Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
9 + 11 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Kadri Gökdere'yi Saygıyla Anıyorum

Faysal Özçift kullanıcısının resmi
Kadri Gökdere

Kadri Gökdere’yi kaybettik... Kürt Halkı devrimci bir evladını kaybetti… Kürt Emekçileri örgütleyici, yönlendirici, toparlayıcı, sınıf bilinçli bir emekçiyi kaybetti… Kamu emekçileri Eğit-Sen ve KESK kurucu üyelerinden Kadri Hocasını kaybetti… Kadri Hoca yaşamı boyunca hem Kürt halkının özgürlük mücadelesinde yer almış, hem de emekçilerin sınıf mücadelesine ve somutta kamu emekçilerin örgütlenmesine büyük bir emek vermiştir… Bütün yaşamını ezilen sömürülen kesimlerin örgütlenmesi ve özgürleşmesi için adamıştı…

Kadri Hocanın acılı haberini sevgili dostum Mihdi Perinçek’ten aldım. Onu tanıyan bütün dostları gibi oldukça sarsıldım... Paylaştığımız anlar ve anılar bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti... Konuştuğumuz tartıştığımız, sohbet ettiğimiz günleri hatırladım… Onu Kamu Emekçileri hareketinde yakından tanıdım. Onun devrimci özelliği sömürgeci güçlerin de dikkatinden kaçmamıştı. Bir itirafçının ifadeleri doğrultusunda 1996 yılında tutuklanmış ve 10 yılı aşkın bir süre cezaevinde kalmıştı. Yaşamını yitirdiği amansız hastalığa da mahpusluk koşullarında yakalanmıştı. Birkaç yıl önce cezaevinden çıktığını duymuş ama ne yazık ki yüz yüze görüşememiş sohbet edememiştik… Acılı haberini aldığımda ilk hissettiğim şey onunla görüşememiş olmanın büyük eksikliği ve derin iç sıkıntısı oldu. Ve bu gerçekliğin üzüntümü artırdığını ifade etmek istiyorum...

Kadri Hoca Eğit-Sen Kurucusu ve örgütleyicilerindendi. O eğitim emekçilerinin sendikalaşması için büyük bir azim ve özveriyle mücadele verdi. Gecesini gündüzüne katarak bıkmadan, usanmadan çalıştı. Deyim yerindeyse günün 24 saatini emekçileri örgütlemeye adadı. Onun çalışkanlığı ve hızlı temposu çevresini etkiler, teşvik eder, kamçılayıcı rol oynardı. Kadri Hoca, emekçilerin günlük basit taleplerinden sendikal ve siyasi taleplerine kadar bütün sorunlarının bilincinde hareket eder, örgütlemeye çalışırdı...

Sevgili Kadri Hoca, doğru bildiklerini her şart altında söylemekten çekinmezdi. Sorunlara eleştirel yaklaşırdı. Kadri Hocanın uyuşukluğa, tembelliğe tahammülü yoktu. Eleştirileri bazen sert ve ağırdı, eleştirirken öfkelendiği de olurdu. Emekçileri uyarır, çarpıcı deyiş ve sözlerle kendi sorunlarına sahip çıkmaya çağırırdı. Gerek sendika yetkili organlarında gerekse işyeri toplantılarında yaptığı konuşmalarda emekçilerin şovenizmden ve düzen içi sendikal anlayıştan etkilenen geri yanlarını da eleştirmekten kaçınmazdı... Ancak bu eleştirilerin iyi niyetle ve sınıf mücadelesini-örgütlü mücadeleyi güçlendirme gayesiyle yapıldığı herkesçe bilinirdi.

Kadri Gökdere Kürt Emekçilerinin önder kadrolarındandı. Kararlı ve cesurdu. Fiili ve meşru mücadelenin yılmaz savunucusuydu. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin sınıf mücadelesiyle olan ilişkisinin bilincindeydi. Her iki mücadelenin birleşik gücünün başarısı için çalışmanın önemini biliyor ve o doğrultuda çaba gösteriyordu... Sendikal mücadelenin sınıf mücadelesinin önemli bir parçası olduğunun ve Kürt emekçilerin bu alandaki mevcut potansiyelinin örgütlenip hem sınıf mücadelesinin hem de Kürt özgürleşmesinin hizmetine sokulması gerektiğinin bilincindeydi...

Kadri Hoca uzun yıllar örgütlü mücadelenin hem önderliğini hem de sıradan neferliğini yaptı. Bir dönem Eğit-Sen Diyarbakır Şube yöneticiliği yapmış sonraki yıllarda ise sendika organlarının yönetimlerinde yer almayı uygun görmemişti. Sendika organlarında üst düzey görev ve yetkilerde bulunabilecek yeterlilikte olmasına rağmen böylesi bir tercih yapmamıştı. O böylesi görevlere her zaman başka arkadaşlarını önermeyi uygun görmüştü. Her zaman örgütlü yaşamın zedelenmemesini önüne koymuş ve emekçilere örnek olmuştu. Başta sendikal mücadele olmak üzere çeşitli alanlarında kendini dayatan anlayışlar ve ikbal hırsı hesaba katıldığında Kadri Hocanın bu yaklaşımı daha iyi anlaşılır. Bunun sıradan bir davranış olmadığı, turnusol kâğıdı gibi işlev gördüğü açıktır. Bu davranışın, bukalemun gibi renk değiştiren, koltuk uğruna bin takla atan düzen sendikacılığına ve sendikal bürokrasiye karşı gösterilen devrimci pratik ve duruş olduğu kesindir.

Sevgili Kadri Hoca, sendikal mücadeleyi sınıf mücadelesinden, genel hak ve özgürlükler mücadelesinden koparmadan hareket etmiştir. Bu anlamdaki davranışlarıyla ilgili çok sayıda örnek verilebilir. Şahit olduğum bir davranışını aktarmak istiyorum. KESK İnsan Hakları Sekreterliğine bağlı olarak çalışan “Olağanüstü Koşulların Yaşandığı İller Komisyonu” OKYİK toplantısı için, kendisinin İstanbul’da bulunduğu bir süreçten söz edeceğim. Savaşın bütün şiddetiyle devam ettiği, faili meçhul-belli cinayetlerin işlendiği, sendikacıların katledildiği, sendikal mücadelenin baskılandığı, adli idari soruşturmaların açıldığı, il içi ve dışı sürgünlerin yaşandığı bir süreç… O Süreçte cezaevinde baskılar arttırılmış baskı, tecrit ve kişiliksizleştirme politikaları dayatılıyordu. Ve zulme karşı direnişler yapılıyor, ölüm oruçları devam ediyordu. Kadri Hoca, her konuda olduğu gibi F tipi hücrelere karşı tutsakların 1996 yılında başlattığı Ölüm Oruçlarıyla ilgili hassasiyetini KESK yönetimiyle paylaşmıştı. Ölüm orucunu sürdüren tutsaklara destek vermek için Bayrampaşa Cezaevi önünde yapılması düşünülen kitlesel basın açıklamasının örgütlemesi için gösterdiği çabayı çok iyi hatırlıyorum. Egemenler tutsaklara sahip çıkılmasını hazmedememiş, Bayrampaşa cezaevinin önünde Sendika ve DKÖ’lerin yapacağı kitlesel basın açıklaması daha başlamadan, zorbalıkla dağıtılmış, gözaltılar la sonuçlanmıştı.

O zor günlerin, zor anların, eylemliliklerin insanıydı. Kadri Hocayı cezaevine koyan ve amansız hastalığa yakalanmasını sağlayan zihniyet, bugün her zamanki gibi pervazsız ve azgınca saldırısına devam ediyor... 25 yıldır süren savaş, on binlerce insan kaybı ve çekilen bunca acılar, yapılan tahribatlar yeterli görülmüyor. Savaş rantını paylaşan çeteciler, savaşı körüklemeye devam ediyor. Sömürgeciler çözümsüzlüğü dayatarak emekçileri şovenizmle zehirlemeye, Kürt-Türk boğazlaşması yaratmaya çalışıyor... Bugün Kadri Hocanın anısına sahip çıkmak, eşitlik ve özgürlük temelinde onurlu barışı savunmaktan geçiyor. Kardeşliği, özgürlüğü, demokrasiyi, savaşsız sömürüsüz bir dünya için mücadeleyi yükseltmekten geçiyor…