Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
12 + 7 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar'a Katıl

height=26 width=120 alt="Google Groups">
Koxuzden-Yazilar'a katıl
E-Mail:
Bu Grubu Ziyaret et

Resim Galerileri

Random image

Türk Solu'nun İzinden Gittiği Gelenek: Naziler

İçerik Paylaşımı

İçeriği paylaş

Syndicate (site map)

Çatı Partisi Değerlendirmesi-1 Mustafa Sivaslı

Köxüz kullanıcısının resmi
Yazının Yazarı: 
Mustafa Sivaslı
Yazının Yayınlandığı Yayın: 

GündemOnline

'Demokratik Türkiye isteyenleri kapsamalı'

Demokrasi ve barış mücadelesi yandaşlarının Türkiye'de etkin bir muhalefet oluşturmak amacıyla uzun süreden beri başlattıkları Çatı Partisi çalışmalarını değerlendiren Alternatif Gazetesi yazarı Mustafa Sivaslı, Çatı Partisi'nin itibar kazandıracağını söyleyerek, 'Çatı Partisi demokratik siyasetin hakim olduğu bir demokrat hareket olmalıdır. Demokratik Türkiye'yi isteyen ve demokratik siyaset yapanların altında toplandığı bir çatı olmalıdır' dedi.

Çatı Partisi itibar kazandırır

Ergenekon davası, yolsuzluk dosyaları, Aydın Doğan-Erdoğan atışmaları gibi suni gündemlerle iktidar, muhalefet ve medya üçlüsü Türkiye'nin temel sorunlarının üstünü örtmeye devam ediyor. İktidar ve rant kavgası topluma demokrasi, ilerleme mücadelesi olarak yutturulmaya çalışılıyor. Gerçek anlamda demokrasi ve insan hakları mücadelesi yürüten güçlerin dağınıklığı bu güçlerin ekmeğine yağ sürmekle kalmıyor, askeri vesayetin, baskıcı rejimin daha bir rahat davranmasını sağlıyor. Bu toz duman içinde tezkerenin süresi uzatılmak istenerek, sınırların ötesine kadar taşırılan bir zulüm mekanizması Başbuğ-Erdoğan öncülüğünde en son 'Mehmetçik medya' da hizaya getirilerek hayata geçiriliyor. Etkili bir muhalefet geliştirip, Türkiye'nin temel sorunlarını demokratik bir zemine taşıyarak çözme eğilimi taşıyan demokratik güçlerin birlik arayışı da aciliyetini koruyor. Uzun bir süredir demokratik kamuoyu, siyasi partiler, sendikalar, aydınlar ve sivil toplum örgütleri arasında Çatı Partisi tartışmaları yaşanıyor. Hatırlanacağı üzere günlük yayın yapan ve kısa bir süre önce yersiz gerekçelerle kapatılan Alternatif Gazetesi'nde de Çatı Partisi tartışmaları geniş kesimler tarafından yoğunca yapılmıştı. Alternatif Gazetesi yazarı Mustafa Sivaslı'ya Çatı Partisi'ni sorduk. Sivaslı, üç gün sürecek olan röportajın bugünkü bölümünde, yaşanan tartışma süreci ve nasıl bir oluşuma ihtiyaç duyulduğu, güçler arasında bundan önce yaşanan işbirliği ve seçim ittifakları, yine uzun erimli birlikte yürüyüşlerin örgütü nasıl ortaya çıkarılabilir konuları üzerinde durdu.

Çatı Partisi tartışmaları ve çalışmaları belirli bir aşamaya geldi. Size göre Çatı Partisi nasıl bir oluşumdur?

Çatı Partisi tartışmalarını yakından izleyemiyoruz. Bize kısmen yansıyor. Şunu belirtmeliyiz ki şu anda Türkiye'de gündeme alınması gereken tek konu, Çatı Partisi'dir. Bunun dışındaki tüm tartışmalar saptırmadır ya da Türkiye'nin mevcut siyasal durumuna cevap olacak gündem değildir. Daha doğrusu halkın gündemi olan konuları değerlendirecek ve halkın çıkarına sonuçlandıracak olan böyle bir harekettir. Böyle bir hareket olmadan diğer gündemleri tartışmak da sonuç vermemektedir.

Türkiye'deki egemen sınıflara dayalı siyasi partiler ve inkarcı sömürgeci güçler artık Türkiye'de siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel hiçbir ihtiyacı karşılayamayacak duruma gelmişlerdir. İktidar da, muhalefet de lüzumsuz durumdadırlar. Toplumu oyalama niteliklerini bile kaybetmişlerdir. Türkiye'de artık demokratik bir siyasi yaşam ve demokratik Türkiye olmazsa olmaz kabilinden bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan siyasi aktör, Türkiye toplumunun özlemlerine cevap olacak demokratik bir siyasal harekettir. Bunu da Türkiye ortamında ancak sol demokratik güçlerin bir çatı altında toplanması karşılayabilir. Türkiye'nin en temel sorunu olan Kürt sorununa doğru bir yaklaşım ancak bu güçler tarafından gösterilebilir. Kürt sorunu ve temel demokratikleşme sorunları halledildiğinde birçok sorununun çözümüne de anahtar çevrilmiş olacaktır.

Çatı Partisi, Türkiye'de demokratların, yurtseverlerin, mevcut durumdan sıkıntı duyan tüm toplumsal kesimlerin ya da temsilcilerinin sorumluluk duyarak biraraya geldikleri demokratik bir siyasal hareket olarak görülmelidir. Türkiye'de siyasal, sosyal ve kültürel yaşamda bir tıkanma ve çürüme vardır. Bunun nedeni de ciddi sorunların olması ama bunlara çözüm bulunamamasıdır. Çözümsüzlüğün nedeni ise, Türkiye'nin demokratikleşmemesidir. Bu durum, Türkiye'de temel sorunları çözebilecek gerçek bir demokrasinin kurumlaşmasını tarihsel bir zorunluluk haline getirmiştir. Dolayısıyla Çatı Partisi bir örgütsel model tercihi ya da güç biriktirme olarak ele alınamaz. Bunlar ancak temel sorunlara çözüm perspektifi ile yaklaşılırsa bir anlam ifade edebilir.

Çatı Partisi'ni gerekli kılan diğer bir neden ise; Türkiye'de sol demokratların bir bütün olarak tüm halkın ve demokrasi güçlerinin Türkiye'yi demokratikleştirme konusunda on yıllardır büyük bedeller ödeyerek mücadele vermeleridir. Hiç kimse Türk, Kürt ya da diğer halkların az demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyemez. Ne var ki bu mücadelenin ortaya çıkardığı demokrasi birikimi ve özlemini bu mücadelede en az katkısı olanlar demagoji ile sömürüp kullanmışlar ve kendilerini Türkiye siyasetinde etkili kılmışlardır.

Bu yönüyle Çatı Partisi; grupların, siyasi çevrelerin ve toplumsal kesimlerin tek tek başaramadığı Türkiye'yi demokratikleştirme, özgürlük alanlarını genişletme mücadelesini gerçekleştirecek etkili bir siyasi araç olarak görülmelidir. Ortak payda olan hedeflere ulaşmayı sağlayacak bir siyasal oluşumdur. Çatı Partisi'ni böyle anlamak gerekir. Bir ideolojik yaklaşımın kendi hedeflerine ulaşmak için gerekli gördüğü bir siyasal oluşum ve örgütsel model değildir. Bu siyasal araç, ideolojik grupların tüm siyasi hedeflerine cevap verecek bir oluşum olarak ele alınmamalıdır. Zaten çok farklı siyasal grupları ve çevreleri içine alacağına göre, herkesin üzerinde ortaklaşacağı belirli hedeflerle kendini tanımlamış olmalıdır. Bu hedeflerine ulaştıktan sonra yaşanan pratiğin ortaya çıkardığı yeni ortak paydalar üzerinden eskisinden daha fazla bütünleşmiş bir oluşum da ortaya çıkarılabilir. Kaldı ki Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleştirilmesi ve temel sorunların çözülmesi az-buz bir hedef değildir. Bu temelde yol alındıktan sonra, demokratikleşmiş Türkiye'de daha fazla söz sahibi olmak, demokrasi ve özgürlükleri derinleştirmek için bir aradalık ihtiyacı kendini var etmeye devam edecektir.

Türkiye'yi bu düzeyde demokratikleştirmiş güçler, Türkiye'de çok büyük bir itibar kazanırlar. Hiçbir siyasi gücün kazanmadığı saygınlık ve güven duyulan aktörler haline gelirler. Bu güçler yeni projelerini pratikleştirme konusunda da toplumun desteğini alabilirler. Türkiye'yi demokratikleştiren ve temel sorunların çözümünde rol oynayan güçleri halk sabah-akşam sürekli anar. Bunlar etrafında örgütlenme eğilimi duyar. Nitekim Türkiye'de halk doğru-yanlış demokratik gelişme yaşattığına inandığı insanları ve partileri sürekli anmıştır. 1970'li yıllarda toplumun Ecevit'e nasıl sahip çıktığını biliyoruz.

Bugün AKP'nin oy alması ve hala toplumdan destek bulması, alternatif olmadığındandır. CHP'ye verilen oylar da AKP'nin ideolojik ve siyasi yaklaşımından ürkenlerden gelmektedir. İki partiye verilen oyların önemli bir bölümü zorunluluktan ve alternatifsizlikten veriliyorsa, Çatı Partisi bu iki partiye alternatifsizlikten ve mecburiyetten verilen desteği kendi etrafında toplayabilir. İyi bir demokratik alternatif ortaya çıkarsa hem AKP hem de CHP çöker. Her iki partiden de demokratik Çatı Partisi'ne oy verecek geniş bir kesim vardır. Çünkü bugün bile toplumda en fazla destek görecek hedef Türkiye'yi demokratikleştirme hedefidir. Siyasi ve ekonomik alandaki büyük haksızlıklar ve istismarların demokratikleşme temelinde önemli oranda geriletileceği bilinci vardır.

Bundan önceki işbirliği ve seçim ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunların hiçbirine olumsuz pratikler olarak bakamayız. Yanlış ve eksiklikleri varsa, bu da bunların daha geniş çevreleri içine alacak kapsamda yapılmamış olmasıdır. Bu ortaklaşmalara karşı çıkanların iyi niyetli olduğunu düşünmüyoruz. Eksiklikler ayrıdır, ama bu tür ortaklaşmalara olumsuz bakmak ya da olmaz demek ya aydın ukalalığıdır ya da demokrasi karşıtların isteğine göre konuşmaktır.

En son milletvekili seçimlerinde Bin Umut Adayları içinde başka siyasi güçlerden olanların aday gösterilmesi ve Meclis'e taşınması önemli görülmelidir. Biz daha fazla sayıda Kürt demokrat adaylar yanında sol demokrat adayların Meclis'e girmesini isterdik. Bu bizlerin her zamanki arzusudur.

2002 seçimlerindeki ortaklaşma da yanlış değildi. Çok iyi bir kampanya oldu. Toplumun en canlı ve dinamik güçlerini miting alanlarına çekti. Demokrasi güçlerinde büyük bir coşku yarattı. Ancak ortaya çıkan sonuç, çekirdek ve en dinamik kesimlerin etrafında toplanması gereken çevrelerin bu ittifak etrafında toplanmasının yeterince başarılamaması olarak görülmelidir. Bu sonuç, olması gereken bileşenlerin tümünün biraraya gelmediğini de göstermektedir. Daha geniş kesimleri çekecek ve onlara güven verecek bir açılım yapılmadığını ortaya koymuştur. O dönemde başta ÖDP olmak üzere başka çevrelerle de görüşülmüştür. ÖDP'nin bu ittifakın içine alınması için ısrarlı olunmuştur. ÖDP'nin de alınmasının o dönemde bir sinerji yaratacağına inanılmıştır. Ancak aday sıralamalarında çok köklü sarsıntı yaratacak öneriler getirildiğinden onlar dışında kalmıştır. Onlar biraz makul davransa, bizler biraz daha istekli olsaydık bir noktada anlaşabilirdik. Ancak karşılıklı olarak bu basireti gösteremedik. ÖDP dışında bu ittifakın içine alınacak birkaç grup daha vardı. Onlar da çeşitli biçimlerde dışarıda kaldı.

Bunların yanında çeşitli sivil toplum örgütlerini, aydınları, yazarları ve sanatçıları bu demokratik hareket içine çekemedik. Bir kısmı daha sonra katıldıysa da bu hem geç oldu hem de yetersiz kaldı. Eğer yapılan seçim ittifakı çeşitli sivil toplum örgütlerini, meslek kuruluşlarını, aydınları etrafında toplasaydı, toplumda daha fazla yankı bulurdu; DEHAP çatısı altında demokratik adaylara yönelmesini beraberinde getirirdi.

Örneğin, 2002 seçimlerinde İsmail Cem ile Kemal Derviş'in ortak siyasi hareketi yüzde 20 üzerinde oy alacakken, Kemal Derviş'in çekilmesi üzerine dibe vurmuştur. Son seçimlerde Mehmet Ağar-Mumcu ittifakı barajı rahatlıkla aşarken, Mumcu'nun mızıkçılık yapması üzerine, Ağar siyaset sahnesinden silinmiştir.

Türkiye tarihinde yüksek oy almış partiler, farklı kesimlerin biraraya gelmesinin bir uyum ve sinerji yaratmasını sağlamayı bilen partiler olmuştur. Hiç kimse AKP'ye kızmamalıdır. AKP'ye katılanları oportünist olarak değerlendirmemelidir. AKP'ye katılanları böyle değerlendirmek -bu değerlendirmeler doğru olsa bile- AKP'nin ortaya çıkardığı politik aracın ve taktiklerinin yanlış olduğunu göstermez. Gerçek demokratlar sahneye çıkmazsa, bazıları demokrasinin demagojisini yaparak halkı peşinden sürükler. Dolayısıyla suçu demagoglarda değil, meydanı demagoglara bırakanlarda aramak gerekir.

Biz geçmiş dönemdeki işbirliği ve ittifakı yanlış bulmuyoruz. Bunlar önemli bir tecrübe birikimi olmuştur. Geçen dönem yapılan ittifaklardan hiç sonuç alınmadı demek, iktidarcı mantıktır. Somut elimize ne geçti anlayışıdır. Kaldı ki hiçbirisi olumsuz bir sonuç ortaya çıkarmamıştır. Oyları geriletmemiştir, ancak istenen düzeye de yükseltmemiştir. Dolayısıyla sadece beklentilerin yüksekliğinin getirdiği hayal kırıklıkları olmuştur. Bu nedenle Kürt demokratik hareketi ve Türkiyeli sol demokrat çevrelerde bu işbirliğine olumsuz yaklaşanların yanlışlık içinde olduğunu iddia ediyoruz.

Öyle ki 2002 seçimlerinden sonra barajın aşılmamasını kadın adayların fazla gösterilmesinde bulanlar bile vardı. Bunlar toplumsal dinamizmin ortaya çıkmasında kadın hareketinin rolünü küçümseyen geri yaklaşımlardı. Bugün tüm siyasi güçler kadına seslenerek oyunu arttırmak isterken, 2002 seçimlerinde barajın aşılmamasını kadınlara bağlamak, özgürlük hareketini eleştirmek için eleştirmekti. Yine Türkiyeli demokratik güçlerle yapılan ittifakın yanlış olduğunu ileri sürenler vardı. Sanki Türkiyeli sol demokratlarla ittifak yapılması oyları azaltmış gibi bir anlayış yaymak isteyenler bile oldu. Halbuki bu değerlendirmelerin tümü yanlıştı ve bilinçli biçimde dillendiriliyordu. Bu ittifak 'Türkiye'deki daha geniş toplumsal kesimleri içine almalıydı' denilseydi, bu doğru bir eleştiri olurdu. Bu nedenle o dönemde bu ittifaka yöneltilen eleştirilerin çoğunluğu yanlıştı. Daha çok da Kürt Özgürlük Hareketi'nin politikalarını karalamak için yapılıyordu. Bunları yapanların kim olduğunu biliyoruz. Kendilerine 3 koyun versen dönüşte ikisini kaybedecek olanlardır. Bunlar, hayatlarında bir mitingi bile örgütleyemeyecek kadar gücü ve yeteneği olmayan insanlardır.

Kürt demokratlarını ve Türkiyeli demokrasi güçlerini eleştireceksek, şimdiye kadar etkili biçimde biraraya gelememelerini eleştirmeliyiz. Bu konuda yapılacak her eleştiri haklıdır. Çünkü mücadeleyi bu güçler veriyor, bedeli bunlar ödüyor, ama başkaları mücadeleyle ortaya çıkarılan bu özlemleri demagojik aldatmalarla sömürüyor.

Şunu bir daha vurgulayalım; eğer sorunları Türkiye sınırlar içinde demokratikleşme temelinde çözmek istiyorsak, Türkiyeli demokrasi güçleri ile ortaklaşmak, demokratik bir hareket yaratmak önemli görülmelidir. Tabii ki Kürt demokrasi güçleri ile ortaklaşmak önemlidir. Bu konuda da yapılması gerekenler vardır, ama bu bugün önemli olan ve Türkiye siyasi hayatına müdahale anlamına gelecek önemli adım, bir çatı hareketidir. Böyle bir çatı hareketi içine Kürt Özgürlük Hareketi'yle birlikte demokrasi mücadelesi içinde yer alacak Kürt siyasi çevreleri de katılmalıdır. Türkiye'nin demokratikleşmesini esas alacak her güç, böyle bir çatı hareketi içinde yer alabilir.

Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yan yana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?

Önceki deneyler daha çok bir güçbirliği ve seçim ittifakı aşamasında kaldı, ilerletilemedi. Hatta çok önemli konularda bile ortak mücadele yapılamadı. Herkes kendi kanalından bildiğini okumaya devam etti. Artık bu anlayışa son vererek Türkiye sorunlarına yüzeysel yaklaşmaktan kurtulmalıdır. Demokrasi karşıtı güçler, gerektiğinde -hatta özgürlük mücadelesi karşısında sürekli- milli mutabakat ve ittifak yaparken demokrasi güçlerinin bunu yapmaması anlaşılır değildir. 'Deniyoruz, olmuyor' söylemleri de sadece bir beceriksizlik itirafı olur. Böyle bir çatı hareketi gerekli midir, değil midir? Eğer gerekliyse yapmaktan kaçınamazsınız.

Seçim ittifakları ve güç birlikleri geçici oluşumlardır. Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun çözümü ve başka temel demokratikleşme sorunlarına çözüm bulmak için biraraya gelmek, geçici bir durum olarak görülemez.

Eski sol literatür ve mücadelenin aşamaları çerçevesinde belirtirsek, eskiden demokratik devrim aşamasından söz edilirdi. Demokratik devrime herkes kendi bakış açısına göre bir anlam yüklerdi. Kimileri daha az görev yüklerken, kimileri neredeyse sosyalizme ulaştıracak düzeyde bir rol verirdi. Ama hepsi de toplumun demokratikleştiği aşama olarak tanımlardı. Çatı Partisi esas olarak kendisini Türkiye'nin demokratikleştirilmesiyle tanımlayan bir parti olarak görülmelidir. Sosyalizm gibi hedefler bu partinin içinde yer almaz. Kaldı ki kendini sosyalist olarak tanımlayanlar da Çatı Partisi'nin böyle bir kimlikte olmasını istememelidir.

Türkiye'nin demokratikleşmesi derken, ülkenin ve toplumun belirli düzeyde demokratikleşmesinden söz ediyoruz. İlk önce de tam demokratikleşme önündeki engellerin kaldırılmasından söz ediyoruz. Bunun için de temel demokratikleşme sorunlarının çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin bu çerçevede demokratikleşmesi, toplumları kendiliğinden sosyalizme ulaştırmaz, ama demokratik örgütlenmelerin, dolayısıyla toplumun güç olmasını sağlayarak sosyalizmi kurmak isteyenlerin önünü açabilir. Demokratikleşmeyi böyle anlamak daha doğrudur. Böyle bir ülke yaratmak da h�l� yoğun çaba isteyen bir mücadele ile olur.

Biz geçici ittifak ve güç birliklerini gelinen aşamada Türkiye toplumuna saygısızlık olarak görüyoruz. Biraz güç biriktirme ya da imkan kazanma artık bugünkü ufkumuz olamaz. Bugün Türkiye'de bir demokrasi hareketi ile siyasete sürekli müdahale eden ve ağırlığını her zaman hissettirecek bir demokratik siyasi irade yaratmaya ihtiyaç vardır. Sadece seçim ittifakı yapmak, demokrasi güçlerinin halk güçleri arasındaki itibarını düşürür. Halk artık bu tür ittifaklar istemiyor. Halk ancak biraraya gelecek ve bir demokratik irade haline gelecek güçlere güven duyabilir. Bu açıdan halka güven verecek ve desteğinin sürekli olmasını sağlayacak bir Çatı Partisi yaratmakla daha uzun vadeli iddialarımızdan vazgeçmiş olmayız.

Mustafa Sivaslı

 
urchinTracker();