Marksizmi Marks Gibi Okumazsan Öğrenemezsin!
Marksizm Marksist olmayanlarla tartışmanın bir yararı olmaycağını biliyorum. Sosyalist olmayanla sosyalizmi tartışmak yanlıştır. çünkü inanmıyor sınıf mücadelesini Devrimi red ediyor. Marksizmi tahrif edilmenin ana kaynağının altında yatan gerçek burasıdır.
Geçmiş Komünist harekatın tarihinde ne kadar dönekler ve sapmalar olduğu tartışma götürmez bir gerçektir.
İşte bunlardan bir tanesi de ’’LENİN’İN İFADESİ İLE DÖNEK KAUTSKY’’ kimse komünist harekata dönek olarak girmez. Ancak Marksist teoriyi iyi yönde de kullana bilirsin, kötü niyetlede kullana bilirsin.
Marksist teori bir açılım ve aydınlatmadır. Bunu Marksist anlamda sınıfın mücadelesine göre, yorumlarsan amaca uygun olarak işçi sınıfının kurtuluş mücadelesi devrimle olcağını bilince çıkarmaktan geçiyor.
Marksizm burda seni alır o yola doğru sürükler ve götürür. Çünkü Marksizm işçi sınıfının bilimidir.
Ama Marksizmi sınıf için amaç değilde sınıfı yanlış yönlendirme konusunda kullanırsan dönekliğe ve refomist olarak burjuvaziye yaranma adına sistemi ve düzeni korumuya yönelik olursa (Lenin İfadesiyle Dönek olursun.)
Dönek Kautsky esasında o ilk başlar da Marksist dir.
Marksizmi sınıf açısından değilde tıpkı bugünün Dönek yazarları vb gibi, koro içinde Marksizmi tahrif ederek sınıf mücadelesinden uzaklaşarak sosyalizm ve devrimden kaçarak Marksizme işçi sınıfına ihanet etmektir.
Bırakın sosyalist maskesi takmayı inanmadığınız bir şey için mücadele etmeyin. Bırakın Komünist devrimci harekete küfürname yağdırarak mücadelenin önünde engel olmayın. Gidin Kapitalizm ve sistemin ne kadar iyi güzel olduğu konusunda karşı-devrim ve burjuvazinin safları sizi bekliyor. Bugün gitmezseniz yarın mutlaka orda olacağınızdan eminim...
’’siyasal döneklikleri, işte buna dayanıyor.’’ Teorik olarak, felsefi olarak, diyalektiği yerine seçmecilik ve safsatacılığın geçmesi, işte buna dayanıyor. Diyalektik, somut ve devrimcidir. O, bir sınıfın diktatorasından bir başka sınıfın diktorasına ’’geçiş’’i, demokratik proletre devletin devlet olmayana ’’ geçiş’’inden (’’ devletin solması’’) ayrır. Kautskyler ile Vandeveldelerin seçmecilik ve safsatacılığı, burjuvaziye yaranmak için, sınıflar savaşımı yerine içine devrimin yadsınmasının sokulabileceği(ve çağımız resmi sosyal-demokratlar onda dokuzunun soktukları) genel ’’geçiş’’ fikrini geçirerek sınıflar savaşımdan somut ve kesin olan ne varsa el çabukluğunu getirir’’! (proleter devrim ve dönek Kautsky Lenin)
Aslında bugün Marksizme ve sınıf mücadelesine saldıran dönekler gibi her dönemde Marksizme sınıfa saldırarak devrimin önüne engel olmaya çalışmışlardır.
Sakın ha sakın bunları Komünist-sosyalist, Marksist olarak görerek aldanmayın, bunların tek amacı vardır.
Kendini sapma ideoloji ve teorilerini sözüm ona Marksizm den süsleyerek sınıf mücadelesini Marksizme olmayan inançlarını devrime karşı olarak sürdürmek istemektedirler!
bunlar sınıfın işçi sınıfının iktidarlarından korkarlar bunlar tipik küçük burjuva devrimcileridir. Küçük burjuvazi kaypaktır. Kim güçlüyse çıkarı için onun yanın da yer alırlar.
İşte bugün dünyada kapitalist-emperyalist sistem güçlüdür. Şimdi bakın çevrenize ne kadar eski küçük burjuva devrimciler varsa hepsi sosyalizme ve Marksizme lanet okuyorlar. Hepsi kapitalist düzeni savunan dönekler olmuşlardır. Burjuvaziden bütünleşerek karşı devrimci olmuşlardır.
’’(Marks’ın 70 yıllarında İngiltere ve Amerika’da sosyalizme barışçıl geçiş olanağını kabul ettiğini ileri sürmek bir safsatacı, ya da daha yalın söylemek gerekirse, alıntılar ve iletmeler yardımıyla aldatmacaya sapan bir düzenbaz kanıtıdır. İlkin, Marks daha o çağda bu olanağı istisna olarak düşünüyordu. İkincisi, tekelci kapitalizm, yani emperyalizm henüz, henüz yoktu. Üçüncüsü, tam da İngiltere ve Amerika’da, burjuva devlet makinesinin temel parçası olarak o zaman askeri fraksiyon yoktu-bu gün var)
basının olduğu yerde eşitlik, özgürlük,vb olmaz. Engles, işte bu nedenle, şöyle diyordu: proletarya devete gereksinim duyduğu sürece, bunu özgürlük yararına değil, ama düşmanları ezmek için duyar; ve özgürlükten söz etmenin olanaklı olacağı gün, devlet de, devlet olarak varolmaktan çıkacaktır.
Kautsky demokrasiye uygulanmış ’’ sınıf savaşımı’’nı.... denize atmış!Kautsky tam bir dönek, bir burjuva uşağı durumuna gelmiştir. (Lenin proleter devrim ve dönek Kautsky)
Marksizmi işçi sınıfı adına okumazsan onu Kapitalist sisteme karşı alternatif olarak Sosyalizmi-sınıfsız topluma giden yol olarak görmediğin sürece ve düşünmediğin zaman anlayamazsın.
Tüm dünya komünist hareketinin tarihi süreçlerinde baktığımızda böylesi Kautsky gibi dönekler çıkarak işçi sınıfı mücadelesini önüne set çekmek engel olmak için mücadele ederek karşı devrimin burjuvazinin saflarına geçmişlerdir.
Bu gün için, kim yenilik adına Marksizmi revize etmeye çalışıyorsa bilinki onun Marksizm dışında çıkarak komünist hareketi sapma teori bilinç bulanıklığına çekmeye çalışmaktır.
’’Benim yeni olarak yaptığım;1) sınıfların varlığının ancak üretimin gelişimindeki belirli tarihsel evrelere bağlı olduğunu;2) Sınıf savaşımın zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne vardığını;3) bu diktatörlüğün kendisinin bütün sınıfların ortadan kaldırmasına ve sınıfsız bir topluma geçişten başka bir şey olmadığını tanıtlamak olmuştur.....(K.Marks.F Engles Felsefe İncelemeleri)
Marksizm özü bu dur. İşte burayı her nedense tüm sapmalar Marksizmi tahrif ederek veya bu anlayışı değiştirerek karşı çıkmışlardır.
Marks bir Komünist olarak devrimci olduğu kadar bir bilim adamıdır. Marks’ı Marks gibi okumazsan Marksizmi anlayamasın. Şeylerin özü ile biçimleri arasında fark olmasaydı bilime ihtiyaç duyulmazdı.
’’Sosyalistler çok iyi biliyorlar ki, bütün komplolar yararlı olmak şöyle dursun, zararlıdır. Sosyalistler yine çok iyi biliyorlar ki, devrimler daima ve her yerde, şu yada bu partiler ve sınıfların irade ve yöntemlerine asla bağımlı olmayan durum ve koşulların zorunlu ürünleridir.’’ (F. Engles: Bilimsel Sosyalizmin ilkeleri)
’’Tarihi materyalist anlayış ve kapitalsit üretimi kaplayan gizin artı-değer yolu ile açıklığa kavuşturulmasını, bu iki buluşu Marks’a borçluyuz. Sosyalizmin, bu iki buluş sayesinde bilime dönüşmüştür. (F.Engles Sosyalizmin Ütopiden Bililime Dönüşmesi)
işte bugün kü, sapma yazarların Maksizmin tahrif ederek altını boşaltarak işlevsiz hale getirmek istedikleri yerlerden en önemlisi olan Marksizmi bilim olmadığını söylemeye çalışan sapmaların yanıldıkları noktada burası. Yukarıda söylediğim gibi Sosyalizm Marksizm ve bilimsel sosyalizme inanlardan tartışılır. Devrime inancı sınıf mücadelesine inancı olmayanlardan tartışmak bizleri onların seviyesine düşürür ve biraz zorlarsan saldırıyı küfürnameye dönüştürürler.
K. Marks, Kapital 1867
’’Mistikleştirilmiş biçimiyle ile diyalektik (Hegel’deki –Y.Z), şeylerin mevcut durumunu yüceltip göklere çıkarıyor gibi göründüğünden Almanya’da moda olmuştu. Oysa akla uygun biçimiyle diyalektik, burjuvaziyle ile
onun doktriner profesörlerine bir skandal ve nefret uyandırıcı gibi gelir. Çünkü diyalektik, bir yandan şeylerin mevcut durumunu pozitifinden tanıyıp kavrar, bir yandan da bu durumun inkarını ve kaçınılmaz çöküşünü içinde barındırır. Çünkü diyalektik, tarihsel olarak gelişmiş her toplumsal biçimi akışkan bir hareket içinde görür. Bu nedenle onun geçici doğasını, onun anlık varlığından daha az olmamak üzere hesaba katar. Çünkü hiçbir şeyin dayatmasına izin vermez, özünde eleştirici ve devrimcidir.’’ K .Marks Kapital, 1867 (İng)
S. Akdeniz-K.Karagülle bu arkadaşlar alıntıları ve diğer yanlışlıkları bularak (Yusuf Zamir’in) kitabından yorum yaparak Komünist bir görevi yerine getirmişlerdir bundan dolayı kutluyorum. Ve onlardan aktarmaya devam ediyorum. ( önce bir yanlış anlamayı önlemek için, bu alıntıyla ilgili kaynak bilgiyi düzeltmemiz gerekir. Alıntının kaynağı ’’ K.Marks, Kapital 1867 (İng) c. 1,s.29 gösteriliyor. Kapital’in birinci cildi Almanca olarak 1867 yılında basıldı. İlk İngilizce baskısı Marks’ın ölümünden sonra 1887 yılında yapıldı.
Söz konusu alıntı, Birinci cildin Almanca ikinci baskısı 24 Ocak 1873’de yılında Londra’da yazdığı Sonsöz’ün içinde yer almaktadır.
Hegel’in mistik diyaletiğinin aksine Marks’ın akılcı diyalektiği:
1. şeylerin mevcut durumunu pozitifinden kavrarken bu durumun reddini ve kaçınlmaz çöküşünü barındırır.
2. Akışkan bir hareket olarak gördüğü her toplumsal biçimin geçici doğasını, anlık varlığından daha az olmamak üzere dikkate alır.
3. Hiçbir şeyin dayatmasına izin vermez.
4. Özünde eleştirel ve devrimcidir.
Konumuz açısındanbiz bu formülasyonda varolan iki önemli nokta üzerinden değerlendirmemizi sürdüreceğiz.
Birincisi: Marks diyaletiğinde, kavradığı ve çözümlemeye çalıştığının adının olgular olarak değil şeyler olarak koyar. Olgular yerini şeyler alır.
Olgular ile şeylerin aynı değildir. Her olgu birşeydir fakat bunun tersi doğru değildir. Şeyler olguların yanında ilişkileri, yapıları, nesneleri, biçimleri kavramları, modelleri kapsar. Yusuf Zamir olgularda ısrarlıdır.
İkincisi: ve konun can alıcı noktası, Marks’ın yöntemim dediği akla uygun biçimiyle diyalektiğin özünde saklıdır. Marks’ın diyalektiği özünde eleştirel ve devrimcidir. Bu tanımlamada diyalektik ile eleştirel ve devrimci kavramlarının ilişkisi özsel olarak bağlantılıdır. Bu üçlünün mantıksal içsel bağlantısı bozmadan okumak ve anlamak kullanmak bir Marksist için kaçınılmaz zorunluktur.
Yusuf Zamir, bu üçlünün arasında zincirleme varolan özsel ilişkiyi hiç bir zaman bilimsel neden göstermeksizin parçalıyor. Devrimci terimini yok ediyor. Diyalektik ve eleştirici terimleri kendi meşrebine uygun olarak kurguluyor ve ’’Marks’ta Eleştiri Ne Anlama gelir’’ sorusunu yanıtlamış oluyor.
Diyalekyiğin özünü eleştirici ile birlikte oluşturan devrimci unsur, ne hikmetse Marks’ta Eleştiri Ne Anlama Gelir bölümünde, Yusuf Zamir’e ait olan kısmında hiç isim veya sıfatla yer almaz. Devrim, devrimci, devrimsel, vb , sözcükleri burada bulmak mümkün değildir. Neden olmadığı konusunda bir açıklamada yoktur. Devrimci sözcüğü Marks’ın alıntısına göze batarcasına ’’Bak ben burdayım!’’ demesine rağmen gerekli ilgiyi görmez. Neden?
Üç sayfalık bu bölüm özet olarak Hegel’in eleştiri anlayışıyla başlar, Aydınlanmacı eleştiriyi eleştirir, Marks’ın eleştiriyi bambaşka temelde yeniden kurduğunu söyler. ’’Din eleştirisi bütün eleştirilerin öncülüdür’ü açar. Marks’ın Eleştirel analizi deşifra eder, fantastik sahici insanlık özlemini ortaya çıkarır. Kitabın 6. ve 7. sayfalarında anlatılan Marks’tır.
Sekizinci sayfada birden bire Marks’ın yerini alan Marksist Eleştiri, ’’mistik olguları saçmadır diye atmaz,’’ insanın kendi yarattığı yabancılaşmış toplumsal ilişkiler insanın nasl reddildiğini gösterir,’’ ’’toplumun toplumsal ilişkiler niteliğinde ve tarihin diyalektik kavranışına dayanır,’’ ’’yol gösterir,’’ dinamik unsurların soyut analizini yapar,’’ potansiyelini tesbit eder.’’
Bu bölümün ilk iki sayfası Marks’a üçüncü ve son sayfası Marks’ın desteğinde Marksist Eleştiriye aittir gibi görünür. Oysa bu bölümde olması gereken eleştiri konusunda Marks’ın kendisinin ne anladığını veya anlattığıdır. Yusuf Zamir burada Marks’ı Marks gibi okumaz, Marks’ı marks gibi anlamaz (2). Kendi görüşünü, Marks’ın bazı doğrularını kendince yorumlayarak ve değiştirerek Marks’ın anlayışı olarak bize sunar.
Kendisine ait 400 kadar kelimenin içinde diyalektiği ve eleştiriyi defalarca kullandığı halde devrimci sözcüğünü bir kez olsun kullanmaz. Eleştirici sözcüğünü diyalektik ile beraber kullanır, fakat eleştirici unsurun devrimci unsurla buluşmasına izin vermez. Bizzat eleştirinin de önemli bir devrimcipratik olduğunu söz bile etmez.
Diyalektiğin özünü oluşturan öğelerden birini dışlayarak yapılan analiz, yanlızca bir elementin değil, diğeri ile birlikte diyalektiğin iç seriminin bozuşmasına yol açar.
Diyalektik ile diyaletiğinin özünü oluşturan Devrimci ve Eleştirici faktörler arasında varolan bütünsellik parçalanır. Her biri birbirinden kopuk birbirinden bağımsız ve birbirine kapalı kavramlar veya sistemler haline gelir. Artık bundan sonrası kolaydır.
Yeni paradigmalar yaratılması yolunda, birini diğeri ile birlikte, birinin yerine diğerini koyarak, birini diğerlerinden soyutlayarak, yeni bir yöntem yeni bir bakış yeni bir anlayış yaratmak mümkündür. Eleştirici Teorisyenlerin yaptıkları tam da budur. Yusuf Zamir’in cephaneliğinde bunlar çokca bulunmaktadır.
Eleştirel okulun, işçi sınıfı hareketinin düşünsel temelleri üzerindeki etkisi düşündüğümüzden de derin ve yaygındır. Marksist teorinin içine sinmiştir. Çoğu Marksist tarafından bu durum normal kaşılanmaktadır. Pek azı direniş göstermektedir. Direnenlerin bir kısmı ya parçalanıp bu işten tümüyle vazgeçmekte yada okullardan birine teslim olmaktadır.
Diyalektik Bakış Eleştirel Bakıştır ’’ tesbiti, devrimci olanı dışlar, devrimci içerikten yoksundur. Bu haliyle eksik yanlış ve zararlıdır. Devrimci anlamından soyutlanmış haliyle Komünistlere öğütlenemez işçi sınıfına hareketine önerilemez.
1. ’’Eleştiri,’’ ancak çok ender ve çok özgül koşullar altında kendini eleştirebildiği için biçimlerini her zaman tek yanıl kavrar.
2. Tarihin, dinin, felsefenin ve bütün öteki teorilerin devindirici eleştiri değil devrimdir. Bu açıklamalarından ve yorumlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Burda tartışmayı noktalarken bu insanları iyi tanımak ve iyi anlamak gerekir diyorum.
Mehmet ÖZCAN
12.5.2008
- Zafer.53 ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
