TSK’nin Ergenekoncuları Ziyaretinin Anlamı Üzerine
Genelkurmay Başkanlığı, Kocaeli ili Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi'nin, cezaevindeki Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'u Genelkurmay adına ziyaret ettiğini açıkladı. Yapılan açıklamada : “Türk Silahlı Kuvvetlerine uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir” deniliyor.
Ergenekoncuların ziyaret edilmesini nasıl yorumlamak gerekiyor? TSK’nin bu ziyareti egemenler arası mutabakatı bozmuş mudur? Son olarak söyleyeceğimizi baştan ifade edersek, Ergenekon ziyaretinin var olan mutabakatı bozmadığını belirtebiliriz… Ergenekoncuların tasfiyesinin ABD-AKP ve Ordu mutabakatı doğrultusunda kontrollü bir şekilde yürütüldüğü biliniyor… Bu sitede yayınlanan “Egemenlerin Mutabakatı Üzerine” adlı yazımızda egemenler arası ilişki ve çelişkilere değinmiş mutabakatın ana ekseninin emekçi ve Kürt karşıtı politikalar olduğunu ifade etmiştik.Egemenler arası çatışmanın geçici bir uzlaşmayla yeni bir dengede buluştuğunu, egemen güçler arası mutabakatın ne kadar süreceğinin ise, tarafların gücüne, hamlelerine ve duruşuna bağlı olmakla birlikte, ezilenlerin örgütlü gücüyle de ilgili olduğunu vurgulamıştık... Çatışan taraflardan birinin diğerini törpülediği, terbiye ettiği, duruşlarının ABD çıkarlarıyla daha uyumlu hale getirildiğini belirtmiştik... Ancak bu sürecin-dengenin egemen güçler arası çatışmayı sonlandırmadığını da eklemiştik...
Egemenler arası çatışmada, AKP adım adım devletleşirken Ordu da AKP karşıtı mücadelesini sürdürüyor… Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmek istenmesinin, 27 Nisan muhtırası, ve Anayasa Mahkemesinin 367 karıyla engellenmesi… AKP’nin ise bu engellemeye 22 Temmuz seçimleriyle yanıt vermesi… Türban kararının Meclisten çıkarılması ve Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi… AKP kapatma davası ve dengeyi gözeten sonucu... Kapatma davası devam ederken Anayasa Mahkemesi başkan yardımcısı Osman Paksüt’ün dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’u gizlice ziyaret etmesi ve ziyaretin açığa çıkarılması… “Lahika–1” adı verilen ve varlığı reddedilmeyen Genelkurmay belgesi ve bu belgenin basına sızdırılması ve benzeri olgular bu çatışmanın çarpıcı sonuçlarıdır... Başta yargı olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşları hükümete ve Kürtlere karşı seferber etmeyi öngören Lahika-1“eylem planı” TSK’nin yapılanması ve mücadele yöntemleri hakkında yeterince fikir veriyor…
Dolayısıyla egemenler arası mutabakatın olması, yukarda değindiğimiz egemenler arası ve derinleşerek süren çatışmayı dışlamıyor… Yaşanan mutabakat tarafların barış içinde yaşadığı uyumlu bir buluşmayı ifade etmiyor… Çekişme ve gerilimin olabildiğince kontrollü yürütülerek, sistemin (27 Nisan Muhtırası ve benzeri ortam gibi) krize sürüklenmeden tarafların konumunu korumaya, sağlamlaştırmaya çalıştığı bir dengeyi ifade ediyor... Tarafların konumunu sağlamlaştıran ve karşı tarafı sınırlayan yeni hamleler yapması mutabakatın bozulduğunu göstermiyor… Çünkü bu mutabakat tarafların ABD ile “mükemmel” uyumundan ve bu uyumun emekçi ve Kürt karşıtlığı özelliğinden kaynaklanıyor...
Ergenekoncuların ziyaretini “insani” olarak değerlendiren Başbakan bu ziyaretin anlamının ne olduğunu çok iyi biliyor… Ergenekoncuların ziyaret edilmesi kuşkusuz ki TSK’nin önemli bir hamlesidir… Bu hamleyle rahatsızlığını ifade ederek fazla ileri gidilmemesi gerektiğini ilan etmiş oluyor… Yine bu ziyaret mensubu bulunduğu geleneksel güçlere moral vermeyi ve onları toparlamayı öngörmektedir… Daha önce muvazzaf subaylara dönük basında yer alan iddialarla ilgili Genelkurmay tarafından sert açıklama yapıldığı biliniyor... TSK’nin "yıpratılma çabaları" karşısında halkın “yasal ve demokratik” tepki göstermesi istenmişti... Kara kuvvetleri Komutanlığına yeni atanan Koşaner’in Ergenekon la ilgili duyduğu rahatsızlığı ifade etmesi (yapılan tartışmalardan jandarmanın “rencide” olduğunu ifade etmesi) ardından Hava Kuvvetleri Komutanının olayları küçümseyen bir demeç vermesi, “Ergenekoncu iyi çocukların” ziyaret edilmesinin zeminini oluşturdu.
Anlaşılan TSK bu ziyaretle ilgili yerlere mesaj veriyor ve önlem alıyor… İki orgeneral ve JİTEM kurucusu emekli Albay Arif Doğan’ın haklarındaki iddianame henüz belli değilken Şemdinli davasında olduğu gibi benzeri bir müdahaleyi zorunlu görüyor... Ezilenlerin kitlesel, fiili ve meşru mücadele vermesi halinde Ergenekon soruşturmasının hızla JİTEM, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve benzeri yollarla ordunun içine sıçrayabileceğinin bilincindedir... 22 Temmuz seçimlerinden sonra geri çekilen ve perde arkasından mücadelesini sürdüren TSK, bu ziyaretle mensubu bulunduğu geleneksel bloğu sevindirmiştir. Ergenekon’un Avukatlığına soyunan ve ordu mensuplarını da etkileyen çevrelerin tepkilerini etkisiz hale getirmiş, sarsılan imajını onarmıştır…
Ancak bütün bunlar mevcut mutabakatın sona erdiğini göstermiyor. Kürt sorununun “askeri yöntemlerle çözülmesini” inkâr ve imha siyasetini öngören ABD eksenli yaklaşım, mutabakatın temel özelliğini oluşturmaya devam ediyor... Bu yaklaşımın önünün Dolmabahçe Mutabakatı ve Beyaz Saray anlaşmasıyla açıldığı biliniyor. TSK’nin Kuzey Irak’ta elinin serbest bırakılmasını içeren bir mutabakat söz konusu… Ve TSK, Kürtlerle uğraştığı bir süreçte enerjisini egemenler arası çatışma da harcamak istemiyor.
Egemenler arası çatışmanın boyutları ne olursa olsun, ezenlerin, sömürgeci zalimlerin ezilenler karşısında mutabakatlar oluşturarak hareket ettikleri yaşanan gerçektir. Emekçiler neoliberal politikalarla en doğal hakları ellerinden alınıp yeni saldırılarla yoksullaştırılır ve örgütsüzleştirilirken Kürtlere de inkâr ve imha siyaseti dayatılıyor… O halde, ezilenlerin fiili ve meşru temeldeki mücadele birlikteliğinin yaşam bulması, saldırıları püskürtecek özgürleşmenin kapılarını açacak biricik yoldur… Bu aynı zamanda egemenlerin hareket alanını daraltacak ve pervazsızca yapılan böylesi ziyaretleri de engelleyecektir…
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
