2009 Yerel Seçimleri
Eminim ki Türkiye tarihinde hiç bir seçim demokratik koşularda gerçekleşmemistir. şimdiye kadar hatırladığım bütün yerel ve genel seçimlerde mutlaka şaibe olduğu gerçeği hep gündeme gelmiştir. Devlet kimi iktidarda istemişse o parti ve çevreler Tükiye’de tartışmalı bir biçimde iktidara gelmiş ve hükümet olmuşlardır. Aynı durum son seçim içinde geçerlidir. Bununla birlikte 2009 yerel seçimlerinin tartışılması gereken farklı sonuçlarıda vardır. En kesin sonuc ise Devletin bu seçimlerde Kürdistanda yenilmis olmasıdır. Bu yenilginin sonuçlarını Devletin kaldıramayaçağı kesin.
Herşeyden önemlisi 2009 yerel seçimleri Kürdistandaki seçimler aynı zamanda bır referandum niteliğindedir.Kürt halkı iradesini kendinden ve özgürlük mücadelisinden yana koymuştur. Devlet bunun böyle olacağını cok iyi biliyordu hükümeti ve diğer bütün kurumları ile Kürdistanda seçimin kendilerinin lehine sonuçlanmasının hazırlığını cok büyük yaptı. Milyon dolarlar dökerek, en küçüğünden en büyüğüne bütün yapılarını harekete gecirdi, karsı olduğunu iddia etiği tarikatların bile Kürdistanda seçim öncesi yapılanmalarına müsade etti ve mantar gibi her sokağa bu tarikat dernekleri kuruldu. Secim icin halkın fakirliği fesatça kullanıldı. Bütün Türkiye partileri birleserek Kürdistanda neredeyse tek parti biciminde seçime girdiler, hükümet ise Devlet imkanını kullanarak para, altın, ve halkı zehirleyip ölümüne neden olan kömür, karsılıksız çekler dağıtarak
ve her türlü hileye başvurarak seçimleri almak istedi. Fakat Kürt halkının ortaya koyduğu irade bunu boşa çıkardı, yapılan hile ve oyunlarla DTP den alınan beş ilide Bingöl, Muş, Mardin, Adana, Ağrı, ilçe ve beldelerini de sayarsak seçimde Kürt halkı ve partisi DTP zaferle çıkmıştır.
Bilindigi gibi Kürt halkı uzun bir zamandır cok büyük ve örgütlü olgun canlı bir direniş mücadelesi seyri izlemekte adeta bu direniş gün gün yıl yıl artarak daha güçlenerek bu güne kadar geldi.1990 ların başında başlayan serhıldanlar, 2003 ve sonrasında cok farklı bir seyir izledi, daha öncesinde baharla başlayan eylemliliker kış aylarında duraksama yaşarken 2003 ve sonrasında kışlarda dahil Kürt halkı eylemlerini sürekli canlı ve akıcı tutdu. En son 8 Mart ve Newrozla adeta seçmilerde nasıl bir sonuç çıkaçağının işaretini verdi. Bu durum neyi ortaya çıkardı? Her şeyden önce başını ABD nin çekdiği ve Kürdistan özgürlük Harektinin tasviye planını birkez daha boşa çıkardı. Seçim öncesi Kürtlerin gündemine konulan Güneydeki Kürt Ulusal konferasıda seçimle yakından bağlantılıydı, Güneydeki oluşumda dahil Devlet ve Hükümet cok açık bir biçimde içinde oldukları bu konferans tartışmalarını, seçimlerden sonra adeta bıcak gibi kestiler.
Bu seçimlerde diğer önemli bir nokta ise Tükiye sol acısından taşıdığı önemdi, tartışmasız Türkiye sol hareketi tarihine yine başarısızılık olarak eklendi. Bir iki beldede ve ilçe de seçimleri almaları bu sonucu değiştirmez. Her ne kadar bazıları alınan bu belde ve ilçerdeki sonucalara bakarak Türkiyede devrim oldu dese de bunlar bir anlam ifade etmiyor. Diğer bir hata ise Devletin bütün gücü ile Kürdistanda Kürt halkına karşı seçime girdigi ortadayken bazı örgüt ve çevrelerin Kürsitan’da seçime girmesi büyük bir eksiklikti. Bu konuda bir iki örgütün tavrı cok olguncaydı, daha seçim öncesi Kürdistanda kısmen örgütlü oldukları yerlerde sartsız koşulsuz Kürt halkını ve partisini destekliyeceklerini acıkladılar. Türkiye sol harekti şunu cok açık bir biçimde kabul etmeli ve görmeli, arayıpta bulamayacağı büyük bir halk kitlesi örgütlü ve hazır. Kürt halkının bu örgütlü gücü ile hic zaman kaybetmeden doğru , ölcülü bir biçimde ittifak sağlamalı yeniden ve kendini gözden gecirmeli . Var olan kurumların başına bilincli bir bicimde oturtulmuş , Tükiye’de işci ve emekci halkın gelişeçek gerçek doğru muhalefet gücünü kesen kişi ve cevrelerden kurtulmalı.
Bu durum Tükiye’de bir cok kurum icin gecerli ,sivil toplum örgütleri sendikalar ,alevi örgütleri bir bütün olarak devletle danışıklı bir bicimde Türkiye halkını ve enerjisini yanlış ve boş yere harcayan kişilerden oluşmakta. cok muhalifmiş gibi görünen bu cevreler ve kişiler görevi gerği yeri geldiğinde devlet kurum ve partilerine sıkı sıkıya sarılmaktalar. Bir kac kurum haric secimlerde sendikların ve alevi örgütlerinin tavrı cok acık bir bicimde bunu ispatlamaktadır. Olması gerken bunlarda kurtulmaktır.
Düzgün Tosun
Duzgun.t@live.de
- Düzgün Tosun ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
