Son Gülen İyi Gülecek
Gelişmiş detektörler yardımıyla Poyrazköy’de yapılan kazılarda epeyce bir silah bulunmuş. Savcılar detektörler sayesinde işlerini kolaylaştırmışlar. Silahları bulabilmişler. Görebilmişler. Gerçekten bravo. Ey savcılar, yerin altındaki silahları bulmakta bu kadar kabiliyetli oluyorsunuz da, yerin üstünde, 14 yaşındaki Seyfi Turan’ın kafasını ezen silahı neden hiç göremiyorsunuz?
O silahların en kötü hali toprağın altında durmaları değil küçücük çocukların kafasını ezerken kullanılmalarıdır.
O silahlar toprağın üstünde sürekli kullanılıyor.
O silahlar Kürt halkına karşı seksen senedir kullanılıyor.
Savcıları da bıraktım, ey insanlık bir silah daha kötü nasıl kullanılabilir. Silahın dipçiği hareketsiz duran bir çocuğun kafasına defalarca inip kalkıyor.
Önceden televizyondan izlememiştik, insanlar vahşice öldürülüp kör kuyulara atılıyordu. Şimdi televizyon ekranında apaçık görüyoruz. Bir çocuk kafasına vurularak öldürülmeye çalışılıyor. Bu sefer sadece bir kuyuya atıldığını izlemedik. Ama geri kalan her şey tam tekmil gözlerimizin önündeydi.
Bu mudur Ergenekon’u açığa çıkarmak acaba?
Ergenekon’un yaptıklarını kameraların önünde aynen uygulamak mı Ergenekon’u açığa çıkarmak? Bu toplum Ergenekon’un açığa çıkmasını istedi ama böyle değil.
Toprağın altında silahlar bulunmaya devam ediyor.
Ama bu hiçbir işe yaramıyor. Çünkü toprağın üstündeki silahlar en büyük şiddetle çalışmaya devam ediyor. Toprağın üzerindeki silahlar böyle işliyorken Kürt halkının barış isteyen sesi hiçbir karşılık bulmuyor.
Baskı İstanbul’da da sürüyor.
Emekçiler yıllardır 1 Mayıs’ı Taksimde kutlamak istediklerini ortaya koyuyorlar ama devlet buna her seferinde şiddetle karşılık veriyor.
Taksim polislerin kutlamaları için açık oluyor, futbolda kazanan takımların kutlamaları için de açık oluyor ama asıl her şeyi üreten ve kazanan işçi sınıfına kapalı. Taksim yılbaşı kutlanırken kadınlara tacizde bulunan alçaklara da açık. Onlara hiçbir ceza yok. Ama işçi sınıfına kapalı.
Polisler, futbolda kazananlar ve tacizciler çıkabiliyor da Taksim’e, Türkiye işçi sınıfı neden çıkamıyor. Hangi vicdansız kanun yazıyor bunu.
Vali Güler sürekli kanunlardan bahsediyor. Kanuna uymayanlara karşı Hakkâri’de olduğu gibi İstanbul’da da dipçiklerin konuşacağını anlatıyor. Sorun Hakkâri’de de, İstanbul’da da aynı. Dipçikler her yerde toprağın üstünde ve işler vaziyette.
Bize Hakkâri gösteriliyor.
Dipçikler sizin de kafanıza iner deniyor.
Siz kaç 1 Mayıs bunu dediniz ve bunu yaptınız.
Ne elde edebildiniz?
Mücadele yıllardır sürüyor.
Taksim Meydanı bu memleketin üretenlerine aittir asalaklarına değil. Taksim’i Türkiye işçi sınıfına vermiyorlarmış! Kim Taksim’i işçi sınıfına vermeyecekmiş görelim bakalım. Bu daha başlangıç. O Taksim meydanına asıl sizler adımınızı dahi atamayacaksınız birgün.
Türkiye işçi sınıfını sahipsiz ve savunmasız sananlar yine yanılacak.
Siz sadece Taksim Meydanı gidecek sanın. Bütün meydanlar ve sokaklar emekçinin olacak.
Eğer bir ülkede ağlayan çok gülen azsa bu mutlaka değişecek.
Sayın Vali Güler şuna emin olun:
Son gülen iyi gülecek.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
