1921 Anayasası çözüm olabilir

Bugünlerde çok seslendirilen 1921 Anayasası'nın çözüm olup olamayacağını görmeden önce, onun yapılışını bir hatırlamakta yarar var. Dönemin 'Bakanlar Kurulu', 18 Eylül 1920 günü Meclis Genel Kurulu'na, bir 'Teşkilat-ı Esasîye Kanunu Tasarısı' hazırlayarak sundu. Bu tasarı, özel bir komisyona havale edildi. Komisyon raporunu hazırladı. 18 Kasım 1920'den itibaren kanunun kabulüne kadar iki ay sürecek görüşmeler mecliste başladı. Bu anayasanın görüşülmesi ve kabulünde katı anayasalar için öngörülen nitelikli çoğunluk gibi özel kurallar uygulanmadı; diğer kanunlar için var olan yöntemler izlendi. Yani Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nun kabulünde 1876 Kanun-u Esasî'nin değiştirilme yöntemini öngören 116. maddesindeki üçte iki çoğunluk kuralına uyulmadı.

Konuyla ilgili uzmanlar, 1921 Teşkilat-ı Esasîye Kanunu'nun diğer Osmanlı ve Türk Anayasalarına göre hazırlanışı bakımından daha demokratik olduğunu belirtmekte. Örneğin, Ergun Özbudun'a göre, 'Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nde ulusal iradeyi yeterince temsil eden bir meclis tarafından yapılmış tek anayasa, 1921 Anayasası'dır. 1876 Kanun-u Esasîsi, padişah tarafından atanmış bir komisyonca hazırlanıp, padişah fermanıyla ilan edildi. 1924 Anayasası, tek parti egemenliğinin kurulmaya başladığı ve örgütlü bir muhalefetin mevcut olmadığı bir meclisçe yapıldı. 1961 ve 1982 Anayasalarını hazırlayan Kurucu Meclisler de, genel oya dayanan bir seçimle oluşmuş yasama organları değillerdi'. Nitekim aynı kanıda olan Bülent Tanör de '1921 Anayasası, hazırlanışı ve kabul özellikleri bakımından Osmanlı-Türkiye anayasacılığının en demokratik, belki de tek demokratik örneğidir' der.

1921 Anayasası'nın üçte iki gibi nitelikli bir çoğunluk ile yapılmamış olması, onun bir 'anayasa' olmadığı anlamına gelmez. Yapılışında 1876 Kanun-u Esasî'nin 116. maddesinde öngörülen usule uyulmuş olsaydı, Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nu yeni bir anayasa değil, 1876 Kanun-u Esasî'nde yapılmış bir değişiklik olarak kabul etmek gerekirdi. Böylesi bir durumda ise, 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu, bir tali kurucu iktidar olayı olurdu. Oysa 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu bir 'aslî kurucu iktidar' olayıdır. Bu hukuk dışı ve fiilî bir iktidardır. Hukuk boşluğu ortamında çalışır. Yeni bir anayasa yapma yetkisine fiilen sahiptir. Yaptığı anayasa geçerlidir. 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu da böyle bir aslî kurucu iktidar tarafından yapılmış yeni bir anayasadır.

Türk-Türkiye tartışması

1921 Anayasası, 3. ve 10. maddelerinde de görüleceği üzere 'Türk Devleti'nden değil, 'Türkiye Devleti'nden bahsetmektedir. Dahası, Cumhuriyeti ilan eden 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nu değiştiren yasa da 'Türkler'den değil, 'Türkiye'den bahsetmektedir. Aynı şekilde Osmanlı Saltanatı'nı kaldıran 30 Ekim 1922 tarihli Meclis Kararı'nda da 'Türkiye Hükümeti'nden bahsedilmektedir. Dahası Hilafet ile Saltanatı birbirinden ayıran 1-2 Kasım 1922 tarih ve 308 sayılı Meclis Kararı'nda daha da belirgin şekilde 'Türkiye halkı'ndan bahsedilmektedir.

Kuvvetler birliğini esas alan 1921 Anayasası döneminde yargı yetkisi de Meclisin elindeydi. Bu düşünceyle istiklâl mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelerin üyeleri Meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçiliyordu. Haliyle bu mahkemelerin oluşumu tarzı, hakimlerin bağımsızlığı ilkesine ve yasal yargıç güvencesine tamamıyla aykırıydı. Şüphesiz dönemin olağanüstü koşulları dikkate alınarak istiklal mahkemelerinin yerindeliği iddia edilebilir. Ancak sonuçları hep tartışmalıdır.

Sadece 23+1 maddelik bu kısa Anayasa'nın toplam 14 maddesinin (m.10-23) merkezi idarenin taşra teşkilatına ve yerel yönetimlere ayrılması dikkat çekicidir. Bakanların seçim usulünü düzenlemeyen bu Anayasa, nahiyelerin idare heyetlerinin nasıl seçileceğini düzenlemeyi ihmal etmemiştir. 1921 Anayasası'nın adem-i merkeziyete çok önem verdiği gözlemlenebilir.

Birinci Meclisin sonu

Büyük Millet Meclisi'nin 1 Nisan 1923 tarihli oturumunda seçimlerin yenilenmesi kararı alındı. Bu karar Meclisin basit çoğunluğuyla alınmıştır. Bu karar bizzat 1921 Anayasası'nın ek maddesine aykırıdır. Çünkü seçimlerin yenilenmesi kararı üçte iki çoğunluk ile değil, basit çoğunlukla alınmıştır. Birinci Meclis son toplantısını 15 Nisan 1923 günü yaptı. Bir daha da toplanamadı. İkinci Meclis seçimleri Haziran-Temmuz 1923'te yapıldı. Seçimlerde Mustafa Kemal, kendi grubu adına milletvekili adaylarını bizzat belirledi. Birkaç bağımsız aday dışında, bu listelerin kazanmasıyla oluşan İkinci Dönem Meclisi çalışmalarına 11 Ağustos 1923'te başlamıştır.

Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşını yürütmüş olan 'Birinci Meclis' tarafından değil, ikinci dönem Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edildi. Cumhuriyet 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nun 'Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun' ile ilân edildi. Yani, bir anayasa değişikliği kanunu ile Cumhuriyet ilan edilmiş oldu. Yasa, 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nun 1'inci maddesini şöyle değiştiriyordu: 'Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare us?lü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükümeti, Cumhuriyettir'.

Cumhuriyeti ilan eden 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Kanun ile 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nda başka değişiklikler de yapılmıştır. 11. maddede yapılan değişiklikle 'cumhurbaşkanlığı' makamı oluşturuldu. Anayasa'nın 10. maddesinde yapılan değişiklikle cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendi üyeleri arasından seçileceği öngörüldü. Hükümetin kuruluş yöntemi değiştirildi. Hükümetin kuruluş şeması bakımından meclis hükümeti sisteminden uzaklaşılarak parlamenter sisteme yaklaşıldı.

1921 Anayasası'nın tam metni

20 Ocak 1921'de kabul edilen anayasa, 23+1 maddeden oluşur. Ancak asıl maddeler, ilk on maddedir. Osmanlı'daki Teşkilat-ı Esasiye'nin bu anayasaya ile çelişmeyen maddelerinin de geçerli olduğu belirtilir.

MADDE 1- Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

MADDE 2- Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde belirir ve toplanır.

MADDE 3- Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi'nce yönetilir ve hükümeti 'Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti' adını alır.

MADDE 4- Büyük Millet Meclisi vilayetler halkınca seçilen üyelerden kurulur

MADDE 5- Büyük Millet Meclisi'nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süresi iki yıl olup bu üyeler yeniden seçilebilirler. Eski meclisin görevi yeni meclis toplanıncaya kadar sürer. Yeni bir seçim yapılmayacağı anlaşılırsa, toplantı dönemi bir yıl daha uzatılabilir. Büyük Miller Meclisi üyelerinin her biri, kendini seçen ilin ayrıca bütün ulusun vekilidir.

MADDE 6- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, kasım ayı başında, çağrısız toplanır

MADDE 7- Şer'i hükümlerin yerine getirilmesi, bütün yasaların konulması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış yapılması ve savaş kararı verilmesi gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi'nindir. Yasalar ve tüzükler düzenlenirken, halkın işine en uygun ve zamanın gereklerine en elverişli din ve hukuk hükümleriyle töreler ve önceki işlemler temel olarak alınır. Bakanlar Kurulu'nun görev ve sorumluluğu özel yasayla belirtilir.

MADDE 8- Büyük Millet Meclisi, çeşitli bakanlıkları özel yasasına göre seçtiği bakanlar aracılığıyla yönetir. Meclis yürütme işleri için bakanlara yönerge verir ve gerektiğinde bunları değiştirir.

MADDE 9- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilen başkan bir dönem süresince Büyük Millet Meclis başkanıdır. Bu kimlikle Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu kararlarını onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu üyeleri, içlerinde birini kendilerine başkan seçerler. Ancak Büyük Millet Meclisi başkanı Bakanlar Kurulu'nun da doğal başkanıdır.

MADDE 10- Kanun-ı Esasi'nin, işbu maddelerle çelişki teşkil etmeyen hükümleri eskiden olduğu gibi yürürlükte kalmaya devam edecektir.

* * *

(Pek tartışılmak istenmeyen bu bölümün günümüz Türkçesine çevrilmiş halini bulamadım.)

Vilâyet

MADDE 11- Vilâyet, mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer'î, adlî ve askerî umum, beynelmilel iktisadî münasebet ve hükümetin umumî tekâlifi ile menafii birden ziyade vilâyete şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vaz'edilecek kavanin mucibince Evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafia ve Muaveneti İçtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi Vilâyet Ş?ralarının salâhiyeti dahilindedir.

MADDE 12- Vilâyet Ş?raları, vilâyetler halkınca müntehap azalan mürekkeptir. Vilâyet Ş?ralarının içtima devresi iki senedir. İçtima müddeti senede iki aydır.

MADDE 13- Vilâyet Ş?rası, azası meyanında icra amiri olacak bir reis ile mutelif şuabatı idareye memur azadan teşekkül etmek üzere bir idare heyeti intihab eder. İcra selâhiyeti, daimi olan bu heyete aittir.

MADDE 14- Vilâyette Büyük Millet Meclisinin vekili ve mümessili olmak üzere vali bulunur. Vali, Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından tayin olunup, vazifesi devletin umumi ve müşterek vezaifini rüyet etmektir. Vali, yalnız devletin umumi vazaifile mahalli vezaif arasında tearuz vukuunda müdahale eder.

Kaza

MADDE 15- Kaza yalnız idarî ve inzibatî cüzü olup manevi şahsiyeti haiz değildir. İdaresi, Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından mansup ve valinin emri altında bir kaymakama mevdudur.

Nahiye

MADDE 16- Nahiye, hususi hayatında muhtariyeti haiz bir manevî şahsiyettir.

MADDE 17- Nahiyenin bir ş?rası, bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.

MADDE 18- Nahiye şurası, nahiye halkınca doğrudan doğruya müntehap azadan terekküp eder.

MADDE 19- İdare heyeti ve nahiye müdür, nahiye ş?rası tarafından intihap olunur.

MADDE 20- Nahiye şurası ve idare heyeti kazaî, iktisadî ve malî salâhiyeti haiz olup bunların derecatı kavanini mahsusa ile tayin olunur.

MADDE 21- Nahiye, bir veya bir kaç köyden mürekkep olduğu gibi bir kasaba da bir nahiyedir.

Umumi müfettişlik

MADDE 22- Vilâyetler, iktisadî ve içtimaî münasebetleri itibariyle birleştirilerek, umumi müfettişlik kıtaları vücuda getirilir.

MADDE 23- Umumî müfettişlik mıntıkalarının umumî surette asayişinin temini ve umum devair muamelatının teftişi, umumi müfettişlik mıntıkasındaki vilâyetlerin müşterek işlerinde ahengin tanzimi vazifesi umumi müfettişlere mevdudur. Umumi müfettişler Devletin umumi vezaifile mahallî idarelere ait vezaif ve mukarreratı daimi surette murakabe ederler.

EK MADDE- İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meri olur. Ancak elyevm münakit Büyük Millet Meclisi 5 Eylül 1336 tarihli nisabı müzakere kanununun birinci maddesinde gösterildiği üzere gayesinin husulüne kadar müstemirren müçtemi bulunacağı cihetle işbu Teşkilâtı Esasiye Kanunundaki 4'üncü, 5'inci, 6'ncı maddeler gayenin husulüne elyevm mevcut Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyetle karar verildiği takdirde ancak yeni intihabdan itibaren meriyül icra olacaktır.

* * *

Beş değişiklik yapıldı

Cumhuriyetin ilanından sonra 1921 Anayasası'nda beş maddede değişiklik yapılmıştır:

MADDE 1- Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.

MADDE 2- Türkiye Devletinin dini, Dini İslam'dır. Resmî lisanı Türkçedir.

MADDE 4- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, Hükümetin inkısam ettiği şuabatı idareyi İcra Vekilleri vasıtasiyle idare eder.

MADDE 10- Türkiye Reisicumhuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından bir intihap devresi için intihap olunur. Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.

MADDE 11- Türkiye Reisicumhuru Devletin Reisidir. Bu sıfatla luzum gördükçe Meclise ve Heyeti Vekileye riyaset eder.

MADDE 12- Başvekil Reisicumhur tarafından ve Meclis âzası meyanından intihap olunur. Diğer Vekiller Başvekil tarafından gene Meclis âzası arasından intihap olunduktan sonra heyeti umumiyesi Reisicumhur tarafından Meclisin tasvibine arz olunur. Meclis hali içtimada değil ise keyfiyeti tasvip Meclisin içtimaına talik olunur

ANAYASALAR

1876 Kanuni Esasisi

Osmanlı-Türkiye tarihinin ilk Anayasası 1876 tarihli Kanunu Esasi'dir. Bu Anayasa, dinci, monarşik bir devlet şekli kabul etmektedir. Padişahın, o zamana kadar fermanlarla sınırlanmış da olsa, tek başına kullandığı otorite bundan böyle, Padişah ile meclis arasında bölüşülmektedir. Bu Anayasa ile yasama yetkisi, iki meclisten oluşan bir organa verilmiştir. Yani 1961 Anayasası'nda olduğu gibi, iki meclis sistemi kabul edilmiştir. Meclisle Bakanlar Kurulu arasında bir anlaşmazlık çıktığı taktirde Padişah, Bakanlar Kurulu'nu değiştirebileceği gibi, onları haklı gördüğü taktirde Meclisi de feshedebilir. Toplam 119 maddeden oluşan 1876 Anayasası, 1909 ve 1918 tarihlerinde yedi kez değişikliğe uğradı.

1921 Anayasası

İstanbul'un işgal edilmesi ve Meclis'in dağıtılması üzerine 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi Ankara'da toplandı. Toplanan yeni Meclis, yeni bir Anayasa yapılması için çalışmalara başladı. 20 Ocak 1921 tarihli bu Anayasa, 23+1 maddelik çok kısa bir Anayasa'dır. Olağanüstü durum ve şartlar içerisinde hazırlanan bu Anayasa ayrıntılı hükümlere yer vermedi. Hatta hak ve hürriyetler veya yargı gücü gibi temel konular da Anayasa'da yoktur. Yasama ve yürütme gücü, şeriat hükümlerinin uygulanması, kanun yapılması, uluslararası antlaşmalar yapılması, üyeleri iki yıl için seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkileri arasındadır. Bu Anayasa'da 1923 yılında yapılan bir değişiklikle, devletin şeklinin cumhuriyet olduğuna dair bir hüküm Anayasa'ya konulmuştur.

1924 Anayasası

Meclis'te 20 Nisan 1924 günü kabul edilen 1924 Anayasası, 24 Mayıs 1924 günü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Birkaç önemli değişiklikle (CHP'nin altı ilkesinin eklenmesi, devletin dininin İslam olduğuna dair ibarenin kaldırılması ve kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi) 1961'e dek yürürlükte kaldı. 1 Ekim 1945'te içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edildi. DP iktidarı zamanında ise eski diline geri döndürüldü. 1921 Anayasası gibi pek ayrıntılı olmayan 1924 Anayasası da 105 maddeden ibarettir. Tek parti iktidarının anlayışını yansıtıyordu.

1961 Anayasası

İktidarı 27 Mayıs 1960'da darbeyle deviren subayların oluşturduğu 'Milli Birlik Komitesi'nce yazıldı. 13 Aralık 1960'da Kurucu Meclis oluşturuldu. Söz konusu Kurucu Meclis, iki kanatlıydı: Birincisi meclis, Milli Birlik Komitesi, ikincisi ise Temsilciler Meclisi... Temsilciler Meclisi halk tarafından seçilmedi, bir takım kuruluşların, içlerinden seçip gönderdikleri temsilcilerden oluştu. Çalışmalarına 6 Ocak 1961'de başlayan meclisin içerisinden seçilen bir Anayasa Komisyonu, bir Anayasa tasarısı hazırladı ve bu tasarı, Temsilciler Meclisi'nde görüşüldü. Tartışılan tasarı 4 Nisan 1961de kesin şeklini aldı. 9 Temmuz 1961'de halk oylamasına sunulan 151+11 maddelik Anayasa tasarısı, oylamaya katılanların % 61.5 ile kabul edildi ve 20 Temmuz 1961 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

1982 Anayasası

1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut anayasasıdır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında oluşturulan Danışma Meclisi'nce hazırlandı ve 23 Eylül 1982'de kabul edildi. Darbeyi yapan generallerin oluşturduğu 'Milli Güvenlik Konseyi' isimli cuntanın son şeklini verdiği Anayasa, 18 Ekim 1982'de Resmi Gazete'de yayınlandı. Ret oyu vermenin yasaklandığı referandum, 7 Kasım 1982'de yapıldı ve büyük bir oy farkıyla Anayasa kabul edilmiş ve Cunta lideri Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçilmiş oldu. 177+17 maddeden oluşan 1982 Anayasası'nda defalarca değişiklik yapılmış olsa da, 'değiştirilmesi teklif dahi edilemez' maddeleriyle özünü korumaktadır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler

Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri

Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku Kemal Gözler, Cumhuriyet ve Monarşi

Hüseyin Aykol, Kapatılan Siyasi Partilerin Tarihi

ilkmeclis_anayasa.jpg