Ümitsiz İşsiz Midir?

Türkiye’de TÜİK’in yani Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı işsizlik oranı yüzde 16,1.
Bu, istatistik kurumunun açıkladığı sonuç.
Resmi kurumların genel sicilinden hareketle bu açıklanan sonucun neleri gözlerden kaçırdığını varın siz düşünün. İstatistik çoğu kez, asıl görülmesi gereken yeri gizler.
İşsizlik yüzdesinin her ay açıklanması hikayesinde bile büyük bir dert yükü var. Dikkat ediyor musunuz bilmiyorum ama aradan kaçırılan birkaç cümle oluyor. Bu birkaç cümleyle memleketin bazı gerçekleri örtülüyor. İstatistik sonuçları açıklanırken, “Bu hesaba iş bulma ümidi olmayanları dahil etmiyoruz” diyorlar. Neymiş “iş bulma ümidi olmayanlar”.
Bu ülke, belli bir sayıdaki insanların iş bulabilme ümidini kaybettirmiş düşünebiliyor musunuz? Sonra ne yapmış bu ülke. Bu canından bezdirdiği insanları işsizler sayısından düşürmüş. Yani eğer issizlik konusunda psikolojiniz dahi bozulur, iş bulma ümidinizi manevi anlamda kaybederseniz sizi işsizlik kayıtlarından da siliyorlar. Korku filmi gibi. İş bulma ümidini kesmiş olanlar nüfus sayısından da düşülebilir bu mantıkla.
Hatta bu durum sıkı takip edilerek iş bulma ümidini kaybedenlerden daha fazla rahatsız olup onları fiziksel olarak da ortadan kaldırabiliriz. Nüfus sayısında sadece bir rakam olarak da durmasınlar. Hem böylece işsiz sayımız daha az göründüğü gibi, nüfus planlaması da yapabilmiş gibi gözükürüz.
Bu memleketin işsizlik kayıtlarında işsiz olarak kalabilmen için işsiz olman yetmiyor. Bazı psikolojik eşikleri de koruyacaksın. Ne zor memleket yahu. İnsanın sırf bu gerilimden ötürü sinirleri bozulup, iş bulma ümidini kaybetme safhasına gelebilir. İş aradın akşama kadar, bulmadın, moralin bozuldu, iş bulamayacağını düşünmeye başladın. İşte orada bitiyorsun resmi istatistik kurumları nezdinde. Moralini bozabildilerse işin bitti.
En büyük hedef işsizin moralini bozabilmek. Moralini bozabilirsen istatistiki olarak kurtuluyorsun ondan. Lanet işsiz kadından, moralsiz işsiz adamdan. Hem işsiz, hem moralsiz. Şuna da bakın hele. İşsiz olduğu yetmediği gibi bir de kafayı bozuyor.
Eğer işsize iş bularak toplumsal bir sorunu çözemiyorsan kolayı var. İşsizin iş bulma ümidini kır. O zaman o dertten toptan kurtulursun. Kendi toplumunun iş bulma ümidinin kırılışını kendi istatistiğinin olumlu hanesine yazmak ne menem bir idare şeklidir. Bir insanın iş bulma ümidi yok olmuşsa sen istatistikçi olarak diyorsun ki, “O artık işsiz değildir”. Ve sonra onu alıyorsun işsizler listesinden düşürüyorsun. Yani kendi istatistiğine bu işsizlik sayısının azalması olarak yansıyor. Sonuçlar açıklandığında bir daha rahatlamış oluyorsun. Diyorsun ki “İyi bu ay işsizlik oranı o kadar fazla değil, iyiyim”. Halbuki durum eskisinden beter. İnsanlar iş bulma ümidini bile kaybetmiş. Ama sen takmıyorsun. Seviniyorsun. Format bu, oyun bu. Moralini bozarsan istatistikten düşersin. “Bu ülkenin yöneticileri olarak işsizin moralinin bozulması benim lehime işler.” diyorsun.
İş bulma ümidi kaybetme noktasına gelemeden önce, insancıklar işsiz olduğu halde iş aramaz olmaya başlıyorlar. Bu iş bulma ümidini kaybetmenin ön aşaması. İstatistik kurumu onları da işsiz saymıyor. Neden çünkü yeterince iş aramadı. Sürünmedi, ezilmedi, kapı kapı dolaşmadı yeterince. Hiç eğlencesi yok yani kapitalizm için. Şöyle biraz çırpınacak ki tadı çıksın değil mi? Bunlar ölü be. İş vermiyorsun, “iş ver, iş ver” diye yalvarmıyorlar bile. Ezilmen için işsiz, yoksul ve aç kalman dahi yetmiyor. Yeterince tat vermiyor patronlara. Yine de canlı olacaksın. Aylardır yıllardır iş bulmadıysan, eve beyaz peynir dahi alamadıysan ne var yani. Çocuğuna harçlık veremediysen ne var? Canlı ol biraz canlı. Aç kaldıkça daha da bilen. Yırtış yırtış iş ara. Her maaşa razı ol. Ne iş olsa yap.
Açıklanan işsizlik oranı yüzde 16,1.
Ümidini kaybedeni, canlı bir şekilde iş aramayanı ve mevsimlik işçiyi işsiz saymıyorlar.
Bu ülkede devlet halkının işsiz olduğunu dahi kabul etmiyor.
Vay halimize.