polis devletin sağlığıdır

Talat ÇETİNKA
POLİS DEVLETİN SAĞLIĞIDIR.
En alttaki şiddeti yaratan
En üstteki örgütlü şiddettir.
Emma godman
Avrupada doğmuş, çocukluğunun bir bölümünü Rusyada geçirmiş ilk gençlik yıllarını ABD’de yaşamış, burada önemli örgütlenmeler yaratmış ve ABD hükümeti tarafından ülkeden sürülmüş, Sovyet devrimine şahit olmuş Kızıl Emma’nın yukarıya aldığımız sözü tarihin görkemli sayfalarına altın harflerle kazınmıştır. Yunanistada günlerdir süren olayları incelediğimizde bu sözün bir kere daha ete kemiğe büründüğünü görüyoruz. Kapitalist sistemin temelden sarsıldığı, insanların mevcut sistemi sorgular olduğu dönemin, bu yönlü yansımaları yakın gelecek açısından önemli ipuçları barındırmaktadır.
Öyle görülüyor ki Neo-liberalizm’in ekonomik modeli ile birlikte, adalet ve güvenliğe bakış açısı da halkların gözünden düşmüştür. Devletli uygarlığı insanlık tarihinin nihai hedefi olarak gören kapitalizmin ortaya çıkardığı hükümetler, çeşitli araçları kullanarak devletin sağlığını korumaktadırlar. Bu araçların başında doğal olarak şiddet gelmektedir. 15 yaşındaki bir gencin polis kurşunuyla öldürülmesinin başka bir izahı bulunmamaktadır. Devletin varlığını korumaya yemin etmiş olan polisler muhalif olan gençlere ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Yunanistan’da da potansiyel düşman gözüyle yaklaşmış ve gencin öldürmekte bir sakınca görmemiştir. Başta Anarşist gençler olmak üzere, solcu gruplar, sendikalar, normal vatandaşlar bu olayları protesto etmek için sokaklara çıkarak, hükümetin gerekirse bir gecede nasıl devrilebileceğinin örneğini bizlere göstermiştir. Ülkemizdeki ortalama bir algıya sahip insan için hayal edilemeyecek ‘olgunlukta’ açıklamalar yapan Yunanistan hükümetinin içişleri bakanı istifa etme girişiminde bulunmuş ve hatta göstericilerin tepkisini yatıştırmak için, gösterilerin meşru olduğunu söylemek zorunda kalmıştır. Sağcı bir hükümete bunları yaptıran bir güç, başta Türkiye olmak üzere dünya geleceği için büyük uyarılar barındırmaktadır. Türkiye’de son yıllarda 12-15 yaşlarındaki onlarca çocuğun polis kurşunuyla hayatlarını kaybetmelerini boş gözlerle izleyen hatta polisi haklı çıkaran söylemleriyle medya, bu söylemleri onaylayan bazı liberal ve‘solcu’aydın tabakalanmaları, devlet kurşunuyla öldürülen çocuklar için bir basın açıklaması bile yapmayı sakıncalı bulan devletin sponsorluğundaki sivil toplum kuruluşları; her muhalifi terörist ilan eden devletin baş doktoru hükümetler de bu olaylardan gerekli dersleri çıkarmalıdır.
Her zaman için kitlelerin gösterilerdeki şiddeti terörizm olarak görülürken sebepler hiçbir zaman gerçek anlamda sorgulanmamıştır. Polisin öldürdüğü Yunanistanlı gencin ardından ortaya çıkan şiddet olaylarının sebebinde olduğu gibi baskıdan bıkan, özgürlük isteyen insanların hükümetten ve devlet iktidarından bıktığı kimsenin aklına gelmemektedir. Böyle olunca da 68 olaylarında polis şiddetine karşı söylenen: ‘Polis saldırganlığına karşı koyuyorum öyleyse varım’ sözündeki bilinç düzeyi ve isyan duygusu egemenler tarafından terörizm olarak görülse de göstericiler açısından 15 yaşında bir gencin yaşama hakkına saygıyı, hatta özgür insanlar arasındaki dayanışmayı, vicdanı ve sevgiyi ifade etmeye devam etmektedir. Tarih boyunca hiçbir olay tekkerür etmediği gibi 68 olaylarıda tekkerür etmeyecektir. Ama 68’in o coşku dolu özgürlük ruhu dünya üzerinde dolaştığı sürece özgürlük isteği dalga dalga devletlerin baskıcı ve despotik bedenlerinin gereksiz olduğunu ve artık gömülmesi gerektiğini ortaya koyacaktır.

09.12.08