Olayları değerlendirmek
Dünyadaki gelişmeler ekonomik olumsuzluklarla devam etmekte. Belli ki Batı kapitalizmi son buhrandan sonra daha da sıkıntıya girdi. Pek tabi ki bu sıkıntılar geri kalmış kapitalist ülkeleri daha da vuracak. Onlar daha da sıkıntılar içerisinde kıvranacaklar. Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki olayların da dünyadaki gelişmelerden elbette ki ayrı olmadığını onlara paralel olarak geliştiğini anlamak lazım. Ama illa ki Türkiye’de silahlı çözüm mü olmalıydı? Elbette ki silahlı ve şiddete dayalı çözüm hiçbir ulusal soruna çözüm getirmemiştir. Sri Lanka’da da olayları izleyin daha çözümlenmemiş ama ulusal sorundan ötürü ölen yetmiş bine yakın insan var. Şiddetin bölünmeyi getirdiği de bir gerçek. Devlet şiddet kullanırsa doğal olarak ezilen de emniyet sübabı olarak ayrılma hakkını talep edecek. Bölünmeyi engellemek ise ancak demokratik cumhuriyetin işi. Türkiye’deki egemenler demokratik bir cumhuriyete izin vermezlerse bölünme riskini de artırmış olacaklar. Türkiye’nin demokratikleşmesi elbette ki bütün vatandaşlarının birlikte yaşamlarını sağlayacak. Türkiye’de Güneydoğu Anadolu gibi sorunları çözebilecek potansiyel elbette ki vardır ama bu potansiyelin harekete geçmesi için demokrasi çarkının çalıştırılması gerekmektedir. Öyle her ağzını açanın vatan haini ilan edildiği bir ülkede çözüm bulmak kolay değildir. Fakat bu tip bir kafayapısının da gittik sonra yıpranmakta olduğu ve de içinde bulunduğumuz bu iletişim döneminde artık saygınlığını da yitirmekte oluşu bir gerçek. Hangi baskıcı sistemi uygularsanız uygulayın olayların öyle karanlık kalmadığı ve hemen ortaya çıktığı bir dönem yaşanıyor dünya üzerinde. Elbette ki emperyalizm artık gittik sonra yıpranmaktadır. Globalizasyon denilen bu son emperyalist dönemde kapitalizmle birlikte yıpranan kapitalist ulus devletleri savunanların sonsuz çaresizliğini de gözlemlemekteyiz. Bunun yerine ne gelmeli? Elbette ki bunun yerine demokratik, emekten yana, refah eşitliğine dayalı açık bir sistem gelmeli ama kaçınılmaz olarak gelecek de…
REFAH DA BUHRANLARI ÖNLEYEMEDİ
Kapitalizmin Globalizasyon çağında çok uluslu tekellerin yönettiği şimdiki dünyada refahın çoğunu alan Batılı ülkeler de teknolojiyi de tekellerine almalarına rağmen buhranlardan kurtulamadılar. Sadece AB değil ABD’de yaşananlar da şaşırtacak cinsten. Adamlar daha İran’ı da işgal (!) etmeyi planlarken kendi ekonomilerinin çöküşünü en önemli banka ve şirketlerinin ortadan kaybolmasını yaşamaktadırlar. Bir zamanlar “Bankaları uluslaştıracaklar” diye suçladıkları sosyalistlerin tedbirlerini kendi mantık çerçeveleri ile metropollerinde ister istemez uygulamaya başladılar. Büyük şirketler bu yıkımdan kurtulmak için işçi durdurmaya başladılar. Pek tabi ki yıkımı önlemek için AB ve ABD’de vergilere yüklenecekler. Yakında Batı’da halkın sokaklara çıkmasını da göreceğiz. Hafta sonlarını birahanelerde bira içerek geçiren İngilizler ve de ABD’de lokantaları doldurup İtalyan makarnası yemeyi seven Amerikalılar daha da vergilerle boğulunca onları durdurmak pek de kolay olmayacak. Temmuz ve Ağustos aylarında ABD’deyken zaten birçok işyerinin kapanmakta olduğunu gözlemlemiştim. Supermarketlerde eşya fiyatları geçmiş senelere nazaran oldukça yükselmişti. Çalışanlar aldıklarının yeterli olmadığını söylüyorlardı. Lokantalarda yemek yiyen Amerikanlar oralarda yedikleri her yemek için muhakkak yüzde yüz vergi vermekteydiler. Durum ve şartlar böyle devam ederse aynı manzaraların daha da dayanılmazını yaşayacaklar. Avrupa’da da eşya fiyatlarının oldukça yükseldiği malumdur. Ya Türkiye ve Kuzey Kıbrıs daha mı iyi. Güney Kıbrıs şu anda en pahalı Avrupa ülkeleri arasında bulunuyor. Kuzey ise ondan da pahalı.
KAPİTALİZMİN BUHRANLARI BİTMEZ
Kapitalizm elbette ki buhranlarla kendini idare ediyor. Ama Belli ki bundan sonra işi oldukça zor. Ulusal sınırlarının dağılmasından endişe duyanlar asıl şimdi daha da fazla endişe duyacaklar. Çünkü ekonomik sıkışıklıklardan ötürü dünya halkları daha da baş kaldıracaklar. Sosyalizm bir ihtiyaç haline gelecek. Hatta ve hatta kapitalist ve de emperyalist ülkeler halklarını yatıştırmak için sosyalistlerin bir zamanlar önerdikleri ama kendilerinin ucube gibi korktukları tedbirlere bile başvurmak zorunda kalabilirler. Keynesciliğin geri döneceğini ileri sürenler bile var. Tüm dünyayı çalışan sınıfların hareketi belirleyecek. Bundan önce olduğu gibi…
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
