İkram Mihyaz Mücadelede Yaşıyor
Sendikal mücadelenin, fiili ve meşru mücadeleden giderek uzaklaştığı bir süreçte İkram Mihyaz’ın geçmiş mücadele pratiği, azim ve kararlılığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor… 5 Temmuz 1999 tarihinde “Bakış” gazetesinde yayınlanan yazıyı, Sevgili İkram Mihyaz’ın katledilişinin 14. yılında yeniden yayınlıyor ve anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 05.07.2008
İkram Mücadelede Yaşıyor
Bugün Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Eski Şube Başkanı ve Onursal Başkanı sevgili İkram Mihyaz’ın katledilişinin 5. yıldönümü. Aradan 5 yıl geçmesine rağmen, barış, demokrasi, kardeşlik ve özgürlük düşmanlarınca katledilen İkram Mihyaz’ın katilleri hala bulunamadı. İkram 05.07.1994 sabahı işine gitmek üzere evinden çıkmıştı. Ancak o gün işine gidememişti. O gün farklıydı. O gün karanlık güçlerce alçakça, haince katledilmişti. Bu cinayetin failleri de diğer “faili meçhul” cinayetleri işleyenler gibi “bulunamadı!” Hem de susurluk vakasıyla bir kez daha açığa çıkan gerçekliğe rağmen ört pas edildi. Tıpkı Necati Aydın, Turan Dursun, Musa Anter vb. yazarçizer, bilim insanı, sendikacı ve nice değerlere karşı yapılan saldırılardaki failler gibi.
İkramları, katleden zihniyet bugün her zamankinden daha pervazsız ve azgınca saldırıya geçmiş bulunuyor. 15 yıldır süren savaş, on binlerce insan kaybı ve çekilen bunca acılar, yapılan tahribatlar yeterli görülmüyor. Savaş rantını paylaşan çeteciler, savaşı körüklemeye devam ediyor. Yargılı-yargısız infazları, idamları, açıkça savunuyorlar. Sokak terörünü, medya terörüyle birleştiriyor, “Asmayalım da besleyelim mi?” çığırtkanlığıyla “sallandırma” histerisiyle Kürt-Türk boğazlaşması yaratmak istiyorlar. Bugün İkram Mihyaz’ın anısına sahip çıkmak, barışı, kardeşliği, özgürlüpğü, demokrasiyi daha kararlı savunmak ve mücadeleyi yükseltmekten geçiyor. İkram Mihyaz’ın yaşamı, böylesi bir anlayışın ve mücadelenin çarpıcı bir örneğidir. Bu açıdan İkramı tanımak oldukça önemlidir.
İkram Mihyaz Tüm Bel-Sen Kurucusu ve örgütleyicilerindendi. Hatta kamu emekçileri sendikalarının kuruluşlarından önce oluşturulan SYK’lar (Sendika Yürütme Kurulları) içinde yer alan bir avuç insandan biriydi. O belediye emekçilerinin sendikalaşması için büyük bir azim ve özveriyle mücadele verdi. Gecesini gündüzüne katarak bıkmadan, usanmadan yerel yönetim birimlerinin hemen hemen bütününü dolaşarak emekçileri örgütlemeye çalıştı. Sendika tüzüğünün oluşturulması ve diğer sendikal faaliyetler nedeniyle gerektiğinde sabaha kadar çalıştı. Onun çalışkanlığı ve hızlı temposu çevresini etkiler, teşvik eder, kamçılayıcı rol oynardı. İkram, emekçilerin günlük basit taleplerinden sendikal taleplerine kadar bütün sorunlarını kendi sorunları olarak algılar ve sahip çıkalardı. Söz konusu sorunların çözümü için onurlu, kararlı bir pratik sergilerdi. Bu pratiği sergilerken adli-idari soruşturma, ceza ve yargılamalara tabi tutulmuş, sürgünlere, baskılara, gözaltılara uğramıştı. Her şeye rağmen geri adım atmamış, örgütlü mücadeleyi gücü oranında teşvik etmiş ve bu mücadelenin önünde yer almıştı.
Sevgili İkram, doğru bildiklerini her şart altında söylemekten çekinmezdi. Sorunlara eleştirel yaklaşırdı. Espriyle karışık çeşitli fıkra ve çarpıcı örneklerle konuşurdu. Eleştirileri bazen sert ve ağırdı, eleştirirken öfkelendiği de çok olurdu. Ama istinasız herkes bu eleştirilerin iyi niyetle yapıldığını bilirdi. İstemeden kırıcı davrandığında ise özür dilemesini bilir, gönül alırdı. Şüphesiz ki bütün insanlar gibi kendisinin de hataları ve eksikleri vardı. Bunları kendiside kabul ederdi. Hata ve eksikliklerini fark ettiğinde herkesin huzurunda ilk söyleyen kendisi olurdu. Kendisi eleştirildiğinde de gerçek payı varsa eleştirileri kabullenir, özeleştirisini rahatlıkla yapardı. İkram’ın uyuşukluğa, tembelliğe tahammülü yoktu. Gerek sendika gerekse işyeri toplantılarında yaptığı konuşmalarda kitlenin geri yanlarını da eleştirmekten kaçınmazdı. Emekçileri uyarır, çarpıcı deyiş ve sözlerle kendi sorunlarına sahip çıkmaya çağırırdı. Tüm Bel-Sen 2 n-No’lu Şube Başkanlığını yürüttüğü dönemde, şubenin bütün imkânlarını sendikal mücadelenin yanı sıra demokrasi güçlerine sunmak için uğraşmış ve emek vermişti. O bilinçle davrandığından dolayı şube yöneticileri ve üyeleriyle birlikte İnsan Hakları Derneğine üye olmuştu. Bu davranışıyla İHD’ nin demokrasi mücadelesindeki onurlu yerini bir kez daha hatırlatıyor, emekçilere mesaj veriyordu.
İkram, sadece belediye emekçilerine katkı sunmadı, o kamu emekçilerinin örgütlenme çalışmalarına da katkıda bulundu. Sendikalaşma süreci yaşayan bütün iş kollarındaki emekçilere elini uzatanlardan birisiydi. Oluşturulan Kamu Çalışanları Sendikaları İzmir şubeleri platformunun bütün eylem etkinliklerinde yer alanlardı.
O zor günlerin, zor anların, eylemliliklerin adamıydı. Kamu çalışanlarının haklı taleplerini her şart altında savunur, ödün vermezdi. Eylemlerde, açlık grevlerinde, gözaltında mahkemelerde en direngen ve kararlı tavır geliştirenlerden biriydi. İkram kamu emekçilerinin işçi sınıfının bir parçası olduğundan hareketle, işçi sınıfının bütün sorunlarının sahiplenilerek bilince çıkarılmasını savunurdu. Özelleştirmenin taşeronlaştırmanın, işten çıkarmaların yoğunlaşarak sürdüğü, var olan hakların emekçilerin elinden alınmak istendiği, direnişlerin grevlerin zorbaca bastırıldığı bir coğrafyada kamu emekçileriyle işçi sınıfının çıkarlarının birlikte mücadele ve örgütlenmeden geçtiğinin farkındaydı. Doğal olarak nerde direniş, nerede grev varsa İkram oradaydı.
Dayanışma ve birlikte mücadele için kolları sıvar, yardıma koşardı. İkram aynı zamanda yurtsever bir insandı. O, halkının ulusal-demokratik taleplerinin bilincine varmış bir emekçiydi. O bütün dünya halklarını en az kendi halkı kadar seven, saygı duyan enternasyonalist bir insandı. O, sömürünün, zulmün ve savaşın olmadığı güzel bir dünyayı özleyen, eşitlik ve özgürlük temelinde halkların kardeşliğine inanan bir sosyalistti. O coğrafyamızda egemen güçlerce dayatılan savaşın son bulmasını, Türk ve Kürt analarının ağlamamasını istiyordu. O Kürtlerin eşitlik, özgürlük, taleplerinin demokratik-barışçıl temelde çözülmesini savunuyordu. İkram Mihyaz emekçilerin ve Kürtlerin ekmek, barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşıyor-yaşayacaktır. O gülümseyen yüzü, gülen gözleriyle her an yanıbaşımızda, önümüzde olacaktır. Onu alçakça, haince katleden karanlık güçler ise insanlığın nazarında her gün her an kahrolacak, tarihin şaşmaz yargısıyla tarih çöplüğünde hak ettikleri yeri alacaklardır.
Faysal Özçift
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
