Kürt halk mücadelesinde eylemlerin hedef sınırı nedir?

Her operasonların ve çatışmaların arttığı dönemlere denk gelen bir takım sivilleri hedef alan yada etkileyen eylemler ortaya çıkıyor. Bunlar bombalı eylemler olmak üzere çeşitlenebiliyor. Kürt halk mücadelesinin genel anlamda sivillere yönelik eyleme karşı olduğunu biliyoruz. Ancak bir takım Kürtlerin cevap vermesi gereken süreçlerde bazı bombaların patlaması, bunu pkk yaptı gibi bir inanç yaratıyor. Bu konuda ne kadar gerçekleri görebiliyor ve ne kadar ayırt edebiliyoruz eylemlerin kim tarafından yapılmış olabileceğini? Bu konularda kriter ne olmalıdır ve şuan ki kürtlerin olaylara cevap olduğu yönetemleri nasıl buluyoruz?

Arkadaşların bu konu da ki ölçü ve tespitleri ve eleştirileri nelerdir, öğrenmek isterim. Bu konuda tartışmak faydalı olacaktır inancındayım. Şimdiden görüşlerini beyan edecek arkadaşlara teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

 

 

bombalı eylemler kim yapıyor sorusu

öncelikle merhabalar ben yeni üye oldum bu siteye bir çok değerli komünist aydının burada olması üye olmamda en büyük etkendir kendilerinin kitaplarını gazetelerdeki yazılarını takip etmeye çalışıyorum kendileri bizim örnek aldığımız insanlardır bu perspektiften yola çıkarak eylemlerin yapısı yöntemleri sorununa gelebilirim
çok öncelerden almak kaydıyla
mavi çarşı
başbağlar
kapalıçarşı
bu eylemler üstlenilmedi diye biliyorum maviçarşı eylemi konusunda sıkıntılı bir durum olduğu aklımda kalmış
diyarbakırdaki bir önceki eylem
ve son eylem
televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla pkk ye yakın sitelerde
"kutsal eylem olduğunun yazıldığı ve üstlenildiği yönünde " haberler geçiliyor fakat hala tam bir netlik yok ortada bu siteler hangi sitelerdir ben araştırıyorum bu tür haberlere ulaşamıyorum bunun bir karşı propaganda olduğunu düşünüyorum ama sorun burada bitmiyor geçmişte yapılan eylemlerin sıkıntılı durumlar yaratması türk halkının üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır bunu kabul etmek gerekiyor devrimcilere yapılan saldırılar söz konusu olmuştu HÖCveKIZILBAYRAK çevresine bu sıkıntılı durumlar vardı şu an bunlar yok ama insanların hafızasında yer ediyor devrimcilerle ilgili bölümün türk halkı içinde çok fazla duyulmadığını söylemek yanlış olmaz ama pkk nin eylem yöntemleri karışıklıklara neden olabiliyor yani provakasyonlara açık alan bırakıyor bu araba yakma eylemleride aynı duruma denk düşüyor demokratik serhildanlara ne oldu ayrıca gelinen son aşamada somut talepler ve bu anlamda proje görülmüyor ne için hangi haklar için silahlı mücadele inanın kafamız karışmış durumda

devlet pkk ye güvenmiyor pkk devlete güvenmiyor nasıl anlaşılacak dtp nin projesi somut değil muğlak ifadeler var demokratik özerklik için mi savaşılıyor somutta neye tekabül ediyor
idari
siyasal
kültürel
olarak

yani bu eylemlerin yöntemleri ve silahın kullanılışı yani savaşarak demokratikleşilmesini istemek her ölen asker türk halkının içinde yaraların açılmaısna neden oluyor ki bunlar halkın çocukları ve zorunlu askerlik var biliyorsunuz yani isteklerin boyutları ile kullanılan silahlı mücadele arasındaki diyalektik üzerinde düşünmek gerekmiyormu acaba
murat KARAYALÇIN'a shp başkanına ses tv de yayınlanan bir programda telefonla şunu sormuştum:ana dilde eğitim türkiyede bir sorun olur mu diye yanıt:ulusal bütünlük bozulur ama seçmeli ders olabilir ÖCALAN da önceleri bunu söylüyordu diyarbakırda TAYYİB'e baro başkanı kürdoloji enstitüsü üniversitelerde kurulsun diyor yanıt:lazlar çerkezlerde ister oluyor
garip bir durumla karşılaşıyoruz istekler çok alt düzeyde bu ÖCALANda da böyleydi ve muğlak terimler vardı konfederalizm demokratik cumhuriyet seçmeli dersler,kürdoloji enstitüsü...
şimdi bu istekler ve ödenen bedel arasında bir uçurum var gibi geliyor bana yoğun demokratik serhildanlar ve türklerle birlikte yapılan hak arama mücadelesi silahların bırakılması noktasında geliştirilecek demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve kürtlerin tc ile birlikte yaşama ilişkisinin anayasaya yansıtılması için girişimlerin sürekliliği tbmm ye halkın gruplar kurumlar kitleler halinde gelmesi...
saygılarımla

Özür?

Diyarbakır'daki katliamla (emperyalist terminolojide "Kollateralschaden" veya "Collateral Damage" diye geçiyor) ilgili olarak KCK özür diledi...

Özür dilendi, iş halledildi. Öyle mi? Böyle basit olmamalı. İnsan hakları, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik için mücadele ettiğini söyleyen bir hareketin söyleyeceği ve yapacağı daha fazla şeyler olmalıdır diye düşünüyorum.

Umarım bugün koster bozulmaz veya hava muhalefeti olmaz ve bu konudaki tavır ile ilgili daha bir aydınlanırız.

Bu olay, en azından benim için, bir yol ayrımı niteliği taşıyor ve sanırım yalnız değilim...

KİM YAPIYOR SORUSU YANITINI BULDU FAKAT....

ÖNCELİKLE SİTEDEKİ YAZI KAREKTERLERİ OKUNAMIYOR....
evet ben karşı propaganda olarak değerlendirmiştim fakat yanıldım bu pkk nin önceden yaptığı bazı eylemlerde de aynı şekilde düşündüğümüz için pkk yapmamıştır karşı propagandadır diye düşünüyorduk fakat öyle olmadığı kimi zaman yerel inisiyatif sorununa havale edilerek geçiştiriliyor daha öncedende oldu bu tür eylemler bunlar derhal durdurulmalıdır özür dilemek fazla bir şey ifade etmiyor bundan bir önceki diyarbakır eylemi ne olacak hani bunda en azından üstlenildi sisli durum ortadan kalktı ya diğer eylemler.... hep derin provakasyon deniliyor dtp derin provakosyon demişti pkk provakatör durumuna düşmedi mi bu durumda ne yapacağız nasıl düşüneceğiz pkk amerikaya yakınlaşıyor bizi niye düşman ilan ediyor diyor dost ilan etse daha onurlu mu olurdu... kime nasıl inanacağız

Sivillerin ölmesinden dolayı üzüntülü olduklarını ifade eden Tekin, halktan özür diledi.

Roj TV’ye telefonla katılan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Bozan Tekin, 3 Ocak’ta Amed’in Yenişehir Semti’nde askeri servis aracına yönelik bombalı eyleme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Tekin, eylemin hareketlerinin merkezi bir planlaması olmadığını vurgulayarak, “Bizim araştırmalarımıza göre yerel, otonom çeşitli birimlerin özellikle Kürt halkına yönelik saldırılara karşı bir tepki biçiminde geliştirdiği bir eylem. Türk basını ve Genelkurmayı, eylemi sivillere karşı geliştirilmiş bir eylemmiş gibi göstererek, timsah gözyaşı döküyorlar. Bu eylem subay ve astsubayların aracına karşı yapılmıştır. Askeri kayıplar gizleniyor. İlk gün 2 askerin öldüğü, 30’un üzerinde askerin yaralandığı söylendi. Ancak görünmeyen bir el müdahale etti” dedi.

Meydana gelen patlamada sivillerin yaralanması ve sivil insanların yaşamlarını yitirmesini üzüntü ile karşıladıklarını ifade eden Tekin, “Bu açıdan sivillerin yaşamını yitirmesi üzüntülerimizi arttırıyor. Bizim hareketimiz hiçbir zaman sivilleri hedef almadı. Bize bağlı olan bağımlı ya da bağımsız, bu halk ile hareket edenler sivilleri hedeflemezler. Sivillerin yaşamını yitirmesinden dolayı üzüntülerimizi belirtiyoruz, halkımızdan da özür diliyoruz” dedi. Tekin, konuşmasının devamında, eylemin hareketlerinin merkezi planlaması olmadığının altını bir kez daha çizerek, “Böyle bir planlama olsa söylemekten asla çekinmeyiz. Ortaya koyarız. Öyle olsa ne Türkiye Başbakanı ne Genelkurmay Başkanı oraya gidebilirdi” diye konuştu.

Tekin, şunları söyledi: “Önderliğimiz, giderek tıkanan siyasal sürece müdahale etti. Akil adamlar önerisi oldu. Biz bu önerinin gerçekleşmesi çabası içerisindeyiz. Bir barış ve anayasa çalışması vardır. Bunlar gündemde iken böyle bir eylemi hareketin merkezi planlamasıymış gibi bir yaklaşım art niyetli bir yaklaşımdır.”

Şimdi bu eylemde gösterdi

Şimdi bu eylemde gösterdi ki; PKK hiç bir eylemi gizlemiyor ve yapmadım dediği eylemi gerçekten yapmamıştır. Çünkü PKK adına en başarısız ve kendine zarar verici eylem bu eylemdir. Buna rağmen bunu derin ilişkiler ve güçler deyip üzerinden atmaktansa, özür dileyerek yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde böylesi bir dürüstlüğü göstermesi ona pahallıya patlayacakken, gene de bu dürüstlük ve samimiyette ısrar edişi onurlu bir duruştur. Şimdi Soykan arkadaşın daha önceki diyabakır bombalı eylemleri için söylediklerini doğru bulmuyorum. O önceki eylemler TİT tarafından üstlenilmiş ve PKK tarafından şiddetle kınanıp ortaya çıkarılması için çaba gösterilmiştir.

Hem askeri aracın hedef alındığı bir sırada öğrencilerin dolaylı olarak etkilendiğini biliyoruz. direk onları hedef alan bir durum yok. Evet siviller zarar görmüştür, bunun bir öz eleştirisi olmalı ve tekrarlanmaması için elden gelen yapılmalıdır. Ancak eylemsel bir hatadan dolayıda PKK nin sivilleri hedef aldığı sonucuna varmak çok insafsızca olur.

Gelin eleştirelim, yerden yerede vuralım, ancak TC gibi leş üzerine dadanan hayvanlar gibi bu olayı "PKK sivilleri hedef aldı" şeklinde haksızca yorumlamayalım.

PKK nin geçmişi ve eylem tarihi ile sivilleri hedef almadığını biiyoruz. Bu konu da mavi çarşı örnekleri verilmiş falan filan. Bir kere onlar PKK ninde dediği gibi merkezden talimatla yada planla yapılmış şeyler değil, daha çok yerel güçler, hatta daha doğru deyimi ile bazı kendi insiyatifi ile hareket eden fedai kürt gençlerinin eylemdeki kontrolsuz ve duygusal pratikleridir.

Türk devleti polisi açıkcamasum bir insanı öldürdüğünde bile, o polis övülür ve yüceltilip, iyi çocuklar naraları atılarak temize çekilr. Ama PKK öyle bir tavır içindede değildir.

Özür dilemekten daha fazlası demişsiniz. Merak ettim, daha fazlası nedir? Ne yapabilir? Kıssasa kıssas deyip o sayıda gerillasınımı öldürsün özür dilemek amacı ile?

Sonra ölenlerin sadece siviller olarak gösterilmeside alçakcadır. Orada ölenlerin sayısında ciddi bir oynama var. Yani ölen askerlerin sayısı 10 dan az değilken, birilerinin hiç asker ölmedi demesi ve öyle büyük bir saldırının hedefi olup yangınlar içinde küle dönüşen araçta hiç askerlerin ölmemesi ve siillerin dolaylı olarak etkilenip ölmesi düşündürücüdür. Bu konuda devletin ciddi karşı propagandası ve psikolojik savaş taktiği geliştirme durumu var. Ama sizler kendini birer kominist olarak tanımlayıp dünyayı değerlendirme tarzı çok farklı olması gereken arkadaşlar neredeyse genel kurmayla aynı şeyleri söyleyeceksiniz. Sizce düşündüklerinizi ve bildiklerinizi sıfırdan başa alıp tekrardan kurgulamanız gerekmezmi?

Halktan özür dilemek değil, suçlulardan hesap sormak gerekir

Koster bozulmadı, hava muhalefeti de yoktu, fakat aydınlatıcı bir tavır alamadık. Belki tecrit koşullarında bulunan birisinden fazla şeyler bekledim, bilemem. Zaman gösterecek...

Özür dilemenin yetmediğini söylüyorum. Açık bir tavır gerekli. İnsanlık suçu işlenmiştir ve sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde derin devletle aynı konuma düşülür. Kürt halk hareketi giderek ahlaki üstünlüğünü yitirir. Bunu demek istedim.

Öcalanın bir şeyler

Öcalanın bir şeyler sölemesini beklemekle ilgil oalrakta, şunu diyeim ki bu tür haberleri bizden üç ay sonra alıyor olabilir. Bilginiz olsun!

arjenazad bilgilendirme

arjenazad bilgilendirme için teşekkür ediyorum
PKK nin geçmişi ve eylem tarihi ile sivilleri hedef almadığını biiyoruz. Bu konu da mavi çarşı örnekleri verilmiş falan filan. Bir kere onlar PKK ninde dediği gibi merkezden talimatla yada planla yapılmış şeyler değil, daha çok yerel güçler, hatta daha doğru deyimi ile bazı kendi insiyatifi ile hareket eden fedai kürt gençlerinin eylemdeki kontrolsuz ve duygusal pratiklerdir

sözünü ettiğim tam da budur bu tür eylemler sıkıntı yaratıyor ve sanırım çok ta istenilen bir durum değil genelkurmay gibi şeyler söylemek fazlasıyla ağır bir tanımlama olmaz mı bunu doğru bulmuyorum sadece bu tür eylemler araştırıp sonuca ulaşana kadar kafa karışıklığı yaratıyor stratejik bir eylem tarzı olmadığı konusunda hemfikirim ama bunların olması provakasyonlara çanak tutuyor bende üstlenilmenin açıklanmasına kadar provakasyon olarak değerlendirdim DTP öyle söylüyordu yani sıkıntı yaratıyor söylemek istediğim odur yanlış anlaşılmasın araba yakma eylemleri konusunda da halk problem yaşıyor bunun da provakasyon olacağını düşündüm ama öyle olmadığı daha sonradan ortaya çıktı demokratik serhildanlar çok daha etkili olur ve bu anlamda meşruluk sorunu olmazdı
ayrıca genelkurmay son tahlilde bu sorunda siyasal belirleyici unsurlardan en kuvvetli olanı bu yapı düşman ilan ediliyorsa ona bu anlamıyla onun güçlerine zarar vermek o mücadelenin doğası gereği gibi duruyor ama anlaşma noktasında da bu yapıyla bir şekilde aracılar vasıtasıyla görüşülüyordu Ben ÖCALAN'ın genelkurmay hakkında düşman belirlemesi yaptığını okumadım devletide düşman ilan etmez bu durum da silahların kullanılmasını,ve bu anlamda askerlerin öldürülmesininde türk halkı üzerindeki etkisi elbetteki negatif oluyor DTP nin siyasal mücadeledeki yeri sözü edilen demokratik cumhuriyet için yeterli değil midir? ÖCALAN'ın akil adamlar komisyonu önerisi ve silah bırakılabileceği düşüncesi aslında buna tekabül etmiyor mu? yani silahlı mücadelenin bu hak alma mücadelesindeki yeri önemi niteliği nedir?bunu açıkçası merak ediyorum yani silahlı mücadele olmazsa kürtler haklarını alamaz mı?bu örgütsel ve siyasal-kültürel,sosyo-kültürel düzeye erişmediler mi?ben eriştikleri kanaatini taşıyorum kürtler örgütlü bir halktır olgunlaşmışlardır,devrimci-demokratik özlerini siyasal düzeyde sosyal düzeyde organize etmişlerdir bu anlamda silahlı mücadelenin devrim mücadelesi yapılmadığına göre şu an sürmesinin gerekçesi nedir yani TC devleti parçalanıp yerine yeni bir devlet kurma hedefi yoksa bu silahlı mücadelenin hedefi gerekçesi nedir?
ben KOMÜNİST düşünceleri insanlığın kurtuluşunda bir perspektif olarak önemli buluyorum ve bu konuda araştırıyorum ama bunu örgütlü hale dönüştürmedim.

Öcalan'ın Diyarbakır saldırısı hakkında söyledikleri!

Parazit arkadaş buyur;

‘DİYARBAKIR ADINA SİYASET YAPANLARA KIZIYORUM’

3 Ocak’taki Diyarbakır patlamasına da değinen Öcalan, durumun bu noktaya geleceğini bildiğini söyledi. Öcalan şöyle dedi: “Diyarbakır’daki patlamaya ilişkin şunu söyleyebilirim; ben durumun bu noktaya geleceğini tahmin ediyordum. Daha önce de bunu dile getirmiştim. Ben bu olayların zaten dışındayım. Bazı kesimler buna tepkili olabilir. Diyarbakır bu olaya takılıp kalmasın, geleceğine sahip çıksın. Daha önemli şeyler var. Ben ölenler açısından önemli değil demiyorum. Daha büyük katliamların önlenmesi gerekiyor. Diyarbakır adına siyaset yapanlara kızıyorum. Herkes barış için çalışmazsa çok kişi ölecek, böyle bir risk var. Bütün halktan rica ediyorum, herkes barış için çalışsın. Ben daha büyük katliamların önlenmesi için çabalıyorum. Devlet yetkililerinin tavrı, bildik şeyleri söylemedir. Dil talepleri konusunda bile eski tutumları aynen devam ediyor.”

Diyarbakır olayına dikkat çekerek DTP’yi eleştiren Öcalan şunları belirtti: “Belirteyim ki; Diyarbakır üzerine siyaset yapanlar eğer, çok kötü niyetli değillerse barışçıl ve demokratik bir ortamın oluşması için gereğini yapmalılar. Yapmazlarsa çok kötü niyetlidirler. Sonu çok kötü olur. Buna kimse hazır değil. Çok öfkeleniyorum, iki milyon kişi ölür diyorum! DTP’nin de en büyük eksikliği burada ortaya çıkıyor. Çalışmıyorlar, anlatamıyorlar bu tehlikeyi. Gerekirse beş gün Ankara’da kalınır, geri kalan zamanda halk içinde kalınarak halkla beraber barış için çalışılmalıdır. Diyarbakır’ın 1920’deki tavrı doğruydu. O zaman Kürtler İngilizlerin planına dayanacaklarına demokratik mücadeleye önem verseydiler daha iyi sonuç alırlardı.”

Savaşın mantığı

Diyarbakır’da patlayan bombadan hemen sonra Sayın Küçükaydın’ın "11 eylül üzerine yazıları" nı tekrar okudum. “ Savaşın mantığı “ işlemeye başladı mı acaba!

Aynı şey değil

Sayın Duran,

Kürt Özgürlük hareketi bir bütün olarak ele alındığı zaman, hemen hemen bütün kurtuluşçu hareketler gibi, esasta politik olarak karşı tarafı tecrit etmeye yöneliktir. İnsanları yok etmeyi değil, sosyal güçleri değiştirmeyi hedefler. Bu nedenle fazla bir geçerliliği olmadığı söylenebilir. Belki taktik düzeylerde etkili olabilir ama onlar bile esas stratejiye bağlı olarak ele alınmaktadır görüldüğü kadarıyla. Kendisi bir çok kereler askeri olarak bir üztünlük sağlayamayacağını ama karşı tarafın da kesin bir üstünlük kuramayacağını da ifade etmiştir. O yazıda her iki tarafın da birbirini yok etmeye kararlı olduğu ve karşı saldırısına daha sert bir saldırıyla cevap vereceği bir ilişki inceleniyordu.

Zaten kürt özgürlük hareket esas olarak sivil hedefleri sıradan halkı bombalamaz. bunlar genellikle kontrol dışı veya istenmeden ortaya çıkmılardır.

Bu son olayda da görüldüğü gibi, her zaman arızalar, kazalar olabilir.

Normal yolda arabayla giderken bile kaza yapabilirsiniz, hatta yolda yürürken bile başkalarına çarpabilir ve kaza yapabilirsiniz. Ve bunların sonuçları çok üzücü de olabilir. Olan böyledir.

Ama Türk ordusu ve devleti her zaman kasıtlı yapar. siz hiç bir genealin ya da devletin başka bir görevlisinin işkencelerden, infazlardan dolayı özür dilediğini gördüüz mü? Aksine bunu ypanlar terfi ettirilir, görünmez bir el onları kollar ve terfi ettirir.

Demir Küçükaydın

http://www.demirden-kapilar.net

demiraltona@hotmail.com