Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
6 + 1 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar'a Katıl

height=26 width=120 alt="Google Groups">
Koxuzden-Yazilar'a katıl
E-Mail:
Bu Grubu Ziyaret et

Resim Galerileri

Random image

Hüznün Akordu

İçerik Paylaşımı

İçeriği paylaş

Syndicate (site map)

Bize bir görev düşerse, üstümüze düşeni yaparız - KESK Genel Başkanı Sami Evren

Köxüz kullanıcısının resmi
Yazının Yazarı: 
Hazırlayan: Ramazan Pekgöz
Yazının Yayınlandığı Yayın: 

Gündem Online

Biz, KESK olarak böyle bir sürecin önünü açacak çalışmalarda varız. Ama takdir edersiniz ki bizden önce adım atması gerekenler vardır. Bu daha çok politik partilerin ve çevrelerin başlatması gereken bir süreçtir. Ama şimdiden şunu söyleyebilirim ki, emeğin ekonomik ve sosyal sorunlarının Türkiye'nin politik sorunlarından ayrı düşünülemeyeceğine dayanan çizgimiz gereği, biz bu konuda atılacak adımların arkasında dururuz

Geniş bir politik çerçeve çizilerek AKP'yi geriletmeyi ve statükocu güçlerin AKP'nin tek alternatifi olmaktan çıkarılmasını hedef alan bir ortaklık ekseni, bugün için yeterlidir bana göre

Çatı Partisi ya da solda birlik tartışmalarında dikkat edilmesi gereken en önemli meselelerden birisi de doğru sonuç üretebilmektir. Doğru sonuç emekçilerin, gençlerin, işsizlerin, köylülerin, Alevilerin, Kürtlerin, sorunlarını siyasal zeminde bütünlüklü olarak kavrayan kürsüyü doğru inşa edebilmektir

KESK üyeleri hükümetle toplu görüşmeler öncesi geceyi Kızılay'da sabahlayarak geçirdi. KESK toplu görüşme masasından 'Toplu İş Sözleşmesi' talebini yineleyerek çekildi. Sendikacılığı diplomatlık zannedenlere rağmen, KESK'in sokakta yürüttüğü militan mücadele sınıf ve kitle sendikacılığının hangi yoldan yapılabileceğini gösteriyor... Biz de KESK'in Genel Başkanı Sami Evren'e Çatı Partisi ile ilgili sorularımızı yönlettik. Evren, KESK'in sürecin önünü açacak çalışmalarda olacağını ve atılacak adımların arkasında duracağını kararlı bir dille söylüyor... Evren'in söyledikleriyle KESK'in bu tartışmaların ve çalışmaların içinde olacağı ortaya çıkmış bulunuyor...

Çatı Partisi oluşumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye'de sol uzunca bir süredir içinden çıkamadığı bir açmaz yaşıyor. Geçip giden gündemlerin hepsi solun fikri hegemonya kurması, emek güçlerine mevzi kazandırması için önemli olanaklar sunarken sol sürekli izleyici vaziyette. Emeğin hakları köklü yasal dönüşümlerle bir çırpıda elinden alınıyor; sürüp giden demokrasi tartışmalarının içeriğinde emeğin yeri yok sayılıyor; Kürt sorununda çözüm umudu ve çözümsüzlük dayatması iç içe geçmiş, solun müdahale etmekte yetersiz kaldığı bir kavga yaşanıyor. Sol, bugüne kadar bu sorunlara müdahale etmekte oldukça yetersiz kaldı. Üstüne üstlük çeşitli iç kavgalar ve çekişmelerle enerjisini içe döndürdü. Ancak bugün genel kabul gören bir fikir var: Tüm emek ve demokrasi güçlerinin ortak mücadele zemini yaratılmak durumunda. Sol siyaset arenasında varolan politik öznelerin hiçbiri ne nitel ne de nicel olarak gündeme müdahale edebilecek halde. O zaman birarada durmak gerektiği ortaya çıkıyor. Zaten Türkiye'nin gündemi o kadar tek taraflı kuruluyor ki, bu gündemin tamamen dışında kalan solun farklı renkleri için atılması gereken pratik adımları dışlayıcı biçimde tartışılması son derece yersiz. Solun hiçbir kesimi eğitim, sağlık ve sosyal güvenlikte yaşanan neo-liberal dönüşüme karşı mücadele edilmemesi gerektiğini söylemiyor; tarımda sürdürülen yıkım ve tasfiyeyi onaylamıyor. Yine makro düzeydeki ekonomik kararların ve yönelimlerin toplum yararına şekillenmesine karşı değil; Kürt sorununda onurlu bir barışçıl çözüm herkesin talebi; Türkiye'nin bulunduğu bölgede Amerikan saldırganlığına karşı halkların barış cephesinin oluşturulması gerektiği konusunda herkes hemfikir; herkes darbelere karşı; toplumda yaşanan muhafazakârlaşma ve gericileşme bütün solun gündeminde ve bütün bu konularla ilgili AKP'nin politik çizgisinin ve toplum nezdinde alternatifsiz görünmesinin yarattığı yıkım herkesin gözü önünde. Aslında doğru bir zeminde tartışılsa pek çok konuda ortak bir pratik çizgide toplanabileceğini düşünüyorum.

Çatı Partisi'nde yeni bir birliktelik kültürünün olmazsa olmazları hakkında görüşlerinizi açıklar mısınız?

Solun kendi dışındaki gündeminin birliktelikleri olumlu yönde zorlamasına karşın, hepimiz biliriz ki sorun içeridedir. Yani solun kendisinde. Teorik farklılıklardan öte ortada kültürel bir sorun olduğu doğrudur. Belki de ilk olarak gözden geçirilmesi gereken mesele budur. Solun birlikte iş yapma kültürünün sorgulanması gerek. Ağırlıkla 80 öncesinden kalma bir hastalığımızdır bu. En ufak bir farklılığı ayrışmanın nedeni haline getiren bir kültürel geçmişimiz var. Hatta bazen ayrışmak için neden yaratıldığı da oluyor. Bu sorun çok konuşarak çözebileceğimiz bir sorun gibi de durmuyor ama bunu konuşmaktan vazgeçmememiz lazım. Çözüm zeminleri yaratmak önemlidir. Bu zeminler, herkesin birbirini anlamasına fırsat veren ilişki biçimleriyle, ortaklıklarla güçlendirilmelidir. Sorunun kültürel bir sorun olduğunu söylemek çözümünün de uygun bir kültürel ortam yaratmaktan geçtiğini tespit etmek anlamına geliyor. Eskiden kalma kötü alışkanlıklarımızı, olumsuz yaklaşımları geride bırakan, birarada yürümeyi hedefleyen ve özeleştiriyi önemseyen bir düzlemde işe başlanabilir bence.

Ancak bazı olumsuz deneyimlerimiz oldu. Türkiye solunda birlik çabaları hep hüsranla sonuçlandı. Bunların nedenleri ayrı tartışma konusu ama bunları da gözardı etmemek lazım. Yani hadi birlik oluyoruz diye olunmuyor. En basit seçim ittifakları bile ardı arkası kesilmeyen itici tartışmalara neden olabiliyor. Aslına bakarsanız, bugün Türkiye'de muhalefet dinamiklerinin ortak zemini KESK'tir. Politik birlikteliklerle, belli bir mücadele alanındaki birliktelikler arasındaki farkları bir kenara bırakarak söylüyorum. KESK, Türkiye'de solda birliğin önündeki kültürel engellerin aşılabilmesinin iyi bir örneğidir.

Ama politik düzlemde bunun daha zor olduğunun da farkında olmak gerek. Yani birlik olacağız ve her şey güzel olacak diye bir şey beklememek lazım. Daha gerçekçi adımlar gerekiyor bize. Birlikte mücadele deneyimleri yaratmamız lazım. KESK bu yüzden önemlidir ama daha önemli bir deneyim bana göre 22 Temmuz seçimleridir. Ortak olarak belirlenmiş, somut, ulaşılabilir hedefler sol güçlerin biraraya gelmesinden daha büyük bir etkileşim ve güç yaratıyor. Güç, siyasetin anahtarıdır sonuçta. Sözünüzü söylediğiniz toplum, sizin söylediklerinizi gerçekleştirebileceğinizi düşünmüyorsa sizi dikkate almıyor. Bu gücü oluşturmamız lazım. Yoksa bizim söylediklerimizde bir sorun yok. Ama doğruları söylemek yetmiyor. Kendi kendinize söyleyip duruyorsunuz. Sözünüzün inandırıcı ve ikna edici olması için söylediğinizi yapacak kadar bir gücünüz olduğunu herkesin görmesi gerekiyor. 22 Temmuz bu açıdan önemlidir. Birlikte yaptığımızda, başarabileceğimizi gösteriyor. Bu zeminleri ve deneyimleri çoğaltmamız lazım.

Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi önümüzde yerel seçimler var. Bu önemli bir fırsattır. Uzun tartışmalara da gerek yok bana göre. Bugün Türkiye'nin sorunları ve çözüm önerileri üzerine asgari bir ortaklık taşıyan herkes bu seçimlerde ortak tavır almalıdır. Aksi takdirde solun hükmünün geçmediği bir seçim daha yaşayacağız. Bu ortada. Ama seçim için ortak hareket etme niyeti ortaya koyulduktan sonra pratik düzenlemeler ivedilikle yapılabilir. Bundan önceki seçim ittifaklarından bunun bir farkı olmalıdır mutlaka. Bu süreç herkes tarafından, bundan sonra da solun ortak hareket edeceği daha gelişmiş birliktelikler için bir çıkış noktası olarak görülmelidir. Yani sadece şimdi seçime birlikte girmek değil, ondan sonra da mümkün olan en geniş ortak yürüyüş kolunun oluşturulmasının olanaklarını yaratmaya çalışmak önemli olacaktır. Halkın yönetime katılması, katılımcı bir bütçe oluşturulması, yerel hizmetlerin piyasalaştırılmaması gibi geniş bir politik çerçeve çizilerek AKP'yi geriletmeyi ve statükocu güçlerin AKP'nin tek alternatifi olmaktan çıkarılmasını hedef alan bir ortaklık ekseni bugün için yeterlidir bana göre.

Çatı partisi yada solda birlik tartışmalarında dikkat edilmesi gereken en önemli meselelerden birisi de doğru sonuç üretebilmektir. Doğru sonuç emekçilerin, gençlerin, işsizlerin, köylülerin, Alevilerin, Kürtlerin, sorunlarını siyasal zeminde bütünlüklü olarak kavrayan kürsüyü doğru inşa edebilmektir.

Sancılı bir süreçten geçiyoruz ve hangi mesele karşımıza çıksa sol yeniden ideolojik olarak ayrışıyor. En son Ergenekon meselesinde bile genelde 'solun' meseleye yaklaşım farklılığının ötesinde çağrışımlar yapan bir durum arz ediyor. Milliyetçi -ulusalcı sol ile özgürlükçü sol ayrışıyor. Birlik ve mücadele bu ayrışma üzerinden gerçekleşeceğe benziyor. Devletin oluşturduğu resmi ideolojiyle benzeşen iç içe girmiş bir sol düşünmek artık mümkün değildir.

Çatı Partisi oluşumunda aydınlara, sendika ve diğer kitle örgütleri aktivistlerine büyük bir rol düştüğü belirtiliyor. Sizce böyle bir Çatı Partisi saflarında bağımsız aydınların ve kitle örgütleri temsilcilerinin kendi rollerini oynayabilmelerinin ön koşulları nelerdir?

Biz, KESK olarak böyle bir sürecin önünü açacak çalışmalarda varız. Ama takdir edersiniz ki bizden önce adım atması gerekenler vardır. Bu daha çok politik partilerin ve çevrelerin başlatması gereken bir süreçtir. Ama şimdiden şunu söyleyebilirim ki, emeğin ekonomik ve sosyal sorunlarının Türkiye'nin politik sorunlarından ayrı düşünülemeyeceğine dayanan çizgimiz gereği, biz bu konuda atılacak adımların arkasında dururuz. Bugün Türkiye'de çok temel bir politik sıkışma yaşanıyor. Bir tarafta AKP hükümranlığı sürüyor, diğer tarafta ise halkın değişim taleplerini AKP'ye terk etmiş statükocu bir muhalefet anlayışı duruyor. Bu çözümsüzlük tablosu küresel kapitalist projenin Türkiye'deki sürdürücüsü konumundaki AKP'yi alternatifsizmiş mi gibi göstererek güçlendiriyor. Bunun bizim açımızdan, bugüne kadar yürütülen emek düşmanı politikaların pervasızca sürdürülmesinden başka bir anlamı yoktur. Bu kısır döngünün kırılması emek ve demokrasi eksenli yeni ve muhakkak güçlü bir politik öznenin ortaya çıkmasına bağlıdır. Bu ihtiyacın giderilmesi için, eğer bize bir görev düşerse, üstümüze düşeni yaparız.

Hazırlayan:
RAMAZAN PEKGÖZ

 
urchinTracker();