Global ekonomik kriz ve Kıbrıs

Muhakkak ki şu anda dünyayı etkileyen büyük ekonomik kriz Kıbrıs’ı da etkileyecek veya şu anda da etkilemekte. Bunu her gün için değişen döviz fiyatlarından anlarken bir bakıyorsunuz işadamları da şikayetlerini sıralamakta. En önemlisi daha krizin Kıbrıs’ın Kuzey tarafını vurmadığı, daha görülenin içteki kriz olduğudur. Şimdiki krize hükümetin bütçeyi de kaale almadan yaptığı aşırı istihdamlara bağlayanlar da vardır. Türk Lirasının döviz karşısında değerinin bir müddet yüksek olmasını behane eden hükümet sendikaların eşel mobilden ve hayat pahalılığından gelen tekliflerini geri çevirerek yaklaşık dört senedir maaşlara ciddi zam yapmadı. Tabi bu davranış kamu çalışanları arasında oldukça tepki topladı ama hükümette bir davranış değişikliğine de yol açmadı. Döviz bazen yükselmesine ve de çalışanların alış gücünü darbelemesine rağmen hükümet bunları görmezlikten geldi. Bu arada çalışanlara aldıkları yüksektir diye psikolojik baskı uygulanırken Kıbrıs’ın Güneyi ile karşılaştırma yapılacağına devamlı olarak Türkiye’deki çalışanlarla karşılaştırmalar yapıldı ki buna rağmen Kıbrıs’ta çalışanların karşılaştıkları enflasyon ve devalüasyon oranlarının Türkiye’ye göre yüksek olduğu pek dikkat çekilmedi. Pek tabi ki her şeyin, paradan tutun Türkiye’ye bağımlı olduğu, Türkiye’deki siyasal ve ekonomik istikrarsızlıkların bile adayı olumsuz etkilediği, hemen hemen herkes tarafından bilinmekte. KKTC’nin ithalatının hemen hemen tümünün Türkiye’den yapıldığı ve burada oluşan artı değerin de fazlasının Türkiye’ye gittiği ayrı bir olay. Kuzey Kıbrıs’taki ekonomik sorunları çözmenin bir sihirinin de piyasadaki dolaşan paranın Euro’ya çevrilmesi olduğunu tüm ekonomistler vurgulamaktadırlar. Ama TC hükümetleri ile egemenleri buna karşı çıkmaktadırlar. Bu arada kamu çalışanlarının en örgütlü olduğu ve örgütlülükten dolayı gelirlerinin işçilerden daha fazla olması da hükümet tarafından sık sık kamu çalışanlarının işçilerden daha fazla kazandığı şeklinde yansıtılıp karşı tepkilere yol açarak, çalışanların üzerinde bir nevi baskı oluşturuldu. Halbuki sol anlayışta eğer bir kesim çalışanın durumu daha iyi ise özel sektörde çalışanların da aynı seviyeye çıkarılması için gayret gösterilir ve hedef o olur. Aksine olumlunun ortadan kaldırılmasına çalışılmaz. Bunun yanında Güney Kıbrıs’taki çalışanların şartları ve durumu Kuzey’dekilerden daha da iyi ise çalışanların örgütlerinin elbette ki odaklanacağı hayat seviyesi Güney’dekilere benzemektir. Hiçbir çalışan örgütü kendinden daha kötülerle kıyaslanmayı kabul etmez ve edemez de.

KUZEY KIBRIS BÜTÇESİ

Bu arada 2009 Yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nın Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi’nde görüşmeleri sırasında (1) Yeni yıldan itibaren YTL’den TL’ye geçileceği için TL olarak hazırlanan 2009 Mali Yılı Bütçesi için 2 Milyar 566 milyon 745 bin 472 TL öngörülüyordu. Maliye Bakanı Ahmet Uzun 2009 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nın sunuş konuşmasında hedeflerinin; ülkede üretime dayalı büyümeyi sağlamak olduğunu vurguladı. Ekonomideki durgunluğun 2009’da da devam etmesinin beklendiğini ifade eden Uzun, KKTC’nin de ergeç AB üyesi olacağı düşüncesinin ülkedeki yatırımların artmasına yol açtığını, ancak ada ülkesi olunması nedeniyle ithalata bağımlılığın devam ettiğini söyledi. 2003 yılından sonra koşulların değişimi ve dış dünyaya açılımın, büyümeyi hızlandırdığını ve 2004’te büyümenin yüzde 15.4’e çıktığını anlatan Uzun, 2007 yılında başlayan ekonomik durgunluğun, 2008 ve 2009 yıllarında da devam etmesinin söz konusu olduğunu kaydetti. GSMH’nin 2006 yılında 2 milyar 845 milyon dolara ulaştığını anlatan Uzun, kişi başına düşen milli gelirin de 2007’de 14 bin 47 dolara ulaştığını belirtti. Maliye Bakanı Uzun, dövizdeki dalgalanmayla birlikte enflasyonun da yükseldiğini ifade ederek, 2008 yılının ilk 10 aylık enflasyonun yüzde 15.6 civarında gerçekleştiğini söyledi.İthalata büyük ölçüde bağımlılığın devam ettiğini kaydeden Uzun 2006 yılında, ithalatın 1 Milyar 376.2 milyon düzeyinde, ihracatın ise 68.1 milyon dolar düzeyinde gerçekleştiğini ve böylece Dış Ticaret Dengesi’nde 1 Milyar 308.1 milyon dolar açık oluştuğunu belirtti. Maliye Bakanı Ahmet Uzun, kamu çalışanlarının maaşlarına 2007 yılında yüzde 8 net artış getirilmesinin sağlandığını ancak 2008 yılında ekonomideki gelişmeleri de dikkate alacak şekilde, kamu çalışanlarının gelir düzeylerini azaltmayacak şekilde düzenlemelerin sürdürüldüğünü ifade etti.Bu arada Güneyle ticaret de Yeşil Hat tüzüğünce devam etmekte ve geçen seneki Ekim ayına göre Güneyle ticaret daha da artmış bulunuyor. Geçen sene tüm sene boyunca 2 milyon Avro’ya çıkmıştı. Bu seneki ticaretin Ekim ayına göre sadece 2 miyon Avro’yu bulduğu bunun yanında kumarhaneleri ziyaret eden Kıbrıslırumların da Kuzey’de epeyce para harcadıkları kaydedilmektedir.

İŞ VE HUKUK ÇEVRELERİ SOS VERİYOR

Turizmde iflasların yaşandığı, turist sayısının bu sene oldukça az olduğu kaydedilirken birçok turizmcinin tesislerine artık iflas bayrağını astığı,elektrik ve su paralarını da veremeyecek durumda oldukları iddia edilmektedir. Bunun yanında Kıbrıstürk Ticaret Odası (KTTO) Yönetim Kurulu Üyesi ve Ekonomi Komitesi Başkanı Cengiz Alp, Global krizin, ülkede hissedilen ekonomik krizi daha da etkileyeceğini belirterek, bunun en az hasarla atlatılması için, 350 milyon dolarlık krediye ihtiyaç duyulduğunu belirtti(2). Yerli krizin yanına küresel krizin eklendiğine dikkat çeken Alp, dünyada yaşanan krizin, gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle yerli krizi daha da derinleştireceğinin altını çizdi. Bu arada ekonomistler de özel sektör ve tüketicilerin borçlarının yapılandırılması ve kredi miktarının 350 milyon USD civarı olması durumunda, %70 borç yapılandırılmasında, geri kalanı da işletme kredisi altında sektörlere finansman desteği kullanılabileceği öngörüsünde bulunuyorlar(3). Bu öneriler yapılırken Türkiye’de, KKTC’ye 183 milyon 71 bin ABD doları kredi sağlanmasına ilişkin anlaşma yürürlüğe girdi ama bu arada Kuzey Kıbrıs’ta artık gazete haberleri aynen Türkiye’nin renkli basını gibi, cinayet, dolandırıcılık, ırz ve hırsızlık haberlerini de vermeye başladılar. Türkiye’den kontrolsuz olarak yönlendirilen nüfus akışı elbette ki Kıbrıs’ta da sosyal ve kültürel olaylara sahne olacaktı. Kuzey Kıbrıs hapishanesinin sayısı artık mevcut potansiyeli bile karşılayamayacak duruma gelirken, hapishanede hemen hemen her hafta isyan hareketleri ve olaylar meydana gelmeye ,bu isyanları ise sadece çevik kuvvet birimlerinin bastırabildiği bir noktaya gelindi. Hapishaneye uyuşturucudan tutun tüm yasak araç ve maddenin de girdiği, artık tüm kamuoyunun bildiği bir olay haline geldi. Mahkemelerdeki hukuk davalarındaki yoğunluğun en büyük etkeninin, ekonomi olduğunu söyleyen hukukçuların büyük bir çoğunluğu gün geçtik sonra işsizlik, satın alma gücünün azalması ve dövizin yükselmesinden dolayı önümüzdeki birkaç ay daha ödeme güçlüğünün artacağı ve 1 Ocak 2008 tarihinden, 19 Kasım 2008 tarihine kadar dosyalanan hukuk davalarının 6 bin 373 olduğunu söylediler(4). Ve bazı hukukçular, şu anda tahminlerine göre hukuk davası sayısının 20 binlere çıktığını iddia ediyorlar.

Kuzey Kıbrıs’ın hem kendi içinde hükümetin aşırı istihdam politikaları, hem Türkiye’den kaynaklanan ve gün be gün daha da artan kontrolsüz nüfus taşınması ve de dünyadan kaynaklanan büyük mali krizden ötürü sorunları artmakta. Artı bir de Kıbrıs Sorunu’nun çözülememesi başka sorunları beraberinde getiriyor. Halbuki yanlış politikalarla halktaki dinamizm ve de barış umudu öldürülmese, belki de sorunların büyük bir kısmı hafifleyecekti. Önemli olan Kıbrıs’ta toplumlararası barışı da sağlamaktı...

KAYNAKÇA:

(1) Yenidüzen Gazetesi,19 Kasım 2008, Çarşamba.

(2) Kıbrıs, 27 Kasım 2008, Perşembe.

(3) Kıbrıs,17 Kasım 2008, Pazartesi.

(4) Yenidüzen Gazetesi,24 Kasım 2008,Pazartesi.