Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
4 + 4 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar'a Katıl

height=26 width=120 alt="Google Groups">
Koxuzden-Yazilar'a katıl
E-Mail:
Bu Grubu Ziyaret et

Resim Galerileri

Random image

Türkiye: 98 -  Almanya: 0

İçerik Paylaşımı

İçeriği paylaş

Syndicate (site map)

Misyonerin Anıları 5

düzgün gökhan kullanıcısının resmi

5
Kira parası için zeka fırtınası estiren Miso,Kiliseler Birliği ile ortak çalışma fikrini önermişti.Barış yararına kilise ile Bach’ın bestelerinden konser düzenlemek istiyorduk birlikte.Bu maksatla randevu ayarlamıştık.Kiliseler Birliğine Miso ve ben gidecektik.
Fikrinden yararlandığımız sıralar, şımarıklığı çekilmezdi.Böylesi durumlarda, kendini bir ambulans gibi geçiş üstünlüğünde görürdü.Siyasi dokunmazlığı olanlar gibi türlü haltlar işlerdi.Ciddi bir görüşmeye gideceğimizi hatırlatmak gerekiyordu.Miso’nun huysuzluklarını duymayan mı kalmıştı?Ne olur ne olmaz!
-Miso ,rahibelerin tümü etekliler..
-Vallah! de
-Cahil adam! eteksizleri rahibe yaparlar mı?
-Oğlum Dızgo!Hıristiyan mı olsam?
-sen eteksizler için her şeyini degişirsin lan!
-Lan Dızgo incitme beni.Siz barışı bilmiyorsunuz henüz, ben barış ötesini yaşıyorum oğlum!
-Valla Miso can,barış için kıldan incedir boynun.Tutarlısın yani.Fakat, tatsızlık çıkmasın kilisede.
-Rahibeler ordalar mı şimdi
-tabii ki.Hepsi de bakireler,ona göre!
-hımm!yapınca beli mi oluyor ?
-ne belli olur?
-anla işte!
-Miso,anladığımız her şeyi açık konuşamayacağımız tanrıların dünyasındayız.Bu huy, tanrılardan bize musallat oldu. Homo Spiens’lerin öyküsü işte..
-evet! sizi anlıyorum.
-Kaynaşma zevkine tatmin olan senin gibi birinin, bizi anlamaması mümkün mü?
Niyetim, barışçı karakterini zamparalığından daha öne çıkarmaktı.Köln’deki Dom kilisesine vardığımızda yağmur dinmişti.Kalabalığın gözleri önünde resmi törenle karşılandık kilise meydanında .
Samimiyetimle söyleyeyim ki,aynen Ona benziyordu .Elimine olmuş protokol adamına yakışır davranması, kalabalığın hayranlığını besteliyordu adeta..Tıpkı onun inceliği ve cazibesini kapmıştı . Resmi karşılanmayı beşikten beri yaşamış gibi alımlı titizliği ile sergilediği zarafet, Alman basınına manşet olmuştu.
Bize, Kürt demeyi terk etiler artık.Mezopotamyalıların büyülediği karşılanma demişti, Der Spigel.Mezopotamyalı olarak karşılandık.Televizyonların çoğu” Med’lerin dönüşü”başlığında, belgesel çekimine hazırlanıyorlardı.
O diye benzettiğim kişiyi açıklarsam,Kürt aydınları arasında kargaşa çıkar. Kendi aralarında barışık degiller ki! Enayi miyim, huzursuzluk çıkarayım?,
Miso öylesine ilgi çekti ki, özendim hakikatten .Bu ilgiyi ben toplayacaktım ki,Betrix’in yegeni de izleyecekt!degme keyfime!.O diye andığım da,kızı istemeye gidecekti annesinden.Hayalim neden gerçekleşmesin ki,bütün gerçekler hayalle düşünülmüştür ilkin.Bu felsefi çıkarsamayla kendime hak verdim.Kulakları çınlasın Aristo’nun.Ne kolay yollar bulmuştu felsefede.
Bu ilgiden nemalanacaktım kesin.Eskisi gibi menejer ayaklarına takılma, dedim kendime.Sıkı bir yakınlık olsun bu kez.
Miso’nun amcasının oğluyum dedim soranlara.İnanmıyorsanız sorun ,diyerek perçinledim iddiamı.
Böyle açık sözlüleri enayi görmedikleri için,karizma yapmak istedim açıkçası.Kürsüye Miso davet edildiğinde, bana olan ilgiyi anlatmayayım en iyisi.Basında okumuşsunuz nede olsa…
Böyle bir ajitatör, peygamberleri peşinde sürükler.Yanındakinin kulağına öyle fısıldamıştı başpiskopos.Bu lafı işitiğimde,ulaaaaan Temel köşeliksin artık ,diye bağırdım içimde.
Temel’in tezi için, Papa’nın dua etmesini sağlayacak şansı yakaladım.Miso derinden etkiliyordu çünkü.Bu, hatır demekti. Fizikte devrim demekti…
Konuşmasını sürdürerek Miso,
-İnsanın gerçekliğini yazmaktan çekindiğimiz bir dünyada yaşıyoruz.İnsan, yazdığına göre yaşamayan ve yaşadığına göre yazmayan bir ikilimin kıskacında sürünmüştür.Yazının icadından beri böyledir.İzlenimim budur.
Helal sana koçum! diyemedim.Etrafın ilgisiyle meşguldum.
- Boyunuzun ölçüsü kaç bayım?soran bir vampa, Miso ne cevap verse iyi?
Herkesin boyu kendi anlamının içindedir.Belediye başkanın ,bu bir dahidir,demesi Temel’e yarıyordu iyiden iyiye.
Bardaktaki suyu bitince Miso’nun,özel üretilmiş suyu götüren rahibeye
- msn adresinizi rica edebilir miyim?diyerek, kalem uzatmasını espiri sanmıştım ilkin
-webcamın var mı?demekle sürdürünce lafını,işaret ettim.Oralı olmadı.
-benim web sayfamdaki fotoğraflarım daha yakışıklıdır.Bu laf duyulunca, işin rengi degişti. Rahibenin kulağına egilip sesizce ne konuştuğunu işitmedik ama, rahibenin elindeki tepsiyi atarak içeri koşması, telaşlı görültüye neden oldu.Ardında kilise mensuplarının koşarak içerde toplanmasıyla tören bozuldu.Kalabalık dağıldı,ben ve Miso yalnız kaldık meydanda…
Miso’nun zedelediği itibarımızı onarmasak bile, eski itibarımızla fit ayrılmalıydık hiç olmazsa.
İçeri girerek, başpiskopozdan özür diledim önce…
-bay Düzgün, sizi incitmek istemem fakat biz incindik
-efendim ve tanrının azizleri ,müvvekilim pardon Misyoner bey,barış konusunda bilinçaltı tekniklerini kullanıyor.Üst bilinci uyarmak için müstehcen söylemiyle bilinç altını katilazör niyetine körüklüyor. Uyarıcı olmadan barışa ilgi çekemeyiz .
Bu yöntemi ben uyarıcı ve çekici buluyorum sahiden ama,Miso’nun niyeti başka.Yalan söyledim rahibe.Hukukçuluktan kalma savunma mekanizmasıydı benimkisi.
-geçin kardeşim, şu bilinçaltı ayaklarını.Geçen çağda Freud, bize kakalamaya kalkıştı da, biz yutmadık.Hapı yuttun Düzgün!lafını söyleyecekken geri yuttum lafımı.
-Siz gidin kaç yıllık rahibeye, banyoda çektirdiğim resimlerime bakabilirsin websayfamda deyin,bilinçaltı tekniklerini de bahane edin.
-efendim,yerleşik yaşamdan beri bir güdümüz zedelendi sürekli.Bu güdünün yıpranması gözlerden kaçmıştır,kimsenin dikkatini çekmiyor.İnsan kaybolunca kendini bilebilir mi?Hangi kayıp kendini bulabilmiştir.Bulsa kaybolmaz veya eski yerine döner.İnsan bir kayıptır aramızda.Bundan ötürü insan olmayı his edemiyoruz.His edemeyince kavga ediyoruz.Sorun beşinci güdüdedir bence…
-Güdü numaralarına da karnımız tok bay Düzgün,bilimle aramızdaki meselelerden haberdar olmalısınız.Basından takip etmişsiniz sanırım.
-Ne olmuş efendim!bilim size mi sataştı,kimliğinizi mi inkar etti,ölü yaralı var mı?hemen arabulucu olayım,aranızı düzelteyim.Bir kaynaşmacı olarak Kızılhaçı devreye ..
-bayım!önce şu meselenizi çözün bir…
Miso’nun deyişiyle oğlum Dızgo,torbanda ne kadar bilgi varsa ortaya ser…Miso’nun askıntı olduğu rahibe göründü birden.Yanımızdan geçince
-degerli azize,bu durumdan dolayı özür dilemeyeceğim aklınıza gelmemiştir herhalde
-amcanızın oğlu, eteklerimizin etrafında da çok dolanıyor bayım!
Meraklıdır,huyudur diyecektim.Öyleyse ,can çıkar huy çıkmaz.Gidin huyunuzu çıkarın önce, diyecek rahibe.Lafimı dilime götürmeden yerine koydum geri.Fakat onu etkilemenin yolunu aramaktan bıkmadım
-degerli azize,Miso ile 14 yıldır görüşmüyoruz.Bu arkadaşım uluslar arası efendilik yarışmasında ödül almış…saygın biridir.Türkiye’deki savaştan dolayı mağdur oldum.Ailemi ve arkadaşrımı arzuladığım vakit göremiyorum.Miso ile 14 seneden beri özlem yaşadık.Beni gördüğünden beri aşırı seratonin salgılıyor ve dengesi degişmiştir.Geçici olarak.Bu dönemi de size denk gelmiştir.
-seratonin nedir bayım?demez mi,
-psikiyatride bir hormundur,cevabını aceleyle verdim.
-psikiyatri nedir bayım?sorduğunda,Allaahhhhhhh !Temel köşeyi döndün oğlum,diye bağıracaktım nerdeyse.Buldummm!yolu buldum…Banyodaki Arschiemed gibiydim.
Başpiskopozu psikiyatriyle ikna edebilirim.Psikiyatriyi ne ben biliyorum nede o.Hiç olmazsa adını duymuşum ben…
Rahibenin bilmediğini rahip te bilmez,düşündüm.Bunlar, ne biliyorsa birlikte biliyorlar ne bilmiyorlarsa birlikte bilmiyorlar.Başpiskopoza yüzümü dönerek
-Hiçbir peygamberin annesi peygamber degildi Azizim.Bu özlemi gidermek için bana vahi gelmedi efendim.Suçlu kimdir sizce?Aneciğim merhametli insandır,beni özlediği için Tanrıya küsmüştür belki de.Bay Misyoner’deki durum geçicidir.14 yıllık özlemin ardında ani coşku patlamasıdır yaşadıkları.Psikiyatrik degişimdir kesinlikle..
-özür dilerim bay Düzgün!Psikiyatri nerelidir…
Tamam!.Keklik çantada, demek geldi içimde. Bütün felsefeleri senin gözündeki Jannefer Lopez gibi parlatıp , psikiyatriyle beş paralık etmezsem şimdi,bana İsmail’in oğlu ”Düzgün”demesinler!
-Sinirlerle yani mutluluk sorunlarıyla ilgileniyor.
-öyle miii?neden haberimiz yok ondan…
Anlatıklarımı ilginç bulunca,Miso’nun davası düştü,dosya rafa kaldırılacak kesin. Temel’in tezine Papa’nın dua etmesi için talebimi yükseltmeliyim.Bastırmaya çalıştım.
İnsanı sürükleyen mutluluktur.Bu yüzden Tanrı,mutlu kişileri peygamber yapmıştır.Mutlu kişileri psikiyatri de begeniyor efendim.Savaşları mutsuzlar çıkarıyor efendim.Tanrı işini biliyor efendim,Psikiyatri de işini biliyor efendim.Mutsuz insanın peygamberliğine kim inanır?.Tanrı mutsuz kişileri peygamber yapmadı şimdiye değin.
Yanlışın var,deseydi bana,insanları neden mutsuz kişilerin peşinde sürüklüyorsunuz, o zaman ?yanıtını, el bombası gibi hazırlamıştım.
Bu işi kahve mollasında bağlıyacağıma emindim.Miso rahibeden özür dileyip bizimle oturdu masaya.Asıldığı rahibenin yanına oturarak üstelik,kahvesini yudumladı…Kaşığını mahsustan yere düşürünce,anlaşılmasın diye Kürtçe uyardım,
-Edi Bese! Miso
-Bir şey yapmadım Düzgün abe!zaten pantolun giyinmişler hepsi.
Kahvemizi yudumladıktan sonra Temel’in şansına kullandım yeteneklerimi.Bütün dinleri aldım felsefe torbasına güzelcene yerleştirdim.Arada kaçan da oldu peşine düşmedim.Elim yetiştiklerinin kulağından tutuğum gibi torbaya!.Hepsine de felsefe etiketini yapıştırdım.
-Buyrun efendim!işte felsefe budur.İçi karmakarışık.En eski dinler bile var torbanın içinde.Felsefe dedikleri ne ki?düşüncelerin tümünü Tanrının kulları üretmiştir.Tanrının kulları güzeldir.Böylece, kime benziyor felsefe?
Araya Miso girmesin mi,insanın zekasından dem vurmaya!Tanrıyı bile insanın zekası yarattı.Fakat ,insan kendi yaratıklarının karşısında küçülmüştür.İnsan kendi zekasının yanında küçük kalmıştır.İnsanın küçüklüğü zekasının büyüklüğünü kaldıramıyor.İşte zekanın trajedisi !.İzlenimim budur.
-bayım, amcanızın oğlu Yahudi midir?sorusunu bana yöneltince Piskopoz,
-o felsefi bir sorundur efendim,torbanın içindedir, demekle geçiştirdim…
-amcanızın oğlu torbada degil bay Düzgün!hıhıhıhı
Ulaann! dedim kendime.Şeytan diyor ki,papazın gideceği cenneti elinden al.Fakat ,emek vermiş adam.Bırak o gitsin.Kimsenin emeğine konmayayım!benim cennetim barışın içindedir.Savaşları çıkaran şeytandır zaten,ne uyacağım şeytanın sözüne?
Felsefelere psikiyatrik açıdan bakmalıyız artık.Bunaltıcı olanı da var, neşeli olanı da…Felsefenin psikiyatrik analizi şarttır…birkaç süslü laf daha edecekken,başpiskopoz özel odasına buyurdu beni.
-Papa hazretlerine iletmek istediğiniz mesajınız,arzunuz ,dileğiniz,öneriniz olamaz mıydı acaba?
-Noel duasını Temel’in tezine ayırırsa, Tanrıya, kolay ulaşma yoluna kavuşacaklar Papa hazretleri..
-Einsten’in düşüncesiyle uzaya gitti Tanrının kulları,Temel’in teziyle cennete gitmek için ne engel çıkabilir ki?
-Bu fırsatı kaçırmayalım Bay Düzgün!Tanrı Temel’i kutsasın!
Aminnn!dedikten sonra,memnuniyetimizi karşılıklı belirtik.Ve ayrılınca , dışarıya fırladım hemen …
-Oğlum Miso !koşşş!.Fiziğin tanrısı doğdu.Temel nereye gitse de,Çin’den dönecek artık.
-Fiziğin peygamberi ben miyim Dızgo!
--Einstein’dir lan!Fizikteki ibadet izafidir .Önce peygamber doğar, sonra Tanrı doğuyor.
-Helal be Dızgo!Temel’le resim çekelim hemen…başarılı kişilerle görünmek hoşuma gider.

04.10.2008.
DÜZGÜN GÖKHAN candost1@live.nl

 
urchinTracker();