Devrimci Ali Aslan'in Ölümünün Ardindan Yapilan Degerlendirmeler ve Konusmalar
Ali aslan arkadasımızı yakindan taniyan mücadele arkadası
mehmet yucel'in onun sağlığında yazdığı onon devrimci kişiliği ve
macadale yaşamının bir kesitini aktardığı yazıdır.
Hasan balcı
anılarını yasatacağız ali aslan yoldasimiz fotoğrafi sayfamizin girisinde bulunmaktadır.
http://groups.yahoo.com/group/Turkiyekomunistpartisibirlik/
Sivas'ta devrimci faaliyet üzerine notlar...
- Devrimci genc ve aydinlarla genc iscilerin bulusmasinin kisa oykusu.
Sene 1970, ODTU Petrol Muhendisligi son siniftayim. O yaz Batman'da
staj yapmaktayim.
Huseyin Inan ve 10 arkadasi Filistin donusu yakalanmislar ve
Diyarbakir cezaevinde yatmaktalar. Birlikte staj yaptigim iki
arkadasimla birlikte hemen her hafta sonu Diyarbakira gidip
cezaevindeki arkadaslarimizi ziyaret etmekteyiz.
Burada 'gorus' ve 'ziyaret' ayrimi yapayim da durum biraz anlasilsin.
Bu bilinen cezaevi gorusu seklinde olmuyordu. Bizimkisi gercek
anlamda bir ziyaret olarak geciyordu. Soyle ki, bu arkadaslar topluca
bir kogusta kaliyorlardi, gelen ziyaretcileri iceri aliniyor, kogusa
cikariliyor ve kogusta saatlerce beraber olunuyordu. Birlikte yemek
yeniyor, cay-sigara iciliyor ve tabii ki bol bol sohbet ediliyordu.
Cumartesi sabah trenle Diyarbakira geliyor cezaevine giriyoruz,
aksam uzeri cikiyor geceyi bir otelde geciriyoruz, ertesi gun - pazar
gunu - yine cezaevi ziyareti, aksam Batmana donus.
Bir aksam 'gitmeyin, burda yatin' dediler. 'iyi, olur dedik'. zaten
geceyi en ucuzundan kotu bir otelde geciriyoruz. niye olmasin? sonra
aralarinda tartistilar, 'muhbir gardiyanlarin iyi gardiyanlari ihbar
edebilecegi, sorun cikabilecegi' ihtimali agir basti ve biz yine
otelimize donduk.
Batmanda bulundugumuz 8 hafta suresince herhalde 5-6 hafta sonunu
boyle gecirdik.
Artik staj bitmek uzere ve ben Sivas'a donecegim, Huseyin Inan bir
arkadasinin - sanirim uzaktan akrabasi da oluyordu - Sivas Sanat
Okuluna ogretmen olarak tayin edildigini, devrimci bir arkadas
oldugunu, selamini iletmemi ve tanismamizi soyledi.
Geldim, aradim, buldum ve tanistik. Gunes'le* de tanistirdim.
Zeki hoca heyecanli ve devrimci bir ogretmendi. Daha sonraki
gelişmelerde önemli rolü oldu.
Yine o sonbahar gunleri. Sehrimizdeki ilerici/devrimci kisilerin
pesindeyiz. Tanismak, bulusmak ve toparlamak niyetindeyiz. Ticaret
Lisesinde ilerici bir ogretmenden sozediliyor, ariyor, buluyoruz.
Bize demiryolu iscisi ve geceleri ticaret lisesinde okuyan bir grup
ogrencisinden sozediyor, tanistirmak istiyor.
Ali Aslan ve arkadaslari ile tanismamiz** boyle oluyor.
Ben ankaraya ODTU'ye donuyorum.
Zeki hoca, Güneş, Ali Aslan ve bir grup isci arkadasi Sivas'ta 4
Eylul Kultur Dernegini kuruyorlar.
4 Eylul Kultur Dernegi oncesi
Gecen yazimda 4 Eylul Kultur Derneginin kurulus surecini anlatmistim.
Sivas'ta 12 mart sonrasi tum devrimci gruplar bu dernekten zuhur
etmekle birlikte tarih elbette 4 eylulle baslamis degildir.
Daha once ilerici, emekten yana faaliyet anlaminda ne vardi denirse,
TiP ve TOS'ten sozetmek gerekir.
60'li yillarda emekci ogretmen hareketi olarak TOS'un onemi bilinir.
Ulke sathina yayilmis orgutlulugu ve emekcilerden yana tutumuyla TOS
devrimci genclerin, sola yonelmis isci ve emekcilerin de ugrak ve sol
dusuncelerle karsilasma yeri idi.
TOS Sivas'ta da uc asagi bes yukari bu islevini gormustur.
TiP'e gelince... 60 yillarda TiP Sivas'ta da orgutluydu ancak fazla
bir etkinligi oldugu soylenemez.
O yillarin TiP'inden aklimda kalan il baskani Ali emmi ile kapisi cok
nadiren acilan il lokalidir.
Ali emmi isci emeklisi idi. secim donemleri disinda il lokalini ara
sira actigi olurdu. Sivas'ta bulundugum zamanlar ( Universite
tatillerinde ) acik buldugumda ugrar sohbet ederdik.
Ali emminin oglu 'kizilbasoglu Veli' Sivas'in en namli
kabadayilarindan 'kizilbasoglu Yadigar'in yetistirmesi yigit bir
kabadayi idi.
Aybar ve Boran'in da katildigi bir TiP mitingi sirasinda imamhatipli
gencler getirilmis bagirip-cagirmakta imisler. Veli ve adamlarinin
geldigini gorunce hemen toz olmuslar ( gecen gun Ali'den dinledim ).
il lokalinin camlarina bir defasinda kirmizi boya serpildigini
hatirliyorum, saldirilarin Ali emmiye yonelmemesinde Veli'nin babasi
olmasininin rolu oldumu bilemem.
***
Sivas ili topraklarinda TiP'in varligini hissettirdigi tek yore
Yildizeli ilcesi idi, denilebilir.
Burada Yuksel, Alihan ve Erol adinda genc ve yigit devrimciler vardi.
O yillarda bu arkadaslarla henuz tanismiyorduk. Alihan ilcede
allahasiz komunist diye bilinirmis, olduruldu. Oldurulme oykusunu
Yuksel'den dinledim ama pek birsey hatirlamiyorum. Unutulmus olmasi
uzucudur.
12 mart doneminde Yuksel bizlerle birlikte hareket etti.
TiP cevresinden renkli bir kisi daha vardi, Gemereğin Karaozu
kasabasindan Guher abla. hakkinda pek cok dedikodu yapilirdi. O
yillarda tasrada bir kadinin devrimci harekete katilmasi her tur
dedikoduya hazir olmayi ve goguslemeyi gerektirirdi.
***
Son olarak, 12 mart oncesi istanbul ve Ankara da okuyan ve devrimci
harekete katilan Sivasli devrimcilerden soz edeyim.
Bunlardan ikisi, Huseyin Aslantas fasistlerce, Sener Erdal ise 5
martta ODTU baskininda jandarma kursunu ile olduruldu. Huseyin
Aslantas'in olum haberini anne-babasina iletme gorevi bana dusmustu.
koyune gittim ve ilettim. dunyadan, memlekette olup-bitenlerden
habersiz anne babaya aci haberi iletmek o gune dek karsilastigim en
zor gorevlerden biri olmustu.
Sener Erdal'i da iyi tanirdim. Denizler 4 amerikali eri
kacirdiklarinda jandarmalar ODTU yurtlarini kusatti ve bizi kursun
yagmuruna tuttu. Sener orada vurularak olduruldu.
O donem Universitelerde devrimci kavgaya katilmis olupta bugun hala
mucadeleye devam edenler ise maalesef pek fazla degil. Burada adi
aklima gelenler, Aydin Cubukcu ile M Yucel'dir.
Bagimsizlik haftasi
Sivastaki Devrimci Faaliyet soz konusu oldugunda 12 mart oncesine
ait deginmeden gecemeyecegimiz bir hadise daha var, Bagimsizlik
Haftasi.
70'e gelindiginde MDD hareketi bolunmus, Dogu Perincek'in basini
cektigi grup ayrilmis, M bellinin basini cektigi Al aydinlik
cevresinde ise cesitli egilimler sekillenmeye baslamisti.
Bu egilimler Dev-Genc icinde de temsil edilmekteydi. Daha sonra THKPC
ve THKO’yu olusturan ana akimlar yaninda daha kucuk gruplarda ortaya
cikmisti.
iste bunlardan birisi de o zaman ’Aktancilar’ diye adlandirilan ve
sonradan TiKB’yi olusturan gruptu.
Aydin Cubukcu da bu grubun ileri gelenlerindendi.
Bu cevreden 10-15 kisilik bir grup baslarinda Dev-Genc merkez
yonetiminden bir kisi ile birlikte '70 subatinda 'Bagimsizlik
Haftasi' diye adlandirdiklari bir dizi etkinlik gerceklestirmek
amaciyla Sivasa geliyorlar. Aydinin evine yerlesiyorlar.
Aydinin ailesi Sivasin esrafindan olup CHP’lidirler. 50’li 60’li
yillarda amcalari CHP milletvekili ve Senatoru olarak Mecliste
bulunmuslardir.
Sinirli da olsa bir cesit dokunulmazliklari vardi.
Bende subat tatili vesilesiyle Sivas’a donmustum. Bir grup Dev-
Genc’linin sehrimizde oldugunu duydum. Hemen temas kurdum. Ne yapmak
istediklerini ogrendim ve tabii ki calismalara katildim.
Grubun icinde sadece iki kisi Sivasliydi, yerli halkla baglari yok
duzeyindeydi, benimle birlikte yerli unsurlar olarak akraba ve
arkadas cevremden 3-5 kisi eylemlere katildilar.
Ilk eylem olarak bir aksam TOS’te bir konferans duzenlenmisti.
Katilim iyiydi. Disarda bir grup toplandi ve aleyhte sloganlar
attilar ama olay buyumedi.
Ertesi gun sabah erkenden bildiri dagitilacakti. O zamanlar D
Demiryollarina ait fabrika ve isyerlerinde 4-5 bin isci
calismaktaydi. Sabah 7’de isbasi yapmaktaydilar.
Sabah erkenden gruplar halinde giris kapilarini tuttuk, bildiri
dagitmaya basladik. Isciler bildirinin mahiyetini soruyor, kimileri
bismillah cekip aliyor yoluna devam ediyordu.
Artik isin sonuna gelmistik ki, AP’si,Sendika ve Polis baglantili bir
grubun kiskirtmasi ile saldiriya ugradik. Bir hayli dayak yedik. Bazi
arkadaslarimiz yakindaki Polis karakoluna siginarak kurtuldular.
Gunun devamini, o gun icerde neler yasandigini daha sonra Ali ve
diger isci arkadaslardan dinledim.
Sonuc olumluydu, o gun icerde aksama kadar saldiri olayi tartisilmis.
Bizi savunan ilerici isciler ellerindeki bildiriyi okuyarak,
yazilanlarin gercek oldugunu dile getirmisler, saldiriyi kinamislar.
Ulke genelindeki politik ortamin da etkisi ile bildiri eylemi
iscilerin politize olmasini hizlandirmistir.
12 marta gelirken
Eylul 70’de Sivas’ta durum ozetle soyleydi: ortada henuz orgutlu bir
faaliyet yoktu, ancak daha sonraki donemde onemli rol oynayacak
kisiler bulusmustuk.
Universiteler acilmak uzereydi, ben Ankara’ya hareket ettim.
Bir sure sonra 4 Eylul Kultur Derneginin ( siz onu yerel Dev-Genc
diye anlayin ) kuruldugunu ogrendim.
Subat tatilinde dondugumde gelismeler sasirticiydi. Dernek
kitlesellesmisti. Lise ve dengi okullarda Gunes’in liderliginde genis
bir devrimci sempatizan cevre olusmustu. Dernegin kurucu ve
yoneticileri olan Ali ve arkadaslarinin calismakta olduklari DDY’na
ait isyerlerinde ise genis bir isci kesimiyle iyi iliskiler
kurulmustu.
Dernegin kucuk bir lokali de vardi ve ’dogal’ olarak saldirlarin
hedefi haline gelmisti. Gunes evden kovulmus, bazen yalniz bazen
birkac arkadasiyla birlikte, bu lokalde yatip-kalkmaktaydi. Fasist
gencler geceleri kapiyi zorluyorlar. Camdan iceri bir molotof
kokteyli atsalar ve kapiyi tutsalar yapilacak birsey yok. Boyle
kurbanlik koyun gibi lokali beklemenin dogru olmadigi acikti. Gunesi
ve aradaslari uyardigimi ve bu duruma son verdigimizi hatirliyorum.
Dernegin Il’e bagli ilcelerden genclerle de yaygin iliskileri vardi.
Il merkezindeki lise ve dengi okullarda okuyan gencler tatillerde
koyune-kasabasina donuyor, yakinlarini etkiliyorlardi.
Bu gencler ilcelerde orgutlenmek icin Dernekten talepte
bulunmaktaydilar.
Boyle bir davet uzerine kararlastirdik, Gunes’le Divrigiye gidecegiz,
yolda Gunes Ankaradan getirdigim Sosyalist Gazetesi cevresine ait
pullari elektrik direklerine yapistirmaya basladi. Issizligi-
pahalilig i, Demirel hukumetini ve ABD emperyalizmini yeren sloganlar.
Bu is icin cikmamistik, tedbirli degildik, tam uyaracaktim ki,
yanimizda duran bir arabadan cikan sivil kisiler emniyete davet
ettiler. Sivil polisler sandik ve yapistirilan pullarda da yasak bir
sey olmadigini bildigimiz icin davete icabet ettik. Sonradan ogrendik
ki bu kisiler polis degilmis, sendikacilarmis. Turk-Is’e bagli bir
sendikanin sube yoneticileri. Sari sendika- polis isbirliginin guzel!
bir ornegi.
Geceyi ayri ayri karakollarda sabahladik. Ertesi gun mahkeme Gunes’i
tutukladi. Sendikacilar hakkinda ifade vermisler. bir ay kadar yatti-
cikti. Divrigiye gidemedik.
Bir ay kadar sonra, 12 mart sonrasi aranmaktaydim ve Divrigiye
gittim. Genclerle bulustuk. Bayagi bir potansiyel vardi ve okulda,
okul cikisinda fasistlerin saldirilarina ugruyorlardi. Savunma
tedbirleri uzerine konustuk, tartistik, kararlar aldik ama dernek
kurmadik.
12 marta yaklasirken Sivas’ta gencler ve genc isciler arasinda genis
iliskileri olan bir orgut yaratilmisti, Dernegin ileri unsurlari
cevresinde sevilen, yigit, zamanin gosterdigi gibi bircogu davaya
kararlica bagli, ancak, bilinc ve tecrube bakimindan oldukca
yetersizdiler. Yapilabilen, Gerici hukumete, ABD emperylizmine karsi
genel bir ajitasyon ve sivil fasistlerle kavga idi.
12 mart fasizmi Sivas’li devrimcileri henuz cocukluk doneminde
yakaladi. Ali de iclerinde olmak uzere dernek yoneticileri
tutuklandilar. Benim hakkimda da giyabi tevkif karari vardi ama ben
Ankara’da Dev-Genc davasinda tutuklu oldugum icin Sivas cezaevinde
beraber olmadik.
Asagi yukari bir yil kadar yattiktan sonra tumumuz 72 yili
ortalarinda saliverildik.
Kimimiz isinden, kimimiz okulundan kovulmus olarak.
12 martta kisa bir donem
Cekirdegini asagi-yukari 10 kisinin olusturdugu, isci, ogrenci
genclik ve daha cok alevi koylulukle iliskileri olan bir devrimci
cevre…
Aramizda ideolojik birlik yoktu. Zeki hoca THKO’ya yakin goruslere
sahipti, ben Dr’cuydum. Diger arkadaslar henuz ideolojik olarak
sekillenmis sayilmazlardi. Aramizdaki iliskiler yoldasca guvene
dayanmaktaydi. Komun yasamina yakin bir ortam icinde yasiyorduk.
Bulundugumuz her ortamda, 12 mart fasizmine, ABD emperyalizmine karsi
propaganda yapiyor, daha guzel bir dunya ozlemlerimizi dile
getiriyorduk. Zaman zaman dugun vb. vesilelerle koylere gidiyor,
benzer konusmalar yapiyorduk.
Orgut degildik, aramizda bir hiyerarsi yoktu. Kuskusuz, Ne yapmali?
Nasil yapmali? uzerine kafa yoruyorduk. bu vesile ile bir ara CHP’de
calismak soz konusu oldu, tartistik ama benimsemedik. Bagimsiz
kalmayi yegledik. Geriye donup baktigimda bunun cok isabetli bir
karar oldugunu dusunuyorum. Bizim disimizda gidenler oldu ve orada
eridiler.
Devrimci bir cevre olarak bagimsiz hareket etmemiz, dik durusumuz ve
davaya bagliligimizi surduruyor olmamiz cevremizdeki ilerici isci ve
ogrenci gencleri olumlu etkiliyordu.
Bu donem uzun surmedi. Ali ve arkadaslari Kayseride ise basladi, Zeki
hoca ekonomik sikintilar nedeniyle yurt disina cikti, ben Ankaraya
okula dondum.
Bir sure sonra Istanbuldaki arkadaslar bana ulastilar. O Yaz Gunes
istanbula cekildi. Cekirdek kadrodan pek az kisi kaldi Sivas’ta.
Yine de Ilke ve Kitle cikmaya basladiginda hazir bir okuyucu kitlesi
buldu. Isci arkadaslarimizdan birisi de TSIP kuruculari arasinda yer
aldi. Bu surecte aktif siyasetle ugrasan hemen tum iliskilerimizi
TSIP’ e tasidik.
12 mart sonrasi donemde TSIP, TKP(B) ve SGB hareketinin hem kitlesel
olarak hem de militan bir guc olarak Sivas’ta hep onemli bir yeri
olmustur.
Bizim disimizda bir de Dev-Yol onemli guc topladi. Denizlerin, Mahir
ve Ibo'larin fasizme karsi kahramanca direndikleri ve olumu gulerek
gogusledikleri bir donemin ardindan Onlar adina siyaset yapanlarin
guc toplamasi sasirtici olamaz. Ancak, hareketimizin etkinligi
nedeniyle TIP, TKP gibi akimlar Sivasta kayda deger bir guc
bulamadilar.
Ali Aslanin Yasami ve Mucadelesi
Ali Aslan iste anlatmaya calistigim bu ortamin urunudur. Genc yasta
Sivas’ta yerel Dev-Genc’in ( 4 eylul Kultur Dernegi ) kuruculari
arasinda yer almis, tutuklanmis, isten atilmis, genc yasta
olgunlasmis, cezaevinden ciktiktan sonra da hicbir tereddut
gostermeden mucadeleye devam etmistir.
Ali yoldas ’75 yilinda askerlik donusu Ankara'da DDY’na bagli
Elektrik Isleri Mudurlugunde ise baslamistir. '81 yilindaki TKP(B)
tevkifatina kadar alti seneye yakin bu isyerinde calismistir. Bu
donemde isyerinde temsilci, parti hucresinde sekreterdir. Soz konusu
parti hucresi isci ve memur olarak toplam 5-6 bin kisiyi askin bir
alandan sorumludur. Genc ve enerjik olmasi yaninda iyi bir
elektrikcidir de. Akli ve becerisi nedeniyle sadece isci
arkadaslarinin degil seflerinin de takdir ettigi birisidir. Isten
kaytarmaz, konusur, tartisir, anlatir ama kimse ona lafazan diyemez,
bos konusuyor diyemez.
Bu ozellikleri ve kendisi gibi degerli hucre arkadaslarinin gece
gunduz demeden yuruttukleri calismalar sonucu, sifirdan basladiklari
isyerlerinde zamanla ciddi bir guc olusturdular. Isyerlerinde yaprak
kipirdasa haberleri olurdu, mudahil olurlardi. Kucuk sendikal
hesaplari yoktu, yine de sari sendikacilar bile onlari hesaba
katmadan edemezdi. Ayaklarini denk atmak, tepkilerini cekmemek
kaygusu duyarlardi.
Boylesi etkin bir siyasi calisma egemenlerin ve polisin gozunden
kacarmi? Elbette kacmadi. Nitekim, ’81 yazinda TKP(B) tevkifati
basladiktan bir sure sonra tevkifat Ali yoldasin hucre elamanlarina
ulasti. Ali yoldas kacaga dustu ve artik istanbulu mekan tuttu.
Partimizin ardi ardina tevkifata ugramasina ragmen siyasi faaliyetini
surdurmeyi basardigi, Isci Gerceginin kesintisiz yayinini surdurdugu
bir donemdir bu yillar. Bu nedenlerle de partimizin devrimci
cevrelerde prestijinin oldukça yuksek oldugu donemdir. Istanbul bolge
yoneticisi olarak kuskusuz bu gelismede Ali yoldasin payi
tartisilamaz.
Nihayet yeni bir tevkifatta fasizmin eline duser. Sagmalcilarda
yatarken tek tip elbise dayatmasina karsi bir kac yoldasi ve birkac
da diger cevrelerden devrimci tutuklu ile birlikte SAG’ne girerler.
Aclik grevi diger cezaevlerinin de katilmasi sonucu etkili olur.
Cezaevinde ve aclik grevinde beraber oldugu bir yoldasi
O’nu, ’nesesini hic kaybetmedi, ince bir zeka urunu olan
esprilerinden birini patlatmak icin hicbir firsati kacirmazdi’ diye
anlatiyor. Yine ayni arkadasi ’cezaevinde iken bir mafia grubunun
saldirisini, saldiridan once sezerek ve tedbir almamizi saglayarak
saldiriyi zayiat vermeden savusturmamizi sagladi’ diyerek O’nun
devrimci uyanikligina isaret etmektedir.
Portre cizmek, bir insani birkac kalem hareketi ile en belirgin
ozelliklerini one cikararak anlatmak kolay is degil. Ustalik ister.
Ben bu isin ustasi olarak Cemal Sureyyayi gormusumdur. Burada Ali
yaldasi anlatirken zaman zaman ’ Onu keske Cemal Sureyya tanisaydi’
diye dusunmekten alamadim kendimi.
***
Ali yoldasimiz bir suredir yeni bir bela ile bogusuyor. Dr’larin
teshisi ve bulgulari hic ic acici degil. Ailesi, akrabalari, esi-
dostu ve yoldaslari olarak bir mucize bekliyoruz. Boylesi bir
mucizenin gerceklesmesinde, bu belayi savusturmada eger O’nun payina
dusen birsey olacaksa, ornegin, iyimserligin, yuksek moralin rolu
olacaksa, hic kuskunuz olmasin Ali yoldas bu belayi savusturur.
Saglik dileklerimle…
mehmet yUcel
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

fazıl hüsnü daglarca ve ali aslan /sivasli karinca
sivaslı ali aslan yoldasimiz fazil hüsnü ile birlikte selamladılar
gökyüzünü.
hasan balcı
SİVASLI KARINCA
Koca Kızılırmak köpüre köpüre
Akıyordu,
Bir telgraf direği dibinde,
Zamanlar kadar telaşsız ve köpüksüz,
Yürüyordu,
Sivaslı bir karınca.
Karşı kıyıdan parlak,
Kişniyordu,
Atlar doru doru,
Atların şarkısından ayrılmış,
Yürüyordu,
Atların mesafesini anlamaz.
Sesi, adımlarının sesi, memnun ve bahtiyar,
Duyuluyordu,
Kahraman.
Bir açlığın ayaklarınca aziz,
Yürüyordu
Yeryüzünden.
Rahat gidişinden belli,
Biliyordu,
Dağı, suyu, otları, lezzetle.
Başka karıncalardan kopmuş,
Yürüyordu,
Başka karıncalara.
Gayretle, çalışmakla, yorulmazlıkla,
Benziyordu,
Afrika'dakine, Çin'dekine, Paris'tekine,
Kara toprağın alnı üstünde, kara,
Yürüyordu,
Alın yazısından daha hür.
Yoktu fikirlerden, davalardan haberi,
Yürümüyordu,
Rüyası hiç.
Buğday tanesi üzre,
Yürüyordu,
Sivaslı bir karınca.
http://groups.yahoo.com/group/Turkiyekomunistpartisibirlik/
Ali Aslan icin Mehmet Güneş’in konuşması,
Ali Aslan’ın yakınları dostları, yoldaşları, her şey aklıma gelirdi ama 40 yıllık yoldaşım, savaş arkadaşım, ustamın mezarı başında konuşmak zorunda kalacağım aklıma gelmezdi. Söyleyeceklerimin hepsini söylemek istiyorum. Dün akşam oturdum sabaha kadar bir şeyler yazdım. Her satırını inanarak, kefil olarak yazdım. Hiçbir şey eksik kalmasın istiyorum. Boğazım düğümleniyor, konuşmakta zorlanıyorum. Bunun için başta ustamdan özür dileyerek konuşmamı yazılı metinden okuyacağım.
Ölümünün hemen öncesinde “sakın arkamdan şöyle biriydi böyle bulunmaz büyük lider vb sıfatlarla övgüler yazmayın neysem oyum olduğum gibi anlatın” demişti. Bunu vasiyet olarak alıyorum ve yerine getirmeye çalışacağım.şimdi anlıyorum ki ne kadar zor bir görev yüklemişsin. Dostum savaş arkadaşım ustam seni nasıl anlatacağım? Sözler yeter mi sözler tükeniyor ustam.hayatın her alanında sözde eylemde tutkuda sevgide öfkede siyasette sahici olan ve bunu hep hissettiren adam bizden de sahicilik istiyor. Ölümüyle de devrimci bi görev koyuyor önümüze. 40 yılı dolduran devrimci yaşamını sahici olarak anlatmamızı istiyor.
Vasiyetine bağlı kalarak devam etmek istiyorum çok zorlanıyorum hem bu kadar ağır böylesine kan kusturucu devirleri atlatıp nasıl böylesine sade basit doğal berrak su gibi tertemiz kalabildin ustam..hem de her saniyesi örnek olacak bu kadar büyük olayları yaşamına sığdırabildin.bütün bunları,böylesine zıt özellikleri kendinde toplayıp bir kişilik bir kimlik haline getirdin.her türlü övünme böbürlenme büyüklük taslamalarından nefret ederken her tuttuğun işte her aldığın görevde her yaptığınla hep büyük oldun.lafta sözde değil hayatta olaylar karsısında hep büyük durdun.el attıgın her seyi büyüttün bak gene sözüme sadık kalamadım.biraz önce büyük sözler yok dedim ama söyledim.sen yaşamda o sade halinle hep büyük durdun ustam.burada tek kelimeyle vasiyetine uygun tanımlamaya çalışacağım.seni tarif etmeye hiç bir büyük takısı yetmez.sen ali aslan sın.ali aslan ne eksik ne de fazla ne de bir takıya ihtiyaç duymadan sadece devrimcidir.adam gibi bir adam ama hep devrimci.ali aslanın ilk ve öne çıkan özelliği sınıfsal karakteridir.o sınıfının bütün özelliklerini üzerinde tasımıstır.tepeden tırnaga işçidir.12 yasından öldüğü güne kadar evet agır hasta yatagından son günlerine kadar hep emek göstermiş çalışmıştır.
Son günlerinde hep yanında olmaya çalıştım o zaman gördüm ölümü ve kendini deil hep başkalarını düşündü ölüm döşeğinde son günlerinde yüreği başkaları için kendinden sonrası için çarptı.
Türkiye devriminin büyük öğretmenlerinden dr. H kıcılcım .”Mükemmel insan yoktur mükemmel insan ölmüş insandır.insan et ve kemikten yaratık,hataların ve yanılgıların insanıdır” der.yoldaşlar topluluğu olarak biz hepimiz hep hataların ve yanılgıların insanı olduk sen burada da farklı bi yerde durdun çok çalıştın çırpındın hep az hata yaptın. Hep düşündün söyledin düşündün çok az yanıldın. Biz hepimiz çok az hata yaptık ve çok yanıldık. Sen burda da hepimizin önünde oldun. Yanlışlarının ve hatalarının acımasızca eleştirerek güzelleştirdin. Sen hatalarınla da bizim ustamızdın.
Hayatın boyunca her tavrın her duruşunla bu günlerin ötesine geçtin. Hep geleceği yaşadın ve çevrene taşıdın. Karşındakinin hep gözünün içine dimdik baktın dostuna da düşmanına da. Onları da dimdik gözgöze bakmaya mecbur ettin. Gözlerine bakan herkese yüreğini sundun. Sana bakan herkes göğüs kafesinin içinde yüreğini gördü. Göğüs kafesini açtın kıpkızıl yüreini sundun. Doğru bakan herkes orada tek bir şey gördü: adalet. Ülkemizin ve halkımızın bugün ekmek ve su kadar acil ihtiyacı olan bu topraklara hiç uğramayan adalet.
Alevi halkımız için hz.ali adaletin timsalidir. Alevi halkımız da ali’nin adaleti üzerine sayısız söylence vardır. Binlerce yıldan bu yana devam ettiğine göre bunda bir gerçeklik payı var demektir. Sen bugün ve gözümüzle görüp dokunduğumuz adaletin ta kendisi oldun ustam. Yalnız toplumda değil devrimci hareketimiz içinde bu günlerde en çok adalete ihtiyacımız var. Her adalet ihtiyacı duyduğumuzda dönüp sana ali aslan’a bakın diyeceğiz. Buradaki herkese göğsümü gererek söylüyorum adaletli bir insan nasıl olur diyen ali’ye baksın. Orada tam aradığını bulacaktır.
Ali Aslan yalnız geleceğin insanı olarak yaşamadı, aynı zamanda geleceğin insan ilişkilerini gene doğal haliyle kurmaya, yaşamaya çalıştı. Bunu tahayyül ettiğimiz uğruna çok canlar verdiğimiz daha güzel ve daha adil bir dünya kurdun, bunu sistemin bozup, parçalayıp çürüttüğü bu toplumda gerçekleştirdin. Bu büyük işi de sen gerçekleştirdin ustam. Tanıdığın, karşılaştığın her insana güven, dostluk, sevgi aşıladın. Emekçiler seni hiç yabancılamadı, hep bağrına bastılar ve hiç yanılmadılar. Türkiyeli devrimcilerin en zayıf olduğu bu alanda da en büyüğümüzdün. Ustam sen hep düzgün dimdik durdun. Çok kalleşlik gordün çok ihanetlere uğradın çünkü girdigin yol dövüştüğün dava insanlık tarihinin en ezeli davası ezen ezilen davasıydı düşman acımasız amansız güçlü daha ötesi kalleşti.düşman karşısında provakasyonlara karşı tuzak ve hilelere rağmen burada da dimdik oldun.düşmanların bile sana küçük leke konduramadılar.yıllarca zindanlarda çürüttüler ,faşist yasaları bile bir suç yükleyemediler .bütün davaların beratla sonuçlandı.
Neysem oyum oldugum gibi anlatın. Mütevazi, alçak gönüllü, sevecen yüzünden gülücük hiç eksik olmayan adam. Siz onu birde haksızlık hukuksuzluk zorbalık karşısında görün. Onu böyle ufak tefek çok kolay lokm görüp üzeine atılan zorbalar hep fena halde yanıldılar. Her seferinde karşılarında çelikten bir irade baş eğmez bir isyancı korkusuz bir devrimci buldular. Güçlü ve iktidar olmanın verdiği pervasızlıkla hep kazanmış olmanın güveniyle saldırdılar. Karşılaştıkları direniş karşısında çılgına dönüp daha zalimleştiler. Sayısız kere göz altına aldılar akıl almaz işkencelerden geçirdiler. Ne yaparlarsa yapsınlar bu küçücük bedene iradelerini kabul ettiremediler. Ali aslan azgın düzen zorbalrına karşı ezilenlerin sınıfının emekçilerin ireadesi olarak çıktı ve her sefeinde onları yendi. Ali aslan bu yönüylede sınıfının yüz akı örnek devrimcilerdendir.
Ali Aslan aynı zamanda sabrın sebatın ve inadın sembolüdür. Sadece iyi günlerin değil uzun süren karanlık terör günlerinin uzun mesafe kosucusudur. İnatla 40 yıl dergaha doğru odun taşımıstır. Hiçbirşey onu yolundan döndüremedi. İşkence ve zulüm gördü daha fazla bilendi. Zindanlara attılar zindanları zindancılara dar etti. Siyaseti yasakladılar yer altına geçti yer altı mücadelesinin ustası oldu. Hiçbirşey onu mücadeleden geri koymadı bu küçük gövdesiyle türkiye halkının 40 yıllık mücadele tarihinin bütün yükünü taşıdı. Türk ve kürt halkının son 40 yılının bütün safhaların onu buluruz. Onun 40 yıllık yaşamına bakarsak halkımızın son 40 yılının mücadelesinin bütün sayfalarına ulaşırız.
Devrim ve sosyalizm kavgamızın son 40 yılının siyasal, örgütsel, ideolojik ve pratik bütün safhalarında ve bütün boyutlarında ali aslan vardır. Halkın mücadelesinin yükseldiği 1968 yıllarında ali kavgaya ısınır.1970 yılında sivas’ta devrimci kavganın öncülerindendir. Sivas dev-genç’in kurucusu ve yöneticisidir. Ali bugün düzen tarafından posası çıkarılmıs 68 liliğin proleter kanadının temsilcisidir. O zman başlayan isyanını bugünlere taşıyan nadir devrimcilerdendir. Tam burada müşterek yoldaşımız silah arkadaşımız 1996 yılından beri haber alamadıgımız talat türkoğlunu anmanın yeridir. Talat türkoğlu 1996 yılında faşist çeteler itirafçılar jitemçiler ve polisler tarafındn kaçırılı kaybedilmiştir. Hala cesedi bulunamadı mezarı yoktur. Talat ve ali birbirinden habersiz, biri iç anadoluda sivas’ta, diğeri trakya edirne’de hemen aynı tarihlerde mücadeleye başlayan 68 in en iyi 2 proleter temsilcileridir. Ali demir yolu işçisi olarak talat tekstil işçisi olarak başladıkları devrimci mücadeleyi aynı siyasal hatta birleştirmiş birbinie çok benzeyen iki can yoladaşımızdır. Ali ustamızın mezarı başında çok sevdiği örenk aldığı talat yoldaşımızı anmayı ve hatırlamayı görev bildim.
60 sonlarının büyük halk uyanışı türkiye burjuvazisinin kanlı 12 mart faşist darbesiyle engellenmek istendi deniz, yusuf, hüseyini idam sehpalarında, mahir çayan ve 10 yoldaşını kızılderede, ibrahim kaypakkayayı diyarbakır zindanlarında işkenceyle katlendeler sivas dev-genç’in yiğit militanı ali aslan’ı zindanlara attılar. 12 mart 1971 de ali aslan genç bir devrimci mahpustur. 12 mart bütün zulmüne rağmen halkımızın mücadelesiyle kısa zamanda geri püskürtüldü. Mücadelemiz daha büyük dalgalarla türkiye ve kürdistanı sararak yükselişini sürdürdü. Ali mücadelesine ddy larında hapiste pişmiş ve ustalaşmış bir devrimci olarak devam etti. Sivas demir yolları fabrikasında yetişen onlarca devrimci işçi militan ankara ve istanbul demir yolu fabrikalarında mücadele yürüttüler. Bunların hepsinde ali ustanın emeği vardır.
Türkiye devrimci hareketinin hep ulaşmak istediği sınıfa dayanan ve sınıf içinden yetişen öncülerin yürüttüğü fabrikalar temelinden yükselen yasaların ötesinde hukukunu kendi meşruiyetinden alan mücadele örneğini ali ustamız Ankara DDY fabrikalarında gerçekleştirmiştir.1975-80 yılları boyunca ali usta ve yoldaşları faşist gericiliğin kaynadığı ankara demir yol fabrikasını devrimci sınıf mücadelesinin kalelerinden biri haline getirmiş ve 1980 faşist darbesine kadar bunu korumuştur. Sınıfın gücüne dayanarak ama silahlı faşist salıdırılara silahla karşı koyarak yürüttüler. Bundan dolayı 12 Eylül faşizminin Ankara da ilk saldırdığı hedeflerden biri Ankara demir yol fabrikası olmustur. Çoğu ali ustanın yoldaşları olan bazıları burada aramızda olan 250 ye yakın devrimci işçi önderi ankara dal işkence hanelerinde günlerce işkencelere yatırılmıştır. Bu teşkilatla ali usta mücadelesinin yeni aşamasına onun en yetenekli olduğu yer altı mücadelesine geçmiştir. Ali Aslan yer altı devrimci faaliyetinin ve ikili mücadelenin en iyi ustalarından en yaman örgütçülerindendir. Ustamız bu alanda da en iyilerimizdendir. Burada da halkçı karakteriyle, doğal haliyle herhangi bir faliyeti yürütmenin rahatlığı ve güveniyle ama hep uyanık hep tetikte davasını inançla sürdürmüştür.
1986 yılında 12 Eylül faşizmine karşı yükselen ilk kitle eylemi olan Türk-İzmir mitinginde yürüttükleri propaganda faaliyetlerinden dolayı İstanbul ve Ege bölgesinde gerçekleştirilen büyük TKP(B) operasyonunda Ali Aslan tutsak düşmüştür.
Bu tarih Ali Aslan için bitmez tükenmez işkencelerin başlangıcıdır. İşçi önderi, anti-faşist savaşçı, yer altı faaliyetlerinin ustası işkenceciler karşısında dimdik ayaktadır. İşkenceciler karşısında her badireden geçerek pişmiş usta bir militan bulurlar. Bilenler bilir, aynı dönemde birlikte olanlar gururla Ali Aslan’ın direnişlerini anlatırlar. İşkenceciler her yolu denerler; eşini, o tarihte küçük bir kız çocuğu olan biricik kızı ilke’yi koz olarak kullanırlar. Ali Aslan’ı dize getiremezler. Daha sonra karşılaştığı daha ağır ve kahredici işkencelerden hep başı dik çıkmıştır, onun diz çöktüğü, teslim olduğu hiç görülmemiştir. Ali’nin direnişi büyüdükçe işkenceler amansızlaşmıştır. Abartısız devrimci hareketimizde en uzun ve en ağır işkence görenlerdendir. Ama hiç boyun eğmeyenlerdendir. Çok fazla bilinmez şimdi belirtmenin zamanıdır. Bir, beş değil onlarca kez hiç bir gerekçe göstermeden faaliyet yürüttüğü yasal kurumlardan alınarak sürekli sistemli ağır işkencelerden geçti. Bu durum son bir kaç yıla kadar devam etti. İşkenceler inadını, beynini, yüreğini teslim alamadı ama küçücük bedeni ancak bu kadar dayanabildi.
Ali Aslan 5 defa zindana atıldı. Zindanlarda da aynı tepeden tırnağa direniş, aynı isyankar militan tavrını sürdürür. 1982 Diyarbakır 1984 metris ölüm orucu direnişlerinden sonra 1986 sonlarında İstanbul sağmalcılar cezaevi bayrağı ele aldı. 1986 da 51 gün süren süresiz açlık grevinde de Ali Aslan direnişçiler arasındadır. Bu direniş daha sonraki büyük zindan direnişlerinin kapısını aralamıştır. Ali aslan bu açlık grevinin son günlerinde tahliye olmuştur. Tahliye olur olmaz dışarıdaki mücadeleye katılmıştır. 1986-87 ler 12 Eylül faşizmine karşı başta üniversiteler olmak üzere toplumun birçok kesiminden yeni bir kıpırdanışın başladığı yıllardır. Bu dönemde başlayan yeni evrede Ali Aslan devrimci yasal yayın çıkarma hazırlıklarının başındadır. Daha sonra 10 yıl boyunca yayımlanacak hedef dergisinin kurucusu ve sahibidir. Bu dönemden sonra, gençlikte, işçi sınıfında, alevilikte, 1 Mayıslar ve tüm sokak eylemlerinde en önde ve en önde olmanın bedeli olarak sürekli gözaltılar ve işkenceler altındadır. Yılmadan yolunda devam eder.
Ali aslan halkımızın mücadelesinin bütün cephelerinde savaşmıştır. Alevi uyanışının başlamasını büyük bir heyecanla karşılamıştır. Zira alevi halkının haklı demokratik taleplerini ilk dillendiren ve formüle edenler arasındadır. Gerek İzmir’de gerek Türkiye genelinde alevi hareketinin örgütlenmesini ve siyasal taleplerinin oluşturulmasında Ali ustamızın büyük emekleri vardır. Aynı dönemlerde yükselen insan hakları mücadelesinin içinde İHD nin yöneticileri arasındadır. Aynı dönemde yükselen Kürt Ulusal Mücadelesinin çok değişik alanlarında da ikircimsiz görev almış, mücadele yürütmüştür.
Ali Aslan’ın künyesinde bu topraklarda devrim ve sosyalizm için ne yapılmışsa hepsinden bir şeyler vardır. İşçi önderliği, anti faşist direniş, yasal TSİP yöneticiliği, yasadışı TKP(B) yöneticiliği, Türkiye Devrim Partisi kuruculuğu, İHD, Pir Sultan Abdal Dernekleri, HEP,DEP, HADEP çalışmaları,işkenceler, zindanlar her alanda o vardır. O bir tarihtir, mücadelemizin ve hareketimizin tarihidir.
Burada bir gerçeğin altını çiziyorum. Ölüm hiç bir sahtelik kabul etmez. Ali ustamız ölmüştür. Ama bu doğal biyolojik bir ölüm değildir. Yukarıda bahsettiğimiz sayısız işkencelerden geçmiştir. Bu ülkede işkenceden geçmeyen veya yakınlarından biri işkenceden geçmemiş aile bulmak zordur. Ama Ali ustamız sürekli, sistemli ve her defasında ağır işkencelerden geçmiş bu işkencelerin bariz izlerini vücudunda taşımıştır. Özel bir politika olarak yıldırmak vazgeçirmek, yolundan döndürmek için sürekli işkencelere hedef olmuştur. Her defasında vücudunda ağır hasarlar kalmıştır. Kan kusturmak mecazi bir deyimdir. Ali ustamızda bu deyim gerçek olmuştur. Bu devlet ve kolluk kuvvetleri Ali ustamıza kan kusturmuştur. İşkencelerden kaburga kırıkları, iç organlarında zedelenme, iç kanamalar, zatürre, akciğerlerin su toplaması ve benzeri birçok ağır tahribatlarla çıkmıştır. Ali ustamız bundan dolayı doğal bir yoldan değil sistem tarafından katledilmiştir. Ali ustamızın katili bu sermaye düzenidir. Bunu böyle biliyor ve böyle kabul ediyoruz. 10 binlerce devrimciyi sadece daha iyi bir Türkiye istedikleri için toprak altına gönderen bu düzenin kalın suç dosyasına bir hesap da ali ustamız için düşüyoruz. Unutmayacağız, unutturmayacağız.
Biraz önce hepimiz Ali Aslan la helalleştik herkes hakkını helal etti. Halkımızın güzel bir geleneğini yerine getirdik. Tanımaktan dostun arkadaşın olmaktan büyük onur duyuyorum. Dostum mücadele yoldaşım sen kimsenin hakkını yemedin hiç hak yemedin. Bu topraklarda sende hakkı oldugunu iddia edecek bir Allahın kulu çıkmaz. Tersine bizim helallik istememiz gerekir. Ben 40 yıllık tanıyan olarak buradakilerin huzurunda söylüyorum sana ne kadar çok borçluyuz ustam. Senin kimseye borcun yok hepimizden alacaklısın, hepimiz sana borçluyuz. Bu koca ülkede, memlekette, her tarafta emeğin var. Hep emeğinle yaşadın, bileğinle, kol gücünle geçimini temin ettin. Hep emek veren üreten yaratan olarak yaşadın. Hep verdin herkesle herşeyini paylaştın. Hep aldıgından fazlasını verdin. Yakın tanığı olarak aile ve yakınlarına iş arkadaşlarına dava arkadaşlarına, yoldaşlarına, örgütüne, ülkesine, halkına kadar herkese verdin. Hepimiz sana borçluyuz. Hakkını helal et ustam borcumuzu davana daha sıkı sarılarak ödeyeceğimize ant içeriz. Devrim şehitleri ölümsüzdür. Ali ustamız ölümsüzdür. Yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelemiz.