Kullanıcı Girişi
Özel Menünüz
Köxüz'den Yazılar'a Katıl
height=26 width=120 alt="Google Groups">
|
| Koxuzden-Yazilar'a katıl |
| Bu Grubu Ziyaret et |
Syndicate (site map)
Son Kitaplar
Son Bloglar
Yazılara Son Yorumlar
Son İktibaslar - Basından Seçmeler
Son Haber Derlemeleri
- 2009-01-03Tarihli Gazetelerin Yazarlarının İsrail'in Gazze'ye Saldırı ile ilgili Yorumları (Haberci)
- Abdullah Öcalan'ın İşkence Görmesine Karşı Protestolarla İlgili Haberler Derlemesi (2008-10-21) (Haberci)
- Güngören Saldırısı ve Failleriyle İlgili Haberler Derlemesi (Haberci)
- 02.08.2008 - 40. Yılında 1968 Hareketi İle İlgili Yazılar (Haberci)
- 02.08.2008 - Yüzüncü Yılında 1908 Devrimi İle İlgili Yazılar (Haberci)
Forumlara Son Yazılar
Son Çağrı, Duyuru ve Bildiriler
- TRT-ŞEŞ: TUZAKLAR ve OLANAKLAR (Salih Kadim)
- Yerel seçimlerde Sol’da İmece - Haluk Ağabeyoğlu ()
- Diyarbakır'da 23 yıl ile yargılanan çocuklarla ilgili davaya giden DurDe aktivistinin yazdığı rapor ()
- Demir Küçükaydın'la Ulus ve Ulusçuluk Üzerine Söyleşi - Başka Kültür Evi İstanbul ()
- Kucukaydinla Solu,ulusculugu ve imza kampanyasini tartisiyoruz - Yüzleşme Derneği (Köxüz)
Son Belgeler
Maille En Çok Yollananlar
En Çok Okunan Yazılar
Bugün:
Tüm zamanlar:
- Günlük Gazeteler
- ‘Ermeni kardeşlerimden özür diliyorum’ Kampanyası İle ilgili DurDe Girişimi'nin Duyurusu
- 26.07.2008 Tarihli Gazetelerde "Ergenekon" İle İlgili Haber ve Yorumlar
- Başörtülü Kadınlar Bildirisi
- Demokratik Cumhuriyet Nedir? Sosyalistler Tarafından Niçin Savunulmalıdır? - ("Ankara'dan Komünistler"e Cevap)
İşçi Sınıfı ve Komünist Hareket!

Dünya kapitalizmin krizi ile birlikte işçi sınıfı ve sendikalar bir kez daha hareketlik kazanmaya kapitalizmin krizine karşı durmaya çalışırken diğer yandan da işten çıkarmaları önlemek için sendikalar ve işçi sınıfı ayağa kalkmış durumda. Kimi yerlerde gösteriler kimi yerlerde ise direnişler dünyanın her tarafında yayılmaktadır.
Ancak bu tip mücadeleler ne kapitalizmin krizini durdurabilir nede iflas eden fabrikaları kapanmaktan kurtarabilir.
Bugün dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi Türkiye işçi sınıfı ve sendikalar, mesleki kitle örgütleri, devrimci-komünist örgütler, partiler eylemlerle, direnişlerle ve gösterilerle ayaktalar bu sınıf adına güzel bir gelişme ancak sınıf örgütlü olduğu sürece doğru hedefe ulaşmış olur.
Dediğim gibi komünistlerin kapitalizmi ayakta tutma kurtarma gibi bir dertleri olamaz. Burda komünist örgütlere düşen görev gelişen sınıf mücadelesini keskinleştirmek onlara kapitalist sistemin bittiğini bu kokuşmuş, çürümüş sisteme karşı örgütlü mücadelenin başlatmanın adımları atarken, emekçi sınıfı artık kurtuluşun var olan sistemi karşı örgütlü mücadeleyi yükselterek sınıfın kendi iktidarı sosyalizmi kurmak için hazırlamak olmalıdır.
Yoksa kendiliğinden gelişen sınıf hareketine öncülük yerine kuyrukçuluk yapılmış olunur. Bunu ne için söylüyorum dünyada Komünist hareketin hala bir enternasyonal örgütlülükden yoksun ve ideolojik-teorik olarak netleşme sağlanmış değildir. Dünya Komünist hareketin dağınık oluşunun yansıması kuşkusuz Kürd ve Türk emekçi sınıflarını etkilemektedir. Bu duruma dur diyecek olanda Türkiye ve Kürdistan da ki, Komünistler olacaktır. Gelişen sınıf mücadelesini siyasi bir yön verecek de Komünist hareketin kendisi olacaktır..
Günümüz devrimci-komünist hareketinin dağınıklığını, iktidar perspektifinden yoksunluğunu, mezhepleşmesini en açık bir şekilde ortaya koyan olgu, işçi hareketine yaklaşımıdır. İşçi hareketinin yeniden bir canlanma içine girdiği, ama devrimci örgüt sorununda bir o kadar acilleştiği günümüzde komünistlerin ve sınıf bilinçli işçilerin sorun üzerinde kafa açıklığına sahip olması yaşamsal bir önem taşımaktadır.
Emek-sermaye karşıtlığının egemen olduğu toplumda işçi hareketi, eyleminin düzeyinden bağımsız olarak bir nesnelliği dile getirir. Sınıf savaşımı süreklidir ve sermaye ile işçi sınıfı her türlü sınıf ve grubun iradesinden bağımsız olarak sürer. Komünist hareket ise, emek-sermaye çatışmasının dışında, sınıflar savaşımının bilimsel kavranışı temelinde ortaya çıkar. Görevi, sınıfın kapitalist kölelikten kurtuluşunda ona öcülük etmektir. Komünist hareket emek-sermaye çatışmasının dışında ortaya çıkar, ancak işçi sınıfı hareketiyle devrimci bir temelde birleşmek zorundadır.
Devrimci temel, sınıfı düzendışı bir program ve örgütsel çizgiye kazanmasında ifadesini bulur. Eşitsiz gelişme yasası toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi, sınıfın devrimcileşmesinde de kendini ortaya koyar. Sınıf belli bir zamanda, bir bütün olarak değil, parça, parça devrimcileşir. Öncelikle, sınıf hareketinin öne çıkardığı öncüler devrimcileşir ve siyasal eylemin sürekliliği içinde bu devrimcileşmesini tamamlar. Sınıfın topyekün devrimcileştiği koşullarda artık bir sınıftan sözetmekde olanaklı olmayacaktır. Bu durumun kendisi bir gerçeği ortaya koyar: İşçi sınıfı kendiliğinden devrimcileşemeyeceği gibi, toplu devrimcileşme de yaşayamaz. Dolaysıyla da, sınıfın devrimcileşme boyutundan bağımsız bir şekilde, genel olarak sınıfa devrimci görevler ihale edilemez.
İşçi sınıfının, komünist hareketten, komünist hareketin işçi sınıfı hareketinden bağımsız devrimci misyonu da, görevi de yoktur. Sınıf devrimci misyonunu getirmek için sosyalizmle donanmak, komünist hareket ise öncülük misyonunu yerine getirmek için işçi sınıfı hareketiyle birleşmek zorundadır.
Ancak bu birliğin sağlanmasında belirleyici rol, hareketin öznesi olan komünist hareketin kendisindedir. Bağımsız bir politik hat üzerinde sürdürülecek sistemli bir ideolojik ve örgütsel etkinlikle öncüyü komünizme, kitleleri devrime kazanma görevi doğrudan komünist hareketin görevidir ve kimseye havale edilemez. Sınıf hareketinin durumu bu görevin yerine getirilmesinde sadece zorlaştırıcı ve kolaylaştırıcı bir rol oynar.
Türkiye komünist hareketi ile işçi hareketinin devrimci bir temelde birleşmediği, ayrı ayrı yollardan yürüdüğü herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Bu koşullarda komünist harekette aynı kapıya çıkan iki temel zaafdan sözedebiliriz.
Birincisi, sınıf dışında, onun adına bir devrimcilikle sınıfı kurtarmaya çalışan bir eğilim. İkincisi ise, kendi misyonunu sınıfa yükleyerek, onun düzeyine inerek devrimcilik yapmaya çalışanlar. Her ikisinin de ortak sonucu, müzmin bir muhalefet hareketi olarak marjinalleşmek ve hareketin kuyrukçuluğunu yapmaktır.
Birinci eğilimin savunucuları, işçi hareketinin düzeyinden ve onunla ilişkisinden bağımsız olarak, ’’biz.... yapacağız, yapmalıyız’’ türü söylevlerle işçi sınıfının bir grup gözüpek devrimcinin eylemiyle kurtulacağını savunur veya pratikte böyle davranır. İkinciler ise, sınıf hareketine ilişkin görevler sözkonusu olduğunda, ’’işçi sınıfı... yapmalarıdır’’la biten bir görev tanımlamasıyla, işçi sınıfına akıl vermeye çalışarak kendi görevini yerine getirdiğini zanneder.
Birinci eğilim için işçi sınıfının eylem ve bilinç düzeyi, öncünün sınıf hareketiyle birleşip birleşmesi önemli değildir; onun için dünyanın merkezinde kendisi vardır. İkinciler için ise, işçi sınıfı, örneğin, ekonomik içerikli bir grevi başarmışsa veya kendiliğinden harekette bir kabarış varsa harekete tapınarak göklere çıkarır. Ama bir grev başarısızlıkla sonuçlanmışsa, kendiliğinden harekette bir durğunluk varsa karamsarlaşır, hatta işçi sınıfına ‘’bunlar sadece midelerini düşünür’’ diye küfür etmeye başlar. Her iki eğilimin ortak sonucu ise, devrimci görevler karşısında kayıtsızlık ve kuyrukçuluktur.
Bu grupların “başarı’’ veya “başarısız’’lığın nedenlerine ilişkin bakışları da aynı kaderci ben merkezci mantığın dışavurumudur. Onlara göre başarı sözkonusu olduğunda bu kendilerinin eseridir; oysa başarızıslık sözkonusu olduğunda bunun nedeni nesnel koşullardır, sendikacıların ihanetidir.
Oysa işçi sınıfı hareketinin kendiliğinden bir hareket olmaktan çıkarmak için yapılması gereken, hareketi mevcut kıskaçtan kurtaracak devrimci önderlik sorununu çözmektir. Bu öyle bir önderlik olmalı ki, hareketin başarısında da, başarısızlığında da sorumluluğu birinci derecede üstlenmeli ve bu deneyimler ışığında kendini ve sınıf hareketini eğitebilmelidir.
İşçi hareketi ve komünist hareket arasındaki ilişkiye bakıştaki bu çarpıklık, kendini devrimci bir örgütün yaratılması çabasına ilgisizlikle de elele gider. Çünkü işçi sınıfı devrimci görevlerini komünist hareketle birleşmesi zemininde yerine getirebilir, komünist hareket ise devrimcileştirici öncülük görevini devrimci bir örgüt sorununu çözerek yerine getirebilir.
Kendiliğinden işçi hareketi grupların iradesinden bağımsız olarak bir nesnelliktir. komünistlerin görevi bu kendiliğinden harekete müdahale ederek bağımsız siyasal hedeflere yönlendirmektir. Ancak bu görevin yerine getirebilmesi için sınıfın dağınık savaşımlarını bir merkezde toparlayacak, hareketin önünü aydınlatacak ve sürekliliğini sağlayacak devrimci örgüt sorunun çözülmesi gerekir.
Kendiliğinden hareket sendikal bir harekettir ve ekonomik sınırlar dışına taşmaz. Sınıf hareketini sendikal-ekonomik sınırların dışına çıkaracak olan sınıfla birleşmiş olan devrimci örgüttür.
Bu örgüt sınıf hareketine müdahale içinde yaratılacaktır, ama sınıf hareketinin boyutundan bağımsız olarak komünistlerin öznel çabaları ile yaratılacaktır. Böyle bir örgütün yaratılmasının koşulu, programatik ve taktik hat konusunda kafası açık komünistlerin ortaya çıkması ve bunu devrimci örgüt sorununa bağlamasıdır. Teorik bakımdan kafası açık olmayanların, politik taktikleri uyguluyacak bir örgütlenmeye sahip olmayanların, tek tek işçi eylemlerine müdahale ederek böyle bir önderlik yaratmaları olanaklı değildir.
Bugün komünist hareketin sınıf hareketine müdahalesinin odak noktası öncü işçileri ideolojik olarak komünizme kazanmaktır. Her fırsatta devrimci örgüt sorunu çözülmeden, sınıfın mevzi savaşımı ile işçi sınıfının yeni haklar kazanamayacağını, kazanımlarını koruyamayacağını ortaya koymalı, öncü işçiler devrimci örgütlenmeye çekilmelidir. Bu çabanın başarılı olmasının koşulu ise, öncü işçiyi devrimci örgütlenmeye çağıranların gerçekte böyle bir örgütlenmenin yaratılması için üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirerek işçi sınıfına güven vermesidir.
Öncülük iddasında içinde olanlar işçiye nasıl güven verebilirler?
1. Devrimci örgüt sorunu çözülmeden işçi sınıfının burjuvaziye karşı verdiği mevziye savaşımın başarılı sonuçlar yaratacağı gibi yanlış bir propaganda ve ajitasyondan kaçınılmalıdır. Bir başka ifade ile, devrimci öncüsü ile birleşmemiş işçi sınıfına, “burjuvaziye karşı kararlı bir savaşım vermelisin, sendikal bürokrasiye alt etmelisin, tabandan örgütlenerek taban örgütlenmeleri ile sınıfa önderlik etmelisin’’ gibi laf kalabalığından öte bir şey olmayan kuru gürültüden vazgeçilmelidir.
2.Devrimci örgüt sorunun, işçi sınıfının kenliğinden eyleminin bir sonucu olmayacağı, komünistlerin öznel çabası ile yaratılacağı konusunda açık olunmalıdır.
3. Mevcut örgütlenmelerin, ideolojik hattı ile, örgütlemesiyle devrimci bir önderlik sorununu çözemeyeceği konusunda açık olunmalıdır. Geçen 30-35 yıllık süreçte, mevcut örgütlenmelerin mevcut konumuyla bu sorunu çözemeyeceği kanıtlanmıştır. Son işçi eylemlerine bakıldığın da her şey somut olarak ortadır, devrimci örgütlerin genellikle yapılan işçi eylemlerinin peşine takılmak olmuştur. sonra başarısızlığa uğrayan işçi hareketinde komünist hareketin bir öncülüğü olmamıştır. Buralarda başarısızlığa uğrayan sadece işçi hareketi değildir; asıl olarak komünist hareketin sınıf ve önderlik sorununa bakışındaki çarpıklıktır.
Sorunu sendikacıların ihaneti ile, sınıfın geriliği ile açıklayanlar, devrimci önderlik sorunun üzerinden atlamakla ve sınıf hareketine en büyük zararı vermektedir. Dolaysıyla komünistler ve öncü işçiler mevcut grupları aşan yeni bir ideolojik hatta ve eylem çizgisine sahip bir öncü yaratmaya dikkattlerini yoğunlaşmalıdır. Kaldı ki, yıllardır mevcut gruplar devrimci önderlik sorununu kendilerinin çözeceğini iddia etmekle ve herkesi kendine çağırmaktadır.
Ne bu iddia gerçekleşmiş, ne de arayış içinde olanlar bu davete olumlu yanıtlar vermiştir. Olanaksızı zorlamanın oyalanmanın ötesinde kimseye bir yararı olamaz . bunun kolay olmadığı, ama bunun dışında da mevcut konumdan kurtulmanın olanaklı olmadığı konusunda öncü işçiler ve kadrolar açık olmalıdır.
Bütün bunlardan önemlisi de, doğrular sözde kalmamalı, eyleme dönüştürülmelidir. Güvenin koşulları bunlardır. Kaldı ki, kendini ve muhataplarını yanıltmadan öte bir işlev görmeyen mevcut teori ve pratiklerin, işçi sınıfının eylemini bir adım ilerletmediği, başarısızlıkların büyük bir demorizasyona yolaçtığı gerçeği görmesini bilenler için açık olmalıdır. Gerçekler ve görevler bütün çıplaklığı ile ortaya konduğunda, varolan devrimci-komünist birikimin de, öncü işçilerin de enerjisini katlayarak komünist hareketin sorunun çözümüne katkıda bulunacağına inanılmak zorundadır.
Mehmet ÖZCAN
- Zafer.53 ağ günlüğü
- Yazıcı-dostu sürüm
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Email this page

height=26 width=120 alt="Google Groups">


