Skip to the navigation
.
Skip to the content
.
Köxüz Sitesi bundan sonra http://www.koxuz.net/anasayfa/ adresinde devam edecektir.
Anasayfa
Son Gelenler
Köşe Yazıları
Bloglar
Forumlar
Yorumlar
Kitaplar
Galeriler
Kontak
Linkler
Ana Sayfa
»
Anasayfa
Teorik ve Politik Evrimim (3) – Varlık ve Materyalizm Üzerine Çalışmalar
Görüntüle
Düzenle
links
Konu:
*
Kategoriler
Forumlar:
*
- Lütfen seçiniz -
Sosyalizmin Sorunları Forumu
Tarihsel Maddeciliğin Sorunları Forumu
İşçi Hareketinin Sorunları
Kürt Ulusal Hareketinin Sorunları
Alevi Hareketinin Sorunları
Kadın Hareketinin Sorunları
Çevre Hareketinin Sorunları
Demokrasi Mücadelesinin Sorunları
Demokratik Cumhuriyet Forumu
Köxüz'ün Sorunları
Bölümler-Konular:
*
Gündem
-"Barış Süreci"
-"Kürt Sorunu"
-Anayasa Tartışmaları
-Avrupa Birliği
-Çatı Partisi Tartışmaları
-Büyük Ortadoğu Projesi
-İnsan Hakları
Politika
-Türkiye Politikası
-Ortadoğu Politikası
-Dünya Politikası
Ekonomi
-Dünya Ekonomisi
-Türkiye Ekonomisi
Sınıflar ve Partiler
Sosyal Hareketler
-Ulusal Hareketler
-Barış Hareketi
-İşçi Hareketi
-Çevre Hareketi
-Kadın Hareketi
-Gençlik Hareketi
Kültür ve Sanat
-Plasitk Sanatlar
-Sinema - Tiyatro
-Edebiyat
-Müzik
Dosyalar
-Hrant Dink Cinayeti
-Şemdinli
Linkler
Bilim ve Teknik
-Doğa Bilimleri
-Toplum Bilimleri
Yaşam - Günlük Hayat
-Medya
-Spor
Felsefe
Köxüz'den Yazılar
-Köxüz'ün Temel Metinleri
-Köxüz'den Mektup
-Köxüz Redaksiyonundan
-Köxüz'den Yorumlar
-Köxüz'ün Künyesi
Okurladan Yankılar
Lütfen yazınızın yer alacağı bölümü seçiniz.
Gölge kopya bırak
Eğer bu konuyu taşırsanız, eski forumdan yeni foruma bir bağlantı bırakabilirsiniz.
Gövde:
*
<p> Buraya kadar, daha ziyade <strong>Diyalektik Mantık</strong>'tan, <strong>bilginin ve düşüncenin</strong> hareket yasaları ile ilgili çalışmaların sonuçlarından söz ettik. </p> <p> Ne var ki, Diyalektik, sadece düşüncenin hareket yasaları olarak değil; <strong>düşünce</strong> ve <strong>varlığın</strong> en genel hareket yasalarının bilimi olarak tanımlamıştı. Dolayısıyla, diyalektiğin tam ne olduğunu anlayabilmek, yani Marksizm'in kavrayabilmek için, düşünceden ayrı olarak bir de <strong>varlığın</strong> genel hareket yasalarını öğrenmek ve ortaya çıkarmak gerekiyordu. <strong>Varlığın en genel hareket yasaları </strong>da bize <strong>diyalektik metodu</strong> verebilirdi. </p> <p> Yöntemimiz, tıpkı Tarihsel Maddecilik ve Diyalektik Mantık çalışmalarında islediğimiz yöntemin aynıydı. </p> <p> Elbette nasıl Tarihsel Maddecilik için, Toplum'un tarihini; Diyalektik Mantık için düşüncenin tarihini, bilginin tarihini bilmek gerekiyorduysa, Diyalektik <strong>Metot </strong>için de aynı şekilde öncelikle <strong>Doğanın (ve Toplumun) Tarihini</strong> bilmek gerekiyordu. Bu tarihi bilmeden bu yasalar dolayısıyla da bunların arasındaki ortaklıklar ve Diyalektik Metot kavranamazdı. </p> <p> Böylece Doğanın Tarihi de araştırmalarımızın konusu oluyordu. Doğa ise her şeyden önce, canlı ve cansız doğa olarak iki ana alt bölüme ayrılıyordu. Cansız doğa, yani evrenin tarihi, Fizik ve Astronominin alanına giriyordu. Fizik ve Astronomi giderek bir tek bilim halinde kaynaşmışlardı zaten, fizik hızlandırıcılarla daha büyük enerjilere ve sıcaklıklara erişerek, astronomi teleskoplarla daha uzaklara yani daha eski zamanlara bakarak bu evrimi araştırıyordu. </p> <p> <strong>Canlıların tarihi</strong> ise, Biyoloji ve Paleontoloji'nin alanına giriyordu. Biyoloji ve Paleontoloji'nin ilişkisi de bir bakıma Fizik ve Astronomi'nin ilişkisi gibiydi ve aslında onlar da bir tek bilim halinde kaynaşmış bulunuyorlardı. </p> <p> Jeoloji de, yeryüzü söz konusu olduğunda, bu iki hareketin iç içe geçtiği bir alanı ele alıyordu. Yeryüzünün tarihi, fiziğin ve astronominin ele aldığı yasalar ve süreçler kadar, canlıların evrimi, yani Biyoloji ve Paleontoloji olmadan da anlaşılmazdı. </p> <p> Psikolojinin yeri de bu çerçevede, tıpkı Jeolojinin yerine benziyordu. Nasıl Jeoloji, Fizik ve Biyolojinin kesiştiği ve birbirinin içine geçtiği bir alanı ele alıyorsa, Psikoloji de Biyoloji ile Sosyolojinin kesiştiği ve birbirinin içine geçtiği bir alanı ele alıyordu. Nasıl yeryüzünün sırrına doğanın ve canlıların tarihi bilinmeden varılamaz ise, insan psikolojisinin sırrına da canlıların evriminin ve toplumun evriminin tarihi bilinmeden varılamazdı. </p> <p> Böylece Evrenin (Fizik ve Astronomi), Dünyanın (Jeoloji), Canlıların (Biyoloji-Paleantoloji), İnsanın (Psikoloji), tarihi ve evrimi, (Zaten Tarihsel Maddecilik ve Diyalektik Mantık bağlamında incelediğimiz Toplumun ve Düşüncenin tarihini ve evriminin yanı sıra) bu evrimler arasında ortak yasalar bulunup bulunmadığı, varsa bunların neler olduğu, çalışmalarımızın konusu oluyordu. </p> <p> Tekrar hatırlatalım ki, doğrudan politik mücadele ile bir ilişkisi görünmese de, bu soyut ve ilgisiz gibi görünen konulara yoğunlaşmamızın esas nedeni bizzat somut politik mücadele idi. Bunları öğrenerek diyalektiği daha iyi kavrayacaktık ki, Marksizm'in özünü, yöntemini anlayalım ve devrimci mücadelede daha az yanlış yapalım. Bu bakımdan bütün bu, somut politik mücadeleyle ilgisizmiş gibi görünen çalışmalar aslında bizim için son derece pratik ve politik çalışmalardı. Teori Pratikti, Pratik de Teori. </p> <p align="center"> * </p> <p> Doğa bilimlerinin <strong>konusu</strong> (nesnesi) <strong>ile doğa bilimlerinin</strong> ilişkisi, düşünce ve toplum bilimlerinin (Tarihsel Maddecilik ve Diyalektik Mantık) konusu (nesnesi) ile bizzat bu bilimlerin ilişkisinden çok farklı bir karakterdeydi. </p> <p> Düşüncenin (bilginin, bilimlerin) hareketi veya evrimi, hem toplumsal hem de mantıksal bir olaydı. Yani örneğin <strong>Tarihsel Maddeciliğin evrimi</strong> aynı zamanda <strong>Tarihsel Maddecililiğin konusudur</strong>, çünkü bizzat Tarihsel Maddeciliğin kendisinin evrimi toplumsal bir olaydır. Dolayısıyla bizzat toplumsal hareket üzerinde bir etkide bulunur ve kendisi bizzat toplumsal hareket tarafından da belirlenir. </p> <p> Aynı durum düşüncenin hareketi için de geçerlidir, düşüncenin hareketinin bilgisi de bizzat mantığın konusudur, çünkü düşüncenin hareketinin bilgisi de bizzat düşüncenin hareketinin kendisidir ve var olduğu an kendi konusunu da değiştirmiş olur. </p> <p> Yani <strong>bu Bilimler ve Konuları (nesneleri) arasınd</strong>a, sanki Quantum Fiziğindeki "<em>belirsizlik ilkesi</em>" gibi bir ilişki söz konusudur. Düşüncenin hareketi ile bu hareketin bilgisi sürekli olarak birbirilerini etkilediklerinden ikisi de aynı anda bilinemez. Benzeri durum aynı şekilde Tarihsel Maddecilik ile bizzat Toplumun Tarihi arasında da vardır. Çünkü bu bilginizin bizzat kendisi toplumsaldır ve toplum hakkındaki bilgimizin değişimiyle birlikte toplum da değiştirmiştir. Toplumun konumunu biliyorsak, bilgimizin, düşüncemizin konumunu bilemeyiz, düşüncemizin konumunu biliyorsak toplumun konumunu bilemeyiz. </p> <p> Ama Fizik, Biyoloji, Jeoloji söz konusu olduğunda, böyle bir ilişki yoktur. <strong>Fizik biliminin evrimi</strong>, fizik doğanın evrimi hakkındaki bildiklerimiz <strong>fiziksel bir olay değildir</strong>. Dolayısıyla fizik biliminin konusunu oluşturmaz. Fizik biliminin evrimi fiziğin konusuna girmez. (Elbette düşünce bile son duruşmada bir takım protein bileşimleri, bunlar da enerji alışverişlerine ve bir takım parçacıkların hareketlerine indirgenebilir ama bu evrenin ya da canlıların evrimi bakımından hiçbir şey ifade etmez) Biyoloji biliminin evrimi, biyolojik bir olay değildir. Dolayısıyla Biyolojinin evrimi biyolojinin konusuna girmez. Ama Sosyoloji biliminin (Tarihsel Maddeciliğin) evrimi bizzat sosyolojinin konusuna girer. Mantığın evrimi bizzat Mantığın (Diyalektiğin) konusun girer. Bunlar daha var oldukları an bizzat kendi konularını değiştirirler. </p> <p> Bu çok özel anlamda, <strong>bilim ve konusu</strong> <strong>arasındaki ilişkiler</strong> ve karşılıklı etkiler anlamında, Doğanın Tarihine ilişkin bilginin (doğa bilimlerinin) doğa ile diyalektik<strong> olmayan</strong> bir karakteri vardır. Çünkü bu bilimlerin hareketi, konularının hareketi olarak gerçekleşmez. Ama bu bilimler doğaya olan bu diyalektik borçlarını bir bakıma düşünce ve topluma öderler. </p> <p> Doğanın tarihinin bilgisi ve bu bilginin (evrimi) tarihi, sosyoloji ve mantığın konusudur. Yani doğa bilimlerinin doğa ile diyalektik olmayan karakteri toplum ve düşünce ile diyalektik bir ilişki içindedir. Doğa hakkındaki bilgilerimiz, toplumsal ve düşünsel oldukları için, bizlerin toplumu ve onun tarihini kavrayışlarımız üzerinde bir etkide bulunurlar. Elbet aynı şekilde, düşüncelerimiz ve düşüncelerin evrimini kavrayışımız üzerinde de. </p> <p> Ama doğanın evrimi hakkındaki bilgimiz, bizzat doğanın evriminden çıktığından, doğanın evriminin şu veya bu şekilde gerçekleşmiş olması, bu olgulardan çıkarılan bilginin, sonucun da değişmesidir. Dolayısıyla bu da düşünce ve toplum hakkındaki algılarımızın daha değişik olması anlamına geleceğinden, (bu bilgi, bizzat kendisi toplumsal olduğundan ve toplumsal gerçekliği şu veya bu biçimde etkileyip değiştirdiğinden), doğanın tarihi, doğanın tarihinin bilgisiyle diyalektik olmayan ilişkisinin borcunu, toplumla ve düşünceyle böyle dolaylı bir ilişki içinde öder. Doğanın tarihi, kendisi hakkındaki bilginin doğal olmayan, toplumsal olan, mantıksal olan karakteri nedeniyle, toplumu ve düşünceyi etkiler. </p> <p> <strong>Bilgi ve konusu ilişkisini</strong> bu şekilde ele alarak, aslında <strong>varlık ve düşünce ilişkisini</strong> Diyalektik materyalizm kitaplarından <strong>bambaşka bir bağlama oturtmuş</strong>; bilgisi ve konusu ve bunların diyalektik ilişkisi bağlamına oturtmuş oluyorduk. Ama bunun farkında değildik. </p> <p align="center"> * </p> <p> O yıllar tam da Biyoloji (Ki o zamanlar paleontolojideki keşiflerden pek haberim yoktu), Astronomi ve Fizik'te nefes kesici buluşların yapıldığı bir dönemdi. </p> <p> Fizikte, Kara Delikler, Kuasarlar, Big Bang teorileri, Kuarklar, Notrinolar, Hardonlar, Leptonlar vs. çoğu kez matematik modellerle ön görülüp sonradan bulunuyordu. </p> <p> Aynı şekilde Biyolojide DNA, RNA, ATP, Amino Asitler gibi büyük moleküller bulunmuş, yaşamın kimyasal, moleküler temelinin sırrı çözülmüştü. Ayrıca biyoloji, artık canlıların evrimini karşılıkla etkiler içinde bir dinamik sistem olarak ele alıyor ve ancak öyle açıklayabiliyordu. Örneğin, böcekler ve çiçekli bitkilerin ortaya çıkışı ve gelişimi ancak bunların karşılıklı ilişkisi biçiminde anlaşılabiliyordu. Hatta farklı canlılardan oluşan ekolojik sistemleri bir tek canlı gibi ele almak gerekiyordu. </p> <p> Bütün bu keşifleri, çok sınırlı kaynakları dikkatlice inceleyerek, tıpkı bir dedektif romanı okurcasına heyecanla ve neredeyse günü gününe izlemeye çalışıyorduk. Elbet meslekten bir fizikçi veya biyolog olmadığımız için birçok ayrıntıyı, mekanizmayı teknik olarak anlayamayabiliyorduk ama esas olarak nelerin araştırıldığı, nelerin bulunduğu, nelerin sorun olduğu hakkında iyi kötü bir fikrimiz oluyordu. </p> <p> Doğa bilimlerindeki bütün bu nefes kesici gelişmeler ve bizim bunlardan çıkardığımız kimi genellemeler, Tarihsel Maddeciliğin toplumu ve onun tarihini açıklamakta kullandığı genellemelerin benzer şekilde doğada da geçerli olduğunu gösteriyordu. </p> <p> Örneğin, doğada da toplumda da sürekli bir gidiş ve evrim vardı. Marks ve Engels Tarihsel Maddeciliği daha ortaya koyarlarken Toplumun evrimi, gidişi düşüncesini tüm teorilerinin kilit taşı yapmışlardı. Daha ilk başta, 1848'in arifesinde, Tarihsel Maddeciliğin ilk taslaklarında, <em>"bir tek bilim vardır, tarih bilimi, o da doğa ve toplum tarihi olarak ikiye ayrılır"</em> demişlerdi (Daha <strong>doğanın bir tarihinin olmadığı ve bilinmediği zamanlarda</strong>). Tarihsel Maddeciliğin, yani kurdukları yeni bilimin, sosyolojinin konusunu da, toplumun gidişinin, tarihin hareket yasalarını araştırmak olarak tanımlamışlardı. O zamanlar henüz hiçbir astronom veya fizikçinin; hiçbir biyologun, biliminin konusunu, evrenin veya canlıların evriminin hareket yasları olarak tanımlamadığı ve tanımlamayı aklından geçirmediği dönemlerdi. Gerçi ortada bir bulutsulardan güneş sisteminin oluştuğu yönünde bir Kant-Laplace Kuramı vardı ama bu bile henüz bilimsel bir sonuç ve teori olmaktan ziyade bilimsel bir spekülasyon karakteri taşıyor ve bunun yanı sıra pek bilinmiyordu. </p> <p> Darvin ise <em>Türlerin Kökeni</em>'ni yıllar sonra, Marks'ın <em>Kapital</em>'ini yazdığı dönemde yazacaktı. Yani henüz canlıların evrimi ve tarihi fikri bile yoktu Marks ve Engels'in Tarihsel Maddeciliği formüle ettikleri dönemlerde. </p> <p> Modern Astronomi, Fizik ve Biyoloji, Tarihsel Maddeciliğin daha doğarken öngördüğü ve konusu olarak belirlediğini, yani konusunun tarihini ve evrimini sorun etmeyi, bu tarihin ve evrimin yasalarını bulmayı, ancak şimdi kendi konuları olarak tanımlayabiliyorlardı. </p> <p> Bu hareketi, evrimi, bunun yasalarını araştırdıklarında ise, yine Tarihsel Maddeciliğin açıklamada kullandığına benzer sonuçlara ulaşıyordu. Örneğin Doğa'da da evrim sıçramalı, toplumdaki devrimler ve sıçramalar gibi ihtilaçlı bir karakter gösteriyordu. Yıldızlar yakıtları tükendiklerinde patlıyorlardı. Gazlar kendi ağırlıklarıyla merkezde büyük basınçlar oluşturduklarında, birdenbire termonükleer reaksiyonlar başlıyor ve yıldızlar doğuyordu. </p> <p> Ya da Üretici Güçlerin bileşimi ve gelişme düzeyi nasıl toplumun karakterini belirliyorsa ve üretici güçler toplumun çekirdeği gibi ele alınabilirse, canlıların karakterini çekirdekteki DNA kombinasyonları; atomların karakterini çekirdekteki Proton sayıları belirliyordu. Sosyoloji (Tarihsel Maddecilik) nükleer bir bilim olarak doğmuştu bir bakıma daha on dokuzuncu yüzyılda, Fizik ve Biyoloji ise Yirminci yüzyılda nükleer bir bilim haline gelmişlerdi. </p> <p> Açık ki, doğanın, toplumun ve düşüncenin gidişinde hiç de görmezden gelinemeyecek ortaklıklar, paralellikler bulunuyordu. Doğa bilimleri, Marksizm'in (Toplum Bilimin) daha doğarken dayandığı yaklaşımlara ancak şimdi varabilmişlerdi. Ve bu vardıkları nokta gösteriyordu ki, gerçekten de varlığın farklı biçimlerinin evriminin ortak yasaları olabilirdi. </p> <p align="center"> * </p> <p> Bütün bu olgular şunu gösteriyordu: Tarihsel Maddecilik, Felsefe Anadan ayrılan en son bilim olmasına rağmen, daha ayrılırken, ondan daha önce ayrılmış olan Fizik, Biyoloji gibi bilimlerin o zaman bulundukları noktanın çok daha ilerisinden doğmuştu. Tabiri caiz ise, diğerleri Metafizik bir metotla doğarken, fizik ve canlılar âlemini bir şeyler yığını olarak kavrayarak doğarlarken, sosyoloji (Tarihsel Maddecilik) daha doğarken diyalektik bir metotla, yani toplumu bir şeyler yığını değil, süreçler karmaşası olarak görerek doğmuştu. </p> <p> Bu da şunu gösteriyordu, düşüncenin hareketi ya da bilimlerin evrimi, sadece Batı Avrupa Ortaçağında olduğu gibi, geri gidişler, metafizik metot ya da mantıktan skolâstiğe dönüşler göstermiyordu, aynı zamanda, geriden gelip öne fırlamalar da görülüyordu. Yani bizzat <strong>bilimler de toplumlar gibi, eşitsiz</strong> gelişiyorlardı. </p> <p> Aslında bilimlerdeki gerek gerilemeler, gerek geriden gelip öne fırlamalar, toplumdaki eşitsiz gelişmenin yansımasıydılar. Örneğin Batı Ortaçağındaki gerilemede, Aristo'nun Formel mantığından manastırlardaki Skolâstiğe dönüşte nasıl Germenlerin uygarlığa geçişleri ve Komün'e doğru bir geri gidiş toplumsal temeli oluşturuyordu ise, Toplum Bilimin doğuşundaki öne fırlamada da, Almanya'nın daha geç bir dönemde kapitalizme geçişinin, payı açıktı. </p> <p> Böylece aslında henüz "sürekli devrim" teorisini bilmeden, onun dayandığı mantığı bilimlerin eşitsiz gelişiminde bulmuş oluyorduk. Ama bu fikir zaten bize yabancı da değildi, Kıvılcımlı'nın <em>İlkel Sosyalizmden kapitalizme İlk Geçiş - İngiltere</em> kitabından beri bunun toplumda olduğunu biliyorduk. Şimdi düşüncenin evriminde de karşımıza çıkıyordu. </p> <p align="center"> * </p> <p> Bilimlerin eşitsiz geliştiği sonucu, bir yan ürün olarak, başka bazı sorunları açıklama, Marksizm'e ve Engels'e yönelik kimi eleştirileri cevaplama ve o eleştirilere yol açan sorunları açıklama olanağı veriyordu. </p> <p> Marksizm'e yönelik olarak şöyle bir eleştiri sık duyuluyordu. Marks, 19. yüzyıla ait bir bilim adamıdır. Bu arada bilim gelişti. Ama Marksizm hala aynı yerde duruyor. Marksizm'de çağımızın sorunlarına cevap bulunamaz. Marks, toplum ve tarih alanında olsa olsa, Newton ve Galile ile kıyaslanabilir. Şimdi toplum biliminin kendi Einstein'ları gerekmektedir. </p> <p> Bilimlerin eşitsiz gelişimi olgusundan hareketle, bu eleştiriye şöyle kolayca cevap verilebiliyordu: </p> <p> Bu eleştiri, bütün bilimlerin aynı aşamalardan aynı sırayla geçtiği gibi bir anlayışa dayanmaktadır. Bu, bir zamanların ilkel, köleci, feodal, kapitalist aşamalardan bütün toplumların geçtiği anlayışının, bu Prokrutes yatağının, bilimlerin tarihine uyarlanmış biçimidir ve onunla aynı mekanik ve şematik tarih kavrayışına dayanır. </p> <p> Toplumlar nasıl eşitsiz gelişirlerse, bilimler de aynı şekilde eşitsiz gelişirler. Evet, Marksizm 19. yüzyılda doğmuştur, ama onun kronolojik olarak on dokuzuncu yüzyılda doğmuş olması metodolojik ve mantık olarak bir on dokuzuncu yüzyıl bilimi olduğu anlamına gelmez. Eğer kronolojik kavramlarla ifade etmek gerekirse, Marksizm, On dokuzuncu yüzyılda doğmuş bir Yirminci Yüzyıl bilimidir. Marksizm'in eskidiği sonucuna ulaşan fikir sisteminin bizzat kendisi, bilimlerin eşitsiz geliştiği fikrini reddederek, on dokuzuncu yüzyıla ait, ikinci Enternasyonal dönemine ait bir anlayışı yansıtmaktadır. Yani somutta Marksizm'in bir on dokuzuncu yüzyıl bilimi olduğu vargısının kendisi bizzat bir on dokuzuncu yüzyıl bilimi vargısıdır. </p> <p> Böylece Marksizm'in eskiliğine ilişkin görüşler, dayandıkları metodolojinin tam da on dokuzuncu yüzyıla has olduğu noktasından metodolojik olarak çürütülmüş oluyorlardı. </p> <p> Bu sonuç aynı zamanda, Marksizm'i aşma iddialı girişimlerin niçin her zaman ondan daha geriye gidişlerle sonuçlandığını da açıklıyordu bir yan ürün olarak. <strong>Marksizm'in aşılması, ancak onun içinde taşınması ile olabilirdi</strong>, yani Marksizm'i yine ancak Marksistler geliştirebilir ve aşabilirlerdi. Marksizm tabiri caiz ise, bir yirmi birinci yüzyıl bilimi çerçevesinde aşılabilirdi. Ve bu aşma, bir binayı yıkıp yerine başka bir şey yapma gibi değil, bir tepeye tırmanma gibi olabilirdi. Marksizm'i bir paçavra gibi atmaz ve sadece ona dayanabilirdi. </p> <p align="center"> * </p> <p> Bu bilimlerin eşitsiz gelişiminin kavranmasının bir diğer sonucu Engels'in yanılgısını anlamayı mümkün kılması ve ona ilişkin eleştirilere de bir cevap sunmasıydı. </p> <p> Elbet biz de Engels'in kimi örneklerinde yanlış, bizi doyurmayan bir yan olduğunu görüyorduk. Ama diğer sözde Marksistlerden farklı olarak biz Engels'in öyle bir kalemde silinip atılmasından yana değildik. Onun örnekleri yanlış olabilirdi, kimi genellemelerinde dayandığı veriler eski olabilirdi, ama bütün bunlar temel fikrin yanlışlığı anlamına gelmez ve onun reddi için bir bahane olarak gösterilemezdi. Biz Engels'in yanlışlarında bile, onun için hafifletici sebepler bulma eğilimindeydik. Tavrımız bir bakıma Lenin'in tavrı gibiydi. Lenin de örneğin, Engels'in örneklerinin yanlışlığına değinir. Ama bir Plekhanov'un yanlışlarıyla Engels'inkileri aynı yere koymaz. Onda örnek yanlıştır, popülarizasyon çabasının kendisinden doğan bir yanlışlık ve bayağılaşma vardır, Plekhanov'da ise, daha derine giden, daha mantıksal ve metodolojik yanlışlar vardır. </p> <p> Bilimlerin eşitsiz gelişimi vargısı, Engels'in nerede ve neden yanlış yaptığını anlama olanağı da sağlıyordu. Engels'in özellikle Doğa'da diyalektiği anlatırken, diyalektik yasalarını açıklarken verdiği örneklerin bizzat kendileri, doğa bilimleri henüz o dönemde diyalektik bir aşamaya varmadıklarından dolayı, bilimlerin doğayı diyalektik olarak kavramadıkları bir kavrayış dönemini yansıttıklarından yanlıştılar. Esasında Engels'in o yanlış örneklerinin çoğu da bizzat Hegel'den kaynaklanmaktaydı. </p> <p> Big Bang, Galaksiler, Yıldızlar sürekli değişen bir evreni elen alan bir Fizik ve Astronomi, DNA'lar, evrimin daha farklı mekanizmalarının bilindiği bir Biyoloji ve Paleantoloji (ki Engels zamanında henüz Paleontoloji bile yoktu ve yeni doğuyordu) bilimi düzeyinde, Engels'in, Heraklitos ya da Hegel döneminin, sezgisel diyalektiğinin örneklerine hiç de ihtiyacı olmazdı. Doğa bilimlerinin öyle bir düzeyinde Engels'in suyun kaynaması veya Buğday örneklerini vermeye ihtiyacı olmazdı. </p> <p> Kaldı ki, Engels'in örnekleri de tam anlamıyla yanlış değildir. Bu örneklere yanlış demek, diyalektiğin kendisinin de, dünyayı değişim ve çelişkiler halinde gören mantığın da hiç değişmediği gibi diyalektik olmayan bir diyalektik kavramına dayanır. </p> <p> Elbette insanlar en bugünkü bilimden uzak gözlemlerinde bile, doğanın ve toplumun değiştiği, çelişkilerin bu evrimdeki önemi, ilişkisiz gibi görünen şeyler arasındaki ilişki konusunda bir fikir sahibi olmuşlardır. Hatta tanrı ve ruh kavramının temelinde bile bu seziş ve gözlem vardır. Şeyler ve oluşlar arasındaki görünmeyen ilişkilerdir ruh ve tanrı. Günlük hayattaki kendiliğinden diyalektikten, Aristo zamanının bilgi düzeyine uygun bir diyalektiğe (örneğin Herakleitos) oradan da burjuvazinin yükseliş döneminin bilgi düzeyinin diyalektiğine, (yani Hegel'in diyalektiğine) kadar diyalektiğin kendisi de bizzat bir değişim ve derinleşme içindedir. Engels'in yanlışı, 20 Yüzyılın diyalektiğini açıklamak veya kanıtlamak için örneklerini, 18 veya 19. yüzyılın diyalektiğinin dayandığı, henüz yirminci yüzyıl anlamında diyalektik olmaktan çok uzak bulunan doğa bilimlerinden vermesiydi. </p> <p> Bu örneklerin yanlışlığından hareketle Doğa'da diyalektik olmadığı sonucuna ulaşmak olamazdı. Doğa'da diyalektik olmamasından ancak, doğa bilimleriyle doğanın ilişkisinde söz edilebilirdi. Ama bu apayrı bir konuydu. Marksizm'in eskidiğini söyleyip onu aşmaktan söz edenler, Engels'in örneklerinden hareketle, örneğin doğada diyalektik olmadığı türden sonuçlar çıkarıveriyorlardı. Yanlışın ve sorunun nerede olduğunu kavramıyorlardı çünkü. </p> <p> Engels'in örneklerinin yanlışlığından çıkarılacak sonuç hiç de doğada diyalektik olmadığı değil, Engels'in zamanının doğa bilimlerinin dolayısıyla da Engels'in örneklerinin diyalektik olmadığı da olabilirdi ve doğrusu da buydu. </p> <p> Doğada bir diyalektik olup olmadığı elbette tartışılabilir. Ama bunu Engels'in örneklerinden hareketle baştan reddetmek baştan aşağı yanlıştır. Bunu anlamanın tek yolu, bizzat doğanın evrimine bakmaktır. Eğer doğada da bir evrim, bir akış, bir gidiş varsa; bu gidişin temelini çelişkiler oluşturuyorsa, bu gidişi kavramak için çelişkilere dayanan daha esnek bir mantık olmazsa olmaz bir koşul ise, daha özellikli olarak bu gidişin mekanizmaları birbirine benziyorsa, niye daha baştan böyle bir ortaklık olup olmadığını araştırmak reddedilsin ki? </p> <p> Bizzat Doğa'da diyalektik yoktur diye kestirip atmanın kendisi bir dogmatizmdir. Düşünceye ket vurmaktır, araştırmayı sınırlamaktır. Varlığın farklı hareket biçimlerinde ortak gidiş yasaları olup olmadığını araştırmayı niye başından kendimize engelliyelim ve yasaklayalım ki? Olmayabilir de elbette doğa, toplum ve düşüncede ortak gidiş yasaları. Veya varsa bile, bu günkü bilgi düzeyimiz henüz bunu tespit edecek bir derinlikte de olmayabilir. Veya bize var gibi görünenler yüzeysel gözlemler de olabilir. Belki ilerde bilgimiz derinleştikçe böyle ortaklıklar olmadığı sonucuna da ulaşabiliriz. Bunlar mümkündür, ama bunları, bu olasılıkları baştan reddetmek, tamı tamına dogmatizme karşı çıkma adı altında en alasından dogmatizmdir. </p> <p align="center"> * </p> <p> Böylece Bizim Doğa Bilimlerine ve doğanın tarihine, yani Diyalektik Metodun ne olduğunu kavramaya yönelik çabalarımız, bir bakıma, bizi bir yandan resmi Diyalektik Materyalizm öğretilerinin, artık skolâstik bir mahiyet kazanmış olan gerilemelerinden kurtulmamıza yol açıyordu. Biz doğanın diyalektiğini, <em>"doğanın diyalektiği"</em>ni anlatan kitaplarda değil bizzat doğada arıyorduk ve doğanın diyalektiği diye sıralanan yasalardan hareketle doğadaki diyalektiği değil, bizzat doğadaki olaylardan hareketle, doğadaki diyalektiği anlamaya çalışıyorduk. Yani yaklaşımımız alışılmışın tam tersine, skolâstik değil diyalektikti </p> <p> Öte yandan, doğada diyalektiği skolâstik bir takım yasaların tekrarı olarak anlatmaya tepki biçiminde gelişen, bu nedenle hem doğadaki diyalektiği peşin peşin reddeden, hem de doğa bilimlerine zerrece ilgi duymayan ve onlara üvey evlat muamelesi yapan eğilimlere karşı da bağışıklıklı oluyorduk. </p> <p align="center"> * </p> <p> Varlık ve Düşünce, Mantık ve Metot üzerine bütün bu çalışmalar sonucunda, sadece varlığın değil, toplum ve düşüncenin de gidişinde ortak eğilimler olduğu fikrine ulaşıyorduk. </p> <p> Ama bunu Engels'in örneklerinden hareketle değil, o örneklere rağmen; bizzat Doğa (Cansız ve Canlı), Toplum, Düşüncede gözlemlediğimiz için kabul ediyorduk. Biz Engels'in söylediklerine bilgilerimizi sıkıştırmaya çalışmıyor, bizzat olaylar ve onların bilgisinden böyle genel eğilimler ve yasalar olduğu ve olabileceği sonucuna ulaşıyorduk. </p> <p> Örneğin, bilimlerin evrimi ile, toplumun evrimi, toplumsal devrimler ile bilimsel devrimler aşağı yukarı ayrı mekanizmalarla işliyordu. </p> <p> Bilgide, olaylar ve olgular yığını ve onlar hakkındaki bilgilerimiz tıpkı toplumdaki üretici güçler gibiydi. Nasıl üretici güçlerin belli bir düzeyinde o gün kadar içinde geliştikleri ilişkilerle çatışmaya düşüyorlardı ise, aynı şekilde bilgilerimiz de o güne kadar içinde geliştiği teori ve kavramlarla çatışmaya düşüyor ve bir bunalım dönemi başlıyordu. Tıpkı toplumdaki üretici güçlerin yeni düzeyine uygun ilişikler ve üstyapıyı belirlemeleri gibi, bilimlerde de yeni teorik sistemler ve kavramlar oluşuyordu. Benzeri gidiş bizzat fizik ve biyolojik doğada da görülüyordu. Bu ortaklıkları reddetmek değil, aksine bu ortaklıkları görmek, farklı bilim alanlarında yepyeni bağlantıları görmeye, inspirasyonlara (ilhamlara) yol açabilirdi. </p> <p align="center"> * </p> <p> Dikkat Edilirse buraya kadar, şu el kitaplarında "<em>Diyalektik Materyalizm</em>" diye sözü edilenin, "<em>Diyalektik</em>" kısmıyla ilgili olarak çalışmaları ve bunların sonuçlarını yazdık. </p> <p> Ama o kitaplara bakıldığında bir de kocaman "<em>Materyalizm</em>" bölümleri vardır. Hatta bu Materyalizm bölümleri bir "<em>Felsefi ve Tarihsel Materyalizm</em>" olmak üzere iki alt büyük bölüm içinde ele alınırlar. Hatta Materyalizm Diyalektikten çok daha önemlidir ve çok daha büyük yer kaplar. Biraz da şimdi bu Materyalizm kısmına gelelim ve bu bahsi bitirelim. </p> <p> İlk sorun bizzat materyalizm kavramının kendisinden çıkıyordu. Aslında bu kavramın içeriği çok farklı anlamlarda kullanılıyordu. Örneğin Ahlaki anlamda materyalizm ile, Sosyolojik anlamda materyalizm arasında hiçbir ilişki bulunmuyordu. Ahlaki anlamda materyalizm, Paraya değer vermek, maddi zenginliği her şeyin ölçüsü görmek gibi bir anlama sahipti ve gericiler bu anlam kaymasından hareketle sosyalistlerin maddeci olduklarını iddia edebiliyorlardı. </p> <p> Bu çok kaba bir örnek oluşturuyordu ama, daha sofistike olmakla birlikte, Tarihsel ve Felsefi Materyalizm arasında da benzer bir karıştırma bulunuyordu. </p> <p> Sosyolojik anlamda Materyalizm, toplumun maddi üretim hayatının, yani alt yapısının; üst yapısını belirlediği gibi bir anlama sahipti. Yani örneğin, birleri çıkıp dünyayı ve insanları Allah yaratmıştır diyor birileri de hayır Allah'ı insanlar yaratmıştır diyorsa, bir takım insanların niye öyle, diğer insanların niye böyle dediğini veya bir yaratıcı fikrini anlamak için anahtarın toplumun maddi üretim hayatında bulunduğu anlamına geliyordu. </p> <p> Dolayısıyla Diyalektik Materyalizm veya Diyalektik Felsefe denen şey, Tarihsel maddeciliğin içinde, düşüncenin hareketi bağlamında, sınıflı toplumda sınıf çıkarlarının düşüncede yansıması bağlamında ele alınması gereken, felsefi değil, yani Tarihsel Maddeciliğin de <strong>üzerinde değil, altında ve içinde</strong> ele alınması gereken bir alanı oluşturuyordu. </p> <p> Hâlbuki el kitaplarının hemen hepsi, Diyalektik Materyalizm diye başlayıp, Tarihsel maddeciliği onun özgül bir durumu olarak ele alıyorlardı. Bizzat bu ele alışın kendisi, varlığın düşünceden önce geldiğini iddia etmesine rağmen, düşüncenin belli bir anını, momentini başlangıç noktası olarak ele almış, yani idealizm yapmış oluyorlardı. Yani örneğin idealizm, Toplumun maddi hayatından hareketle açıklanmıyor, aksine toplumun maddi hayatının bu açıklamayı verebileceğinin gerekçesi, toplum dışı, tarih ve toplum üstü, <strong>maddenin düşünceden önce geldiği düşüncesinden</strong> hareketle temellendirilmiş oluyordu. Aslında el kitaplarında Materyalizm diye anlatılan en kötüsünden bir idealizmden başka bir şey değildi. </p> <p> Zaten temeldeki bu metodik yanlış, niçin en fazla materyalizm sözü edenlerin aslında en saf idealistler oluşlarını ardındaki temeli de açıklamış oluyordu. </p> <p> Gerçekten de, küçük burjuva devrimcisi hareketler, toplumsal olaylara yaklaşımda tümüyle idealisttirler. Yani düşüncenin varlığı belirlediği gizli varsayımından hareket ederler. Örneğin SBKP Merkez komitesinin çizgisinin değişmesiyle birlikte, o ülke bir gecede kapitalist veya emperyalist olabilir. Bir insanın "Halk saflarında" olup olmadığını, onun ideolojisi belirler. Hâlbuki materyalizme göre, insanların iktisadi ilişkiler içindeki konumu, sınıfını ve dolayısıyla "Halk saflarında" olup olmadığını belirler. Bolşeviklerin, şu veya bu partinin çizgisi bir devrimin karşı devrime dönüşmesi anlamına gelir. Hâlbuki bir devrim veya karşı devrim farklı sınıfların iktidarlarıyla değişir. Böylece aslında bu felsefi materyalizmden çok söz eden materyalistler, kişilere, gruplara, partilere ve hatta fikirlere tarih ve toplum üstü, tüm toplumsal yapıyı belirleyen bir güç atfetmiş olurlar. </p> <p> Burada da yine diyalektik hükmünü icra ediyor ve özdeki idealizm materyalizm biçiminde görünüyordu. <strong>Felsefe (Diyalektik Maddecilik) Tarihsel Maddeciliğin bir alt alanı olarak değil, Tarihsel Maddecilik felsefenin bir alt alanı olarak, bir özel hali olarak ele alınıyordu. Tam da idealizm bu ele alınışın kendisinde gizli bulunuyordu.</strong> </p> <p> Bu şuradan da görülebilir. Örneğin Materyalizm İdealizm tartışması, yani madde mi önce gelir ruh mu, varlık mı düşünce mi tartışması, özünde Tanrı mı evreni yaratmıştır; Evren ve toplum mu tanrıyı yaratmıştır tartışmasıdır. </p> <p> Tanrı evreni yaratmıştır fikrinin varlığı, ancak sosyolojik olarak açıklanabilir. Yani örneğin bir takım insanların çıkarlarını korumak için, böyle bir yaratıcı fikrine ihtiyaçları olduğu türünden bunun niye öyle olduğunu açıklayan bir açıklama olabilir bu. </p> <p> Ama eğer böyle ise, yani insanların bir takım çıkarlar için tanrının evreni yarattığı fikrini savundukları açıklanabiliyorsa, o zaman bu anlayışa karşı mücadele, felsefi bir sorun değil, doğrudan siyasi bir sorundur. Yapılması gereken tanrının evreni yaratmadığını kanıtlamaya kalkmak değildir, çünkü çıkarların konuştuğu yerde akıl durur. Eğer insan çıkarlarına aykırı olsaydı matematik aksiyomlar bile tartışma konusu olurdu. Yapılması gereken, bu tartışmanın, bu fikrin öne çıkarılmasının hangi çıkarları korumanın aracı olduğunu göstermektir. Bu ise bütünüyle sosyolojinin konusudur. Ve burada ikna değil, imha söz konusudur. </p> <p> Kaldı ki, Allah ya da yaratıcı fikri, sadece belli egemen sınıfın çıkarlarını korumanın aracı değildir. Bir adalet duygusunun, bir gün gerçekleşecek bir adil düzen umudunun ifadesi de olabilir. Ama bir kere bu umudun ifadesi olarak ortaya çıktığında kendi bağımsızlığını kazanır. Yani ezilenler, tam da mücadele edebilmek, mücadelelerine bir güç verebilmek için de Allah'ın varlığının ve tüm evreni yarattığının (yani sözde Marksist materyalizmi anlatan el kitaplarının idealizm dediğinin) en militan savunucuları olabilirler. </p> <p> Ki biz Marksistler, yani ezilenlerin davasına gönül vermişler için, esas muhatap bunlardır. Bu durumda, Tanrı mı doğayı yarattı tartışması, hem tanrının ezilenlerin düşüncesindeki somut anlamını kavramadığı için, hem de ezilenleri bölüp mücadeleden uzaklaştırdığı için saçma ve yanlış bir tartışmadır. </p> <p> Bir Marksist ezilenlerle tanrı tartışmasına girmez. Aksine o tartışmayı bu düzeye çekmenin ezilenlerin mücadelesini böleceği noktasından hareket eder. Marksist insanların inançlarının onları farklı kılmadığı, aynı şekilde sömürüldükleri noktasından hareket eder. Bu nedenle, Marksist'in görevi, özellikle ezilenler arasında (ki ezenler arasında zaten işimiz yoktur, onları ikna değil imhadır söz konusu olan) materyalizm tartışması ve propagandası yapmak değil; aksine bu yönde tartışmanın ezenlerin ezilenlerin mücadelesini bölme stratejisi olduğunu göstermektir ve bu mücadeleye girmemektir. Düşmanın istediği koşullarda savaşa girmek daha baştan yenilmek demektir. Marksist işçilere allahsızlık propagandası yapmaz, bir komünist partisine üye olmak için Allahsız olmak gerekmez. Aksine Marksist bu tartışmaya girmeyerek, bu tartışmanın sınıfsal özünü göstererek, işçileri ve ezilenleri somut politik hedefler etrafında birleştirmeye ve eyleme sokmaya çalışır. </p> <p> Sorun böyle koyulduğunda, o Diyalektik Materyalizm kitaplarının aslında nasıl bir gericiliğin aracı haline geldikleri de ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu kitaplar, sözde işçilere sosyalizmi anlatmak için yazılmışlardır. Ama aslında yaptıkları tam da işçileri bölecek olan şeydir. Materyalizm ve idealizm tartışmasını, yani Allah mı dünyayı yarattı toplum mu Allah'ı tartışmasını, gündemin en başına koymaktır. </p> <p> Bütün bu nedenlerle de Diyalektik Materyalizm'in Materyalizm kısmını daha baştan metodolojik olarak yanlış buluyordum. </p> <p align="center"> * </p> <p> Ayrıca felsefe tarihinin materyalizm ve idealizm tartışması biçiminde şemalaştırılması ve tüm tarihin bu şemaya sokulmak istenmesi bir başka noktaydı yanlış bulduğum. Ne var ki, belki biraz zihin tembelliğimizden, bunun üzerine yoğunlaşmaya pek gerek de duymadık </p> <p> Engels'in geçer ayarak yapılmış ve belli bir anlamda elbet de doğru da olan bir genellemesi saçmalığa vardırılıyordu. </p> <p> Engels'in otoritesinin ardına gizlenerek, tüm felsefe tarihi idealist ve materyalist felsefelerin mücadelesi deli gömleğine sığdırılmaya çalışılıyordu. Tabii bu mücadelede de ezilenlerin payına materyalistler, ezenlerin payına da idealistler düşüyordu. </p> <p> Ama işin kötüsü, tarihte böyle bir örnek bulmak neredeyse olanaksızdır. Çünkü Allah epistemolojik veya felsefi bir varlık değil, sosyolojik bir varlıktır. Tam da bu nedenle ezilenlerdir esas Allah fikrini besleyenler ve ona ihtiyacı olanlar. Yani tarihte, neredeyse hep ezilenler felsefi "idealistler" olmuşlardır. Buna karşılık, egemen sınıflar, eşitlikçi Allah fikrine pek ihtiyaçları olmadığından daha "Materyalist" olagelmişlerdir. </p> <p> Yani olaylar, felsefe tarihini idealizm ve materyalizm çatışması olarak açıklamaya kalkan ve burada da ezilenleri materyalist, ezenleri idealist yapan şemaya uymamakla kalmazlar tam tersidirler. </p> <p> Daha başından beri, hiçbir zaman, bu Materyalizm kısmına ilgi duymamamız ve onda bizi rahatsız eden bir mekaniklik bir bayağılık görmemiz de bununla ilgiliydi. </p> <p align="center"> * </p> <p> Hâsılı Diyalektik Materyalizm kitaplarının materyalizm bölümleri, tamamıyla sosyolojinin yöntemine ilişkin bir tartışma konusu olan, Henüz Tarihsel Maddeciliğin keşfetmemiş Marks'ın kavramlarıyla, varlığın mı düşünceden, düşüncenin mi varlıktan önce geldiği; bizzat Tarihsel Maddeciliğin kavramlarıyla, maddi üretim hayatının, yani ekonomi temelinin mi üstyapıyı, üstyapının mı altyapıyı belirlediği tartışmasını; alıp felsefenin alanına taşımaktadır. Temel yanlışı buradadır ve tam da bunu yaparak, tarihsel maddeciliğin tam zıttı bir sonuca göre hareket etmiş olmaktadır. </p> <p> Düşünce ve Varlık ilişkisi ise, Mantık ve Metot ve bunların ilişkisi olarak Felsefe'nin, yani Mantık ve Metodolojinin konusudur. Diyalektik Materyalizm kitaplarında olmayan ise tam da budur. </p> <p> Böylece Materyalizmi, Tarihsel Maddecilikteki anlamıyla, Düşünce ve Varlığı da bunların en gelen yasaları ve ilişkileri anlamında ele alarak, aslında bütün alışılmış Marksist eğitim şemalarını ters yüz etmiş, onları reddetmiş ve eleştirmiş oluyorduk. Yani Felsefi Materyalizm denen şey, somutta Tarihsel Materyalizmin inkârından başka bir şey değildi. </p> <p> Materyalizme, Allah ve Din konusuna böyle yaklaşımımız, yıllar sonra Din'in ne olduğun anlamayı sağlayacak tohumları içinde barındırıyordu. Ama o zamanlar henüz bunu bilmiyorduk. </p> <p align="center"> * </p>
Girdi biçimi
Filtered HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Full HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi
Attached Images
Existing Image:
None
"Over troubled water..." (Açılış)
"Sussss.."
"Unut"
090908-Güler Zere-vm.widec.jpg
0je.png
1.jpg
1.jpg
1.jpg
105-141.jpg
11 Eylül vePolitik İslamÜzerine Kapak
1234r.jpeg
15- 16 Haziran.jpg
155.JPG
16.jpg
166137_1_Gorzfrei.jpg
1960-che-1.jpg
19ocak2010s.jpg
1mayis77_(1).jpg
200-386.jpg
2000degundem-kapak200.jpg
2009-12-04---Kapak---Sosyal.jpg
2010-09-12 - Kapak- 12 eylul uzerine yazilar v2.jpg
21 İtfaye.jpg
250-369.jpg
250-392.jpg
26.JPG
2_temmuz_2009_istanbul.jpg
4- ikinci kapıdan mezarlığa giriş yapılıyor.JPG
400px-Krähe_65(loz).JPG
41e591d8-yilmaz-guney.jpg
490-250.jpg
6-7 eylül.jpg
6-7_eylul_1955.jpg
6-7_eylul_55_tank.jpg
800px-Ziggurat_of_ur.jpg
Abdullah Öcalan - Kapitalist Modernite ve Demokratikleşme - Kapak
abidin'in...jpg
abidin-dino.jpg
abidin-he...jpg
abidinözp...jpg
abidinözp...jpg
acilim_aydinlar_yorum.jpg
afganistan_secimsandik_essek_asker.jpg
afis-kumkapi-14mart2010.jpg
afis_cozum.jpg
ahmedarif_nazimhikmet.jpg
ahmed_arif_1.jpg
Ahmet Türk.jpg
ahmetaltan_hasancemal.jpg
ahmetarif.jpg
ahmetturkemineayna.jpg
ahmet_turk_3_kongre.jpg
ahmet_turk_grup_toplantisi5.jpg
Akatça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan 282 maddelik Hammurabi Kanunları...
AKP ve güleni bitirme planı.jpg
Albayrak
albayrak1200.png
Aleviler-kapak400.jpg
Ali Yetkin
alidehri.jpg.jpg
alidehri.jpg.jpg
alter-eco-ekim2010.jpg
Amatör Kalem Vuruşları (1)
Amatör Kalem Vuruşları (2)
Amatör Kalem Vuruşları (3)
amedkadin_forumuleyla.jpg
ankkongre.jpg
anneannem.jpg
apo_aturk_talabani.jpg
ara-gazetesi-çžktž.jpg
arac_er_asker.jpg
aram_tigran_cumbus.jpg
Arif Damar.jpg
arif+damar.jpg
Asiti-Baris.jpg
asiye-turhalli.jpg
asker_yuruyus_jandarma.jpg
avni-ozgurel-01.jpg
AVrupa Birliği Üzerine Yazılar - Demir Küçükaydın - Derleme - Kapak
Avrupa Merkezcilik Üzerine Yazılar
avrupabarisgrubu_basin.jpg
aydinlar_liberal.jpg
aydin_erdem.jpg
Aydın Dinçoğul
Ayhan Bilgen.jpg
ayhanbilgen_barismeclisi.jpg
ayna_turk_1eylul.jpg
Ayrılık-kuytu
Az Kaldı! - Türkiye'nin Linç Yapılmış ya da Linç'e Kalkışılmaş İdari Bölgeler Haritası
azizvatanresmi.jpg
azizvatanresmi.jpg
Azınlıklar Konusundu Yazılar
Aşiti - Barış
Çatı Ankara.jpg
Çatı Partisi Tartışmaları.jpg
Çtı Partisi Girişimi.jpg
Ömrümüzün taş çicekleri resim sergisi.jpg
Özgür Basın Susturulamaz.jpg
Özgür Gündem'e Yazılar (1992-92) Kapak
Özgürlük(Korkoro).jpg
Üçüncü Köxüz Sitesi
özgürlük ne zaman anne.jpg
Banksy!.jpg
Bansky'den
baris guvercini.jpg
barisgrubu_karsilama_ani.jpg
barisgrubu_otobus2.jpg
baris_kizi.jpg
Barış Gurubu.jpg
Barış İçin Vicdani Red Platformu.jpg
Barışın Tarihi.jpeg
basbug_dursuncicek.jpg
Bayram Balcı-Livan.jpg
bayramlar-kapak200.jpg
başkan ve hatice ana.JPG
büyük ortadoğu projesi ve sosyalist strateji
BDP'ye operasyon.jpg
bdp_logo.jpg
Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.
Berivan.jpg
Beşikçi Eleştirisi - Kitap Kapağı
Bill Of Rights
Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan.jpg
Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi
Bir yaşam.jpg
Birinci Dünya Barış Günü.jpg
Birlik mi Rekompozisyon mu Kapak
birlik-mi-kapak-on-yuz.jpg
Bizim Köy
bop-on-kapak.jpg
Buzu Kıran Yolu Açan
bıji kürd u kurdistan
canli_bomba_pelsin.jpg
canyucel.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi_girisimi.jpg
Celali Söylenceler Kapak
Celali Soylenceler Kapak.jpg
Celali Soylenceler Kapakv2.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
cerkesler_kitap.jpg
Ceylan'dan Bize Kalan: Şahmeran
CHP-logo.jpg
chp_meclis_pankart2.jpg
Cingeneler.jpg
cizre-bohtan-beyi-bedirhan-direnis-ve-isyan-yillari-onkapak.jpg
Cumhuriyet_LR.jpg
Dağların ezgileri.jpg
Dönüşü olmayan yol.jpg
Dün Halep'çe, Bugün Kelepçe
Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler
Demokratik Cumhuriyet.jpg
demokratik_acilim_kapatma.jpg
Denemeler
denemeler-kapak.jpg
denizesaldiri.jpg
denizesaldiri.jpg
Derleme 2009 - Murat Çakır
Dersim+ Barajlar.jpg
Dersim- Sabiha Gökçen.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersimkatliami1.jpg
devletulus.jpg
devletulus.jpg
Die Linke: Bir Başarı Hikayesi mi? kapak
Dikilmesi mümkün "İzmirli ırkçılar" heykel tasarımı
dilacarKucuk.JPG
dilekkurban.jpg
Dilsiz dengbej.jpg
dink_goktas_kitap.jpg
Dipnot Dergisi Üçüncü Sayı Kapak
Dipnot.jpg
Dipnot.png
disk_suleyman_celebi.jpg
Diyarbakır -TÜYAP.jpg
diyar_demokrasi_platformu1.jpg
Djembe
DK_MME_KapakKucuk.jpg
DK_MME_KapakKucuk_0_0.jpg
dogan-akhanli.jpg
Doğan Akhanlı
DSC04737.JPG
DSC04737.JPG
dtp_eylemi.jpg
dtp_logo.jpg
dtp_operasyon_tepki1.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
edip_cansever.jpg
ejder-kapani-46.jpg
ekinbelleten-1991.jpg
emmeline-pankhurst1.jpg
emper ve ırak umut.jpg
emperyalizm ve dünyanın katli
emperyalizm ve dünyanın katli(ırak)(yağlıboya resim)
emperyalizm ve umut(yağlıboya resim)
erdogan_akhanli_yazar.jpg
ergani.jpg
ermenhaf.jpg
Ermeni Sorunu Üzerine Yazılar - Kapak
Ermeni Soykırımı ve Toplumsal sorumluluk - Broşür Kapağı
Ermeni-Soykirimi-Koln.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_soykirim_ciftciyan.jpg
ermeni_saykirim1.jpg
ermeni_tehcir.jpg
ermeni_tehciri_tren.jpg
ermeni_tehcir_TE.jpg
ernesto_che_guevara_x1.jpg
etha-20100708-envali-metruke-00_ext.jpg
Evrim ALATAŞ..jpg
evrim_alatas.jpg
evrim_alatas_amed.jpg
Eyüp Sultan Konuşması
Ezidilik.jpg
Ezidilik.jpg
Ezilenlerin Pedagojisi.jpg
fahri petek.jpg
fahri-pet...jpg
Ferhat Tunç-söyleşi.jpg
Ferit öngören.jpg
fft23mm135497.jpg
fileme.jpg
filizkocali_gunluk.jpg
friedrich-nietzsche-paul-ree-lou-andreas-salome.jpg
Gayda-Istanbul-Gayda-Istanbul-CD__20246271_0.jpg
GÖÇMENLER.jpg
gösteri.jpg
gözler bakışlar
Gözler ve Bakislar(yağlıboya resim)
güler zere.jpg
Günay- Gerilla.jpg
Günay-Murat Karayılan.jpg
Günümüz anti-demokrat kemalist evlerini bu kadar farklı ve bu kadar baştan çıkarıcı yapan nedir?
Günlük Gazetesi Çok Dilli Manşet
Geçiş Programı Üzerine Kapak
Gece Kelebeği.jpg
gecmisle_hesaplasma_kitap.jpg
gencaygursoy_husnuondul.jpg
gencdal_ceber_kursun.jpg
gerilla_bahar.jpg
gerilla_cozum_avrupa.jpg
gerilla_durbun.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
Globalızatıon
grupyorum.jpg
guler-zere.jpg
GulerZere-hstn20090708-51.jpg
guler_zere_afis.jpg
gunluk_22agustos.jpg
gunluk_24_04_2010_s.jpg
gunluk_kapatma_kocali.jpg
gunluk_logo.jpg
gzerehapis.jpg
Hafız Esad.jpg
Haiti.jpg
Hakan Akçura-söyleşi.jpg
hakantahmaz_ayseltugluk.jpg
hakkari_cumhuriyet_yuruyusu.jpg
Halil Savda
Halil Uysal.jpg
Halil Uysal.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
Hasan_Cami_-_Fas.jpg
hasan_cemal_apemusa.jpg
hasan_cemal_ismetb.jpg
Hatalı Mantık
Hayat Atölyesi.jpg
Hüseyin Çelebi.jpg
Hüznün Akordu
hdinkcadde.jpg
Her dağın gölgesi Deniz'e düşer.jpg
Hevjin.jpg
hewler_gazeteci_osman.jpg
hicri_arapfoto.jpg
Hikmet Kıvılcımlı Elazığ Cezaevinde Mahalli Kürt Kıyafetiyle
Homofobi.jpg
honduras.jpg
Hrant için.jpg
Hrant ve 1915.jpg
Hrant- Doğum günü.jpg
ibadet_inanc.jpg
idamlar-iran.jpg
ihd_tihv_fincanci_turkdogan.jpg
ihsanfetahiyan_iran_idam.jpg
ihsanfetahiyan_pjak_iran.jpg
ilan.jpg
ilkmeclis_anayasa.jpg
ilmanifesto_manset.jpg
images.jpg
imrali_salon.jpg
ingmar_bergman_yonetmen_s.jpg
islam ve sol.jpg
istanbul_baris_mitingi_kitl.jpg
işçiler ve önderleri-1(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2.jpg
işçiler ve önderleri.jpg
Jamanak.jpg
James_Joyce.jpg
James_Joyce.jpg
Jan Valtin.JPG
Jan Valtin.thumbnail.JPG
Jî bo Hefîz Ebdûlrıhman û rojmanegeriya cîhané/ Hefiz Abdulrahman ve Dünya basın emekçileri için
jitem_belge_jandama.jpg
Jı bo bıdarvekırına xortên Kurd...( İdam edilen Kürt gençleri için...)
Jın,Jiyan,Azadi/ Nisa,Heyat,Hürriyet/ Kadın,Yaşam,Özgürlük
Kadri Gökdere
Kadın Soruşturması.jpg
Kadın Soruşturması.jpg
kadına bakış
Kadına Bakış(yağlıboya resim)
Kapak - Emvali Metruke
Kapak---Ocalana-Mektuplar.jpg
kapak-onyiloncesi400.jpg
kapak.jpg
kapak.jpg
kapak300.thumbnail.jpg
kapaksanat.jpg
kapak_0.jpg
karayilanbasin5.jpg
karayilan_filizkocali.jpg
kardelen.jpg
kardesist.jpg
Kasabalılar-Kapak
katliam_halepce.jpg
kawa-nemir.jpg
kayit-olunmamis-soykirimistanbul-eylul-1955-vasilis-kiratzopulos.jpg
Kaypakkayakapak
Kayıt dışı bir isyan.jpg
kazimkoyuncu.jpg
Küçük İskender.jpg
Kültür Üzerine Yaazılar - Kapak
Küreci Anması Afiş
kürt'lük
KCK-Karayılan
Kelepce.jpg
kelepce1.jpg
KemalistEvler.jpg
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm ve Askeri Bürokratik Oligarşi Üzerine Yazılar Kapak
keyman_gulec.jpg
kilaman.jpg
kilisecami.jpg
komplokapakkucuk.jpg
koxuz-duz-golgeli.gif
kresim.jpg
kultur-kapak.jpg
Kurban.jpg
kurdocul1.jpg
Kurt-Hareketi-kapak200.jpg
kurttvleri_medtv.jpg
Kıvılcım Gazetesinde Yayınlanmış Yazılar
Kıvılcımlı Üzerine YŞazılar Kitabı Kapağı
Kıvılcımlı Sempozyumunda Servet Ziya Çoraklı Bildiri Sunarken
Kızıl Afiş
La prison.jpeg
latchodromez01.jpg
Latin Amerikanın Kesik Damarları.jpg
Lawij / Hida/ Ağıt
Lawij.JPG
Lenin
levi_straus.jpg
Levon Ekmekciyan
lewis_hine_phot_nyc_empire.jpg
liberation_tigers_of_tamil_eelam.gif
logo.gif
logo.png
louise-michel.jpg
Ltte_emblem.jpg
luqman_ahmed_.jpg
LWtc0504.jpg
maden-iscileri-destek.jpg
maden_iscileri_yeralti.jpg
Madimak.jpg
Madteos Sarkisyan.jpg
Mahmut Baksi.jpg
Manifesto_benedict_xvi.png
Manukyan
manusyan kitap.jpg
manusyan.jpg
manusyan_resim.jpg
Marksisit Demokrasi Teorisine Katkı
Marksizm 2010 Afis
Marksizmde Yapı ve Özne Sorunu - Kapak
Marksizmin Marksist Eleştirisi Kapağı Küçük
Marksizmin Marksist Eleştirisi İkinci Basık - Kapak
Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları Üzerine Yazılar - Kapak
Mascha kaleko.jpg
Matruşka'larda Tarih Bulmak..
mayin.jpg
mayin.jpg
mayžs68-a...jpg
Medya.jpg
Mehmet Güler-KCK.jpg
mehmet_uzun.jpg
mehmet_uzun.jpg
Mem û Zîn
Metin Küreci anması
metin2.jpg
metinyegin_01.jpg
Mevsimlik işçiler.jpg
michel_foucault.jpg
mindit.png
MSF+Logo.jpg
msf.jpg
msflogo.jpg
muma.jpg
Mumia Ebu Cemal
musa_anter.jpg
Musa_anter_.jpg
muzsesleri.jpg
muzsesleri.jpg
Necdet Adalı.jpg
Newroz
Newroz.jpg
Newroz.jpg
Newroz.jpg
newroz_250x0.jpg
news.gif
newspapers_medya.jpg
nisanyan1.jpg
nisanyanevi.jpg
nobel_liderler_s.jpg
Nure- Nora.jpg
olume-kil-payiermeni-soykirimindan-kurtulmus-birinin-anilari-hampartsum-citciyan.jpg
Omayra.jpg
Ongözlü Köprü.jpg
Onnik ve oğlu ara.jpg
op-denklem.jpg
Orhan Pamuk
Oscar Wilde.jpg
otekitarih-seyhsait1.jpg
Otobiyografi-Kapak.jpg
otobiyografik-yazilar-kapak.jpg
ozevin_ozdemirler.jpg
ozgurgundem_site_sansur.jpg
Paramaz Darağacında
Penguen'in yaptığı ve -ne yazık ki- asla yapmayacağı kapak
Penguen- Irkçı Kapak.jpg
pera_spor_klubu_taksim_standinda.jpg
Perperok.../ Kelebek...
Perperok.jpg
peternorman_atlet.jpg
picasso.jpg
picture-1
picture-10
picture-11
picture-12
picture-13
picture-14
picture-15
picture-16
picture-18
picture-19
picture-2
picture-20
picture-21
picture-22
picture-24
picture-25
picture-26
picture-27
picture-28
picture-29
picture-3
picture-30
picture-31
picture-32
picture-33
picture-4
picture-5
picture-6
picture-7
picture-8
picture-9
pinar.png
PKK.jpg
Porén te/ Saçların
Poren te- Saçların.jpg
Q04.jpg
qijikares2ğğ.jpg
Qijıka Reş.jpg
qırıka reş.JPG
reklamin_dili_b.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
resim.jpg
Resim2.png
Roj TV.jpg
Roj Tv.png
roni.jpg
Rosa - Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg, Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg.jpg
Sacayak dergisi Sayı 8
Sacayak dergisinin 11. sayısı
Sacayak, Sayı 3
Sacayak, Sayı 4
Sacayak, Sayı 6
sacayak2.jpg
Sacayak_Sayi10_Sayfa 1_5cm.jpg
Sacayak_Sayi12_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_05_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_09_Kapak.jpg
Saidi Kurdi-Son Derviş.jpg
saitfaik.jpg
sakine ana.jpg
salihzezgin.jpg
Sarkis Çerkezyan.jpg
Sarkis H-1.JPG
Sarkis ve Doğan
sarkis.jpg
Sarmaşık.jpg
sartre.jpg
savunma_kapitalistuygarlik.jpg
Sayı 54
sazai sarıoğlu.jpg
Sazak'ın Dikenleri
süryaniler.jpg
senci.jpg
senci.jpg
Serhedo ve Gerilla
serif_gencdal_kandil_s.jpg
serturkm.jpg
sevahir_bayindir_yarali.jpg
Sevan nişanyan.jpg
seyit rıza.jpg
Sezen Aksu-Kürt Açılımı.jpg
Shantel.jpg
Ship to Gaza: I have eyes only for you!
sol_cati_partisi2.jpg
Sor (kırmızı)
sorayayi_taslamak.jpg
Sosa.jpg
Sosyalizm Nedir? Kitap kapağı
stalin.jpg
Surp Giragos Ermeni Kilisesi.jpg
SURP%2~1.JPG
suryaniler_toplumu.jpg
sylvia-plath.jpg
Sırrı Süreyya Önder.jpg
taraf-gazetesi.jpg
tas-atan-cocuk.jpg
Taş Atan Çocuklar
Taşhoran Kilisesi.jpg
Türk Solu'nun İzinden Gittiği Gelenek: Naziler
Türkiye: 98 - Almanya: 0
tbmklein2.jpg
Tehcir.jpg
tersinden kemalizm.jpg
Teslim Ol!
thumb4073.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven, Digran Zaven
Toplum ve Kuram.jpg
Toplum_ve_Kuram.jpg
toprak_empati.jpg
Troçki.jpg
tuncboyaciyan.jpg
Turkey-ruins-FE05-wide-horizontal.jpg
Uçurtma Gerilla.jpg
ucuncu-koxuz1024.jpg
ugurkaymaz_cocuk.jpg
uludere-8mart.jpg
Unbenannt-2.jpg
van_mazot_iskence.jpg
Varlik Vergisi Kitap Kapagi
varlikver400.jpg
Vedat Kurşun.jpg
vedatturkali.jpg
vedat_kursun_azadiya_welat.jpg
Veysi sarısözen.jpg
Walter Benjamin.jpg
wwwresimmaxnet-top-oynayan-horozlar.jpg
x-golgeli
Xmas beginning and traditions
Yabancı
Yanılsama(yağlıboya resim)
Yargıtay neden mi Pınar'a düşman?
Yargıtay Neden mi Pınar'a Düşman?
yasamagaci136.jpg
yasamagaci136.jpg
yasarjem1.jpg
yasarkemal.jpg
yazar_migirdic.jpg
Yaşam Ağacı Derneğinin Afişi
Yeni Kıbrıs Partisi.jpg
yilmaz-guney-.jpg
yilmaz-guney.jpg
yukselgenc_nukhetsirman.jpg
yusuf.jpg
zarakolu_onderoglu.jpg
Zeki_Okten_by_ozgurcanakbas.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeynel Ergin.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
Ziya gökalp lisesi.jpg
Şerzan Kurt.jpg
Şivanê_Kurmanca_kapak_as.jpg
İçerden.jpg
İdam Edilen Ermeni Sosyalistler
İHD ve TİHİV.jpg
İHD.jpg
İkince Köxüz sitesinin görünüşü
İkinci Köxüz Sitesi
İlk Köxüz sitesinin görünüşü
İslamda Kayıp Gerçek - Kapak
İttihat et.jpg
Choose an image already existing on the server if you do not upload a new one.
-or-
Upload Image:
Image title:
The title the image will be shown with.
Related Links
Links are stored as part of the
links management feature
. Monitoring and dead link detection are centrally managed from there.
To add more links, just click "Preview" to add another blank row. To remove a link from this article, just blank out its URL field or check the Delete box.
If you blank out the title but leave the URL, then the system will suggest a title for you. The Weight allows you to determine the order in which links are displayed; lower numbers float to the top.
URL
Başlık
Ağırlık
Sil
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
Günlük iletisi:
Diğer yazarların sizin düşüncelerinizi anlaması için burada yaptığınız eklemelerden veya değişikliklerden bahsedin.
Yazarlık seçenekleri
Yazan:
Misafir
için boş bırakın.
Yazıldığı tarih:
Biçimi:
2008-01-21 01:14:54 +0000
. Zaman olarak gönderme zamanını kullanmak için boş bırakın.
Yayınlama seçenekleri
Yayında
Ana sayfaya yükselt
Listelerin üzerinde kalıcı
Yeni sürüm yarat