Le Wedere Gundek Heye Dure*

Türk eğitim sisteminin çocuklara hazırladığı bir şarkı bu.Neredeyse herkes bilir ama bilmeyenler için sözleri şöyle:

Orda bir köy var uzakta
Gitmesekte gelmesekte
Orda bir ses var uzakta
O köy bizim köyümüzdür.

Evet orda bir köy vardı. O köy 90'larda yakıldı. Duymadığınız veya duymak istemediğiniz o seste var. O ses şimdi sokaklarda,meydanlarda. O köyün çocukları sokaklarda taşlar atıyor evlerini. yakanlara. O köyün kadınları zorla sürüldükleri şehirlerde açlıkla mücadele ediyorlar. O köyün kadın ve çocukları "hedef" gösteriliyor birileri tarafından. Savaş önce çocuk ve kadınları vurur.

Rahatlamışsınızdır. Nede olsa koca bir sorundu o köyler. Tüm köy yakmalar başka yerlere göç ettirmeler işgalci gücün dilinin sonucudur. Köylerinden zorla sürülen bu insanlar herhangi bir yer gösterilmeksizin kendi bölgeleri veya bölge dışına göç etmek zorunda bırakıldılar. Gittikleri Türk metropollerin de "kimlik"leri yüzünden dışlandılar. Son dönemde yaşananlar buna en iyi örnektir. Yinede bu insanlar yaşadıkları bu zülmü ve haksızlığı bırakarak bir yana yeniden tutunmaya çalıştılar hayata. Nede olsa Kürt halkının değişmez yazgısıydı bu. Haksızlıklar, katliamlar, zulüm...

Umutları vardı böyle gitmezdi.Çünkü Tanrı herkesin Tanrı'sıydı.. görürdü zulüm edeni, korurdu mazlumu.
Bu insanlar yoksul değillerdi,"yoksullaştırılmış"lardı. Geldikleri bu yerlerde bitmeyen bir savaşın tüm açlığını, yoksulluğunu yaşıyordu. Böylelikle mevsimlik işçi olarak Karadeniz'e doğru çevirdiler yönlerini. Belki ekmek bulabilirlerdi orda...

Ama sistem değişmedi. Haksızlık orda da buldu Kürt ailelerini. Daha gitmeden haberleri verilmişti şehire."teröristler" geliyordu. Ordu valisi bir açıklama yaptı; gelen bu işçileri şehre almayacağını belirtiyordu. hemen önlem alındı, gelenlerden kimlikleri alınıp GPT sorgulaması yapılacaktı. Trabzon valiliğide bunu destekledi ve aynısını onlarda yaptı.

Bu bölgede yaşanan 20 yıllık savaş ortamının zorunlu göçünün yarattığı bir durum.
TBMM'nin Göç Araştırma Komisyonu raporuna göre bölgede 905'i köy,2523'ü mezra olmak üzere 3.428 kırsal yerleşim yeri boşaltılmıştır.

TİHV raporlarına göre boşaltılan köy ve mezra sayısı 3.500 civarında.
İHD ise bu sayıyı 3.246 olarak veriyor. Diyarbakır Göç-Der'in verdiği raporlar ise 4.500 civarındadır.
Kürtler ve Türkiye'de yaşayan diğer halkların bu zulmü affetmeyeceklerini biliyorum. Dünya üzerinde böyle bir göç tablosu yaşanmamıştır.
O köy yok artık, seste yok, insanda yok...

*Orda Bir Köy Var Uzakta

Savaş önce çocuk ve kadınları vurur.

Sevgili Dilek

Evet savaş önce çocukları ve kadınları vurur.ama bunun terside doğrudur.savaşa ilk direnenlerde çocuklar ve kadınlardır.Kürt hareketinin şuanda en aktif öznesi kadınlar ve çocuklardır.çünkü bu savaşta en çok onlar çekmişlerdir ve barışıda onlar getirecektir.Şu aralar türk medyasında tartışılan bir konu var.kürt hareketinin çocukları kullandığı ve onları ön saflara ittiği üzerinedir.ve bunun üzerinden düşmanını vuracağını düşünmektedir.göremez yada işine gelmez şunu demeyi:aslında o çocuklar orada sadece çocukları temsil etmiyorlar.o çocuklar arkada ki yoksullaştırılmış,aşağılanmış,katledilmiş kürt halkını temsil ediyorlar.bu savaşın bir öznesi onlar...

Türk eğitim sistemi yada resmi ideolojinin eğitim sistemleri bireyin bir özne olarak var olmasını istemez.onları birer ''banka'' olarak görür ve sürekli yatırım yapılması gerektiğini düşünür.yani birey birer nesnedir.edilgendir.eğer siz kürt çocukları gibi yaşadığınız çoğrafyanın ulus devletinin azınlık halkından sanız bu sistem çok daha ağır üzerinizden geçecektir.size düşen sokaklarına çıkıp direnmektir.özne olarak kendinizi kabul ettirene kadar direneceksiniz birey ve toplum olarak...

İşte şuanda Kürt kadınlarının ve çocuklarının da yaptığı budur...

Selamlar

Ferhat