"Gözlerim Ve Yüreğim Yanıyor"
Diyarbakır sokaklarında bir sessizlik var.
Fırtına öncesi bir sessizlik gibi.
Minübüsle parti binasının önüne gidiyorum.
Her yanı polis sarmış. Geçişlere izin yok.
Polis, gelenlerden kimlik soruyor ve geri gönderiyor.
Bir yolunu bulup ara sokaklardan giriyorum.
Herkes bir yerlerden alana gelmeye çalışıyor.
Parti binasının yaklaştıkça kitlenin büyüklüğü ortaya çıkıyor.
Alandan müzik yükseliyor.
“Diren ha Diyarbekir diren”
müziğe tempo tutmuş insanlar.
direnmenin onlara yakıştığını biliyorlar.
Ve direniyorlar.
Alan üzerinde helikopterler alçaktan uçuş yapıyor.
Halk ıslıklarla ve yuhalamalarla helikopterlere tepki gösteriyor.
Alanda nerdeyse herkes siyah giymiş.
Yasın rengi, kederin rengi ve isyanın rengi siyah.
DTP seçim otobüsü caddede.
Parti binasının hemen arkasındaki ana cadde, bugün bir miting alanı olmuş.
Ve hınca hınç dolu.
Cadde her iki girişten de polis tarafından kapatılmış
Ama insanlar ara sokaklardan gelmeye devam ediyorlar.
Ve yürüyüşe başlanacağı anons ediliyor.
Kitle parti binasından belediye konukevine kadar yürüyecek.
Polis Mart 2006 daki olayları bahane ederek izin vermiyor.
Bu seferde tam tersi istikamet olan bağlar tarafına yürüyüş başlıyor.
Halk birkaç metre daha gitmeden polis biber gazı atmaya başlıyor
Helikopterlerden boyalı su dökülüyor.
Biber gazı bir anda her yeri sarıyor.
İnsanlar koşmaya başlıyor.
Düşen çocuklar ve kadınlar var
Polis koşan kalabalığa copla saldırmaya başlıyor.
Nefes almakta zorlanıyoruz.
Ellerinde limon olan yaşlı kadınlar var bina önlerinde.
Limon uzatıyorlar bize, gözlerimize sürüyoruz.
Orda olan binalara sığınıyoruz..
Nerdeyse her binanın önünde biri nöbet bekliyor gibi.
Koşan, yaralanan insanları içeriye alıp kapıları kapatıyorlar.
Polis coplarla kapılara vuruyor.
On beş yirmi kişi bir binanın içindeyiz.
Nefes almakta zorlanıyoruz. Biber gazı binanın içine dolmuş
Hemen yanımda küçük bir çocuk var elerimi tutuyor.
Titriyor.
Gözleri kan çanağına dönmüş “ölüyorum abla” diyor.
Onu sarıyorum su bulmaya çalışıyorum o an.
Yüzünü yıkadıktan sonra bir eve sığınıyoruz.
İçerde bizim gibi onlarca kişi var.
Hepsi nefes alamadıklarını söylüyor.
Ev sahipleri su ve limon yetiştirmeye çalışıyor.
Olaylar dışarda devam ediyor. Pencereden parti binasının önü görünüyor.
Parti binasının etrafı polis tarafından ablukaya alınmış
İçerdeki yaralıları istiyorlar.
Polis ara sokaklara dağılmış yere düşenleri dövüyor.
Ve gözlerimizin önünde bir kişi üç polis tarafından dövülüyor.
Yerden her kalkmaya çalıştığında polis kafasına vuruyor.
Adam direniyor ve yerde bulduğu taşı polise atıyor.
Diyarbakır belediye başkanı Osman Baydemiri görüyoruz o an
birkaç polisle tartışıyor.
Arkasına iki genç sığınmış
Polis ısrarla istiyor ama Osman Baydemir vermiyor.
Ve Osman başkan çocukları alıp parti binasına gidiyor.
Dışarda arbede devam ediyor.
Polis sokakta yürüyen kim varsa coplarla saldırıyor.
Helikopter sesleri, ambulans sesleri ve panzer sesi birbirine karışmış bir durumda.
Diyarbakır savaş alanı. Diyarbakır yangın yeri.
Sesler duyuluyor ara sokaklardan.
Ara sokaklara dağılan kitle susmuyor.
Yaralılar olduğunu söylüyor biri.
Gözlerimi kapatıyorum.
Bunların hepsinin bir rüya olduğuna inanmak istiyorum
Kötü bir rüya ve biraz sonra uyanacağım diyorum
Ama dışardaki sesler buna izin vermiyor.
Gerçek bu diyor.
Yılardır devam eden bir gerçek.
İçimden yeter diyorum dursun artık bu zulüm.
Bitsin bu savaş.
Gözlerim yanıyor hala…
Ama yüreğim kadar değil…..
- Dilek Jiyan ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
