Türk medyası ve Kürt uzantıları

Türk medyası ve Kürt uzantıları

Türk ırkçı basını hepimizin bildiği gibi bir savaş ve rant sağlama örgütüdür. Kürdistan özgürlük mücadelesini yıpratma, zan ve töhmet altında bırakma, yalan ve düzmece haberlerin yanında, ırkçı sistemin ve genelkurmayın talimatları doğrultusunda gerçekleri çarpıtma, manipülasyon ve dezenformasyonla psikolojik savaşı kendi cephesinden üst boyuta çıkarıp kitleleri yönlendirme, harekete geçirme ve Kürt halkını mücadeleden uzaklaştırma, kafalarda soru işaretleri yaratmaya çalısarak düzmece haberleri sürmanşete çıkararak, üstlenmiş olduğu misyonun gereklerini yerine getirmektedir.

PKK; grup aşamasından bu yana şavaş medyasının bu tür saldırılarına maruz kalmıştır. Bazı şeylere itibar edilmek istenmiyorsa, biraz o zaman tarihe dönüp bir bakmak gerekiyor. Arşivleri araştırmak gerekiyor. Örneğin Doğu Perinçek in başını çektiği Aydınlık, bizce karanlık, dergisi Kürdistan özgürlük hareketine karşı 1979 dan 12 Eylül 1980 e kadar açıktan ajan faaliyeti yürütüyordu; o dönemin kadro ve militanlarının kimlik bilgilerini fotoğraflarıyla yayınlıyordu. Türk savaş ve ırkçı basınının savaşın tırmandırılmasındaki rolü görülmek isteniyorsa yine arşivlere bakmak, bunların gerçek yüzünü, haber diye yayınladıkları yalan ve düzmecelerin altındaki niyeti açık bir şekilde görmek mümkündür; çünkü savaş çatışma, yıkım, kan, gözyaşı ve katliamlar bu yasak ve inkar siyasetinin medyası için vazgeçilmez yaşam kaynaklardır.

Bu katil ve kanlı basın bazı Kürt kesimler tarafından referans olarak alınmakta ve özgürlük mücadelesine ve o nun önderliğine karşı adeta bir psikolojik savaş ta bu cepheden yürütülmektedir. Bu ya bilinçli olarak Kürdistanlılık adına, bağımsızlık ve özgürlük adına Kürdistan halkının özgürlük mücadelesine ve öncü gücüne karşı yapılan hesaplı bir saldırıdır veyahut gerçekten bilinçsiz bir şekilde Kürt düşmanı savaş örgütü şeklinde hareket eden bu ırkçı ve milliyetçi basının etkisi altına girmedir. Özü itibarıyla bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde dümana hizmet etme anlayışı sözkonusudur.

Bazı Kürt kesimlerin bu görevi bilinçli bir şekilde üstlendiklerini; PKK ve Önderliğin den intikam alma duygularıyla hareket ettikleri bilinmektedir. Bu zavalı ve uşak ruhluları ciddiye alıp bu çizgiden vazgeçirmek mümkün değildir; çünkü bunlar bu işi ve görevi bilinçli yürütmektedirler. İsbirlikçilik bunların ruhlarının derinliklerine işlemiştir. Bizim asıl sorunumuz; bu oyunlara bilinçsiz bir şekilde ortak olanları, psikolojik savaş medyasının yalan ve düzmece haberlerine itibar etmemeyi sağlama ve bu kesimleri bu etkiden kurtarmadır. Burada yurtsever medyaya büyük görevler düşmektedir.

Burada önemli olan nokta şudur; Kürt olup ta özgürlük hareketi içinde bir dönem yer almış bireylerin söylemleridir. Bu kesimler Türk ırkçı savaş basının asparagas haberlerine adeta doğruluk payı kazandırma, adeta bu yayın politikasını besleme ve destekleme olarak ifade edilebilir tutumlarıdır. Bu kesimler için belirleyici olan, düşmanı yenilgiye götürme, halkı özgürlüğe ve vatan topraklarını kurtarma değildir; tam tersine bunun mücadelesini en zor koşullar altında veren özgürlük hareketini zayıflatmak ve yenilgiye götürmek hedeflenmektedir. Bu kesimler kendi bireysel yetmezlik ve basiretsizliklerinin soumluluklarını özgürlük hareketine yükleyerek kendilerinin ne kadar mücadeleci ve halka bağlı olduklarını yazıp çize durusunlar, ancak tutum ve davranılşları bunun tersidir. Nedeni çok basittir: bunlar kendi egolarını tatmin etmek için, Özgürlük hareketinden ve Önderliğinden intikam alma ateşiyle yanıp tutuşmaktadırlar, bunların öyle halkı ve ülkeyi kurtarma niyetleri yoktur.

Bunu söylerken iki noktayı birbirine karıştırmamak gerekir. İyi niyetli olan dürüst insanların kaygılardan ötürü pratikte ve teoride ortaya çıkan sorunlara parmak basma biçiminde yönelttikleri eleştiriler ve diğer taraftan intikamcı davranıp özgürlük hareketini bilinçli olarak yıpratma ve karalama taktiği izleyen manipülatör ırkçı medyayı referans alan ve bu medyaya adeta destek sunan kesimler arasındaki farkı görmek gerekiyor. Birincisi olumludur, ikincisi ise Türk basınının bu yalanlarına, düzmece haberlerine kaynak olup onu güçlendirdirdiği için olumsuzdur ve düşmancadır.

Yurtsever basın sürekli bu konuları işliyor, PKK basın ve yayın organları en can alıcı ve temel sorunlara açıklık getiriyor, ancak bu kesim bu yayınları takip etmiyor,çünkü işine gelmiyor. Onun amacı ve niyeti farklıdır; onun için antenlerini Türk devletinin basın yayın organlarına çevirmiş orada acaba PKK yi karalayabilecek birseyler görebilirmiyim. Yani benim PKK ye yaklaşım ve çizgimi destekleyebilecek ve PKK ye karşı kullanabileceğim malzeme bulabilirmiyim arayışı içerisindedir. Bunlara neden vurgu yapıyoruz, nedeni açık; Kürt medyası, Kürt yurtseveri olarak kendilerini göstermeye çalışanların yazıp çizdiklerine baktığımızda acaba bunlar gerçekten Kürtmüdürler, içlerinde biraz halk ve vatan sevgisi varmıdır, yıllardan beri direnen ve özgürlüğü için en ağır bedeller ödeyen halka ve o nun öncü savaşçı gücüne birazcık saygıları kalmış mı diye soruyor insan kendine. Cevap maalesef kocaman bir hayırdır.

Ergenekon sürecinde savaş örgütü Türk ırkçı medyası tarafından PKK ye ve Önderliğine yapılan ithamlar, atılan iftiralar ve bu sözde Kürt kesiminin yaklaşımı arasındaki paralellikler artık kimseyi şaşırtmıyor; çünkü beslendikleri kaynaklar ve talimat aldıkları yerler aynıdır. PKK yi ve sayın Öcalan ı Ergenekon, MİT ve Genelkurmayla ilişkisini ısrarla savunan bu kesimlere cevabı ise sayın Öcalan a yapılan tüm baskı ve haksızlıklara karşı EDİ BESE! Kampanyalarıyla kendilerini sömürgeci devlete kitlesel olarak ihbar eden, yine Kürdistan da yürütlen savaşta yaşamlarını yitiren şehitleri sahiplenen, Kürdistan halkı vermektedir.

Munzur Dersim

 
urchinTracker();