Filozofun gücü
Jean-Paul Sartre ile Michel Foucault arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri en iyi biçimde her iki filozofu da çok iyi tanıyan üçüncü bir filozof anlatabilirdi: Jeannette Colombel Michel Foucault, La Clartê De La Mort (Michel Foucault, Ölümün Aydınlığı) kitabında bunu yapıyor. Bayan Colombel, Foucault'un 'felsefesine' ve 'yapıtına' yeni bir açıklama getiriyor. Filozofun düşüncesini, onun ve bizim 'zamanımızın' en önemli sorunlarıyla, 'dışlama/dışlanma'yla, 'karşılıklı rekabetler/yarışlar'la, 'etnik/ulusal çatışmalar'la, AİDS'le ve diğerleriyle yüzleştiriyor, karşılaştırıyor, çatıştırıyor.
'Angaje filozof', 'angaje aydın' deyince, en bilinen örnek Sartre'dır. Herkes onun elinde La Cause du Peuple (Halkın Davası) gazetesiyle çekilmiş fotoğrafını en az bir kere görmüştür. O en olmayacak, en kazanılamayacak, hatta kimi kez önceden yitirilmiş bütün 'kavgaların' bir numaralı militanıydı.
Zaten mücadele ille zafer bizim zamanımızda kazanılacak diye verilmez. Bizim ol(a)mayacağımız zamanlar için de kavgalara girilir. Umut çünkü yarınlardadır. Yarınların aydınlık olmasına.
Sartre'dan sonra, ve bazen onunla birlikte Foucault da anılmaya değer. Foucault kendisine ayrılan zaman dilimi içinde, evlerinden atılmak istenen göçmen işçilerin yanında yer aldı, her türlü 'azınlığın' kavga yoldaşı oldu. Filistinlileri hiç unutmadı...
1970'lerde tutuklu ve mahkumların zorlu yaşam koşullarını teşhir etmek ve kamuoyuna yansıtmak için GİP (Hapishaneler Üzerine Bilgilendirme Grubu) kuruluşunda lokomotiflik görevini üstlendi.. Amaç mahkumlara söz vermek, onları konuşturmak, sözlerini ve seslerini duvarların ötesine taşımaktı. Foucault bu çalışma ve dinleme grubu içinde birçok aydınla birlikte elinden geleni yaptı. Bu çalışmada yer alanlardan Avukat Henri Leclerc, Un Combat Pour La Justice (Adalet İçin Bir Mücadele) kitabında Foucault'un militan çalışmasını hayranlıkla anlatıyor. Filozofun Surveiller et Punir (İzlemek ve Cezalandırmak) adlı yapıtının hapishane 'olgusunu' nasıl çözdüğünü, kendisini nasıl etkilediğini de...
Hapishaneden hareketle ceza düzenini irdelemek olasıydı artık. Toplumu sorgulayabilmek için hapishaneyi anlamak ve anlatmak gerekiyordu.
Foucault'nun anlattığı Fransa hapishanelerindeki düzenle, mahkumun, gözleyen ve izleyen olmadan bile gözlendiğini ve izlendiğini duyumsaması amaçlanmıştır. İşte bu nedenle böyle bir düzen içindekilerin seslerini duyurmak, seslerini duvarların ötesine taşımak birinci derecede önem kazanıyor. Duvarlar arasında başkaldırmak, duvarları 'yıkmak', eyleme geçmek ve eylem üzerine düşünmek: Foucault felsefesinin temellerinden birincisidir. Her yerde kullanılabilir mi? Herkesin kendi yanıtını bizzat vermesi gerek...
GİP bugün Foucault'nun yoldaşları tarafından OİP (Hapishaneler Uluslararası Gözlemcisi) adıyla yürütülüyor. Mahkumların durumu ve hapishanelerdeki koşullar düzenli biçimde izleniyor. Her yıl bir rapor yayınlanıyor.
Aydınların angajmanı böylece toplumun 'kenarında' bırakılmak istenen, dışlanan kesimlere, 'azınlıklara' yöneliyor. Bu tür eylemler, atılımlar, gönüllü ve karşılıksız girişimler, aydınlara herhangi bir madalya ya da takdir getirmez. Kimi dedikodulara ve dertlere yol açması da cabasıdır. İşte Foucault'nun angaje filozof olarak Fransa toplumuna, aydın mücadelesine bıraktığı miras budur. Bu işin şakaya gelir yanı da yoktur.
Sartre ve Foucault sadece bir davanın değil her davanın savunucusu oldular. Önemleri, büyüklükleri biraz da buradan kaynaklanıyor. Açık kapılara omuz atarak mücadele ediyormuş gibi yapmadılar Kapalı kapıları zorladılar. Kimini açtılar. Savundukları davanın temsilcisi olmakla yetinmediler, o davanın sonuna kadar savunmasını üstendiler. Davanın savunulmasında bekçilik görevlerini sonuna kadar yaptılar. Kavgaları bir atımlık değildi. Kalıcıydı. Çözücüydü. Çözme niyetini taşıyordu. Tribünlere oynamadılar. Maçı kazanmak için sahaya çıktılar ve kimi maçı da kazandılar. Evet bu işin şakaya gelir tarafı yoktu.
Foucault'ya göre, felsefi düşünce bilineni meşrulaştırmak için kullanılmamalıdır. Başka türlü nasıl ve nereye kadar düşünülebileceğini bilmek için kullanılmalıdır. Ve bu amaça varmak için araştırmaya yönelik sürekli ve düzenli çaba ve girişimi teşvik etmelidir.
Foucault felsefesi, kendi deyişiyle bir 'cheminement' (yol alma) ve bir 'pietinement' (yerinde sayma)dır. Bu felsefe duraksamalar, tereddütler, endişelerle yüklüdür. Yol alarak tartışmak (kendi kendimizle veya başkalarıyla) en iyisidir.
Bugün, Foucault'nun yapıtlarına 'açıklayıcı yöntemleri' uygulamak zamanı geldi diyenler var. Yani kendisinin incelediği şeylere, konulara uyguladığı gênêalogie (soy, soy kütüğü bilimi) ve interprêtation (açıklama, yorumlama) yöntemlerini... Yani 'gerçek oyunları'nı...Top çiceği burnunda filozoflarda. Ve eskilerden içindeki (veya yanındaki) kadına saygılı ve içindeki çocuğu öldürmemişlerde.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
