Sefalet Ücretinde Mutabakat

Bilindiği üzere, sendikayı sendika yapan temel özelliklerden biri üyeleri adına Toplu İş Sözleşmesi (TİS) imzalamasıdır. TİS ücret, sosyal ve idari haklar bütününü ifade ediyor. Daha İyi bir yaşam, daha iyi bir TİS imzalamaktan geçiyor. İyi bir TİS imzalayabilmek için ise greve gidebilecek hayatı durdurabilecek üretimden gelen bir gücün sahibi olmak zorunludur... Dolayısıyla TİS’ler Egemenler ile ezilenlerin sınıf savaşının-güçler dengesinin de bir yansımasıdır. KESK’in katılmadığı, Hükümet ile sahte sendikalar arasında sürdürülen Toplu Görüşme sonuçları ise tek taraflı Hükümet iradesinin, yansıması olmuştur. Sendikaların görüşmelerdeki rolü ise utanç vericiydi. Emekçileri temsil etmedikleri bir kez daha görüldü. Devlet ve Hükümet güdümlü bu iki konfederasyon yağcılık ve şaklabanlık yaparak sefalet ücretine onay verdiler...

Kamu emekçilerinin taleplerinin karşılanmasının mümkün olmadığı, 4688 sayılı sahte sendika yasanın öngördüğü tiyatro oyununda Hükümet ile sahte sendikalar arasında gerçekleşen görüşmelerle sefalet ücretinde mutabakat sağlandı. Mutabakata göre kamu emekçilerine 2009’un ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ay için ise yüzde 4,5 olmak üzere toplamda yüzde 8,5 zam yapılacak. Görüşmelerde ayrıca, toplu görüşme ödeneği olarak da bilinen 5 YTL'lik sendika primine de (yüzde yüz) 5 YTL zam yapılarak 10 YTL olması kararlaştırıldı. Böylece sendika ağalarının kasaları şişirildi…

Hükümet, ücretleri düşük tutmak amacıyla 2006 yılından bu yana, enflasyon hedefi uygulaması yapmaktadır… Kamu emekçilerine yapacağı zamları da buna göre belirlemektedir. Ancak enflasyon hedefleri, geçekleşen enflasyonun çok gerisinde kalmaktadır. “2006 yılı enflasyon hedefi % 5 iken gerçekleşen enflasyon % 9,6 olmuştur. 2007 yılı enflasyon hedefi % 4 iken gerçekleşen enflasyon % 8,4 olmuştur. 2008 yılı enflasyon hedefi % 4 iken temmuz ayı itibariyle gerçekleşen enflasyon % 7,8 olmuştur, yılsonu beklentisi ise % 12 düzeyindedir. Bu tablodan hareketle 2009 yılında hedeflenen % 7,5 enflasyonun tutmayacağı, en iyimser ihtimalle % 15 düzeyinde enflasyon gerçekleşeceği aşikârdır. Tüm ekonomik göstergeler bu doğrultudayken, % 8,5’lik maaş zammı öneren Hükümet ve bunu kabullenen Konfederasyonlar, kamu emekçilerini yoksulluğa mahkûm etmek istemektedir”. (KESK internet sitesi)

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu (geçmiş hükümetler gibi) yapılan zam oranlarının ideal bir artış olmadığını söylüyor. Başesgioğlu: “Hükümet olarak makro istikrarı ve bütçe dengelerini korumak bunun dışında milyonlarca işsiz vatandaşımızın emeklimizin ve diğer sosyal kesimlerin de hak ve hukuklarının gözetmekle sorumlu bir kurum” olduklarını ifade ederek, konfederasyon başkanlarıyla makul bir çizgide buluştuklarını açıklamış...

Devlet güdümlü sendikaların “makul çizgi” açıklamaları ise kıraldan daha kıralcı… Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız mutabakatla ilgili şu sözleri söylemiş: “Biz Kamu-Sen olarak toplu görüşmelere gelirken kamu çalışanlarını açlık sınırından kurtaracağız demiştik. Bir kişilik kamu çalışanı için 1012 YTL’lik ücreti ifade etmiştik. Ama şu anda 15 Ağustos’taki ek ödeme dahil, 1030 YTL’ ye yükselmesinden büyük mutluluk duyuyorum. Kısaca askerliğini yapmış, lise mezunu bekâr bir çalışanın aylık ücretinin açlık sınırının üzerinde tecelli etmesi ve açlık sınırı altında kamu çalışanının kalmamış olması bizler açısından mutluluk duyulacak bir konu olarak değerlendirilmelidir.” demiş… Korucu-devlet güdümlü sendikal anlayışın yansıması olsa gerek… Akyıldız, Toplu Görüşmeyle istedikleri ücretin üzerinde bir artışın gerçekleştiğinden söz ederek mutluluğunu ifade ediyor… Bu açıklama sadece hükümet şakşakçılığı ve temsilciliği değildir… Bu açıklama açıkça emekçilere hakarettir.

Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise, Hükümet temsilcisi gibi konuşmuş: “Bu yasadan alınabilecek en iyi sonuç elde edildi” demiş… AKP yandaşı Gündoğdu Bircan Akyıldız’dan daha “temkinli” açıklama yapmış… “Mutluluğunu” Akyıldız gibi açıklayamamış… Basına yansıdığına göre Gündoğdu, toplu görüşmelerin 5. turu devam ederken Başbakanlık Merkez Binasından ayrılmış ve bir süre sonra dönmüş... Bir partilinin düğününe gitmek üzere hazırlanan Erdoğan’la görüşmek üzere AKP Genel Merkezine gitmiş, ancak geç kalmış ve düğüne giden Başbakanla görüşememiş… Bu kez Genel Merkezden düğüne gidip görüşmek istemiş… Ve bir partilinin aracılık yapmasıyla Erdoğan’ın Toplu Görüşme masasına “mutluluk” verici “esneklik telefonu” ulaşmış… “Çevreciliğin daniskası” olduğunu söyleyen Erdoğan, “sendikacılığın da daniskası” olduğunu kanıtlayarak! mutabakat istemiş… Böylece mutlu sona kavuşmuşlar… 7.6’lık artış, esneyerek 8,5 olmuş… Evet, bu utanç verici ilişki bir masal değil… Aynen cereyan etmiş bu düşkün-ricacı ve iradesiz sendikal anlayış…

Sonuçta Hükümet ve sahte sendikalar el ele vererek sefalet zamlarında mutabakat sağladılar… KESK bu mutabakatı teşhir etmeye çalıştı-çalışıyor. Ancak geçen yazımızda da ifade ettiğimiz gibi daha etkin ve kitlesel bir eylemlilik süreciyle emekçilerin iradesini yansıtabilirdi… Ama olmadı... Her şeye rağmen hatalardan arınmanın ve geleceği kazanmanın yolu bellidir. İşyerlerine dönüp yeniden örgütlenmek sınıf bilinçli emekçilerin biricik tutumu olmalı… Meşru olmayan, sefalet ücretini öngören bu mutabakatın, işyerlerinde tartışılması ve teşhir edilmesi emekçilerin iradesini güçlendirecektir...

Faysal Özçift