kadran

şimdi dağlarım nüfha karlar altında...
yüzümü yalayan rüzgârın batın uğultusu, gördüğüm karanlık mıdır zahir olan?
hükmüm geçmez lekeli ağrılarına, zavil yaprağa işlenen zaman …

I-
havı dökülmüş çavlan
duadan ayıkla uçurumları
şimdi konuşmadan andığımız
kaç kardeşimiz vardı ?
cudi’de geyik kınasından süzülüp
parmaklarımızın üzerinde öldürülen
hiçbir avcının yerine koyamadığı
su üzre durgun ceylan

ay karardı bekleyelim
geniş savanlara vuran gölgeler hicaz ...

göz bağımdan taşan toprak
kölelerin ağırbaşlılığı
derin filizleriyle demirin çırpınışı
seni düşünüyorum
solgunsun
koynunda gül kurusuna boyanmış ikindi

-simli bir aynan varsa içerde -
istanbul ki kocaman
anlatır tecritte kimsesizliğini naif
tahtta yüzülen nesimi

II-
ne tuhaf gelecek sana
meleklerin kucağında yeşeren cennet
köpüğü kadar usul bir hülyanın kıyısında
ve bütün hasretleri tamam eylemiş
kuşluk vakti yırtılan pencere …

yıldızlar neden hep hozat’a kayıyor ?
ateş olup yankıladığı göğün çalkantısında
ağır ağır yanma belirtileri
ellerimi tut
sudaki halkalarıyla
bu yağmurlar
hikayemiz …

bir iskelet var aramızda
kahrıyla kımıltısız
soykırımlardan ağlamaklı kemiği
ince ince ufalanır avuçlarımda
brahman kederi

-sema güler-

imajlar içinde yatağını bulmuş imgelerle örülü şiir

çok güçlü bir söyleyişle yaratılmış imajların içinde imgeler yatağını ne güzel bulmuş,müzikalitesi olan bir söyleyiş yaratmışsınız,bende deniyorum şiir yazmayı umarım sizinkiler kadar başarılı şiirler yazabilirim

saygılarımla

coşkun edip soykan