meseleyi anlamadan ozur dilemem

Türkler orta asyadan buraya göçtüklerinde bu coğrafyada Ermeniler ve medler ,phontianlar ve diğer halklar vardı.Bu gerçeklikten hareket ile Ermeni ve diğer halkların sorununa özellikle ermeni meselesini birlikte irdeleyelim. Sonrakim kimden özür dilerse dilesin. Ancak meseleyi bir anlayalım bakalım .

Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküntü dönemine girmesini takiben Rusya, İngiltere, Fransa ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun teşvikiyle, İmparatorluğu oluşturan milletler birbiri ardına bağımsızlık mücadelesine girişmişler ve bunda başarı sağlamışlardır. Bu gelişmeler Ermeniler için de örnek teşkil etmiş, onlar da Osmanlıları parçalamak isteyenlerin maddi ve manevi desteğiyle yer yer ayaklanmalar başlatmışlardır. Böylece, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir "Ermeni sorunu"ndan söz edilir olmuştur. Ermenilerin bu coğrafya da devlet olmaları O dönemin şartlari ile meşrudur. Gaspar”muş” van Erzurum,kars,Bitlis,Bingöl Karadeniz doğu uçları Ermenilerin o dönemler yoğun aladak yaşadıkları yerlerdir.

Bu dönemde dünya güç dengesinde giderek daha önemli bir devlet olarak ortaya çıkan Çarlık Rusya'sı Osmanlı Devleti topraklarını bir doğal yayılma alanı olarak kabul etmekte ve Osmanlılar’ın sırtından güneyde sıcak denizlere açılma hedefini gütmektedir. Bu hedefe ulaşmak için kullandığı başlıca araçları savaşların yanı sıra, Osmanlı yönetimi altındaki Hristiyan toplumların hamisi rolünü oynamaktır. Diğer taraftan dönemin diğer iki başlıca gücü olan İngiltere ve Fransa da Osmanlı Ermenilerini Protestanlık ve Katolikliğe kazandırmak amacındadır ve bu amaçlar bağlamında, İstanbul'da 1830'da Ermeni Katolik, 1847'de Ermeni Protestan kiliselerini kurdurmuşlardır. Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Ermenilerine ve diğer Hristiyan toplumlara gösterdikleri bu ilginin gerisinde esas itibariyle azınlıkları himaye görüntüsü altında Osmanlı Devleti'nin içişlerine müdahale edebilmek ve imparatorluğu parçalamak amacı yatmaktadır. Osmanlının yayılmacı politikası ile elde ettiği toprakların paylaşılması tamda bu döneme rastlar. Bursadan dünyanın dört bir yanına yayılan Osmanlıdan bu toprakları geri almak için her şey mübah hale gelmiştir.

Ermenilere bu güçlerce Doğu Anadolu'da bir Ermenistan Devleti’nin kurulması vaad edilmiştir. Halbuki söz konusu dönemde bu bölgedeki Ermeni nüfusu bölge genel nüfusu içinde ancak %15 oranında bir yer işgal etmektedir. Örneğin, en kalabalık oldukları Bitlis'de bile nüfusun 1/3 ünü dahi teşkil edememektedirler.
"Ermeni sorunu" için bir başlangıç noktası bulmak gerekirse, bu 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nı izleyen Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Konferansı'dır.

Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nın Osmanlı Devleti'nce kabullenilmek zorunda kalınan 16. maddesi şöyledir:
"Ermenistan'dan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devleti'ne verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Osmanlı Devleti, Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin, Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder".
Antlaşmanın bu hükmü esas itibariyle bağımsızlık kazanmak isteyen Ermenileri tam anlamıyla tatmin etmemiş olsa dahi " Ermeni sorunu"nun tarihte ilk kez bir uluslararası

belgeye yansıması ve "Ermenistan" diye bir bölgenin varlığından söz etmesi yönlerinden büyük önem taşımaktaydı. Ayrıca 1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması'nın 61. maddesi ise Ayastefanos Anlaşması'nın 16. maddesi yerine şu hükmü getirmiştir : "Osmanlı Hükümeti halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir". Berlin Antlaşması'nın bu hükmü ile Türk – Ermeni ilişkilerine yabancı güçlerin müdahale edebilme hakkı tanınmış olmaktadır.

Ermeni Komiteleri ve İsyanları Berlin Antlaşması'nın imzalanmasını izleyen dönemde Ermeni sorunu iki yönde gelişmiştir. Bunlardan ilki, Batılı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki baskı ve müdahaleleridir. Sorunun ikinci yönü ise, Anadolu, Suriye ve Rumeli'de yaşayan Ermenilerin Anadolu'nun çeşitli yerlerinde, özellikle Doğu Anadolu ve Kilikya'da yeraltında örgütlenmeleri ve silahlanmalarıdır.İlk kışkırtmalar Rusya'dan gelmeye başlamış, Rusların bu tutumu İngiliz ve Fransızları Ermenilerle daha çok ilgilenmeye sevketmiştir. Doğu Anadolu'daki İngiliz Konsoloslukları'nın sayısı hızla artmış, ayrıca bölgeye çok sayıda Protestan misyonerler gönderilmiştir. Bu kışkırtmalar sonucunda Doğu Anadolu'da 1880'den itibaren çeşitli Ermeni komiteleri kurulmaya başlamıştır. Ancak, yerel düzeyde kalan bu komitelerin varlıkları, Osmanlı yönetiminden şikayeti olmayan ve barış ve refah içinde yaşamlarını sürdüren Ermeni halkının büyük çoğunluğunun ilgisini çekmekte başarılı olamadığından kısa bir süre sonra sona ermiştir.

Osmanlı Ermenilerini içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karşı harekete geçirmek mümkün olmayınca, bu kez Rus Ermenilerine Osmanlı toprakları dışında komiteler kurdurtulması yoluna gidilmiştir. Böylece 1887'de Cenevre'de sosyalist eğilimli, ılımlı militan Hınçak, 1890 'da ise Tiflis'te aşırı terör, isyan, mücadele ve bağımsızlık yanlısı Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin "kurtarılması" hedef ve amaç olarak gösterilmiştir.
İstanbul'da örgütlenen ve Avrupa devletlerinin dikkatlerini Ermeni meselesine çekerek Osmanlı Ermenilerini kışkırtmayı hedefleyen Hınçaklar’ın başlattığı ayaklanma girişimlerini, aralarında siyasi mücadele başlayan Taşnaklar’ınki izlemiştir. Bu ayaklanma girişimlerinin ortak özelliklerini, Osmanlı ülkesine dışarıdan gelen komitelerce planlanmış ve yönlendirilmiş olmaları ve örgütlenme faaliyetlerinde Anadolu'ya yayılan misyonerlerin büyük katkısından yararlanmaları teşkil etmiştir.

İlk isyan 1890'daki Erzurum İsyanı’dır. Bunu yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı Gösterisi, 1892-93'te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon Olayları, 1894'te Samsun İsyanı, 1894'te Babıali Gösterisi ve Zeytun İsyanı, 1896'da Van İsyanı ve Osmanlı Bankası'nın İşgali, 1903'te ikinci Samsun İsyanı, 1905'te Padişah Abdülhamid'e suikast girişimi, 1909'da Adana İsyanı izlemiştir.

İsyanların Osmanlı kuvvetlerince bastırılması, dünya kamuoyuna "Müslümanlar Hristiyanları katlediyor" mesajıyla yansıtılmış ve Ermeni sorunu giderek daha geniş çapta bir uluslararası sorun niteliğine büründürülmüştür. Nitekim, döneme ait İngiliz ve Rus diplomatik temsilciliklerinin raporları, Ermeni ihtilalcilerin hedefinin karışıklıklar çıkararak Osmanlılar’ın karşılık vermesini ve böylece yabancı ülkelerin duruma müdahalesini sağlamak olduğunu kaydetmektedir ve büyük devletlerin diplomatik ve konsolosluk temsilcilikleri Anadolu'nun her köşesine dağılmış Hristiyan misyonerler ile birlikte Ermeni propagandasının Batı kamuoyuna iletilmesinde ve benimsetilmesinde büyük rol oynamışlardır. Padişah Abdulhamid’e suikast girişimi (21 Temmuz 1915) .Dünya Savaşı ve Sonrası Osmanlıların 1 Kasım 1914 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusya'ya karşı savaşa girmesi, Ermeni komitelerince büyük bir fırsat olarak görülmüş, Rus saflarına katılan Ermeniler gönüllü alaylar kurarak Rus işgal kuvvetleriyle birlikte Doğu Anadolu topraklarına girmişlerdir. Ayrıca, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yeni isyanlar çıkartılmış, Osmanlı kuvvetleri arkadan vurulmuş, sivil Türk halkı büyük bir katliama maruz kalmıştır. Bu katliam yalnızca Türkleri hedef almamış Trabzon civarındaki Rumlar ve Hakkari çevresindeki Museviler de katledilmişlerdir.

Bütün bunlar olurken, İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale Boğazı'nı zorlamakta, Osmanlı orduları Galiçya'dan Doğu Anadolu ve Irak'a kadar çeşitli cephelerde düşman kuvvetleriyle çarpışmaktadır.24 Nisan 1915 Osmanlı Hükümeti bu durum karşısında önce Ermeni Patriği ile Ermeni toplumunun milletvekilleri ve diğer önde gelenlerine Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını bildirmekle yetinmiş; bu sonuç vermeyince, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komiteleri'ni kapatarak yöneticilerinden 235 kişiyi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Dışardaki Ermenilerin her yıl "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, işte bu 235 komitecinin tutuklandığı tarihtir.

Yer Değiştirme(Tehcir) Doğu cephesinde Ermeni asıllı vatandaşlarının ihanetine uğrayan Osmanlı Hükümeti ülke bütünlüğüne karşı yöneltilen bu faaliyetlerin engellenmesi amacıyla Ermeni komitelerini kapatmanın ve liderlerini tutuklamanın yanı sıra Doğu Anadolu'da savaş bölgesi hattı içinde kalan Ermenileri 27 Mayıs 1915 tarihli bir kanun çerçevesinde imparatorluğun güneydeki savaş dışı kalan bölgelerine (Suriye'ye) sevketmiştir.

Ermeni tarihçi Leo'nun da belirttiği gibi, Osmanlı Hükümeti "Rus kışkırtmalarına kapılarak ve Rus silahlarına güvenerek karışıklık ve isyanlar çıkaran Ermeni komiteleri karşısında kendi varlığını korumak hakkını kullanmıştır". Tehcir uygulaması Ermeni çevreleri ve düşman devletlerce "Ermeni katliamı" olarak adlandırılmış ve Osmanlılara karşı büyük bir propaganda kampanyası başlatılmıştır.

Oysa tehcir güvenlik nedenleriyle belirli bir grubun belirli bir yerde ikamete mecbur edilmesi uygulamasından ibarettir. Savaş halinde düşman ile işbirliği yaptığı sabit olmuş ve üstelik bu işbirliğini bir iftihar kaynağı olarak gören toplulukların zararlı faaliyetlerinin önlenmesi bakımından belirli bir yerde ikamete mecbur edilmesinin devletin en doğal haklarından biri sayılması gerekir. Bu önlem ülkesinin güvenliği ve toprak bütünlüğü açısından benzer tehlikelerle karşılaşan tüm devletlerin başvurduğu bir uygulamadır. Başta ABD olmak üzere İkinci Dünya Savaşı'nda bile çok sayıda devlet tarafından aynı önleme başvurulmuştur.

Ermeniler’in Verdiği Kayıplar Ermeniler’in Doğu Anadolu'daki çarpışmalar ve tehcir sırasında kayıplar verdikleri doğrudur. Bunu kimse inkar etmemektedir. Bir dünya savaşı ve ayaklanma koşullarının oluşturduğu genel asayişsizlik ortamı ve kişisel kin ve intikam duyguları içinde, techir sırasında kafileler bazı saldırılara uğramıştır. Osmanlı Hükümeti bu durumu elinden geldiğince önlemeye çalışmış ve sorumluları da cezalandırmıştır.

Osmanlı Hükümeti'nin yayınladığı çeşitli emirlerde, nakledilen Ermenilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, iaşe ve ibadet ihtiyaçlarının devletçe karşılanması, kafilelerin güvenliğinin özel görevlilerce sağlanmasına ilişkin ayrıntılı hükümler bulunmaktadır. Bu emirlerden halen yabancı ülkelerin arşivlerinde de mevcut olan bazıları şöyledir: "Nakli gereken Ermenilerin yeni yerleşme bölgelerine hareket ettirilmeleri ve yolculukları sırasında rahatları sağlanmalı, canları ve malları korunmalıdır. Varışlarından yeni yurtlarına tamamıyla yerleşmelerine kadar iaşeleri mülteci tahsisatlarından karşılanmalıdır. Bunlara daha önceki mali durumları ve hali hazır ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılmalıdır, ihtiyaç sahipleri için evler yapılmalı, çiftçi ve ihtiyaç sahibi zanaatkarlara tohum, alet ve teçhizat temin edilmelidir." "Bu emrin tamamıyla Ermeni isyancı komitelerinin genişlemesine karşı bir önlem olması nedeniyle, Müslüman ve Ermeni gruplarının karşılıklı katliama girişmelerine yol açacak şekilde yerine getirilmesinden kaçınılmalıdır." "Yeniden yerleştirilen Ermeni gruplarına refakat etmek üzere özel görevliler temini için düzenlemeler yapılacaktır." "Yoksul göçmenlere yeterli yiyecek verilmeli ve sağlık durumları her gün doktor tarafından denetlenmelidir. Hasta, kadın ve çocuklar trenle, diğerleri ise dayanıklılıklarına göre katırla, araba içinde veya yaya olarak gönderilmelidir. Kamplarda veya yolculuk sırasında göçmenlere karşı bir saldırı vuku bulursa, bu saldırılar derhal püskürtülmelidir." Öte yandan, savaş günlerinin güç koşullarını, araç, yakıt, gıda, ilaç ve diğer imkanların yetersizliğini, ağır iklim şartlarını ve tifüs gibi salgın hastalıkların yol açtığı tahribatı da göz önünde tutmak gereklidir. Örneğin 90.000 kişilik bir Osmanlı kolordusunun Doğu cephesinde sırf soğuk ve salgın hastalıktan kırıldığı unutulmamalıdır. Cephelere uzak bölgelerde, hatta İstanbul'da günün koşulları altında dahi büyük sıkıntılar çekilmiştir. Bu güçlükler sadece Ermeniler için değil, tüm Osmanlılar için eşit ölçüde geçerlidir. Uğranılan acılar herkes için ortak acılar olmuştur.

Sevr ve Lozan Antlaşmaları Osmanlı Devleti’nin savaştan yenik çıkmasıyla imzalanan Sevr Antlaşması Ermenileri bir kez daha umutlandırmıştır. Bu Antlaşmada Ermenistan'ın özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanınması öngörülmekteydi. Sınırın tesbiti ise ABD Cumhurbaşkanı Wilson'ın takdirine bırakılmaktaydı.

Sevr Antlaşması’nı geçersiz kılan ve Türkiye Cumhuriyetini kuran 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nda ise Ermeniler hakkında hiçbir hüküm yer almamaktadır. Esasen, Lozan Antlaşması’ndan önce 16 Mart 1921'de Rusya ile imzalanan Moskova Anlaşması Türk-Rus sınırını çizmiş, bu sınır Kafkasya'da Erivan merkez olarak kurulan Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti tarafından da 13 Ekim 1921 tarihli Kars Anlaşması ile kabul edilmiştir. Ermeni toprak talepleri böylece tarihe gömülmüştür

lozan bütün bu tarihsel

lozan bütün bu tarihsel surecin azınlıklara "ayrıcalık" statü haracıdır.Bu statünün intitama varlık vergisi,6 eylül olayları,ve hrantın katledilmesi ile devam etmektedir. İki halk biribirine sarılıp geçmişin yasını birlikte tutmalıdır.

imza metnini desteklemek için ''derin'' analizlere ihtiyaç yok

Özür dileme kampanyasında, imzalanması talep edilen metin, bu sitedeki örneğinden görüleceği üzere ‘’ 1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı ‘Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.’’
Şeklindedir.
Yazınızda, Rusya, Fransa ve İngiltere tarafından ‘kışkırtılan’, örgütlenen Ermenilerin, değişik zaman ve yerlerde isyan ve ayaklanmalar çıkardığını, bunun sonucunda da Ermenilerin tehcir edilip, Suriye’ye gönderildiğini söylüyorsunuz. Osmanlı İmparatorluğunun bu politikasının yasal ve meşru olduğunu, savaş koşullarında ülkede isyan ve ayaklanmaya kalkışanlara karşı her devletin aynı şeyi yapacağını, ABD’nin de ikinci dünya savaşında benzer şeyleri yaptığını söylüyorsunuz.
O tarihteki olaylar hakkında sizin gibi ‘anlamaya çalışan’ biri kadar bilgim yok.Fakat olaylara ilişkin anlattıklarınızı doğru kabul ettiğimde dahi, yazınızı kabul etmek mümkün değil.
Bu siteye göderdiğiniz yazılardan, yine yukarıdaki yazınızın başına, komünistlerin simgesi olan kızıl bayrağı kullanmanızdan komünist, sosyalist olduğunuz anlaşılıyor.
Benim bildiğim kadarıyla Rusya’da komünistler, birinci dünya savaşı başladığında, Lenin’in önderliğinde, devrimci bozgunculuk taktiği denilen, emperyalistler savaşı iç savaşa çevirme, her ülkede silahları kendi devletine, burjuvazisine yöneltmek için işçilere çağrıda bulunuyorlar. Yani savaş içinde olan bir ülkede, işçilerden devlete karşı isyan ve ayaklanmaya kalkışmalarını istiyorlar. Bu politikaya karşı çıkan, savaşa kendi ülkelerinin burjuvaları ve devletleri yanında savaşa katılmayı savunan ikinci enternasyonal yöneticilerinin tavrını ihanet olarak nitelendiriliyor. Bu mantık çerçevesinde Osmanlı Devleti’nde Ermenilerin ayaklanma ya da isyan teşebbüsü karşısında, Osmanlı devletinin uygulamalarına değil, Ermenilerin isyanlarına sahip çıkmanız gerekir. Yani özür dileme kampanyasına destek vermeniz gerekir.
İkinci olarak, savunduğunuz, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi gereğince, Ermenilerin Osmanlı Devletindeki taleplerini desteklemeniz gerekiyor. Bu durumda da Ermenilerin maruz kaldıkları, tehcirden dolayı özür dileme kampanyasına katılmanız gerekiyor.
Bu gün 10 Aralık 2008, yani insan hakları evrensel beyannamesinin kabul edilmesinin altmışıncı yıl dönümü. Bu beyanname kapsamında, Ermenilerin maruz kaldığı uygulamalara( yaşam hakkının ihlali, doğduğu topraklardan zorla göç ettirilme, işkence ve kötü muamele yasağının ihlali vb. mülkiyet hakkının ihlali vb. ) karşı çıkmanız gerekiyor. Bu gereklilik için komünist, sosyalist gibi radikal bir kapitalizm muhalifi olmanıza gerek yok. Bir burjuva liberal, demokrat, humanist olsanız dahi imza kampanyasına destek vermeniz gerekiyor.

katilleri emperyalizmdir

katillerin adina kimseden özür dilemem. Bu özür katilleri merulaştırır.

etnisitecilik milliyetciligin baska bir versiyonudur.

sol ermenilerin,kürtlerin,alevilerin vb. etnik eteğinden asılmayı bırakmalıdır.

ermenilerden özür dilenmesi

bu konuda yanlış bulduğum şeyleri belirtmek isterim çünkü gerek hasan balcıoğulları gibi 'katiller'den yana olmamak adına özür dilenmesine karşı olanlar gibi, mehmet gibi arkadaşlarımızın da özür dilenmesine taraf olanlar arasında farkedilmeyen bir benzerlik ortaya çıkabiliyor. o da 'türklüğün' sorun edilememesinden kaynaklanıyor. ermeni sorunu ulusal bir sorun olarak pekala görülebilirken, türk sorunu ise ulusal bir sorun olarak görülmeyebiliyor. özür dileyen kişi herşeyden evvel kendini bir türk olarak görüyor demektir. hasan balcıoğulları'nın sandığının aksine olarak bir 'katil' değil... ve mehmet arkadaş da bir türk demokratı olarak özür dilenmesinde bir beis görmemektedir.
peki bir komünist devrimci veya hiç olmazsa demokratik bir uluscu bu konuda nasıl hareket etmelidir? türk ulusu bir etni esasına göre oluşturulduğundan ilk önce bu duruma karşı koymalı ve mehmet arkadaş bu konularda bilgili gibi gözükmektedir ve hasan arkadaş da bu konularda elverir ölçüde bilgisini ortaya koymaktadır. ama bir devrimci demokrat herşeyden evvel türklüğü ortadan kaldırmak üzere düşüncelerine yönvermeli ve tarihsel dökümanlara başvurmaya gerek duymamalıdır. çünkü tarihsel belge ve dökümanlara başvurma yöntemi herşeyden evvel bir etninin savunusu yapanların yöntemi olarak ortaya çıkmaktadır. dikkat edilirse türk devleti de bu işi tarihçilere bırakmak niyetindedir oysa sorunun kendisi politiktir ve bu sorun ancak politik bir programın konusu olmaktadır. doğal olarak komünist ve devrimciler veya demokratlar da bu etnik kimliklerinden azade olarak bir özür dilemek durumundadırlar ama bu iş ilk evvela türklüğü ortadan kaldırmakla bir yola girilebilir. şu özür bence yerindedir; 'şimdiye değin türk gibi hareket ettiğimden dolayı bütün insanlıktan özür diliyorum ve herşeyden önce de türklerin ezdiği insanlardan...'
selamlar

siz gerçekten algılayarak mı okuyup, yazıyorsunuz?

Ne kadar da derin bilgilere sahipsiniz?Osmanlı'nın neyin sentezi olduğu konusunda da orjinal fikirler de sunsanız.Bizde tarihi sizden öğrensek.
Kusura bakma cahilliğimize ver.Şu türklüğü kaldırmak nasıl olur?Biraz açsanız da ben ve benim gibi kökleri göçer türklerden olan sosyalistlerde,komünistlerde anlasa.Osmanlı kendi otoritesine karşı ayaklanan Türk boylarını kıra kıra bitirememişti.Tarihin cilvesi olsa gerek,osamanlı türk boylarını kırıp geçerken,özür dilediğiniz ermeniler,nedense otoriteye boyun eğmelerini nasıl açıklıyorsunuz?Şansızlığı sizin gibi ideologlara sahip olmamasından mı?Ah şu türkler olmasaydı.Dünyada herşey daha mı güzel olurdu?Bence Osmanlının gerektiği gibi barbar türkleri yok etmemesi insanlık tarihi açısından en büyük suçudur.Değil mi bay ideolog?

ermenileri turklermi ezdi ?

Ermenileri turkler mi ezdi? Hamidiye alaylarının işbirlikçileri kimlerdi ? Kürtler adına türkler neden özür dilesinler. Türkler 25 yıldır kürt kesip biçiyorlar bunun özürünü ve yasını tutsunlar.
körükörüne tarihe bakmamak lazım.

BU SAVAŞA TANIK OLDUĞUM İÇİN BU PİS SAVAŞA GÜCÜM YETMEDEĞİ İÇİN ÖZÜR DİLERİM.YUVASI YIKILAN KARINCADAN BİLE ÖZÜR DİLERİM.

KATİLLERİN YERİNE ÖZÜR DİLEMEK ONLARIN SUÇLARINI BAĞIŞLAMAKTIR.

YAKILAN YIKILAN RUM KÖYLERİNİN,MİHRİDAT TORUNU
HASAN

hasan balciogullari MESELEYI ANLASANDA ANLAMASANDA OZURLUSUN

dusmanlarimin hicbiri insan olamaz. insan olan kimse dusmanim olamaz.
"SAROYAN"

soyle baslamak istiyorum hani yerlerinden edilen su hain arkadan osmanliyi hancerleyen kalles ermeilerin yolarda tum ihtiyaclari karsilanmasi hatta dini vecibelerini yerine getirebilmeleri icin bile emir verilmistir gideceklei yere kadar guvenliklei icin emir cikarilmistir ama su ermeniler o kadar adi assagilik insallarki sen tut yolda hedefe ulasmadan ol yolda telef ol sonrada propaganda yap bizi soykirdilar diye bak bak ne edepsiz insanlar degilmi hasan efendi bunlar cok edepsiz kendimden biliyorum bend ermeniyim benim aralarimi hic surgune bile gondermemisler zahmet olmasin diye direkt olduklari koyde kesmisler ne ugrasacaksin bir suru zahmet zaten kim hesabini soracak yada ilerde birileri ozur dileyecek ve gececek ah kestim kafani dur opeyim gecsin der gibi .... lutfen gercekten saf olmayalim yada saf numarasi yapmayalim ben kendi adima bir ermeni olarak kimseden ozur beklemiyorum ve bunun sonucunda da bir tazminat felanda istemiyorum bir beklentim yok yani taraflardan ki bu yahudi soykiriminda da boyle oldu kimse vermedi yahudilere bisi sadece aldilar bu bir uzun yuruyustur onlar 3000 yil yuruduler kenan a geri donebilmek icin ve benim tek guvencem ve inancim bes bin yilda surse biliyorumki anadolu kimseye kalmadi kalmaz ve bizden oralari alanlrda geldikleri gibi gideceklerdir bunu disinda baska bir yontem zaten kabul etmiyorum kimsenin lutfuna ozrune acilmasina ihtiyacim yok ve onurlu her insan gibi bunu sadece savunuyorum bunun disindakiler sizin olsun esas ben sizden ozur dilerim size aciyorum gecekten o tarihlerde yasamis olduklarinizdan oturu. hasan efendi ozrumu kabul edin lutfen ve dedigim gibi ben de bir kampanya baslatip o donemde sarikamista olen 90 bin kisi ozur diliyorum ama unutmayin bu sadece gerizekali enver asalaginin betinsce inadindan baska bisi degildir. o kisiliksiz silik alman kuklasi elbette bir cok anadolu halkinin kanina girdi ancak ermenilere uygulanan sokirim bu anlamda bir isan bastiris degildi bunu senin ilkokul ogrencilerine tarih derslerinde anlatilan bilgilerinde ispatlayam cumlelerinle burda birseyleri anlamaktan ziyade senin yuzeyselligin ve tc kurgulu dusunemeyis tarzin ortaya cikiyor kafana yuklenmis kisitli resmi bilgiler ile gelip burda once durumu anlamaya calisiyorsun ama ettigin tek bir kelime yokki resmi ideoloji tarafindan yaratilmamis olsun yani anlaacagin senin propaganda alanin burasi degil ki yaptigin anlamaya calisma ile bunu kendin ispatladigin icin bu yazilari yazarken ordan istatistik burdan alinti burdan bilmem ne antlasmasi birak lutfen bu ucuz agizlari artik bunlar para bile etmiyorken sen halen bunlari dile getirebiliyor ve bu site de bunlari yayinliyor. site yi biraz anlayabilirim demokratik tutum adina kabul edilebilir ama senin bu fasist propaganda yenilir yutulur degil ne hasan efendi . sana bir ek bilgi vereyim bunu da kullanabilirsin bilgi universitesi yayinlarindan orda bir tarihci prof var hatta yanilmiyorsam hazretlerin doktora tezi gibi bisi bu bahoh ahmet sanirim hazretlerin adi derki kendisi ermeni soykiri oncesi ittihat kadrolari ki enver yada talat kendi emri ile ermenilere silah verir kendilerini kurtlere karsi yoresel koruyabilsinler bak sen ne kadar vicdanli isanlar ne kadar duygusal dusunceli insanlar ermenilere silah vermisler kendilerini korusunlar tanrim nemesis ey nemesis sen de geleceksin elbet birgun o gun iste herkes kendi dogrularini ortaya tekrar dokecek o gune kadar isteyen istedigi kadar atip tutubilir isteyen soykirim yasasi cikarip inkarini suc sayabilir yada isteyen parlementosunda 24 nisanda bu bir soykirimdir diyebilir bunlarin hic biri hic bir sey ifade etme bu nedenle tarihin tekerrur cemberine selam olsun

özürüm meseleye etnik degil sinifsal bakisimdandir.

yazdığım yazinin tek satirini okumamışsın.
."nokta" Yazık.

Bütün bu meselelerin çözümü bütün halkların birlikte ortaklaşacaklari sosyalist bir devrimle mümkündür. Araratın işnize yaramaya "ermenistana dönük yüzünü " bir tarafını bize verin kampanyasına karşın tavrım açık ve nettir. Kim bu coğrafyayi kana bulamışsa sıraya geçsin.

Sırada TC nin kürdistan katliamlarıve PKK cinayetlerimi var ?

Yarın büyük olasılık ile TC nin ve PKK cinayetlerini de bu tarz bir aklama operasyonu ile karşı karşıya kalacağız."PKK 2000 e yakın devrimcinin katili bir örgüttür."

Ondan sonra ne var?

sevgilerim devrimci selamlarımla,,

senin özürün benden ağır.

dusmanlarimin hicbiri insan olamaz. insan olan kimse dusmanim olamaz.
"SAROYAN"
soyle baslamak istiyorum hani yerlerinden edilen su hain arkadan osmanliyi hancerleyen kalles ermeilerin yolarda tum ihtiyaclari karsilanmasi hatta dini vecibelerini yerine getirebilmeleri icin bile emir verilmistir gideceklei yere kadar guvenliklei icin emir cikarilmistir ama su ermeniler o kadar adi assagilik insallarki sen tut yolda hedefe ulasmadan ol yolda telef ol sonrada propaganda yap bizi soykirdilar diye bak bak ne edepsiz insanlar degilmi hasan efendi bunlar

Benim gönderdiğim yazıda böyle bir cümlemi var ? Yoksa bunu çağırıştıran bir tek satırmı var?

cok edepsiz kendimden biliyorum bend ermeniyim benim aralarimi hic surgune bile gondermemisler zahmet olmasin diye direkt olduklari koyde kesmisler ne ugrasacaksin bir suru zahmet zaten kim hesabini soracak yada ilerde birileri ozur dileyecek ve gececek ah kestim kafani dur opeyim gecsin der gibi .... lutfen gercekten saf olmayalim yada saf numarasi yapmayalim ben kendi adima bir ermeni olarak kimseden ozur beklemiyorum ve bunun sonucunda da bir tazminat felanda istemiyorum bir beklentim yok
Senin kişisel olarak böyle bir beklentin olmayabilir.Ancak Avrupa ve ermeni diasporası nakdi hesahpalamalarını yapıp birleşmiş milletlere alt toplam rakamlarını bile verdiler. Haberin olsun. Sen kendi adına kimseden özür beklemiyorsun ama turuncu devrimciler şimdiden yollara düştüler.Özür kampanyalarına giriştiler. Bu özür metninin altına bir Türkiye ermenisi “buda bir tartışmaya vesile olmasın yani Türkiye ermenisi de ötekileştirmek olarak algılanmasın.” İmza atarmı ? Türkiye Ermenilerinin gündeminde böylesi bir özür varmı ? Zarzor hrantın cenazesinde slogan atmama koşulu ile “hrantın vasiyeti imiş “Cenazeye çıkan Ermeniler in böyle bir derdi son yüzyılda hiç odlumu ?Bu dert özellikle diaspora Ermenilerinin derdi idi . Hrantın böyle bir derdi varmı idi ? Söyleyeyim. Yoktu. Çünkü hrant bir sosyalistti. Her defasında dile getirdiği geçmişin acılarının yasının iki halk tarafından birlikte tutulması idi. Hrant hiçbir zaman Ermenicilik yapmadı. Diaspora ile de kavgalı idi . Bütün bunların sebebini birlikte düşünelim.

yani taraflardan ki bu yahudi soykiriminda da boyle oldu kimse vermedi yahudilere bisi sadece aldilar bu bir uzun yuruyustur onlar 3000 yil yuruduler kenan a geri donebilmek icin ve benim tek guvencem ve inancim bes bin yilda surse biliyorumki anadolu kimseye kalmadi kalmaz ve bizden oralari alanlrda geldikleri gibi gideceklerdir bunu disinda baska bir yontem zaten kabul etmiyorum kimsenin lutfuna ozrune acilmasina ihtiyacim yok ve onurlu her insan gibi bunu sadece savunuyorum bunun disindakiler sizin olsun esas ben sizden ozur dilerim size aciyorum gecekten o tarihlerde yasamis olduklarinizdan oturu. hasan efendi ozrumu kabul edin
Sarıkamıştan dolayı özür diliyorsunuz. Sarı kamışın sorumlusu siz değilsinis tıpkı ermeni jenosidinin ve tehcirinin sorumlusunun ben olmadığım gibi . Tarihin adına katillerin adına özür dileme. Ayrıca yazdıklarımız okunmuyor. Ben türk değilim. “dedem kılıç zoru ile Müslüman olduk demişti son nefesinden birkaç nefes önce” karadenizde ataları mihridatın torunluğuna dayanan phontian köylerinden birinin oğluyum. Babaannem nokta hanımın bir türkü vardı
Karadeniz üstune Osmanlı gemileri
Ne anam var ne babam kitledum kapıları

Aslında bu türkü halklara yapılmış bir soykırımın ön belgesi niteliğindedir. Dolayısı ile soykırımı inkar etmem mümkün değildir. Sorular sordum bunlara yanıt bile vermeye tenezzül etmediniz. Özür dilerim tarihsel olarak ermeni meselesi yazısını da okumadığınızı görüyorum. Sayfaya biri yazmış ona cevap verelim gibi olmuş, Dolayısı ile sizin yazdığınız cevabi yazının muhatabi benim yazım değil olamaz. Bir sosyalist olarak etnik değil meseleyi sınıfsal olarak algıladığımı bütün bu savaşların nedenin de emek sermaye, Pazar ilişkisi vardır. Nedenlerini burada aramak gerekir. Ülkeler gerek Rusya gerek Türkiye ve gerekse Ermenilerin hamisi emperyalistler halkları biribiribirine kırdırırken kendi ülkelerinde yaşayan insanların o ülkelerdeki insanların kanlarından etlerinden iyi bir yaşam ve statü kurmuşlardır. Türkler Ermenileri katletti.bundan dolayı özür diliyorum yetmez.Bunu söylerken sebebleri ve nedenleri yok saymadan olmaz . Sonra bu özür kampanyasını başlatanların sicilleri bozuk. Bu kampahya irade bir süreç değil dayatmacadır. Bir sosyalist olarak bunlara dikkat çektim.
Kusura bakmayın gerisi sizin kendi kendinize edindiğiniz kuruntulardır. Her defasında şu tehdit ile karşılaşıyorum. Efendim bu sayfada nasıl yazıyorsun. Bu ayıptır. Ermenicilik ,kürtcülük,Alevicilik yapmadığım için bu sayfada yazıyor olmam bir handikap gibi görülebilir.ki öyle görüyor ve grup moderatörüne mesaj veriyorsunuz . bu ayıptır. İnsanların biriktirdiklerine ve birikimlerine daha saygılı olmayı da sizden bekliyorum.Üstelik bunlar özür de değiller.