Kullanıcı Girişi
Özel Menünüz
Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!
Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.
Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın.
| koxuzden-yazilara katıl |
| Bu grubu ziyaret et |
Örgüt İçi Demokrasi İşlemezse Ağır Sorunlara Yol Açar - Demokratik Alevi Derneklerine Öneriler

Demokratik Alevi Derneklerine Öneriler
Geçen sayıda ABF Genel Başkanı Ali Balkız’ın İstanbul’da yaptığı bir konuşmadan, seçim öncesinde CHP’yle aday belirleme konusunda özel görüşmeler yaptığını belirten ve duyduğu hayal kırıklığını dile getirdiği sözlerini aktarmıştım.
Yazımı okuyunca sağ olsun telefonla aradı, üslubumu beğenmediğini, içeriğine de katılmadığını söyledi. Ben de sorunun kendisini değil, topluca yönetim kurulunu ilgilendirdiğini düşündüğümü ilettim. Bir başka yönetici can da eleştirimin haklı olduğunu, ancak pozitif, yapıcı önerilerle gelmemin daha yararlı olacağın söyledi.
Bu tavsiyeye uyuyorum. Önerilerimin özü şudur: Demokratik Alevi örgütlerinin iyi çalışması için yönetim kurullarının iyi çalışması gereklidir. Bunun için önce tüm dernek yöneticisi canlar kime öyküneceklerine karar vermelidir.
Kime, Neye Öykünüyoruz
Ankara ve Adana’da yapılan yığın eylemlerinden sonra İstanbul’da yapacak başka hiçbir iş kalmamış gibi Ataköy Marinası gibi lüks bir yerdeki bir restoranda, dar katılımlı yemekli bir toplantı yapmak, sizce neye, kime öykünmektir?
Bence bu tür toplantılar, düzen partilerinin ve onlar için çalışan, sözde demokrat, özde çoban (oy davarı olarak gördükleri emekçi halkı önüne katıp oy sandığı dedikleri ağıla götüren) örgütlerin, dosta-düşmana “para ve gidişat bizden yana” manzarası vermek için yaptığı gösteri toplantılara öykünmektir.
Yönetici canlar kızıp, öfleyip-püflemeden önce bir soru daha sorayım: Demokratik Alevi-Bektaşi derneklerinin yöneticileri bu süre boyunca İstanbul’da ya da başka yerlerde kaç ceme katılmıştır? Hangi cemde dededen icazet alıp canlarla muhabbet etmiştir?
Demokratik Alevi derneğin yöneticilerinin çalışma biçimi ile CEM Vakfı ya da Vakıflar Federasyonu gibi Alevi burjuvazisinin örgütlerinin yöneticilerinin çalışma biçiminin farkı bu iki soruya verilen yanıtla ortaya çıkar.
Kime, neye öyküneceğiz: Yasak, yoksulluk ve yokluğa karşın, palto altına saklanır sapı kısa kesilmiş saz, bir asa ve bir çarık ile köy köy dolaşan, cem birleyen dedelerin çalışma biçimine mi? Yoksa günümüzün oy avcısı siyasetçilerin televizyonlarda, kalabalık toplantılarda, zengin mekânlarında laci takımlar içinde güzel görüntü vermesine, içi boş süslü sözler söylemesine mi?
İyi Yönetilmiyoruz
Balkız can ve kongre sürecine giren tüm PSAKD yöneticileri başta olmak üzere tüm yöneticiler ellerini göğüslerine koyup şu soruyu yanıtlamalıdır: Ben iyi bir yönetici oldum mu? Biz bir ekip olarak, bir yöneticiler topluluğu olarak iyi çalıştık mı?
Evet, Federasyonun yönetim kurulu gibi farklı örgütlerden, yörelerden, geleneklerden gelen canlardan oluşan bir yapının iyi çalışması kolay başarılır iş değildir. Ama tüm yöneticiler, yönetim kurullarının layıkıyla işlemesinden sorumludur.
Yönetim kurulunun iyi çalışması demek, düzenli aralıklarla yapılan, yeri, saati, düzeni ve gündemi tüm üyelere önceden duyurulmuş toplantı yapması demektir. Toplantıya katılamayacak üyenin önceden özrünü bildirmesi; keyfi olarak toplantıya katılmayanın sertçe kınanması; bu keyfiliği sürdürenin, görev sorumluluğuna uygun davranış göstermeyenin görevden uzaklaştırılmaya kadar cezalandırılması demektir. Yönetim kurulunun yedek üyeleri de söz hakkı sahibi olarak toplantılara katılmalı, görev almalıdır.
Yönetim kurulu toplantılarının zamanında başlamasını; tartışmanın boş konuşmaya varmadan, makul süre içinde tamamlanmasını; zamanında bitirilmesini; tüm üyelerin her toplantıdan somut bir görev almadan çıkmamasını sağlamak Başkanın görevidir.
Görüşmelerin, tartışılan konuların, söz alanların söylediklerinin özetini ve alınan kararları tutanak ile kayda geçirmek sekreterin görevidir. Her toplantının ilk gündem maddesi önceki toplantının tutanağının onaylanmasıdır. Böylece konuların takibi yapılabilir, yani önceki toplantıdan kalmış ve ele alınması gereken tüm konuların gündeme alınması sağlanabilir.
Gelen tüm yazışmaların ve yanıtlarının bir dökümünün toplantıya sunulması da sekreterin görevidir. Böylece yazışmalardan doğan ve görüşülmesi gereken konular gündeme taşınabilir. Böylece yanıtlanmamış ya da atlanmış yazışma sorunu ortadan kalkar. Bu ayrıca, tabandaki sıradan bir üyenin bile yazıyla başvurarak örgüt yönetimine öneriler sunmasını ve bunların görüşülmesini sağlar.
Yönetim kurulunda görüşülen her konu bir karara bağlanmalıdır. Tartışma sonuçsuz kalmamalıdır. Kararlar deftere yazılmalıdır. Kimin neye oy verdiğinin bilinmesi; karşı oy kullanıp azınlıkta kalanın isterse karşı oy gerekçesini yazılı olarak bildirmesi esastır.
Tüm bunlar üye tabanına duyurulmalıdır. Böyle bir açıklık, tabanın söz ve karar sahibi olması için gereklidir. Kongrede yapılan seçimlerde değil, örgüt içi yaşamda sürekli demokrasi ve açıklık yaşama geçirilmelidir. Bunlar, “biçimcilik” diye küçümsenemez. Demokrasi, bu biçimlerin düzgün uygulanmasıyla yeşerir.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Görevi
Yönetim kurulunda her üyenin bir sorumluluk alanı olmalıdır. Tek bir kişi bu alanın yoğun işini başaramaz. Örgüt yapısı içinde farklı yerlerde duran canlar bu çalışmaya katılmalıdır. Her yönetim kurulu üyesine bağlı en az bir komisyon olmalıdır. Yönetim kurulu üyesinin önemli görevlerinden biri bu komisyonu layıkıyla çalıştırmaktır. Böyle bir çalışmayla örgütsel seferberlik sağlanabilir.
ABF yöneticilerinin her Perşembe gecesi görevleri değişmez bir gündem maddesi olmalıdır. Yedeği-asili tüm yöneticiler her Perşembe ülkenin farklı yerlerinde bir ceme katılmalıdır. O cemde dededen ve cemaatten icazet, destur alıp bir konuda muhabbet açmalı, kısa ve özlü biçimde ABF’nin görüşlerini dile getirmelidir. Yönetim kurulundan üye tabanına, tüm Alevi-Bektaşilere aşağı doğru ve tabandan yukarıya doğru görüşlerin taşımasının temel yolu bu olmalıdır. Her üyenin bu çalışması yönetim kurulu tarafından denetlenmeli ve ciddiyetle ele alınmalıdır.
Demokratik örgüt demek, örgütün işlerine herkesin karışması, sözün ayağa düşmesi demektir. Demokratik örgüt yönetimi bir avuç seçkinin işi değildir. Örgüt içi demokrasi, kongre “kazanma” kavgası değildir. Demokrasi, kongrelerin, kurulların adına layık biçimde çalışması demektir. Demokrasi, tabanın söz ve karar sahibi olması için sürekli çabalama demektir. Açıklık ve şeffaflık, çalışmalara daha geniş sayıda insanı katma yeteneğinin geliştirmesi demektir.
Bu yazı Sacayak dergisinin 2. sayısında yayınlanmıştır. Dergi ilisikte PDF dosyasi olarak da bulunmaktadir.
| Ek | Boyut |
|---|---|
| Sacayak_Sayi2_LR.pdf | 1.5 MB |
-
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

