğrenci Malatya’da bu imkânlara kavuşabildiği için ona göre Malatya caziptir; bir de büyük şehirden gelmiş bir öğrenci için aynı durumu değerlendirirsek sonucun tersi çıkması kaçınılmaz olacaktır; çünkü yaşadığı şehirde(bu şehri İzmir, İstanbul ya da Bursa olarak düşünürsek)kitap fuarı düzenlenirken üniversite okuduğu şehirde bir kitabevi bile yoktur. Bu öğrenci grubu tüm yakınmalarına karşın, aynı zamanda büyük şehirlere nazaran ulaşımın Malatya’da daha kolay olduğunu, sokakların diğer birçok şehre göre daha güvenilir olduğunu belirtmektedirler.
Tüm bunlara ek olarak Malatya’nın küçük bir şehir olması, farklılıklara tahammülünün az olması, homojen bir toplum özelliğinin varlığı, farklı kültürlerden ve dinlerden gelen öğrencilere yönelik ötekileştirme oranını arttırmaktadır.
Sonuç: Evet, üniversiteler kentin toplumsal ve ekonomik olarak gelişmesi açısından çok önemli kurumlardır. Çünkü üniversiteler, kentte yaşayan işsiz kesime istihdam olanaklar yaratmakta, kentteki işletmelerin işlerliğini arttırmaktadır. Öğrencilerin sosyal gereksinimlerini karşılamak için kurulan sosyal tesislerin ve gerçekleştirilen kültürel etkinliklerin ortamı güzelleştirme ve kent dokusunu canlandırma gibi kente sağladığı önemli katkıları vardır. Üniversitenin ve öğrencilerin sözü edilen katkıları düşünüldüğünde, hâlihazırdaki önyargıların ve olumsuz tutumların azalması ve daha da iyisi ortadan kalkması durumunda, belirtilen katkıların artmasının önü açılmış olacaktır.
- zehra ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
