Öcalan ve sol

Öcalan ve sol

AKP'nin 7 yıllık iktidar deneyiminin toplumsal sorunlara çözüm olmadığının anlaşılması, CHP'nin 'Cumhuriyet Tank Partisi'ne dönüşerek militerleşmesi, iktidarını kan ve gözyaşı üzerine inşa eden derin devlet ve ordu partisine dönüşmesi, alternatif sol seçeneği gündemleştirmektedir. CHP ve AKP'den umudunu kesen sol ve demokrat çevreler, bir süredir sol bir seçenek yaratmak için yoğun bir çaba göstermektedirler. Sol Çatı başlığı altında yürütülen bu çabanın arzu edilen bir alternatif seçenek doğurması, sadece sol yan yanalık ile mümkün olmayacaktır. Sol bir seçeneğin halkta heyecan ve umut yaratabilmesi için sol programın kabul edilebilir, uygulanabilir ve halk nezdinde güvenilir olması gerekmektedir. Sol inşa çabalarının sadece birlikte olmaya indirgenmesi çok ciddi handikaplar içerecektir. Sol, yeniden inşa edilmedikçe, sol ezber bozulmadıkça, geçmişin ezberlenmiş klasik jargonları papağan gibi tekrar edildikçe gerçekleşecek bir sol inşanın güçlü bir seçenek doğurmayacağı bugünden kabul edilmelidir. Türkiye sol hareketinde özellikle reel sosyalist rejimlerin çökmesiyle birlikte çok ciddi düşünsel çoraklık baş göstermiştir. Bu çoraklığı gören ve çoraklığı gidermek için gayret içinde olan tek isim Abdullah Öcalan olmuştur. 1999 tarihinde İmralı'ya getirildikten sonra solun yaşadığı çaresizliği ve tükenmişliği gidermek için yeni bir 'sol' pradigma inşa eden Öcalan, sol ve sosyalizm konularına eleştirel tutumu ile dikkatleri üzerinde toplamıştır. Sol inşa faaliyetlerin devam ettiği bugünlerde Öcalan'ın sol, sosyalizm ve Marksizm konularına ilişkin dile getirdiği düşünceleri hatırlamak ve bir veri olarak düşünmekte yarar var.

Reel Sosyalizm derslerle dolu

Öcalan, sol ve sosyalizme ilişkin kurumsallaşmış ilk sarsıcı eleştirileri PKK 5. Kongresi'ne sunduğu Politik Rapor'dan sonra 2001 yılında kaleme aldığı Sümer Rahip Uygarlığından Demokratik Halk Cumhuriyeti isimli kitapta dile getirmiştir. Kitapta kapitalist sisteme karşı oluşan sosyalist ideoloji ve sistemin farklı bir uygarlık haline gelmeyi başaramadığı tespitinde bulunan Öcalan, sosyalizmin emekçilerin ve halkların özgürlük ile eşitlik istemlerini farklı bir uygarlıksal gelişmeye dönüştüremediğini, bu yönlü iddialarına rağmen sonuçta bir devlet kapitalizminden öteye varamadığını ifade etmiştir. Öcalan, 1990'lı yıllarda çözülen sosyalist sistemlerin 'olması gerektiği' için çözüldüğünü, gerçekleşenin arzulanan ve hayal edilene layık bir sistem olmadığını, bu duruma ne sevinmek ne de üzülmek gerektiğini, çöken sistemin nedenlerini sorgulamanın en gerçekçi yol olduğunu kaydetmiştir.

Toplumla ters düştü

Öcalan, sosyalist sistemi kuranlarının uygarlığın genel bir çözümlemesini yapacak düzeyde olmadıklarını, devlet ve ideolojik kimlik çözümlemelerinin de çok sınırlı ve ciddi yanlışlıklar içerdiğini, devlet ve ideolojik kimliği ekonominin basit bir yansıması olarak değerlendirerek hataya düştüklerini ifade etmektedir. Öcalan, uygarlığı çözemedi eleştirisi yönelttiği sosyalizmin yanılgılarını Sümer Rahip Uygarlığından Demokratiler ve Halk Cumhuriyeti'ne isimli kitabında şu şekilde dile getirmiştir: 'Salt işçi sınıfına dayalı programları daha başlangıçta sosyalizmi tecride götürdü. Toplumu işçiler ve burjuvalar şeklinde dünyanın tek gerçekliğiymiş gibi iki kategoriye ayırdı. Halbuki toplum olgusu yüz binlerce yıllık tarihsel bir gelişme olarak şekillenmişti. Sınıflaşma olgusu bunun sınırlı ve kısmi bir dönemini teşkil eder. Bu durum onun toplumsal gerçekliklere ters düşmesi sonucunu doğurdu.'

Sol ve devrimci zor

Öcalan, solun devrimci zor anlayışının da ciddi hata ve eksiklikler içerdiğini söylemektedir. Sosyalist literatürde devrimci zorun aşırı yüceltilip, fazlasıyla abartıldığını kaydeden Öcalan, aşırı zor uygulamalarının genelde sömürücü sınıfların karakteri olduğunu belirtmiş, devrimci zorun geçerli olabileceği halleri şu şekilde sıralamıştır: 'Toplumsal dönüşüm ve esenlik için savunulabilecek zor, ancak evrensel hukukun tanımına dayalı meşru savunma amaçlı zor olabilir. Burada zorun dıştan veya içten dayatılan yok etme, zorla eritme ve dönüştürme çabalarına karşı kendini savunma ve koruma amacına yönelik olması söz konusudur. Bu amacı aşan başka toplumsal varlıkları işgal etmeyi, maddi ve manevi değerlere el koymayı, zorla dönüştürüp kendine benzemeyi sağlamaya yönelik tüm zorlar gerici niteliktedir ve uzak kalınmayı gerektirmektedir.'

Sosyalizm ve demokrasi

Reel sosyalizmin demokrasi sınavında büyük bir başarısızlık ve demokrasi inkarı yaşadığını vurgulayan Öcalan, bu özelliğin halk tarafından reel sosyalizmin çözülmesi sonucunu doğurduğunu kaydetmektedir. Gelişmiş bir demokrasi olmadan sosyalizme gidilemeyeceği kanaatinde olan Öcalan, en gelişmiş burjuva demokrasileri aşılmadan halk demokrasilerinin gelişemeyeceğinin altını çizer. Bireyin varlığı ve haklarının reel sosyalizmde sorun olarak görülmediğini anlatan Öcalan, tarihsel bir devrimin değerinin bireyin onurunda yol açtığı gelişmeyle ölçülebileceğini, reel sosyalizmin bireyselliği sanki kapitalizme özgü olumsuz bir konuymuş gibi kötülediğini, oysa sosyalizmin bu konuyla kapitalizmden daha fazla ilgilenmesi gerektiğini kaydetmektedir.

Kapitalizme hizmet etti

Öcalan 2003 tarihinde kaleme aldığı Bir Halkı Savunmak isimli kitapta ise sol, sosyalizm ve Marksizme yönelik eleştirilerini sürdürmüştür. Kitapta Marks'ın toplumsal gelişmeyi düz-çizgisel yaklaşımla ele almasının hata olduğunu, toplumsal gelişmenin düz, kesintisiz bir çizgi halinde değil kaos aralığında, çoklu tercihlere açık bir gelişme gösterdiğini dile getirmiştir. Marks'ın sınıflaşmayı zorunlu ilerleme hattı olarak ifade etmesinin kapitalizme çok büyük katkılar sunduğunu, eskinin kader anlayışının Marsizm'de zorunlu toplum yasaları içinde bilimsel bir kılıf altında sürdürüldüğünü ifade etmiştir.

Sadece çelişki yok

Marksist çizgideki gelişmelerin kapitalizm içinde eridiğini vurgulayan Öcalan, erimenin de sosyal demokrasi, reel sosyalizm ve ulusal kurtuluş hareketleri ile gerçekleştiğini anlatmıştır. Kapitalist uygarlık içinde var olan çelişkinin sadece işçi - burjuva çelişkisi olmadığının altını çizen Öcalan'a göre, sistemden asıl darbeyi yiyen muazzam işsizler ordusu, sömürge halklar, etnik, dini gruplar, ezici kadın kesimi, çocuk ve gençlerin durumu, ihtiyarlar eko sistem içi çelişkileri oluştururlar. Köy-kent, büyük-küçük kent, bilim-iktidar, ahlak-sistem, asker-siyaset ise çıkar ağlarındaki çelişkileri doğururlar.

Sosyalizm devleti güçlü yapar

Marksist kuramın siyasal devrim ve sonrasına ilişkin tezlerinin ise vahim bir hiyerarşi ve devletçi karakter taşıdığının altını çizen Öcalan, devlet, iktidar, savaş ve ordu olgularının sınıflı toplum uygarlığının ürünü olduğunu belirtmektedir. Bu olguların eğemen sömürücü kesimin vazgeçilmez aygıtları olduğunu kaydeden Öcalan, bu araçları proleteryanın eline vermenin başından onlara benzemeye karar vermek olduğunu ifade etmiştir. En güçlü aşamasına reel sosyalizmle ulaşan devlet olgusunun bunu en açık şekilde kanıtladığını anlatan Öcalan, devletin ele geçirilmesi halinde gelişmelerin sosyalizme değil kapitalizme götüreceğini kaydetmektedir.

Özgürlükçü yapıya bürünemedi

Öcalan, 'Kapitalist Modernitenin Aşılma Sorunları ve Demokratikleşme' isimli yeni savunmada ise Marks ve solla hesaplaşma ve tartışma sürecini daha da yetkinleştirerek olgunlaştırmıştır. 'Solun kendi özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik karakterli yapılarına uygun silahlar geliştirmediği' vurgusunu ön plana çıkaran Öcalan, Marksizm'e şu eleştiri yöneltmektedir. a) Kapitalizm ekonomi değil ekonominin can düşmanıdır. Marksizm kapitalizmi ekonomi görme hatasına düşerek yanıldı. b) Marks'ın tarihsel materyalizm tezi doğru bir sınıflandırma değildir. Çünkü tarih üç toplum biçimini tanımaktadır. İlkel klan toplumu, sınıflı devlet veya uygarlık toplumu ve demokratik çoklu toplum. c) Kapitalist sistemin mezhebi olmaktan öteye gidemedi. Çünkü iktidar konusunda sisteme en yararlı alet konumuna düştü. İktidar ve devletle kapitalizmin ilişkisini çözemedi. Pozitivist olması yanılgıya götürdü. Devlet eliyle sosyalizm inşa etmek faşizme götürürdü. Bunu göremedi.

Ekonomi modeli gasptır

d) Marks ve sol tüm toplumsal bilgi birikimini ekonomik indirgemeciliğe endeksledi. Toplumun metafizik ve tarih karakterini çok basitçe ele aldı. Ekonomi, politik tahlile bir sihir rolü yükledi. Bu yüzden Pozitivizmin bir versiyonu olmaktan kurtulamadı. Marks toplumu yönetenin zihin olduğunu göremedi. Tarihi altyapı belirliyor veya tarih devletin eyleminden ibarettir demekle tarihin gerçek anlam bilimi açısından saptırma ve çarpıtmasına yol açtı. Öcalan'a göre Marks ve solun yanıldığı önemli bir husus da ekonomik model yaklaşımları oldu. Marks ve sol ekonomiyi devlet mülkiyetine konu etmektedir. Oysa ekonominin özel ve devlet mülkiyetine konu olması gasp ve hırsızlıktır. e) Tarihi sınıf savaşlarından ibaret görmek aşırı indirgemeci bir görüştü. Marks sınıf çatışmasında yanıldı. Somut çatışma toplumsal gövdeler arasında olur. Bu da devlet toplumuyla demokratik toplum arasında gelişir. f) Marks ve sol ezilenleri fetişleştirirken de yanıldı. Ezilen olarak köleyi, serfi ve işçiyi yücelmemeliyiz. Yüceltilecek eylem köleleşmeme, serfleşmeme ve işçileşmeme olmalıdır. g) Öcalan'a göre, Marks ve solun yanıldığı bir diğer husus da meta oldu. Öcalan, Metayı Marks gibi yorumlamamaktadır. Metanın değişim değerini işçi emeğiyle ölçülebileceğine itiraz etmektedir. Çünkü toplumsal değerlerin ölçülebileceğinden kuşkuludur. Öcalan için dar sınıf mücadelesini aşan kültürler çatışması daha önemlidir. Sınıf mücadelesi bunun ancak bir parçasıdır. h) Öcalan'ın Marks ve solda yanlış bulduğu bir diğer konu diyalektik materyalizm olgusudur. Öcalan, diyalektik işleyişi kabul etmektedir ancak uçların birbirini yok ederek ilerlemesi gibi bir yorumu doğru bulmamaktadır. Öcalan'a göre, farklılığı mümkün kılan, karşılıklı beslenmeyi tanıyan bir diyalektik ilişki doğanın diyalektik işleyişine daha yakındır. İkilem ve karşıtlıklar her ikisinden ama ikisinin de toplamından farklı olan bir oluşum doğurur. Tüm değişim ve gelişimin temelinde bu oluşum vardır. İSTANBUL

NASIL BİR SOL PROGRAM ÖNERİYOR?

Öcalan, yeni bir sol paradigmanın şu hususları içermesi gerektiğini ifade etmektedir:

- Kürt sorununun çözülmesi için ciddi inisiyatif koymalı, sorunun çözüleceğine dair halka güven vermelidir. Akan kanın durması için söylem yerine somut, elle dokunulur pratikler geliştirmelidir.

- Yeni bir Anayasa taslağı hazırlayarak kamuoyuna deklare etmelidir. Türkiye'nin demokratikleşmesi, evrensel demokratik hak ve özgürlüklerin hayat bulması öncelikleri arasında yer almalıdır. Din, etnisite ve dilsel konularda çok kültürlülüğü savunmalı, farklılıkların zenginlik olduğunu ifade ederek birlikte yaşama hoşgörüsü ve kültürü geliştirmelidir.

- Devleti güçlendirecek devletçi ekonomi yerine sivil ve toplumsal mülkiyete dayalı ekonomik programlar (kooperatifler) geliştirmelidir. Tekelciliğe ve finans kapitale yönelik güçlü mücadele başlatmalıdır.

- Kadın, çevre, sağlık, gençlik, yaşlılar, işsizlik konusunda özgün program ve çözüm önerileri sunmalıdır. Bu kesimin yaşadığı sorunları her zaman gündemde tutmalıdır.

- AB süreci ve küreselleşmeye karşı çıkmamalıdır. Ancak AB ve küreselleşme sürecinin yarattığı eşitsizlik ve adaletsizliğe dikkat çekerek halkların vicdanı olmalıdır.

- Yeni bir ahlak sistemi önermeli, bu ahlak sistemi iyilik, güzellik, erdem, hoşgörü, doğruluk, yardımlaşma, dayanışmayı içeren komünal değerleri içermelidir.

- Kapitalizmi teşhir etmeli, kapitalist modernitenin yarattığı eşitsizlik, yoksulluk, işsizlik gibi sorunları gündemleştirerek kapitalist moderniteyi aşmayan siyasal programların sorunlara çözüm olmayacağı tezini işlemelidir.

- Kapitalizmi aşacak sistemin demokratik modernite olduğunu söylemeli, kendisinin de demokratik modernitenin misyon partisi olduğunu ifade etmelidir.

- Ortadoğu'ya odaklanmalı, BOP'u eleştirmeli, Ortadoğu'da reform ve Rönesans için çalışmalı, temel hedefi Ortadoğu Demokratik Konfederalizmi olduğunu deklare etmelidir.

- Dini değerlerle çatışmamalı, ancak o değerlerle de uzlaşmamalıdır. Bu konuda halkı aydınlatacak, yönlendirecek ve dönüştürecek programlar geliştirmeli, İslamiyet'te reformu savunmalı, AKP ile CHP arasındaki laiklik kavgasının sanal bir iktidar kavgası olduğunu belirterek her iki kesime tavır koymalı, üniversitelerde türban konusunda tutucu davranmamalıdır.

- Milliyetçilik ve ırkçılığa kesin tutum takınmalı, her türlü ulusallığın siyasallaştırılmasını, ulusal aidiyetlere aşırı vurguyu reddetmelidir.

- Medeniyet ve uygarlık çatışmasına karşı tutum almalı, medeniyetler arasında hoşgörü köprüsü olmalı, kendisini doğu-batı sentezi olarak tanımlamalıdır.

- Her türlü askeri vesayet rejimlerini reddetmeli, orduyu nicel olarak küçültmeli, orduya ayrılan askeri malzeme ve techizat alım finansmanını düşürmeli, askeri kurumu hesap verebilir ve denetlenebilir şeffaflığa dönüştürmelidir.

- Vatandaşlık müessesesini dönüştürmeyi esas almalı, yurttaşlık eğitimi, hak ve ödevlerini geliştirecek, vatandaşı yurttaş kılarak kulluktan kurtaracak kamusal programlar önermelidir.

CENGİZ KORKMAZ

http://www.gundem-online.com/haber.asp?haberid=71702

Öcalan eleştirisine yanıt

Öcalanın eleştirilerine yanıt“

Öcalan sosyalizmin teorik sorunları ile ilgilenirken kendisi nerde duruyor bu çok önemli. Sosyalizmin dışında duruyor ise,sosyalzmin teorik sorunları Öcalanı ilgilendirmez. Sosyalizmin içinde duruyor diyeceğim, yukarıdaki yazıda böyle iz yok yazı sosyalist sola şunu anlatıyor.Sosyalizmin yanlışlığını yaşam gösterdi kendinizide geliştiremiyorsunuz, papağan gibi ayni şeyi tekrar ediyorsunuz. Sizin yerinize Öcalan düşündü, onun fikirlerini izleyin.Yalnız yazının başında yanlış yapıyor.Solculuğu, sosyaldemokratlığı Marks’çılığı ayni kategoride değerlendiriyor.Sol ve sosyalist guruplar devlet içerisinde bir seçenek olabilir.Marks’çı düşüncenin devrim diye bir derdi vardır.Sisteme karşı sürekli uzlaşmayan, eleştirel faaliyet halinde olan bir düşünce biçimidir Şimdi Öcalanın fikirleri neymiş bakalım.

Sosyalizm komünizm yolunda bir geçiş dönemimdir.Geçiş döneminin başarısızlığı komünist
düşüncenin yanlış olduğu anlamına gelmez.Geçiş dönemi özneldir.Öznenin başarısı yada
başarısızlığı dönemin kaderini belirler.Kaldıki dünyanın en büyük devrimi ilk yıllarında
önderini yitirdi.Öcalan sosyalizmin ve ideolojisinin bir uygarlık haline gelemediğini söylüyor.
Doğru söylüyor ancak bilmediği bir şey var sosyalizm uygarlaşmayı kurgulamaz.Uygarlık meta üretimidir.Meta üretimi artıdeğer sömürüsü demektir.Marks şöyle der “Büyük bir toplumsal devrim,burjuva çağının sonuçlarına,dünya pazarına ve üretici güçlere egemen duruma gelince ve en ileri toplulukların ortak denetimine bağımlı kılıncadır ki insanoğlunun ilerleyişi,yaşam suyunu yalnızca boğazlanmış insanların kafatasından içen o korkunç
Putatapıcınınkine benzemekten çıkacaktır”.Marks bunu ingiliz uygarlığının Hindistanda
Yaptıklarının üzerine söylüyor.Bugün yeni uygarlıkların oluşabilme zemini de ortadan kalkmıştır.Var olan uygarlıklarda ya komünizme yada barbarizme dönüşecektir.Uygarlık emek yoğun teknolojili üretim biçiminin üzerine kurguludur. İktidar olmayı hedefleyenlerde olası iktidarlarında uygar olamaz.Barbarizm yolunda olacaklardır.Anlatmaya çalıştığım uygarlıklar tarih olma sürecindedir.Bilgi yoğun teknolojili üretim biçiminde bu durum nesneldir.

Sosyalist ülkeler kendi toplumlarıyla ters düşmüştür.Doğru bir saptama ancak nedenleri işçi sınıfının iktidar olmasında değil,(zaten işçisınıfı adına bürokrasi iktidar olmuştur.)yeterince gelişkin ve egemen olamayışında aramak gereklidir.Toplumun sınıflara bölünmesi iradi bir vakıa değildir.Üretim biçiminin açığa çıkarımıdır.Sözünü ettiği eski çağ uygarlıklarında da toplumlar köleler ve efendileri olarak sınıflandırılmışlardır.Bugün ağırlıklı olarak var olan bilgi yoğun teknolojili üretim biçimide sınıfsızlaşmanın önünü açmaktadır.Sınfsızlaşmaya doğru ilerleyen süreç ya komünizme ya da barbarizme dönüşecektir.Önümüzdeki süreç devletlerin barbarlaşma sürecidir.Toplumlarında kendilerini devletlerden kurtarma sürecidir.

Devrimci zorun abartıldığını söylüyor.Eski sosyalist ülkelerdeki küçük mülk sahiplerine yada çeşitli toplum kesimlerine uygulanan zoru kastediyorsa, onu zaten kimse devrimci zor olarak görmüyor.Devletlerin varlığı zorun ifadesidir.Orduların varlık gerekçesi komşu devletlere düşmanlıktan değil.Bugün devletlerin birbiri ile savaşma gerekçeleri ortadan kalkmıştır.O halde ordular neden tasfiye edilmiyor?Çünkü bütün ordular kendi toplumlarına karşı konuşlanmaktadır.Ordu İstanbul un yüksek binalarını boşuna işaretlemedi.Tüm dünya devletleri için söylüyorum ekonomilerin insan yaşamını felçEtme sürecinde iken toplumlar nasıl kontrol altında tutulacak?Zorun egemen sınıfın karakteri olduğunu söyluyor.Doğru söylüyor İyide bu karakter değiştimi ki bugün.Devletler ortaklaşa katliam yapıyor bugün.Toplumların ateşin önüne atılmalarını önermemeliyiz Devrimci zorun ise nasıl olması gerektiğini şimdi bilemeyebiliriz ama uzlaşmayı kesinlikle reddetmeliyiz.

Sosyalist sistemin demokrasi konusunda kötü bir sınav verdiğini yazıyor.Doğrudur yanlışlarla
dolu olduğu için yolunda ilerliyemedi.Demokratik değil bürokratik sosyalizmde denilebilir. Demokrasi ekonomi ile ilgili konudur.Demorasi eşit hak ve özgürlük demektir.Ekonomisi güçlü ülkeler,maddi güçlerini toplumlarına yansıttılar.Maddi gücün sağladığı olanaklar
bireyleri özgür ve mutlu yapmıştır.Ekonomik gelişme toplumsal gelişmeye yansımıştır.Bu yansımaya gelişmiş demokrasi diyebiliriz.Ancak nedense bu gelişmiş demokrasiler sosyalizme geçiş kapısı olamıyor.Sosyalizm yerine gelişmiş demokrasiyi öneren,Öcalan
ekonomileri kriz yaşayan bu ülkelerin kendi toplumlarına karşı giderek barbarlaşacaklarını da. Görebilmeliydi.Geçtiğimiz yıl İtalya da ,Yunanistan da, Danimarka da, Fransa ve almanya da gösteriler terörle bastırıldı.Bu ekonomiler demokrasiyi taşıyamaz.Toplumlar sürekli aldatılacak sürekli şiddet görecek.Günümüzün demokrasileri dünyanın her yerinde yalandan demokrasi olmak durumundadır.Yalancı demokrasiler sosyalizme geçiş kapısı olamaz Bundan böyle Toplumda Demokrasi beklentisi süregen olacak, sosyalizme geçiş toplumun gündemine bir türlü gelemeyecektir. Demokrasi talebi ya zavallı bir taleptir ya da toplumu aldatan bir taleptir.En iyi demokrasi olmayan demokrasidir yani devletsiz toplum.

Marksizm in sınıflaşmayı zorunlu ilerleme hattı görmesi kapitalizme çok büyük katkılar sunduğunu söylemekte.Katkı sunup sunmadığını bilemem ama kapitalizm sonunu yakınlaştırdığı kesinMarks ın teorileryle işçi sınıfının bütünleşmesinden korkan kapitalizm. bilgi yoğun teknolojiliÜretim biçimine evrilerek kendi sonunuda getirmiştir.İşçi sınıfından
Kurtulma girişimi kapitalizmin başına dert açmıştır.

Marksizm’in devlet konseptinde devletin konumu devrim sonrası tasfiye sürecinin başlangıç sürecidir.Geçmişteki yanlış sosyalizmin Marksizm le bağıtlanmasından vaz geçilmeli.Bütün devletlerde büyüme karakteristiktir.Kriz yaşayan dünya ekonomisi zayıf devletleri taşıyamaz.Bütün devletler alabildiğine güçlü devletler olarak toplum karşısında varolmak zorundalar.Bugünün kapitalist devletleri hepsi güçlü devletlerdir.Marksizm devletli toplumu biçimini aklamaz.

Marksizm’in kapitalizmi ekonomi olarak gördüğünü söylemektedir.Ne demek istiyor belirsiz, ancak ekonomi kapitalizmle birlikte tam anlamıyla yaşam bulmuştur.Ekonomi bilimide kapitalizmle birlikte tarih sahnesine çıkmıştır.Kapitalizmle birlikte tarih sahnesinden ayrılacaktır.Bugünkü postfordist üretim modelinde ekonomi insan yaşamından çekilme sürecindedir.Kapitalizmin ve ekonominin kalıntıları insanlığı birlikte terk edeceklerdir.Yani kapitalizm ekonominin can düşmanı değil kader arkadaşıdır diyebiliriz.Tarihsel materyalizmin insanlığı doğru tarihsel kesitlerle kategorilendiremediğini aslında tarih üç toplum biçimini tanıdığını söylemekte.ilkel klan,sınıflı devlet ve uygarlık, ve de demokratik çokluk toplumu.İlk iki toplum biçimini sonra tartışırız,demokratik çokluk toplumu nedir?nerededir?görmek istiyoruz. Avrupa, Amerika,Çin,Japonya ve Rusya yı kastediyor olabilir.Bugün için dünyaya ağırlığını koyan bu devletlerdir.Bu devletler ve hiç bir devlet demokrat ve çoğulcu olamazlar.Evrensel hukuk dedikleri birleşmiş milletler hukuğu ile katliamlar yapmaktadırlar.Günümüz devletlerini çoğulcu demokratik toplum diye yutturulmak istendiğini anladım eğer değilse örneğini görmek isteriz.Devletler kendi toplumlarını soymak,
aldatmak ve güç göstermekle kurguludur.Demokrasi olağan dönemlerin yönetim biçimidir. Çökerken demokrat olamazlar.Devletlerde demokrasi arayanlar kapitalizme mezhep olurlar.
Ceylan keser

ceylan keser..

ceylan keser.. kimdir..????

ceylan keser..; kişilerin.., sosyalizmin içinde durup durmadığını belirleyen ve karar veren tek mercidir..!!

sizin kendinizi nasıl tanımladığınız önemli değildir.. bu tanımlama temelinde yazdığınız yazıları önce ceylan keser okur ve sonra biletinizi keser..
ya sosyalizm içine yada sosyalizm dışına..
ondan sonra sizin yazılarınızı ele alır.. alır ama kendisinin neyi savunduğuna dönüp bakmaz bile..
yani hem kel hemde foduldur... sosyalizmin ve komünizmin ne olduğuna tencereye önce hangisinin atılacağına da o karar verir.. marksdan önce..!!!!

""sosyalizm komünizm yolunda bir geçiş dönemidir""" !!!!????
bunu nerden apartdıysa musanın 10 emri hükmüne sokmuş...

birde savcılık özellikleri var. ama tek yetkili dgm savcıları havalarında........
""""geçiş döneminin başarızlığı komünist düşüncenin yanlış olduğu anlamına gelmez...""""
bunu kim iddia ediyor.. sayın öcalanda böyle bir iddia mı var...

komünist düşünce genel bir kavram.. ne marksın nede sayın ceylan keser(marksdan ayrı duran)in düşüncesi tek başına kominist düşünceyi tanımlamaz.. daha bunun bile farkında değil..
komünizmi bir din marksı peygamber kendini de halefi sayıyor...

önce bu kesici hallerini bıraksın sonra yazısını değerlendireyim...

hatta gitsin önce dersine yeniden çalışsın..
"sosyalizmin komünizm yolunda bir geçiş aşaması" olduğunu marksda bulup göstersin..
ararken komünizmin nasıl bir gelişim süreci yaşayacağı konusunda marksın kendi öngörülerini mutlak şeyler gibi sunmadığını da fark etsin..
sonra tekrar konuşma zeminleri olursa konuşuruz..

suat

eleştirinin eleştirisi

Eleştirinin eleştirisi
Yukarıda söylediklerim tartışılmaya da eleştirilmeye de açıktır.Ancak tahammülsüz bir eleştiri ile karşılaştım. Bu tahammülsüz eleştirinin içinde bir kaç soru sormuşsun onları yanıtlıyacağım.

Kişilerin sosyalizmin dışında olup olmadığına benim karar verdiğimi söylüyorsun.Ben yazımda şunu söylüyorum Sozyalizmin teorik sorunları sosyalistleri ilgilendirir.Yani sosyalist düşüncenin yanlışlarını sosyalistler düzeltir.Öcalan’ın yukarıdaki söylemi aynen şöyle, ”sosyalist ideoloji ve sistemin farklı bir uygarlık haline gelmeyi başaramadığı,sozyalizmin emekçilerin ve halkların özgürlük ve eşitlik istemlerini farklı bir uygarlıksal gelişmeye dönüştüremediğini,bu yönlü iddalarına rağmen sonuçta bir devlet kapitalizmden öteye varamadığını ifade etmiştir.Burda sadece uygulayıcılar değil sosyalist ideoloji de itham ediliyor.Sosyalist ideolojiye yanlıştır diyen sozyalizmin içinde olurmu?Devlet kapitalizmi olduğu doğrudur.Burda sosyalistler açısından tartışılması gereken konu, devlet kapitalizmine dönüşmeden komunizme doğru ilerliyebilirmiydi.Şimdi soruyorum olası kürdistan iktidarında meta üretimi olmıyacakmı,ücretli emek olmıyacakmı?Yani kapitalizmin dışındamı olacak.

Geçiş döneminin başarısızlığı komunist düşüncenin yanlış olduğu anlamına gelmez fikri bana ait Öcalan’ın böyle iddası var demedim. Şunu demek istiyorum Öcalan iddia ettiği komunist düşüncedeki yanlışlar, sosyalist uygulamada ki temellendirme ile açıklamaktadır.Tekrar şunu demek istiyorum komunist düşünceyi geçmişteki yanlış sosyalizmle bağıtlamakla doğru saptamalar elde edilmez.

Komunist düşünce: Marks’ın felsefesi Marks’ın çözümlemeleri ve de devrimci eleştirel faaliyeti bağlamında oluşan çerçeve anlamında bir genel kavramdır denilebilir.Dünya kapitalizmi ayakta durmakta zorlanmaktadır,Marks’ın çözümlemeleri kapitalizmi daha da köşeye sıkıştıracaktır.Bu nedenle kapitalistler açısından Marks’ın olmadığı bir dünyaya ihtiyaçları vardır.Tamda bu nedenle komunistler tereddütsüz Marks’ın yanında dururlar.

Sosyalizmin komunizm yolunda bir geçiş dönemi olduğu konusu Gotha Programında şöyle anlatılır”Kapitalist toplum ile komunist toplum arasında,birinden ötekine devrimci dönüşüm yer alır.Buna da bir siyasal geçiş dönemi tekabül ederki burada devlet proleteryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey değildir.” 4. bölüm devletin özgür temeli 8. paragraf.Burda Marx bir geçiş döneminin zorunluluğunu anlatmıştır.Daha sonra aynı yapıtın önsözünde Engels şunları söylemiştir.”Bu yapıtında Marx sosyalist devrim,proleterya diktatörlüğü kapitalizmden komunizme geçiş dönemi,komunist toplumun iki evresi sosyalizmde toplumsal ürünün üretimi ve dağıtımı ve komunizmin belli başlı özellikleri prolterya enternasyonalizmi ve işçi sınıfı partileri gibi bilimsel bilimsel komunizmin belli başlı konularına ilişkin birçok düşünceyi formule etmiştir”.Engels buradaki anlatımında sosyalist devrimi komunizm öncesi bir süreç olarak nitelemiştir.

Marx’ın komunizme geçiş dönemi ile ilişkin söyledikleri öngörü değil geçiş dönemi teorisidir.Teoriler yaşanılan dönemle ilgilidir.Teoriler yaşamdaki değişimlere paralel olarak güncellenmek durumundadır.Burdan Marx’ın teorileri yanlıştır ya da mutlak şeylerdir sonucu çıkmaz.Mesele güncelleme ile ilgilidir.Yani söylediğin gibi ne Marxizm bir din, ne de biz müritleriz.
Ceylan Keser

sayın. ceylan

sayın. ceylan keser...
sürekli aynı şeyler yaşanıyor..
1- kişiyi tanımadan tanımlamak..
2- kşinin anlatımlarındaki içeriğe değil kelimelere takılı kalmak..
3- vs..

ben neyinize tahammülsüzüm..??
varlığınıza mı..?? düşüncelerinize mi..? böyle bir hakım var mı..? beni kendinde bu hakkı gören biri gibi tanımlamak için yeterli verilere sahipmisiniz..

sizin tahammülsüzlük diye tanımladığınız sözlerim ise bu tanımla bağdaşmaz..
ben sizi tanımlıyorum..
* her şeyi tek bilen ve tek doğruluk sınama merci gibi yaklaşıyorsunuz..
* herkes başka siz tek marksistsiniz
* ve sorulanları yanıtlamıyor.. gard alıp saldırıyorsunuz..
marksın geçiş süreci ile ilişkin düşüncesini yanıtlamışsınız.. ama bu sizce sorularıma yanıt olabilir mi..
marksın kominizme geçiş dönemi ile ilgili söyledikleri öngörü değil teori imiş..???? teori nedir.. bir öngörü değilmi.. marks yanmış bitmiş bir sürecimi "teori"leştiriyor..?? öngörü dedik battık!!!

teoriler yaşanılan dönemle ilgilidir diyorsunuz öylemi.. komünizm ve geçiş dönemleri yaşandı o zaman.. yaşanmamış bir olgu ile ilgili teori bir yanı ile öngörüdür.. üstelik bir sistemsel olgu sözkonusu burada.. söylediğiniz iki cümleyi bir karşılaştırın.. lütfen..

arkasından da.. teoriler yaşamdaki değişimlere göre değişir diyorsunuz.. neden değişir acaba..?? öngörülerin temelinde oluşturulan teori yaşananlara uyumsuzluk göstermeye başladığı için olamaz mı..

kısaca boşuna bağırıyorsunuz.. ve bana haksızlık yapıyorsunuz..

sayın öcalan "sosylist ideolojive sistem " demiş bu yüzden.. sayın öcalan komünist sistem ve ideoloji dışında konuşuyor öylemi..?? bu kelimelerin marksistleri ve de leninistleri hatta stalin-troçky-mao...istleri anlattığını görmüyormusunuz.. kelime ile anlam yaratmak işine eleştiri getirince de kızıyorsunuz.. bu aleni demagoji ve haksızlıktır..
momünistler sözü burjuvaya aittir komünarlar için söylenmiştir.. daha marks komünist değilken.. bunları da biliyor olmanız gerekir..
sayın öcalan sizi hesaba katmamış bu kelimeleri böyle ele alacağınızı düşünmemiş hata yapmıştır..

üstelik yazınızda..,
""komünist düşünce:"" deyip üstelik iki nokta üstüste koyup, marksın kuramları olarak niteliyorsunuz.. yani size göre marksı tek tanrı tanıyanlar komünist tabiki kitaplarını da tek doğru deyince niye beni tahammülsüzlükle itham ediyorsunuz o zaman..

demekki haklıyım.. siz..; önce komünizmin sadece markstan mütevellit olduğu noktasında netleşin..

amacım çatışma ve saygısızlık değildir.. var olanı belirtim o kadar..

suat

Öcalan ve sol

Öcalan ve Sol
Sayın suat tartışma dilinizi değiştirdiğiniz için teşekkür ederim.Benim de amacım çatışma ve saygısızlık değildir.Ben de birşeyler anlatmaya çalışıyorum.

A.Öcalan sosyalizm ve Marksizm’in yanlışlarını anlatmış.Bu yanlışları anlatırken kendisini sosyalist olarak tanımlamamış.Hem Marksizm’in dışında duran hem de Marxizm’i eleştiren bir çok akım var,şöyle örnekliyebiliriz.Anarşistler,neo liberal solcular,latin amerika solu (Hugo chavez çizgisi) özgürlükçü sosyalizm akımı(ufuk uras ve çevresi)şimdi aklıma gelen bunlar.

A.Öcalan bir ulusun lideri kendi toplumuna bir şeyler önerecektir.Hatta önermektedir de ortak vatan demokratik cumhuriyet projesiBu projelerde doğrudan Marxist’leri ilgilendirmez.Benim ilgilendiğim konu marxçı düşüncenin yanlış anlaşılmasının önüne geçilmesi.Orneğin Öcalan sosyalizm devleti güçlü yapar diyor.Neye dayanarak diyor.Geçmiş sosyalıst ülkelere,iyi de bu yanlış anlaşılma, kendiside diyor o ülkeler devlet kapitalizmiydi diye .Marxizm’de sosyalizm anlayışı devletin tasfiye sürecinin başlangıcı sürecidir.Asıl kapitalizm devletleri güçlü yapar.
Ekonomik darboğaz yaşayan kapitalizm devletleri asalaklaşmalarına rağmen küçültebilyormu

Marks sonrası marxçı düşüncenin yanlış mecralara taşınmıştır.Örneklersek birinci.paylaşım savaşı öncesi,2. enternasyonalciler içerisinden yarısına yakın kısmı emperyalizmi onaylamıştır.Kautsky ve çevresi Almanya’da iktidar olmuş 1.dünya savaşına imza atmıştır.
Ayni zamanda da komunistleri öldürtmüştür.Bütün bunlar Marxizm adına yapılmıştır.Hele sovyetler birliğinde olanlar tam bir ucube bürokratik sosyalizm.

Marxçı düşünce bu yanlış anlaşılmalaran dolayı çok zarar görmüştür. O nedenle eleştiri nereden gelirse gelsin biz marxçı düşüncenin doğrusunu anlatmaya çalışacağız.

ceylan keser'e yanıt

sayın ceylan keser..
tartışma dilimde sizi rahatsız edici şeyler olur ise.. beni o noktada uyarmanız yeterlidir.. haklılığım olsa dahi bir başka ifade şekline dönebilirim.. önemli olan doğru anlamak ve doğru anlaşılmaktır.. ne ikna etmek nede ben haklıyım gibi bir patent alma uğraşım olmaz..
öncelikle bir noktayı netleştireyim..
sizin algılarınız elbette ilk veridir ama karşınızdakinin ben öyle değilim demesini de dikkate almak zorundasınız..

sayın öcalan ve benzer düşünce zeminine sahip kişiler eleştirilerini sunarken genel olarak sosyalistler.. türkiye solu marksistler m-l ler vs. gibi tanımlar kullanır.. aslına bakıldığında içinde eksiklikler barındırmaya müsait argümanlardır.. bildiğiniz gibi ortak dil sorunu her zaman vardır..

* türkiye solu sözünü bende kullanırım.. ama bende türkiye solu içindeyim.. yine bu ülke bazında sol söylemi bir yanı ile ulusalcılığı barındırmaktadır.. bu söylemin kalkması gerekir ama hitap ettiğiniz çevre böyle algılıyabildiği için zorunlu kullanıyorsunuz yine kürt solu söylemi de ayırt etmek için zorunlu kullanılan bir ifade ama bence buda yanlış. ulusalcılık sorunu soldan silinene kadar sanırım bu böyle devam edecektir..
* sosyalistler söylemide genel olarak marksistleri ifade eder.. buda yanlış anlaşılıyor.. ve bende kullanırken m-l leri ifade ediyorum.. sanırım değişmesi gerekir..
* markssizm eleştirilirken marks ayrı ardılları ayrı ele alınmalıdır..hatta engels bile ayrıştırılmalıdır.. sayın öcalan genel olaram toptan eleştirilerini yaparken marksizm terimini kullanıyor.. ama bu demek değildir ki.. marks ile ardılları birebir aynıdır.. marksın (eleştirilen)tezleri temelinde yükselenler de vardır bu anlamda ortak terim ile ifade ediliyor..
* nasılki artık komünistler sosyal demokrat veya sosyal demokrasi terimleri kullanamıyor(nedenlerini biliyorsunuz) ise.. ilerde sosyalist vs. gibi terimlerde kullanılamayacak..
komünizm ve komünistler teriminin geneli kapsadığını daha "marksistlere" anlatamıyoruz.. ben bir çok tartışmada komünist olarak diye başladığımda ilk gelen eleştiri marksizmi çarpıtıyorsun marksizm ile alakan yok eleştirileri ile boğuşuyorum.. oysa marksist olmadığımı zaten belirtiyorum..

sizin sayın öcalan ile ilgili algınız gibi.. yada orak-çekiç in flamadan çıkartılması olayı gibi.. reel sosyalizm olarak adlandırılan m-l anlamında bir kopuştur bu ama bunu sosyalizmden vs.. uzaklaşmak anlamında tartışıyoruz..

sayın öcalan marksizmi yanlış algılıyor olabilir ve bu anlamda yanlış eleştiriye tabi tutuyor da olabilir.. bunu verilerle sunarsınız.. yararlıdır.. ama hala ısrarla sosyalist olmadığı söylemeniz manidardır..

ortak vatan söylemi konjoktürel bir olgudur.. vatan kavramı sayın öcalanda olsa idi kürdistan ulus-devleti formatında devam ederdi.. demokratik cumhuriyet ise.. marksistlerin deyimi ile devletin demokratikleşmesini zorlamaktır.. bunun marksistleri ilgilendirmediğini söylemeniz de manidardır.. bu noktada bir çuval alıntıyı marks vs. lenin de dahil burada sunmama gerek varmıdır..

sosyalizm devleti güçlü yapar da demiyor yaptı diyor yani kapitalizme yaradı diyor.. buradaki sosyalizm bir sistem değil kuram anlamında kullanılan bir terimdir bunu es geçmeyin lütfen..
çarlık rusyası osmanlıdan bir adım ilerde gelişmemiş bir kapitalist ülke..1917-23 iç-savaşı da çıkartırsak.. 1945 lere geldiğinde hızlı bir aşama gösterdi.. savaşın korkunç yıkımı(insan-üretim) sonrasında hızla gelişti ve küresel anlamda "süper" ülkelerden biri oldu..
ne anlamda..
sanayi-teknoloji.. ya sonra.. 40 sene bile geçmeden şimdide gelişmiş bir kapitalist-emperyalist ülke..
çarlık rusya olarak kalsa idi bu kadar hızlı ve gelişkin bir süreç yaşarmıydı.. demekki teorik zemin kapitalizme yaramış yoksa olayları kişilerle mi açıklayacağız.. böylemi oldu..
devlet elinde toplanan toplumsal-mülkiyet ve toplumsal-yetkiyi devlete ve dolayısı ile kapitalizme yaramıştır..

bırakalım toplumu.., özgürlük sunulan ezilen halklar da dahil işçi sınıfından bile tek direniş oldu mu..
sscb yi kimse yıkmadı.. varacağı yere vardı o kadar..
hatta tamamen onun karşısında durduğunu ve "doğru yolda" olduğunu iddia edenler bile onu yanlız bırakmadı birlikte çöktüler..
bunun çok daha farklı ve köklü nedenleri olduğunu söylemek bu anlamda işe temelden marks dan başlamak gerekir..

sayın öcalan da böyle yapıyor.. ve bu noktada ne tek ne de ilk kişidir..
sorgulamalarda hatalı yanlar da vardır mutlaka bu zamanla netleşir..ama özgür-sağlıklı bir tartışma ortamının olması gerekir..
siz bile marksı eleştirmesi temelinde sosyalist değildir diye kendinizi iknaya çalışıyorsunuz..

son parağrafınızda bunu görüyorum.. sanki günah marksın ölümünden sonra başladı.. yani kabahat adem de değil havva daydı...kaburga kemiğinden yapılan nesne yanlış imal edildi..

emperyalizm marksda yoktu bu zaten marksın ciddi bir eksikliğidir.. mülkiyetçi sistem ulusal sınırlarda kalamayacak küreselleşecekti.. marksın hindistan söylemi budur.. napolyonun avrupa huruç(yayılma akın) harekatı da budur.. marks işin sistem iç yasaları ile uğraştı bu yayılmaları kapitalist modernitenin tarihsel zorunlu gelişimleri olarak gördü.. kautky de bunu devam ettirdi lenin ise bundan ekmek çıkarttı..
marks ..; kapitalizmin "ulusal" alanlarla sınırlı egemenlik kurmasını..,.. yani aslında sanayi ve özünde mali-sermayenin giderek egemenlik kurmasını ilericilik-devrimcilik olarak saymadımı .. kautky bu sürecin küresel yayılmasını açıkladı ve onayladı nerede karşıtlık var..
lenin buna itiraz etmedi sadece bu işi artık proleterya yapacaktır dedi.. yani "kapitalist moderniteyi"(sanayi-teknoloji) proleterya tamamlayacak dedi.. o kadar..

bir tezin temelinde işçi sınıfı ile burjuvaziyi iki temel sınıf olarak sınırlarsan aradaki sınıfsal katmanların bunlar içinde eriyeceğini de kabul etmek zorundasın "gelişme" böyle olur.. yani giderek toplum..; burjuvazi ve proleterya olarak iki ana katmana ayrılır.. burjuvaziye hizmet sektörü ordu, bürokrasi vs. alanlarıise aynı zamanda fabrikalarda böyledir hizmettir..
yani..; işçi sınıfı geliştikçe kaçınılmaz olarak burjuvazide gelişir güçlenir palazlanır.. ne kadar çok maraba o kadar güçlü ağa demektir..
ben marksın hindistan analizini bu anlamda örnekledim ve geri uluslar tanımlarını da..ekleyeyim..
antik çağda savaşın önemli fenomenleri köylülük olan hoplit lerdir.. hem militarist hem de üretim anlamında..

kısaca lenin bu işlerdeki açmazı gördü ama eleştirmedi.. pd yi devlet ile birleştirdi.. devleti güçlendirdi. hoş.. bunu çözüm için yaptı ama yanlışdı..
anlatılanlar bunlardır..

siz hala marks hiç "hatasızdı" diye yaklaşıyorsunuz.. yada bana söyleyin nerede eksiklikleri vardı..

dostlukla

suat

Öcalan ve sol tartışması

Yine Öcalan ve Sol
Sayın suat sizinle tartışmamız uzayacak gibi.Siz Öcalan’ın sosyalist olmadığını ısrarla söylemek istediğimi anlamlı buluyorsunuz. Daha doğrusu bu yaklaşımım da art niyet olabileceğini ima ediyorsunuz.Siyaset gerçekler üzerinde yapılmalıdır,niyetler üzerinden değil.A. Öcalan’ın Marksizm ile ilgili fikirlerini yansıtan yazı baştan sona sosyalizmin ve Marksizm in “yanlışlığını” anlatmaktadır.Buna rağmen Öcalan’ı sosyalist görmek istiyorsan senin bileceğin bir şey.Marksizm’in dışında bir çok sosyalist akım var, onların içinde ya da yanında görebilirsin.Geçmişin sosyalizmi yanlışlarla dolu olmasına rağmen kapitalizmden bin defa daha iyiydi.Ama Öcalan o sosyalizmi faşizm olarak görüyor.

Öcalan’ın demokratik cumhuriyet stratejisi Marksist’leri tabi ki doğrudan ilgilendirmez.Bu strateji devlete ortak olmak devleti demokratlaştırma stratejisidir.Böyle bir stratejiyi marksist’lerin desteklemesi gerektiğini,bununla ilgili Markist düşünce de bir çuval destekleyen döküman bulabileceğini söylüyorsun.Daha önce de söyledim Marks’ın teorileri kuran ayetleri değil ki, koşullarla beraber o da haraket halindedir.Şimdi söylüyelim dünyanın hiç bir devleti demokratlaşma trendin de olamaz.Sen devlet kursan senin kuracağın devlette demokratlaşamaz.

Demokrasi ekonomi ile ilgilidir.Ülkeler ekonomisi tarih olmuştur.Ekonomi küreseldir. Bilgi yoğun teknolojili üretim dünyada ağırlıktadır ve eğilim de ondan yanadır.Bu üretim tarzı artı değer miktarlarında azalmalara neden olmaktadır.Artı değerlerin azalması ekonomilerin erimelerine neden olmaktadır.Eriyen ekonomiler devletleri taşıyamaz.Bu gün var olan ya da olabilcek olan bütün devletler asalak olmak durumundadır.Komunistler yeni asalak üretecek oluşumlara ortak olmazlar.

O nedenle demokratik cumhuriyet ya da ortak vatan projeleri komunistlerin ilgi alanında değildir.Komunistlerin ilgi alanında büyük toplumsal devrim “dünya komunist devrimi” vardır. Zor olabilir ama maddi zemini vardır.Olması gereken odur.Demokratik cumhuriyet kolay gibi görünür ama gerçekle iştigal değildir. Maddi zemini yoktur.Toplumları ezenler nasıl sorumluysa toplumları yanlış mecralara taşıyanlarda toplumlar karşısında sorumludur Biz böyle bir sorumluluk almayız.

Marks’ın emperyalizm konusunda birşey söylemediğini söylüyorsunuz.İyi de onun zamanında emperyalizm olgusu yoktu ki olmuyan şey hakkında konuşsun.Şimdi dersin komunizm de yoktu onun hakkında konuşuyordu ya.O farklı bir şey o komunizmi insanlığın kurtuluş projesi olarak görüyordu.Emperyalizmse o dönem tıkanan kapitalizm için bir açılımdır.Marks sonrası oluştu onun yaşadığı dönem kapitalizmin yükselme dönemiydi.Tıkanma 19.yy sonlarındaydı.
Koşulları olduğu süreçte kapitalizm kendisine çıkış yolu bulabilir.Emperyalizmin hikayesi de böyle.Kapitalizm de 20 yy da yoluna emperyalizmle devam etmiştir.

Yine bir yanlış anlaşılma,Marks’ı ulusal alanlarda sanayi ya da mali sermaye egemenliğini ilericilik ya da devrimcilik olarak nitelendirdi dersek yine yanlış söylemiş oluruz.Burjuvaziyi devrimci olarak gördü, kimle kıyasladı feodalizmle.Yine makineleşme sürecini işçi sınıfının kırılmasına rağmen ilerici bir süreç olarak gördü.Neden makineli üretim makinesiz üretime göre ileridir de ondan.Burdan şu sonuç çıkmaz Marks kapitalizm için ilericidir devimcidir gibi yaftalar kullanmıştır.Marks sermayeyi devrimci olarak nitelemiştir diyebilirmiyiz?Şimdilik bunları söylüyeyim selamlar.

sayın ceylan keser.. sayın

sayın ceylan keser..
sayın öcalanın sosyalist olmadığını söylemenizi manidar bulmama gelince..;
iki şey var..
* ya sayın öcalanı hiç okumadınız.. yazılarını kendi algıları altında sunanlardan okudunuz..
* yada bilinçli saptırıyorsunuz..
manidarlık bu iki olguyu işaret ediyor..

1- hala aynı şeyi yapıyorsunuz.. sayın öcalan marksizmi ve .. evet... ve de sosyalizmi eleştiriyormuş...
yine anlaşılıyor ki..buradaki marksizm sözü başlı başına her şey demek oluyor.. yani marksı ve kendini marksın ardılı görenler..siz zaten iki olguyu ayırmıyorsunuz..üstelik ayırmak gerekir dediğiniz halde ikincisi ek(sosyalizm)ise bir demagojidir.. sosyalizm ile marksizm özdeş değildir ve sayın öcalanın bahsettiği de marksistlerin sosyalizmidir.. ve sayın öcalanın faşizm olarak ironik örneklediği ise reel sosyalizm uygulamalarıdır.. burada da demagoji yapıyorsunuz..

2- bir sosyal-şövensiniz.. sömürge aydını tepkileriniz var .. en iyisini biz biliriz sosyalizm tarihi biziz.. bir gundi bize ne verebilir.. mantığı var... tüm sosyalizm tarihi size ait ve sizden sorulur..eleştirilecekse siz sahiplenilecek ise "nerelerine" siz karar verirsiniz...

bunları da ispatlayayım..
* ""geçmişin sosyalizmi eksiklikleri olsa da kapitalizmden bin kat iyi """imiş..!!!! böylece sayın öcalan kapitalizmi övmüş oluyor..!!! demeden dediniz..

bu sözü söyleyen kapitalizme.., TARİHSEL "ilericilik" "devrimcilik" misyonu yükleyen bir kuramın ardılları... olmasa ne ise.. oysa..; sayın öcalan kapitalizmi 5.000 yıllık mülkiyetçi sistemin başlangıcından itibaren giderek vahşileşen yayılan bir sömürü sisteminin günümüze gelinen aşaması olarak görmektedir..
dediğim gibi ya okumuyorsunuz yada demagoji yapıyorsunuz..

eleştiri sistematiğiniz de yok..
devletin demokratikleştirilmesi ile ortak olmayı karıştırıyorsunuz.. devlet ile iktidarı karıştıran marks ve marksistler gibi..
öncelikle belirteyim.. devlete ortak olma diye ele aldığınız şey nedir.. marksist kurama göre bir sınıf olmanız gerekir ki ortak olasınız.. iktidara ortak olmak da ayrıdır.. devlet organizasyonunun ifadesi olan sisteme ortak olmak..da..

kürtlerin ortaklığı söz konusu olabilir bu ulus-devlet dışı bir tanımdır.. ama sizin değiminizle sınıfsal olarak bir yanı ile ortak olabilirsin..ki.. zaten kürt sermayesi ortaktır sadece ulusal anlamda tescil edilmemiştir.. kürt burjuvazisi de ben de kürdüm deme olanağı bulacak diye bu halkın varlığının kabulünü istemek sizce yanlışmıdır.. ulus-devlet paradıgması ve işleyişi yıkılacak diye bir rahatsızlığınız mı var..
kürt ezilen katmanları zaten ortak olamaz.. ama iktidarın karşısında kendi öz-yönetsel organlarını yaratabilir bu söyleniyor ve de..yapılıyor zaten 400 ü aşkın tutuklamalar buradandır..

devlet ve iktidar biçimi marksizmde bir araçtır ve onu hemen yadsımaz.. pd ile kullanmayı yeğler..
devlet demokratikleşmez söylemi luzumsuz ve anlamsız bir söylem.. tarih boyunca..; devletin baskı ve denetimlerinin artması ve azalması mücadeleleri ile ilgili bir şey okumadınız mı..??
sayın öcalan ve bu çizigi içinde olanların devlet kurmak gibi bir hedefi yok .. sizdemi aslında saklıyor diyenlerdensiniz..

elbette her şey ekonomidir.. aspirin bile.. kanı sulandırır akışkanlık sağlar.. sayın öcalan tarafından..bu mantık eleştiriliyor zaten.. canlının yaşamını idame için üretmesini tüketmesini ekonomi olarak görmek doğrudur ama toplumsal organizasyonları kültürleri iktidar mücadelelerini vs. her şeyin sadece buna bağlı ele alınması sadece bu temelde irdelenmesi de ekonomizmdir..

marks ve emperyalizm bölümünde ne dediğinizin sizde farkındasınız....

onun döneminde yokmuş..
bunu demeniz gayet normal emperyalizmi "tıkanan"kapitalizmin..bir açılımı olarak görürseniz böyle olur.. marksı okuyun...
hindistan üzerine analizlerinde kapitalizmin bu yayılmasını ve egemenliğini üretici güçlerin önünü açan bir olgu olarak görür(elbette sömürüyü de eleştirir ama..)yani üretici güçlerin-üretim ilişkilerinin eski yapıdan yeniye(ilerici) dönüştürülmesidir.. bu leninde de vardır..
her şeyden önce napolyon avrupa huruç harekatı nedir..kapitalizmi ve burjuva ilkeleri yaymak değil mi.. emperyalizm zaten yanlış analiz edildi salt el koyma ve sömürgecilik olarak analiz edildi.. oysa zaten sömürgecilik de vardı.. burada kapitalizmin küresel sistemsel yayılımı es geçildi.. direk yada dolaylı onaylandı.. sizin "sosyalizm" anlayışınız budur..
tarihin nesnel kaçınılmaz ilerlemesi üretici güçler olarak sunulur ise.. makinalaşmak-teknoloji de ilericilik olarak görülür bunu yapan burjuva demek ne demek oluyor.. burjuva sadece fabrika kurup ücretli köle yaratıyor.. ve buna uygun sistemsel düzen kuruyor..bu mu ilerici yanı..
fodliteye bakacakmışım...
komünal yapıyı yıkan köleci-feodal sistem de ilericidir.. (demekki komünal yapı gerici..) topraklar elde ediyor yeni tarım alanları ve bunları koruyacak düzen yaratıyor.. bu arada köle kanı ile dünyanın 7 harikasını da yaratıyor..
yaşamda işçinin çoğalmasını ilericilik olarak gören bir mantık bu kadar sosyalist olur zaten.. kapitalizme hizmetten başka bir şey istese de yapamaz..

kısaca siz komünist değilsiniz.. kapitalist modernitenin dolaylı yürütücüsü ve ortak olma hırsı ile yanan bir kesimisiniz..
bu yüzden "gundi" lerin açılımlarına yaptıklarına karşısınız..
az da olsa özgür bir gundi size göre her yanı ile burjuvaya bağlı işçiden gericidir.. üstelik bunu işçi değilken söylüyorsunuz ve onun adına işe el koyuyorsunuz.. reel "sosyalizmler" gibi sizden olsa olsa danton-robespiyer- yani jakoben olur.. zaten övülür de..

suat

Öcalan ve sol

Sayın Ceylan,Suat'la olan tartışmanızda bilimsel sosyalizmin ne olduğu ne olamayacağını bu kadar güzel net açıklamanızdan dolayı kutlarım.
Karl Marx'ın eserlerinde emperyalizmi aramak ancak ve ancak skolastik(kitapçıl)mantığa sahip kişiliği gösterir.Öcalanın kişiliğinde Suat'ın yanılsamaları kaçınılmaz sonuçtur.İşçi sınıfını gözardı eden her sol hareket sol sapmanın içinde olduğunu bilmeden gerçek sosyalist olduklarını tezini ortaya atarlar.Ne yazık ki taraftar da bulurlar.Günümüzde bunlardan çok miktarda mevcuttur.Herşeyi ben biliyorum ve ben yaparım kişiliğinde olan Öcalan'ı nasıl yorumlanabilceğini gösterdiğin için sağol.

hoş geldin sayın!!

hoş geldin sayın!! cengiz..
gelirken heybene eşitlik-adalet-doğruluk ne ise onu koyup onu eleştirmek-muhatabınla ilgisi olmayan iddalarda bulunmamak- gerekesiz anlamsız ithamları savurmamak gibi etik değerleri doldurup da gelsydin barii..!!!!!!!!

benim marks da ne aradığımı sen benden daha iyi biliyorsun maşallah..
emperyalizmi marks da arayan lenin ve kautsky dir ben değil.. bulamadıkları için de kendilerince bir şeyler yaratmışlardır..

onlar aramak zorundaydılar çünkü gerçek işçi sınıfı bilimi marks ile başlar .. sözlerime dikkat et gerçek İŞÇİ SINIFI bilimi diyorum..

sen ne diyorsun peki...

""işçi sınıfını gözardı eden her sol hareket ... gerçek sosyalist oldukları tezini ortaya atarlar."""

burayı "psıkanaliz" yöntemi ile analiz edelim...
işçi sınıfı bir tezdir.. her şeyi bunun temelinde ele almak da kuramın temelidir..
şimdi sana da ben.. sosyalizm kuramlarını tümden....""Karl Marx'ın eserlerinde ...("işçi sınıfı" bilimi)... aramak ancak ve ancak skolastik(kitapçıl)mantığa sahip kişiliği gösterir""
desem yanlış mı söylemiş olurum...

senin tanrın marks kitabı ise kapital değil mi.. neden kıvırıyor ve bu özelliğini başkasına yüklüyorsun..

üstelik bahsettiğim gibi de muhatabının ne dediği de önemli değil.. senin onun adına uydurduğun geçerli..

sınıf tanımlamalarına itiraz eden yok.. ayrıca marks bile belirtir bu sadece ona ait değil ve sadece o bulmuş da değildir..
itiraz bu analitik tanımlamalara değildir.. bunu iki sınıf ile daraltan anlayışadır.. lütfen biraz dürüst olurmusun..

ve de terbiyeli....
""Günümüzde bunlardan çok miktarda mevcuttur.Herşeyi ben biliyorum ve ben yaparım kişiliğinde olan Öcalan'ı """
burada kendini anlatıyor iken sayın öcalana bu karakteri yüklemen hem terbiyesizlik hemde şöven bir histerinin yani üstün insan anlayışının bir görüntüsüdür..

sayın öcalan her şeyi ben bilirim demiyor.. sürekli kendini eleştirerek yürüyor.. başlangıcından itibaren var olan zeminlerini kensini söylüyor ve eleştiriyor.. yeni şkillenmesini de önemsiyor..

ağzın pis kalbin fesat.. sen iflah olmaz bir sosyal-şövensin..
sana tavsiyem..
bir kasap dükkanının arka behçesinde dolaş aradıklarını orada bulabilirsin ancak..

bak işine..