Eyüp Sultan Konu?mas? - Hikmet K?v?lcml?

Köxüz tarafından ()
Eyüp Sultan Konu?mas?

Eyüp Sultan Konu?mas? Kapak

?ndirmek ?çin Kitap

Eyüp Sultan Konu?mas? - Hikmet K?v?lc?ml?

(D. Küçükayd?n'?n 2002 y?l?ndaki DEHAP Eyüp Mitingiyle ilegili Yaz?s?yla Birlikte)

33 Sayfa, PDF Olarak 238 KB, RTF olarak 180 KB

K?v?lc?ml?’n?n "Eyüp Sultan Konu?mas?"n? Köxüz’e "?ndirilecek Kitap" olarak koyuyoruz.
Kitab?n ba??nda da, Önsöz yerine, Demir Küçükayd?n'?n 2002 Seçimlerinde DEHAP'?n Eyüp'te yapaca?? miting vesilesiyle yazd???, Eyüp'ün, ezilenlerin tepkilerinin ve K?v?lc?ml?'n?n bu konu?mas?n?n anlam? ve önemi üzerine de?erlendirme ve aç?klamalar içeren "DEHAP'?n Eyap Mitinginin Dü?ündürdükleri" ba?l?kl? yaz? yaz? yer al?yor.
Bu yaz? ayn? zamanda "Çat? Partisi" konusuna nas?l yakla?mak gerekti?i üzerine bugün de geçerli belirlemeler içermektedir.

A?a??da bu yaz? bulunmaktad?r.

DEHAP’?n Eyüp Mitingi’nin Dü?ündürdükleri
 

Bu Pazar, yani 27 Ekim Pazar günü, seçimlerden tam bir hafta önce, Saat 10.00’da Eyüp’te Veysel Karani Meydan?’nda DEHAP çat?s? alt?nda seçime giren, Emek Bar?? ve Demokrasi Blo?u’nun, di?er bir ifadeyle, yükselen Kürt Ulusal Hareketi ile Türkiye ??çi ve Sosyalist Hareketinden geriye ne kalm??sa bunun büyük ço?unlu?unun ve en iyi geleneklerinin ortakla?a mitingi var.

Bu miting, blo?un ?imdiye kadar vard??? noktay? gösterece?i, yani bir bilanço ç?karma olana?? sunaca?? gibi, bundan sonraki dönemde yap?lmas? gerekenleri de gösterecektir.

Ankara, Türkiye’nin idari ve politik ba?kenti ise, ?stanbul, Türkiye’nin Tarihi, Kültürel, Ekonomik ve Sosyolojik ba?kentidir. Meksiko City, Kahire, Tahran, Sao Paulo, Bombay gibi bir Megapoldür.

Son y?llar?n tarihi, bu megapollerdeki e?ilimlerin politik ve kültürel etkilerinin sadece o ülkelerle s?n?rl? kalmayan enternasyonal bir karakter kazand???n?, adeta bir laboratuar i?levi gördüklerini de göstermektedir. Bir bak?ma Üçüncü Dünya’n?n birer laboratuar?d?r bu megapoller.

En önemli politik ve sosyal hareketler buralardan do?maktad?r. Eskiden oldukça farkl? bir durumdur bu. Eskiden, Bat?’n?n metropol ülkelerinin izinden giderdi geri ülkelerdeki politik ve sosyal hareketler. ?imdi ise, kendileri örne?i olmayan denemeler yapmaktad?rlar bu megapoller bütün üçüncü dünya ad?na. Sao Paulo ve Brezilya’n?n ??çi Partisi birbirinden ayr? dü?ünülemez. ??çi Partisi’nin deneyiminin bütün “üçüncü dünya” ülkeleri için önemi ise kimse taraf?ndan inkar edilemez. ?ran devrimi ve izledi?i yol gibi, o harika ?ran sinemas?, Tahran megapolü olmadan tasavvur bile edilemez. Dünyay? ve M?s?r? sarsan radikal politik ?slam’?n ideolojisi Kahire’de El Ezher gelenekleriyle megapol yoksullar?n?n bulu?mas?n?n ürünüdür.

Bin y?l boyunca, dünyan?n New York’uydu bu ?stanbul ve üçüncü dünyan?n di?er megapolleriyle k?yaslanabilecek hiç bir kültürel veya sosyal bir deney koymad? ortaya. ?stanbul Proletaryas? bir Lula ç?karamad?, bir ??çi Partisi yaratamad?. ?stanbul’un i?çileri, bu gün Politik ?slam’a yönelmi? durumda. Ama bu alanda da durum daha az sefil de?il. Bu gün AK Parti’de ifadesini bulan Türkiye’nin politik ?slam’?, her zaman burjuvazinin damgas?n? ta??d?, devlet kar??s?nda her zaman yerlere kapand?, en az?ndan teorik olarak bile milliyetçili?i reddetmesi gerekirken, kendini “Milli Görü?” diye tan?mlamas?, onun ki?iliksizli?inin tipik bir örne?idir. AK partide zerrece bir yoksul ve proleter damgas? görülmez. ?stanbul, Politik ?slam’?n teorik merkezlerinden biri de?ildir. Ortal??? kaplam??lar?n hepsi, M?s?r, ?ran, Pakistan gibi ülkelerdekilerin kötü kopyalar?d?rlar.

?stanbul Haf?zas?n? yitirmi?ti Türkiye gibi. Kültürel kaynaklar?n? kurutmu?tu. Asl?n? inkar eden bir haramzadeydi. Yitirilmi? bir haf?zayla hiç bir orijinal fikir geli?tirilemez. Ama bu ?stanbul, ?imdi yava? yava? Kürt Ulusal hareketinin itkisiyle tekrar haf?zas?n? kazan?yor. Geçmi?iyle yüzle?meye ba?l?yor. Bu itki en aç?k ifadesini, Sezen Aksu’nun konserlerinin bile?iminde gösterir. Kürt Ulusal Hareketi, yani Diyarbak?r Çocuk Korosu, olmasa, orada ne Rum, ne Ermeni ?ark?lar?, yani ?stanbul’un yitirdi?i haf?zas? olamazd?.

Ama ?stanbul, eski zamanlar?n gururuyla, hep ta?ral? ve a?a??, geri gördükleri taraf?ndan öne itilmeyi, e?itilmeyi hazmedemiyor, direniyor. Onu bir çocuk korosuyla temsil ettirip, koruyuculuk rolüne soyunuyor, yaparsa bu i?leri kendisinin yapaca??n?, kimse taraf?ndan e?itilme ve ileriye itilmeyi hazmedemeyece?ini ima ediyor. ÖDP’nin Kürt hareketine hep bir rakip olarak bak???n?n ard?nda sadece politik ve s?n?fsal de?il, böyle kültürel dirençlerin de büyük rolü vard?r.

??te Eyüp mitingi, ?stanbul’un komplekslerinden kurtulu?unun; kendi geçmi?iyle yüzle?meye aç?ktan ba?lay???n?n; bu direni?in k?r?l???n?n politik bir sembolü de olmal?d?r. ?stanbul bunu ba?ard??? an, Tahran, Kahire, Sao Paulo, gibi kendi özgün deneyini ortaya koyabilir. Bu deney, Politik ?slam ve ??çi Hareketi’nin, Kahire veya Tahran’?n varo?lar?yla Sao Paulo varo?lar?n?n deneylerinin bir sentezi olmal?d?r ve olmak zorundad?r.

*

DEHAP mitinginin yap?laca?? yerin Eyüp olmas? gerek ?stanbul’un gerek ??çi ve Sosyalist hareketin tarihi bak?m?ndan büyük önem ta??maktad?r. Eyüp, bir bak?ma, antik tarihin geleneklerinin ve modern i?çi hareketinin geleneklerinin bulu?tu?u sembolik bir kesi?me noktas?d?r. Bu sembolün anlam? üzerinde biraz dural?m.

Eyüp, her ?eyden önce Eyüp Sultan’?yla me?hurdur ve ad?n? da ondan al?r. Peki bu Eyüp Sultan kimdir, neyin nesidir?

Eyüp Sultan’?n hakiki ad? Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensarî'dir. Ad?ndaki Ensari, onun bir Medineli, oldu?unu gösterir. Eskiler “muhacirlik Peygamber zanaat?d?r” derlerdi. Muhammet de bir Peygamber olarak, Mekke’den Medine’ye modern ça??n devrimcileri gibi iltica etmi? orada “exil”de ya?am??t?r. ??te eskilerin Hazreti Halit dedikleri, Eyüp Sultan, Medine’de ona mihmandarl?k yapan ve onu evinde misafir eden bir Medinelidir ve ilk Müslümanlardand?r, sehabedendir.

Eyüp, ?slamiyet’in ancak geçen yüz y?ldaki Marksizm’in yay?l?? h?z?yla k?yaslanabilecek h?zla yay?l??? s?ras?nda, 668 y?l?nda, yani hicretin 46. ?nc? y?l?nda, Emevilerin gerçekle?tirdi?i ?stanbul ku?atmas?nda ölen bu bayraktar?n ad?d?r.

Ama Eyüp’ün o semte ad?n? veren bu günkü Türbe ve külliyenin oldu?u yerde öldü?üne dair hiçbir delil yoktur. ?stanbul’un fethinden sonra, daha sonra Sultan Fatih ad?n? alacak olan Türkmen delikanl?s? Mehmet’in ö?retmen dan??man? Bayrami Tarikatinin ?eyhi Ak?emsettin, “rüyümda gördüm öldü?ü yer buras?d?r” diyerek, bu günkü Türbenin oldu?u yeri göstermi?tir. Yani Eyüp Sultan, ?stanbul’u Feth eden barbar O?uzlar?n, bir gelenek yaratma ihtiyac?n?n ürünü olarak yarat?lm??t?r. Türbede, gerçekte Eyüp Sultan de?il, Ak?emsettin’in Rüyas? yatmaktad?r.

Eyüp Sultan, muhtemelen, ?stanbul’un Müslüman bir geçmi?i olmad??? için de, uydurma ama tek Müslüman yat?r?d?r. ?stanbul’da Müslümanlar?n bu gün bile kutsal kabul etti?i mum yak?p ziyaret etti?i bütün babalar ve evliyalar asl?nda, Bizans döneminin H?ristiyan evliya ve azizleridirler.

Y?llar önce ?stanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde, ?stanbul’un Evliya ve yat?rlar? ile ilgili bir alan ara?t?rmas? yapm??t? s?n?ftaki arkada?lar. Ara?t?rman?n çok ilginç bir sonucu vard?. Bütün bu babalar asl?nda H?ristiyan’d?, ?stanbul’un Müslüman ahalisi, bu H?ristiyan babalar? kendi evliyas? olarak benimsemi? ama onlar? Müslüman etmek için de H?ristiyan köklerini hiç de inkar etmeyen, asl?nda tarihi bir gerçe?i de sembolik olarak yans?tan bir hikaye uydurmu?tu. Bu hikayeler de bütün babalar ve evliyalar için a?a?? yukar? ayn?yd?. Fatihin ordular? ?stanbul’u ku?att???nda, bir papaz gelip Fatih’in susam?? askerlerine ya su da??t?r, ya onlar?n yaralar?n? sarar. Bu papaz veya H?ristiyan’?n yatt??? yerdir o her ak?am mahallelinin mum yak?p ziyaret etti?i o türbe.

Aç?kt? ki, bunlar Osmanl?, ?stanbul’u almadan önce de, ?stanbul’un H?ristiyan ahalisinin yat?rlar?yd?. Müslümanlar bunlar? oldu?u gibi benimsemi?ler, benimseyebilmek için de, onlar? kendilerinin H?ristiyan destekçileri olarak tan?mlamak için hikayeler uydurmu?lard?.

Bu gün bile Yunanistan’a giden, bu yat?r gelene?inin, ?stanbul’un ara sokaklar?ndaki yat?rlar?n benzerlerinin Yunanistan’?n dört bir yan?nda, ?ss?z yol kenarlar?nda bile ya?ad???n?, bir kaç mum ve e?yan?n içine koyuldu?u gerçek ya da potansiyel yat?rlar?n yüzlercesini görür.

Yani ?stanbul’un yat?rlar? H?ristiyan as?ll?d?r, biricik Müslüman yat?r? olan Eyüp sultan ise, Ak ?emsettin’in Rüyas?ndan ç?kmad?r. Osmanl? ?stanbul’u bütün bunlar? bilirdi. Cumhuriyet ve Türklü?ün icad?yla birlikte, ?stanbul haf?zas?n? yitirmi?tir, bütün bunlar? da unutmu?tur

Bu yat?r hikayelerinde gerçek olan bir yan ?udur. ?stanbul Feth edilmemi?tir, kap?lar? içinden aç?lm??t?r.

Her iki taraf?n da içinde kar??l?kl? i? birlikçiler vard?r. Osmanl?, ?stanbul’u feth etmeden önce henüz kelimenin tam anlam?yla devlet de?ildir. Yeniçerilik henüz çok küçük bir hassa alay?, bu günkü Cumhurba?kanl??? Muhaf?z alay? benzeri bir grup askerdir. Ordu, esas olarak dirlikçilerden, veya ba??ms?z boylardan olu?maktad?r. Osmanl?, di?er Türkmen ve O?uz boylar? aras?nda, e?itler aras?nda birinci durumdad?r. Bat? Orta ça??ndaki gibi bir durum söz konusudur. Di?er e?itler, ?stanbul’un al?n???n?n, Osmanl?’y? e?itler aras?nda birinci olmaktan ç?karaca??n?, onu devletle?tirece?ini ve kendi a??rl?klar?n?n sonu anlam?na gelece?ini bildikleri, o kanda? demokrasisinin son kal?nt?lar?n?n sonunu; yani kendi etkilerinin sonunu getirece?ini bildikleri, sezdikleri için, ?stanbul’un al?nmas?n? istememektedirler ve bu nedenle Bizans ile i? birli?i yaparlar. Zaten Osmanl?’da ?stanbul’u al?p devletle?tikten sonra hiçbir zaman bir daha kap?kulu, dev?irme olmayan birini sadrazam yapmam??t?r.

Osmanl? içinde Bizans’?n müttefikleri oldu?u gibi, Bizans’?n içinde de, Osmanl?’n?n müttefikleri vard?r. Çürümü? bu imparatorlu?un her türlü geli?menin ve refah?n önünde bir engel oldu?unu gören Bizansl?lar da Osmanl? ile i?birli?i yapmaktad?rlar. ?stanbul, bu gün anlat?ld??? gibi, Ulubatl? Hasan’lar taraf?ndan al?nmam??, kap?lar? yerli halk taraf?ndan gizlice Fatih’in ordular?na aç?lm??t?r. ??te bu yat?rlar? Müslüman yapma hikayeleri, ayn? zamanda bu i? birli?inin sembolik ifadeleridirler de.

Bu nedenledir ki, Fatih, H?ristiyanlara geni? özerklikler tan?m??t?r. Osmanl?’n?n sonraki büyümesinin s?rr? da buradad?r. Ahalisinin ço?unlu?u H?ristiyan bir ülkedeki Müslüman egemenli?i, ancak böyle geni?letilmi?tir. S?rf zorla hiçbir ?ey olmaz. Bunun hukuki biçimi de, ?eri hukukun alan?n?n daralt?lmas? ve s?rf Müslümanlara geçerli k?l?nmas?, örfi hukukun alan?n?n geni?letilmesidir. Osmanl?, asl?nda örfi Hukuk, diyerek, ?eri hukuku, fiilen uygulanmaz k?lm??t?r. Türkiye’deki laiklik uygulamas?, bu Örfi Hukuk gelene?inin bir uzant?s? ve modern biçimi olarak da görülebilir. Ama burada bir çeli?ki de vard?r, Laikli?in ortaya ç?kt??? y?llarda H?ristiyan ahali Ermeni ve Süryani Katliam? ve Rum Mübadelesi ile tasfiye edildi?inden, Alevilik d???nda toplumsal temeli kalmam??t?r. Bu nedenle, sözde Laik Türkiye, Müslüman Osmanl?’dan daha ba?naz daha Müslüman’d?r.

E?er tarihle bir paralellik kurarsak, bu günün uluslar?, dünün dinleri gibiydiler. O dinlere ve cemaatlere otonomi sa?layabildi?i için Osmanl? öyle bir güç olabilmi?ti. Ulusçulu?un ortaya ç?k???, bu dengeyi alt üst etti. Osmanl? topraklar?nda Onlarca Ulus kuruldu. Bu bölgenin kültürel ve iktisadi korkunç gerileyi?inin, kanl? katliamlar?n yolunu açt?. Ama bu gün, ulusçulu?un tekrar, ilk do?du?u zamanlardaki, kana, dile, soya ba?l? olmayan, hukuki bir tan?ma indirgenen, diller, dinler kar??s?nda nötr olan bir ulusçuluk, modern ça??n cemaatleri olan uluslar kar??s?nda, Fatih’in yapt???na benzer bir i?lev görebilir. Klasik Roma, Bizans, Osmanl? topraklar?n?n kültürel, ekonomik ve siyasi birli?inin yolunu açabilir.

?u an Orta Do?u ve Balkanlar’da böyle bir program? olan bir çok kültürel ve entelektüel damar var ama güçlü bir tek politik ak?m var: Kürt Hareketi. Kürt Hareketinin yeni stratejisinin onu formüle edenlerin bile dü?ünmedi?i tarihsel anlam? budur.

Tarihsel analojiyi buradan kurdu?umuzda, Eyüp mitingi ile, ?stanbul’u Feth etmeye kalkan Kürt Ulusal Hareketi, biraz Fatih’in ordular?na benzemektedir. Buradaki Fetih, askeri de?il, siyasi bir Fetihdir. E?er Feth ederse, t?pk? Osmanl? gibi Feth etti?i taraf?ndan Fetih de edilecektir, ama ayn? zamanda ?stanbul’u Feth etmi?, ?stanbul’un kültürel birikimini arkaya alm?? bir hareket olacakt?r. T?pk?, Fatih’in ?stanbul’u al???ndan sonra, h?zla yay?lmas? gibi, k?sa zamanda, klasik Osmanl? Bizans Bölgesini sarsacak ve ayn? zamanda, Sao Paulo, Kahire, Tahran gibi bir ba?ka deneyi sunacakt?r.

Kürt Hareketinin ulusal olanla dil, etni ve kültüre ili?kin olan?n ba??n? koparan demokratik program? ?stanbulu feth etmeden Orta Do?u’yu feth edemez. Ama ?stanbu’u feth etti?i an, kar??s?ndaki bütün engeller, birbiri ard?nca h?zla y?k?l?rlar. Ankara’n?n yolu ?stanbul’dan geçer. ?stanbul, Orta Do?u ve Balkanlar?n kap?s?d?r.

??te, bu Pazar ?stanbul’da yap?lacak Miting, ?stanbul’ Feth etmek için, Emevi ya da Fatih ordular?n?n bir zaman konaklad??? yerde, Eyüp’te ?stanbul’u siyasi olarak Feth etmek için Kürt Ulusal hareketinin ilk siyasi hücumu anlam?na gelmektedir. Bir hücumla ?ehrin dü?ece?i elbette söylenemez. Ama morali bozulabilir, sars?labilir, ?oka u?rat?labilir. Ve tarihin gösterdi?i ba?ka bir gerçek de var. ?stanbul’un içinden kap?lar? açacaklar gerekiyor. Yoksa ?stanbul’un surlar? d??ar?dan sald?r?larla y?k?lmayacak kadar güçlüdür. Bu surlar bu gün, kültürel surlar biçiminde varl?klar?n? sürdürüyorlar.

Yani Kürt Ulusal Hareketi’ne, ?stanbul’un kap?lar?n? açacak, ?stanbul’un H?ristiyan kökenli evliyalar? gibi bu gün ?stanbullu evliyalar gerekiyor. ??te, Kürt Ulusal Hareketi ile ittifaka giren Türk sosyalistleridirler bu günün evliyalar?, ?stanbul’un kap?lar?n? açacak ve onun s?rlar?n?; zay?f yerlerini Kürt ulusal hareketine anlatacaklar.

*

Fatihin ordular?na ?stanbul’un kap?lar?n? açan H?ristiyan evliyalar?n bu günkü kar??l??? olan ateist Evliyalar Kürt Ulusal Hareketi ile ittifaka giren Türk sosyalistlerdir. Bu sosyalistler ile de Eyüp aras?nda köklü ba?lar vard?r. Bu da ?stanbul’un bilinmeyen ba?ka bir ku?atmas?ndan gelir.

Türkiye ??çi Hareketinin deneylerinin sonuçlar?n? ortaya ç?kar?p tecritten kurtuldu?u, yoksul kitlelerle ba? kurdu?u ilk yerdir Eyüp.

1957 seçimlerinde, K?v?lc?ml?’n?n önderi oldu?u Vatan Partisi, burada yapt??? mitingle Türkiye sosyalist ve komünist hareketi tarihinde ilk kez, küçük illegal bildireler ve tevkifatlar çemberini k?r?p binlerce i?çiyle do?rudan ili?ki kurup onlara yine ilk kez devrimci program?n? anlatm??t?r. ?ktidar ??çilerin gösterdi?i ilgiden korkup K?v?lc?ml?’y? ve arkada?lar?n? tutuklam??, gerisi gelmemi?tir ama bu 1957 Eyüp Mitingi, Türkiye sosyalist Hareketi’nin tarihinde bir kopu? anlam?na gelir. Bunun anlam?n? görmek için biraz gerilere gidelim.

1950’lerdeTraktörlerin k?ra giri?i ile, köyden ?ehirlere muazzam bir göç ba?lad?. Bu göç, ?stanbul’un surlar? etraf?nda adeta Fatih’in ordular? gibi ?stanbul’u ku?atan gecekondu semtlerinin olu?mas?na yol açt?. Bizzat Gecekondu kavram? da Dolmu? kavram? gibi, bu yo?un yoksulla?ma ve ?ehre göçün sonuçlar?n? ya?ayanlar?n, ya?ad?klar? gerçekli?i yine kendilerinin yaratt??? kavramlarla tan?mlamalar?n?n ürünü olarak ortaya ç?km??t?r.

Köyden kopmu? ve h?zla proleterle?en bu geni? kitlelerin umutsuzluklar?, eskiden Osmanl? padi?ahlar?n?n k?l?ç ku?and??? Eyüp Sultan külliyesine, bamba?ka bir i?lev kazand?rm??t?. ?stanbul’un, umutsuz yoksullar?n?n, proleterlerinin dilek diledikleri, adaklar sunduklar? en önemli ziyaret yeri olmu?tu. Yani Eyüp Sultan, bir rastlant? ürünü olarak, umutsuz ve modern proleter kitlelerin, durumlar?na bir çözüm arad?klar? bir u?rak yeriydi. Sisteme duyulan tepki, dinsel biçimlerde yans?yordu, t?pk? bu gün i?çilerin kapitalizme ve yoksullu?a duyduklar? tepkinin AKP’ye kaymas? gibi.

Bu tepki nas?l olur da sosyalizmin kanal?na akabilirdi? Sorun buydu. Ama sorunun böyle koyulmas? bile belli ön ko?ullar? gerektirir. Önce bu ön ko?ullara de?inelim.

T?pk? 1960 sonras?nda yeniden do?an?nda oldu?u gibi, 1960 öncesinin adeta TKP ve çevresinden ibaret sosyalist hareketinde özünde farkl? s?n?flar?n e?ilimlerini temsil eden farkl? damarlar vard?r.

Bu damarlardan biri, ayd?nlara dayanan, bat? ayd?nlanmas? hayran?, burjuva sosyalizmi denebilecek bir e?ilimdir. Behice Boranlar, Zeki Ba?t?marlar, Aybarlar, Esat Adil Müstecapl?’lar, sanat alan?nda Naz?m Hikmet’ler, Ruhi Su’lar bu e?ilimin en bilinen isimleridir. Bu e?ilimin esas olarak i?çi s?n?f?yla hiçbir ba?? yoktur. ??çi hareketiyle ba?lar?, ??çi s?n?f?n?n sendikac?mlar zümresi ve onun e?ilimleriyle ba?lard?r. Üzeyir Baba’lardan, Kemal Sülker’lere kadar geni? bir sendikalist zümre ile tencere yuvarlan?p kapa??n? bulmu?ças?na birbirlerini tamamlarlar. Bu uyum ve yak?nl?k, Esat Adil’in partisinde de görülür. Sorel’den a??r? etkilenmeler ta??r. 1960’lar?n T?P’i de bir bak?ma bu iki damar?n bulu?mas?d?r. 1970’lerin TKP ve D?SK’i de yine bu iki damar?n birli?i ve yak?nla?mas?n?n ifadesidir. Ortak metodolojik karakteristik, düz bir ilerleme anlay???, ekonomizm ve baya?? bir materyalizm; politik olarak da reformizm, sendikalizmdir. Bu damar bu gün büyük ölçüde, ikinci cumhuriyetçiler ve CHP ve ÖDP içinde eriyip gitmi? ve asl?na dönmü?, sosyalizm kabu?undan soyunmu? bulunuyor.

Böyle bir e?ilimin, ne yoksul insanlar?n dine yönelmi?lerini kazanma gibi bir sorunu olur ne de, böyle bir sorunu olmamas? dolay?s?yla, buna yönelik kavramsal ve politik araçlar?. Dolay?s?yla bu e?ilime Eyüp’e gelen yoksullar?n bilindi?i yerlerde rastlanamazd?.

?kinci e?ilim, radikal küçük burjuva devrimci e?ilimdir. Mihri ve Zeki, ?efik Hüsnü ve Esat Adil ayr?l?klar? özünde burjuva sosyalizmi kar??s?nda radikal küçük burjuva e?ilimlerin ayr?l?klar?d?r. Daha sonra T?P kar??s?ndaki Dev-Genç, yetmi?lerdeki TKP, T?P, TS?P burjuva sosyalizminin d???nda kalan THKPC, THKO ve T?KKO kökenli bütün hareketler hemen hemen tümüyle bu e?ilimin yans?malar?d?rlar.

Altm??lardan sonra Alevilik olmu?tur bu damar?n esas besleyici kayna??. Bu e?ilimin eski ku?aklardan kalan en bilinen temsilcisi Mihri Belli’dir. Alevilikle ba?lar?n?n güçlü olmad??? 60 öncesi dönemde bu e?ilim daha ziyade üniversiteliler aras?nda etkilidir. Bu e?ilimin geleneksel olarak i?çi hareketiyle hiçbir zaman güçlü ba?lar? olmam??t?r. ??çilere ve yoksullara dayand??? yerlerde bile, i?çilerin modern örgütleri olan sendikalar ve i?çi partileri arac?l???yla de?il, o i?çilerin toplumsal konumlar?ndan farkl?, geçmi?in kal?nt?s? olan kültürel konumlar? arac?l???yla ba?lant? kurar. Alevilikten hem?ehrili?e kadar bunlar de?i?ir. ??çi örgütlenmesi içinde yer ald???nda bile, küçük radikal ve sekter i?çi örgütlenmelerine e?ilim duyar. Bir zamanlar Halk?n Kurtulu?u’nun, 30’lar?n Alman komünist Partisi’nin Fa?izm kar??s?nda yenilgiye yol açan “S?n?fa Kar?? S?n?f” takti?inin örgütsel biçimi olan “K?z?l Sendika Muhalefeti” gibi biçimleri a?amaz.

Küçük burjuva sosyalizminin temel özelli?i idealizmdir. Yani dü?üncenin varl??? belirledi?i var say?m?n?n gizli egemenli?i. Bütün bu küçük burjuva radikalizmi, toplumsal konumlar ve s?n?flar?n objektif e?ilimleriyle ara?t?rmaya çal??maz, adeta insanlar?n s?n?flar?n? dü?ünceleri belirler. Bu temel metodolojik yan?lg? her ad?mda yedi ba?l? ejderha gibi ortaya ç?kar. Sovyetler’in sosyo ekonomik yap?s? m?? Revizyonizm partiye egemen olunca, koca ülkenin sosyo ekonomik yap?s? da de?i?mi? olur. Yani varl??? dü?ünce belirler. Bir partinin devrimci veya kar?? devrimci oldu?unu görü?leri belirler vs. .

Bu idealizmin de gerici ve dini bir ideolojiye yönelmi? i?çileri nas?l kazanaca??m gibi bir sorusu olmaz, çünkü onlar gericidirler ve kar??dad?rlar. Onlar?n iknas?, dolay?s?yla iknas? için de kavramsal araçlar geli?tirilmesi gibi bir sorun olmaz. Dolay?s?yla bu e?ilim de olamazd?, ellilerin yoksullar?n?n tepkilerini dini biçimler alt?nda d??a vurdu?u Eyüp’te.

Ama Türkiye sosyalist hareketinde bilinmeyen, hep görmezden gelinen varl???n? her zaman sürdürmü?, devrimci kabar?? dönemlerinde birden bire su yüzüne ç?km?? bir dip ak?nt?s?, bir ba?ka damar daha vard?r.

Bu damar?n nas?l yok say?ld???n? bir örnekle göstermeyi deneyelim. Bu y?l, asl?nda Naz?m Hikmet ve Hikmet K?v?lc?ml?’n?n do?um y?l dönümüdür. Türkiye Sosyalist Hareketi’nin bu iki devi pek ala “?ki Hikmetler’in Yüzüncü Do?um Y?l Dönümü” gibi bir ba?l?k alt?nda an?labileceklerken, sadece Naz?m Hikmet an?lm??t?r. K?v?lc?ml? hakk?nda ne bir yaz?, ne bir inceleme vs. hiçbir ?ey yoktur.

Asl?nda Naz?m’?n dahil oldu?u burjuva sosyalizmi damar? asl?na rücu etti?i için, burjuvazi aç?s?ndan Naz?m bir tehlike olmaktan ç?km??t?r. Bu nedenle burjuvazinin Naz?m’a sahipleni?i yad?rganamaz. Ama solcu ve hatta kendine komünist diyenlerin de, Burjuvazi ile Naz?m Konusunda senin mi benim mi diye çeki?meye büyük bir i?tahla at?lmas?na ra?men, gerek devrimci ki?ili?i, gerek teorisiyle Naz?m’la sosyalist teori ve politika bak?m?ndan k?yaslanmayacak önemdeki Hikmet K?v?lc?ml?’n?n ad?n?n bile an?lmamas? hiç rastlant? de?ildir. Bunun nedeni, ortal??? ve ayd?nlar? kaplam?? Küçük burjuva sosyalizmi ve Burjuva sosyalizmi ile K?v?lc?ml?’n?n temsil etti?i, klasik Marksist gelenek ve metodoloji aras?nda var olan uyu?mazl?kt?r. Bunlar aras?nda dün oldu?u gibi bu gün de hiçbir gönül yak?nl??? yoktur.

Bu e?ilim, metodolojik olarak klasik Marksizm’e dayan?r ve onu geli?tirir. ??çilerle her zaman güçlü ba?lar? vard?r. Gerek Burjuva sosyalizmi, gerek sendikalistler zümresi, bu e?ilime kar?? zor gizledi?i bir dü?manl?k içindedir. Küçük burjuva sosyalizmi ise asl?nda politik olarak zaman zaman radikal konumlar? nedeniyle burjuva sosyalizmi kar??s?nda paralel ve yak?n konumlarda bulunmas?na ra?men, aralar?nda kan uyu?mazl??? vard?r ve y?ld?zlar? hiçbir zaman bar??maz.

Bu e?ilim, burjuva sosyalizminden ayr? olarak, sendikac?lar zümresiyle de?il, s?n?fla ba?lar içinde oldu?u için; ve küçük burjuva sosyalizminin idealizminden ayr? olarak, s?n?flar?, kazan?lmas? gerekenleri nesnel toplumsal konumlar?yla tan?mlad??? için 1950’lerin Eyüp’ünde vard?r.

Bu damar, her ?eyden önce K?v?lc?ml? ve onun etraf?ndaki i?çilerle ba?l? olarak, 60 öncesinin TKP’si içinde her zaman olmu?tur. Bu damar kimsenin inkar edemeyece?i, stiliyle bamba?ka bir kanald?r. Bu damar, daha sonra 60’larda ?smet Demir, buradan Dev-Genç’in i?çilere e?ilim duyan kadrolar?yla sürmü?tür.

Burada K?v?lc?ml?’n?n o muazzam tarihsel çal??malar?yla ??çi s?n?f? ve onunla ba?lar aras?ndaki derin içsel ba?a var?r?z. Bu tarihsel çal??malar olmadan, Eyüp’e gelen i?çi ile ba? kurma, onunla bir ortak dilde bulu?ma ?ans?n?z olamaz; ama i?çilerle ba??n?z olmadan da, böyle bir ba?? size sa?layacak teorik ara?t?rmalara yönelmeniz mümkün de?ildir. Türkiye sosyalist hareketindeki biricik teorik eser vermi? ki?inin, ayn? zamanda bu damardan olmas? bir rastlant? de?ildir; esas gerçek, görünmez derin ba?lar bu noktadad?r.

?imdi tekrar zinciri kural?m. O zamanlar?n TKP’si içinde, ??çi S?n?f?’n? kazanma diye ciddi bir kayg?s? olan ve i?çilerle asgari de olsa ba?lar? olan biricik damar, K?v?lc?ml?’n?n temsil etti?i damard?r. Bu damar, bu ba?? nas?l kurar?m, bu toplum nas?l bir ?eydir anlayabilmek için, nesnel toplumsal gerçekli?i anlayabilmek için tarihsel ara?t?rmalara yönelmi?tir. Bu ara?t?rmalar sonucunda bir çok teorik ke?ifler yapm?? ve nesnelerin oldu?u gibi görünmedi?i, ço?u kez kendi z?tt? biçiminde göründü?ünü görmü?tür.

O ayd?nlanma ve reformizmin ilericilik ve gericilik kavramlar?n? tersine çevirmi?tir. ?lerici gibi görünen Bat?c? Kemalist bir gerici, buna kar??l?k gerici gibi görünen Eyüp Sultan’da dua eden, tarikatlere yönelen i?çinin tepkisi özünde ilericidir. Bu bak?? elbette çal??mas?n?n muhataplar?n?, CHP’ye yak?n ilericilerde de?il, toplumun en gerici bilinenleri içinde arayacakt?r. Ayr?ca bu tarihsel çal??malar bu yöneli?in anlam?n? aç?klayan ve onunla ortak bir dil kurmay? sa?layan araçlar? da sunmaktad?r.

??çilerle ba? kurma, onlar? kazanman?n teorik sonucudur bu ama bu sorunun taktik bir cevab? da vard?r. Yani bu ba? kurmay? sa?lamak, tecritten kurtulmak için, ne yapmak gerekir? . Bütün hepsinden farkl? olarak, Yol adl? eserinde K?v?lc?ml?, bu soruyu da sorar ve ?u cevab? verir: bildiri tevkifat çemberine son vermek için, legal alanda her olanak de?erlendirilmelidir. 1933’den sonra bütün siyasi pratik çal??mas? budur. Türkiye’de Marksist klasiklerin yay?nland??? ve Türkiye’nin entelektüel ortam?na bir parça etkisinin bulundu?u biricik dönem 30’lard?r. Ve bunu ba?aran, legal Marksizm Kütüphanesi ile K?v?lc?ml?’d?r.

Ayn? legalite takti?i ile, en kötü ko?ullarda legal mücadele araçlar?n? sonuna kadar kullanma takti?iyle, 1954’te Vatan Partisi’ni kurar. Ve yine ayn? çerçevede 1957 seçimlerine kat?l?r.

?imdi durumu tekrar göz önüne getirelim. Türkiye sosyalist hareketinde i?çilerle ba?? olan tek damar yine bu ba?? kurma ve kayg?s?yla bir yandan tarihe yöneliyor toplumu anlayabilmek için di?er yandan, taktik ve örgütsel olarak legaliteyi azami kullanmaya. Legaliteyi kullanmak için de legal bir parti içinde seçimlere kat?l?yor. ??çileri kazanma diye bir derdi oldu?u için, o umutsuz i?çilerin yata??na ve toplanma merkezine gidiyor. Buradaki i?çiler ise, egemenlere tepkileri ve umutsuzluklar?yla ?slam’a yönelmi?ler. Bu toplanma yeri ayn? zamanda bu yöneli?in de sembolik merkezi. ??çilerin ?slami biçim alan tepkisinin bulu?tu?u yer Eyüp. Zaman bu tepkinin en yo?unla?t??? zaman: bir namaz saati. Kanal?n biri bu. Di?er kanal, dünya i?çi hareketinin tarihsel deneyimlerine dayanan, kaba materyalizmle al?? veri?i olamayan, bu i?çilerin dünyas?n?n özünü kavrayan Marksizm’in somutla?t??? ki?i yani Dr. Hikmet K?v?lc?ml?. Bu bulu?man?n gerçekle?ti?i yer ve and?r Eyüp 15.10.1957. Yani a?a?? yukar? yar?m yüz y?l önce.

Bir Allahs?z Komünist, tepkisiyle iyice dine dönmü? i?çi s?n?f?na ne anlat?r, nas?l anlat?r. Onlar? nas?l kendi program?na kazan?r. Bunu uzun uzun anlatmaktansa, K?v?lc?ml?’n?n yine bu partiyi kapatmak için Polis taraf?ndan Diktafonla kaydedilmi? konu?mas?ndan bir bölüm aktaral?m. Marksizm’in, sosyalist program?n en karma??k gibi görünen sorunlar?n?n, en küçük bir baya??la?t?rma ve tahrifat olmadan en anti komünist Müslüman’?n diliyle anlat?l???n?n örne?ini görelim.

“Muhterem Vatanda?lar?m! Sevgili ??çi karde?lerim!
 Bugün, Müslüman ?stanbul'umuzun, ?stanbul'dan önce Müslüman olan Eyüp bölgesinde Vatan Partisi'nin sesini duyurmaya geldik.
 Sevgili vatanda?lar?m! : . . Vatan Partisi ?? ve ??Ç? partisidir. . . Bunu söylerken, elimde olmayarak, Müslümanl???n büyük bir hizmetini hat?rlad?m. O büyük söz der ki: "K?yamete kadar ya??yacakm?? gibi çal??, yar?n ölecekmi? gibi ibadet et" der. Vatanda?lar! . . . ?badet: HAK önünde konu?mak, halk önünde hakk? teslim etmek manas?na gelir. . . Bugün, Vatan Partisi nin kendi prensiplerini HAK ve ÇALI?MAK gibi iki prensip üzerine kurdu?unu aç?kça ortaya koymak lüzumunu duyuyorum.
 ?slam?n büyük prensibi, hepimizin bildi?i gibi: "Leyse lil insane illa ma sea" der. (Yani: ?nsan için, çal??maktan ba?ka, emekten ba?ka her ?ey yaland?r) der. ??te, o büyük hakikat: Aradan binlerce y?l geçtikten sonra, bugün, dünyan?n en ileri memleketlerinde dahi, tek büyük TOPLUMSAL HAK?KAT, insanh??n bulabildi?i en büyük hakikat olarak tan?nm??t?r. Bugün insanl???n yaratt??? de?er: EMEK üzerine kurulur: Avrupa'n?n en büyük iktisat alimleri, ?ngiltere'nin klasik iktisatç?s? denilen Adam Smith'ler, Ricardo'lar: Binlerce senelik insan ilminin neticelerini toplarken, o hakikati bulabilmi?lerdir: "Leyse lil insane illa ma sea! " hakikatini: "De?er insan?n eme?inden do?ar" ?eklinde ifade etmi?lerdir. . . ??te Vatan Partisi'nin prensibi de, her ?eyin temelinin, memleket siyasetinin de üzerinde kurulmas? icabeden temelin EMEK olmas? laz?m geldi?ini ifade eder.
 Türkiye'de eme?i, insan?n çal??mas?n? kim temsil ediyor? ?ehirlerde i?çi karde?lerimiz, esnaf karde?lerimiz. . Köylerde al?nteriyle çal??an küçük, fakir köylülerimiz! Vatan Partisi Türkiye'de" -bütün öteki partilerden farkl? olarak, - bu çal??kan zümrelerin hakk?n? ar?yan, hakk?n? aramak için kurulmu? tek te?kilatt?r.
 ?imdiye kadar maalesef, büyük hakikatler daima küçük insanlardan uzak kalm??t?r: Uzak b?rak?lm??t?r. Yine vatanda?lar?m gayet iyi bilirler ki, Hazreti Muhammed: "Ben hatemel enbiyay?m" demi?. (Yani: "Ben peygamberlerin sonuncusuyum") demi?tir. O büyük sözün manas? üzerinde vatanda?lar? bir an dü?ünmeye davet ederim. . .
 Vatanda?lar?m! . . . O zamana kadar insanlar aras?nda bütün düzeni kuran kanunlar ve kaideler "gökten iner" di. Hazreti Muhammed: "Ben sonuncu peygamberim! " demekle, bizlere ?u büyük hakikati anlatm??. oluyordu: ARTIK KANUNLARINIZI KEND?N?Z YAPACAKSINIZ! demek istemi?tir. . . Ve onun için insanlar?n büyük toplant? yerleri: Camiler meydana gelmi?ti. Bütün ?slamlar?n camii: Ad? üstünde CAM?! . .
 Cami: Hepinizin bildi?i gibi, TOPLAYICI demektir, vatanda?lar?m. Ve Müslümanlar?n tatil günü de vaktiyle "CUMA" günü idi, vatanda?lar?m.
 Bu ne demektir? Bir an dü?ünelim: CUMA, toplanma günü demektir. Nerede toplan?yoruz? Toplay?c? olan Cami de. . . niçin toplan?yoruz, vatanda?lar?m? Hak için, de?il mi? . . ??te o büyük ve necip dava, bugün dünyada insanh??n ar?ya ar?ya henüz bulabildi?i, henüz güçlükle çal??abildi?i Demokrasi dedi?imiz gavurca lak?rd?n?n ta kendisidir.
 Mübarek Ezani Muhammedi dolay?s?yle buradaki HAK davam?z?n konu?ulmas? bir an için durdurulmu?tu. Sözümüze, -müsaadenizle; yeniden ba?l?yoruz.
 Sevgili vatanda?lar?m! . .
 Ne zaman mübarek bir camiin; mübarek bir mescidin önünde bulunsam, daima, Hülefayi Re?idiyn zaman?ndaki vatanda?lar?n siyasi hayatlar? gözüm önüne geliverir. Bilirsiniz, o zamanlar, camiler Müslümanlar?n siyasi toplant? yerleri idi. Yani her Cuma, Halife bizzat camiin içerisine gelir, kar??s?ndaki vatanda?lara bütün memleketin Umur ve Hususu hakk?nda hesap verirdi. Gene çok iyi bilirsiniz ki, devlet ba?kan? olan Halife, bizzat halk taraf?ndan biat suretiyle reis olur, Yani seçimle iktidara gelirdi. Bizzat Halifeler seçilmi? devlet ba?kan? idiler. Bu seçilmi? ba?kanlar, her hafta, bütün Müslümanlar? önüne topl?yarak, camide onlara memleket i?leri hakk?nda hesap verirlerdi.
 O ibret verici hadiselerin bugün bize ne kadar büyük dersler vermesi laz?m geldi?ini dü?ünerek, bir hadiseyi hat?rlatmaktan kendimi alam?yaca??m. . . Ordular, hudutlarda zafer zafer üstüne kazand?lar; fakat ele geçen ganimetleri Müslümanlar aras?nda karde?çe payla??lmak üzere gönderdiler, idi. O zaman ba?kente, ba? ?ehre gönderilen kuma?lar, gene vatanda?lar aras?nda herkese ayn? büyüklükte parçalar verilmek suretiyle payla??l?rd?, taksim edilirdi: . . . Vatanda?lar, o parça kuma?lardan kendilerine elbise dikerek camiye Cumhurba?kanlar? olan Halifeyi, Ömer'i dinlemeye gittikleri zaman. . . Halife söze ba?lar ba?lamaz, Müslüman?n biri aya?a kalkt?. "Ya Ömer" dedi, "Sen bir h?rs?zs?n , senin söyliyece?ini Müslümanlar dinliyemez" dedi.
 Dü?ünün vatanda?lar?m: Demokrasinin o zamanki manzaras?n? dü?ünün. Lalettayn, ads?z bir vatanda?, lütfen kalk?yor, devlet ba?kan?na, hiç bir izah yapmaks?z?n: "Sen bir h?rs?zs?n! " diyor. Bunun üzerine devlet ba?kan? Ömer ne yap?yor? Ne yapsa be?enirsiniz? Yani, ondan sonra çeker k?l?c?n?, uçururdu söyliyenin kellesini, de?il mi? . . Hay?r. Hazreti Ömer: "Bu sözün sebebi var m?? Ben neden h?rs?z?m? Bilmiyor??m. ?zah et: E?er h?rs?zsam hakikaten, sözümü keseyim. " dedi: So?ukkan?l?l??a, tahammüle, tenkit kar??s?ndaki insanca tepkiye bakal?m. Bundan, bugün için bugünkü devletle vatanda? aras?ndaki münasebetler için büyük neticeler ç?karmaya çal??al?m.
 O zaman, bu ads?z vatanda?; cemaat ortas?nda kalk?p kendi üstünü gösterdi: "??te bak" dedi, "Hepimize da??t?lan kuma?tan ben de üzerime elbise yapt?m. Ancak küçük bir sako, küçük bir ceket ç?kt? bana. . . Halbuki sen, Ey Ömerl boyunca kocaman bir cübbe giymi?sin. Bu cübbeyi yapmakla, sen, o kuma?tan bütün vatanda?lara dü?en paydan iki hisse ald?n. Demek, çald?n. . Demek h?rs?zs?n! öyle ise, ben senin hilafetini tan?m?yorum, sen sus! " dedi. Bunun üzerine Hazreti Ömer ne yapt?? Hiç k?zmadan, tehdit etmeden, sükunetle o?luna: "Ya Abdullah! Kalk cevap ver" dedi. O?lu kalkt?. Dedi ki: "Vatanda?lar, görüyorsunuz. : " dedi, "Benim üzerimde sizinki gibi k?sa bir ceket te yok. Ben hissemi babama verdim. Babam da bir cübbe yapt?. " bunun üzerine Ömer:
 "- Ne dersin? "
 Diye sordu o vatanda?a. Ve vatanda? cevab?nda:
 "- Peki: " dedi. "Anlad?m, h?rs?z de?ilmi?sin, Ömer. Otur ?imdi, söyle, dinliyece?im. " dedi.
 Vatanda?lar! . . . ?nsanl?k tarihinde, bizim yak?ndan tan?d???m?z halkç? idare üç dört günde icat edilmi? bir ?ey de?ildir. Bizim, en müstebit sultanlar?n zulüm yapt??? ?ark memleketlerimizde dahi, öyle büyük gelene?i olan bir demokrasi 1400 y?l evvel kurulmu?tur. Biz hala bugün, o kadar kuvvetli demokrasinin vücudunu hayranl?kla:
 "- Acaba var m?ym??? Nas?lm??? Ah! Ben de ö?renebilsem. . " diye ar?yoruz. Hepimizin, ?u mübarek tanr? evinde, be? vakitte dualarla and???m?z hayat, özledi?imiz ?ey: O büyük insan demokrasisi de?il mi?
 Lakin ondan sonra ne oldu, vatanda?lar?m? Daha Muaviye denilen zat Suriye valisi iken, o büyük demokrat Hülefayi Ra?idiyn'nin memleketteki izlerini silmeye çal??t?. Muaviye kimdi, bilir misiniz? Muaviye, Kurey?'in para ile Müslüman olmu? büyük bezirganlar?ndan Ebü Süfyan'?n o?lu idi: . . ??te, bizim ?ark memleketlerimizde vatanda?la devlet aras?nda ilk zehiri koyanlar. . Bu, 1400 sene evvel para ile Müslüman olmu? bulunanlara "Müellifetül-kulub" mü diyeceksiniz? . . O Müellifetül-kulub, hatta, Kur'an i Kerim'in bile içinde, tahsisat alma haklar?n? kazanm??lard?. . . ??te bu adamlar, memlekette kendi bezirgan kârlar?n?, kendi bezirgan ruhlu çocuklar?n? ilerletmek için, vatanda?lara kar?? suikast haz?rlarken. . ilk i?leri, o demokrat devlet ba?kanlar?n?, Hülafayi Ra?idiyn'i ortadan kald?rmak olmu?tu. Ve derebe?ilik ondan sonra ba?lad?.
 1400 sene, mütemadiyen derebe?ilerin ardarda geli?i ile, insanlar adeta hak aramaktan korkar hale geldiler, ve siyaset demekten korkar hale geldiler. Bugün vatan?m?zdaki fakir fukaran?n "siyaset"in sözünden korkmalar?n?n ba? sebebi, o büyük gelene?i silmi? olan ?ark derebeyli?idir. (Osmanl?ca'da siyaset sözünün lugat kar??l??? bile "adam asmak" anlam?na geliyordu! ). Bugün, Osmanl? ?mparatorlu?undan, maalesef bize hala o kötü terbiye: Siyasetten kaçmak, hakk?n? aramamak gerekti?i gibi kötü adetler. . hâla intikal etmi? bulunuyor. Ve biz hâla memleketin idaresini yaln?z birkaç büyük bezirgan?n yapabilece?ini zannediyoruz. “

Toplumu anlamak için teoriyi ve tarihi, bunun bir yan ürünü olarak da ?slamiyet’i anlama; kitlelerle ba? kurabilmek, tecritten kurtulabilmek için legalitenin en küçük olana??ndan yararlanma ve bunlar?n bunalm?? i?çilerle onlar?n en yo?un oldu?u noktada bulu?mas?.

?imdi, burada anlat?lanlar?n içeri?inde biraz yo?unla?al?m. Burada anlat?lan?n içeri?i nedir? K?v?lc?ml? Paris Komünü Tipi Devlet’i anlatmaktad?r. Lenin’in Devlet Ve Devrimde anlatt??? ve unutulmaktan kurtard???; Marks’?n Fransa’da ?ç sava?ta anlatt??? devleti; yani ezilenlerin üzerine bir bask? arac? olarak yükselemeyecek ve küçük ezen az?nl???n bask?s?n?n arac? olamayacak; büyük ezilen ço?unlu?un iktidar arac? olabilecek; ondan ba??ms?zla?amayacak bir devleti anlatmaktad?r. Bir di?er deyi?le “Proletarya diktatörlü?ü”nü. K?v?lc?ml?’n?n Ergin Halifeler devrine ili?kin anlatt?klar?, kelimesi kelimesine Marks’?n yazd?klar?d?r. Veya Vatan Partisi Program?’n?n Ucuz Devlet ba?l??? alt?nda s?ralad??? taleplerdir. Di?er ir ifadeyle gerçek iktidar?n halk?n seçilmi? temsilcilerinin elinde oldu?u; proletarya diktatörlü?ünün özgül biçiminden ba?ka bir ?ey olmayan Demokratik Cumhuriyet’tir.

Ve bu hiç de öyle soyut olarak anlat?lmamaktad?r. T?pk? Vatan Partisi program?nda oldu?u gibi, i?sizlik ve pahal?l???n var olu?u ve kald?r?lmas?yla ba?lant? içinde anlat?l?r. Pahal?l???n nedeni, fazla para basmakt?r, Niçin bas?l?r? Çünkü devletin masraflar? gelirinden fazlad?r. Niçin fazlad?r? Çünkü, pahal? ve bask?c?, askercil bir devlet cihaz? vard?r. Yoksullu?un nedeni de ayn? cihazd?r. Bu cihaz?n bask?lar? ezilenlerin örgütlenme ve direnmesini engellemektedir. Yine buna yap?lan harcamalar nedeniyle üretim art??? ve refaha yat?r?lacak kaynaklar harcand??? için geli?me olmamaktad?r ve ba??ml?l?k artmaktad?r.

Bunun mant?ki sonucu, acil yap?lmas? gereken, ana halka, bu günkü var olan bask?c?, bürokratik, militer devlet cihaz?n?n tasfiyesidir. Yani di?er bir deyi?le Demokratik Cumhuriyet. Demokratik Cumhuriyet, Meclis’e girmek ve onda ço?unluk sa?lamakla ortaya ç?kan bir ?ey de?il, bu ço?unlu?un, gerçekle?tirmek için mücadele edece?i hedeftir.

?imdi bir de bu günün, ayn? yerde miting yapan Emek, Bar?? ve Demokrasi blo?unu olu?turan taraflar?n hedef ve vurgular? göz önüne getirilsin: Avrupa Birli?i’ne Hay?r veya Evet; Sava?a Hay?r; IMF’ya hay?r. Hiçbir somutlu?u olmayan, ve gerçek hedefi gözden kaç?ran; sanki o olmazsa mümkünmü? hayali yayan sözler ve sloganlar. Demokratik bir Cumhuriyet hedefi, yani bu günkü bask?c?, pahal?, bürokratik militer devlet cihaz?n?n tasfiyesi talebi ve bunun somut ifadeleri; bunun i?sizlik ve pahal?l?ktan kurtulmakla hayati ili?kisi yok.

Bu olmay?nca, Blok, ?stanbul’un ellilerde Eyüp Sultan’da, bu gün AKP’de toplanan i?çi s?n?f?n?n en gerici gibi görünen en devrimci tabakalar?n? kazanma; onlarla ortak bir dil bulma ?ans? bulamaz. Ve ?stanbul’u feth edemez.

??te, Kürt Ulusal Hareketi, adeta çürüyen medeniyete bir barbar ak?n?, bir tarihsel devrim gibi; yüzlerce y?l sonra, ayn? yerde bu çürümü? ?stanbul’u yeni bir fetih denemesine giri?irken, ??çi hareketinin bu tarihsel deneyi ve teorik kazançlar?n? hor görmez ve onun program?n? kendi program? yapmay? becerebilirse, Bizans’?n kap?lar? ona aç?l?r. Bizans da Orta Do?u ve Balkanlar’?n kap?s?d?r.

Ama bu günkü dünyada, böyle bir de?i?im, bir sosyalistin kendi ba??na hedefi olamaz. O demokratik bir Cumhuriyet’in bu günkü dünya ko?ullar?nda, kendini ulusun tan?m?ndan dil, din, kültürü d??lamakla s?n?rlad??? takdirde, sadece imtiyazl?lar aras?na kat?lma sonucunu verece?ini bir an bile akl?ndan ç?karmadan; hareketin içinde kendi ulusal olan ile politik olan?n ba??n? koparma bayra??yla yer almad??? takdirde; demokratik hareketin a??r? sol kanad? olmaktan ba?ka bir i?lev göremez.

Türkiye’nin sosyalistleri ise, bu soruna henüz öyle uzak ki? Kendilerinin soruna uzakl???n?, sorunun kendilerine uzakl??? gibi kavr?yorlar. Yan?l?yorlar. Yar?n öbür gün tarihin h?zland??? günler geldi?inde, en küçük bir haz?rl?k olmadan bu sorunla kar?? kar??ya geldiklerinde ne yapacaklar?n? bilemeyecekler.

Tarihin ilginç bir rastlant?s?: ?stanbul’un ba? kenti oldu?u çürümü? uygarl??a sald?ran barbar ak?nlar?n?n sembolik yerinin ayn? zamanda; Türkiye ??çi ve Sosyalist hareketinin ilk gerçek bulu?mas?n?n ve modern ??çi Hareketinin de ayn? ?ekilde sembolü olan Eyüp’ün, bu gün Demokratik karakterdeki Kürt Ulusal hareketinin de ?stanbul’u fetih için toplanma yeri olmas?. 

26 Ekim 2002 Cumartesi   

 

 

EkBoyut
eyupsultan-kapak500.jpg22.54 KB
2008-08-06 - kitap - Eyup Sultan Konusmasi.pdf238.14 KB
2008-08-06 - kitap - Eyup Sultan Konusmasi.rtf179.02 KB