Radikal demokrasi için ihtiyaç farkındalığı

Çatı Partisi Girişimi'nin düzenlediği 'Demokrasi İçin Birlik Konferansı', 20-21 Aralık 2008 toplantısı ile kıyaslandığında daha olgun bir noktaya gelindiğini gösteriyor. Elbette temsil ve genişleme açısından ciddi bir ilerleme sağlanamamış olsa da zihinsel açıdan önemli bir mesafe alındığı görülmektedir.

Demokrasi kelimesinin sıradanlaşmış bir kavram haline geldiği bir ülkede salt bu kavram etrafında buluşmanın elbette zorlukları da söz konusu, kolaylıkları da. Ancak benim bu yazıda daha çok altını çizmek istediğim nokta, demokrasi talebinde bulunan çevrelerin bir birine yönelik güvensizlikleridir.

Kendiniz dışında kimsenin demokrasi perspektifini yeterince doğru görmeyebilirsiniz ama demokrasi karşıtı cephenin etkinliği karşısında birlikte hareket etme ihtiyacı hissetmemeniz kabul edilebilir bir durum değildir.

Bir grubun kendisi dışındakilerle birlikte hareket etme ihtiyacı hissetmesi iki zıt psikolojiden beslenebilir. Birisi kendine olan güveni diğeri ise aşırı özgüvensizlik duygusu içerisinde olmasıdır. Bu öz güvensizlik bazen tam tersi tutum alınmasına yani bir araya gelmekten kaçınılmasına neden olabilmektedir.

Türkiye'de demokrasi mücadelesinde liberal, sosyalist ve muhafazakar demokratların farklı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Liberal demokratların kitlesel bir örgütlülükleri bulunmamakla birlikte ciddi bir iç ve dış meşruiyet alanına sahip bulunmaktadırlar. Muhafazakar demokratlar için toplumla kolay buluşmak hem bir avantaj ama aynı zamanda toplumsal korku ve fren mekanizmalarından kolay etkilenmeleri açısından önemli bir dezavantajdır. Sosyalist demokratlar açısından en önemli sıkıntı taleplerinin egemen irade açısından rahatsız ediciliği yanında toplumla iyi bir iletişim dili kuramamış olmalarıdır. Güncel ihtiyacı okumaya direnen dogmatik bir söylemde ısrar hiçbir demokrat gruba avantaj oluşturmamaktadır. Bu konuda en kolay harekat kabiliyetine sahip ve ittifaklara açık grup Kürt demokratlarıdır.

Radikal demokratik değişim talebini en çok canı yananın hissetmesi doğal bir durumdur. Bu durum birlikte hareket etme ihtiyacını da daha fazla hissettirmektedir.

Birlikte hareket etmenin gerektirdiği hukuku inşa etmek elbette güvenin kalıcılaştırılması açısından önemlidir. Taktiksel ittifaklar bu açıdan artık bu psikolojik eşiğin aşılmasına yetmemekte aksine güven bunalımını derinleştirmekte hatta dayanışma arayışını aşındırmaktadır. Burada iki nokta önemlidir. Birincisi, öncelikli soruna yönelik içtenlikli yoğunlaşmadır. Bu konuda barış mücadelesinde ortaya koyulacak performans belirleyici bir anlam ifade etmektedir. İkincisi, mücadeleyi doğrudan halk içinde örgütleyebilmektir. Halkta karşılığı olmayan tartışmalara boğulmadan pratiğe yönelmek bu açıdan anlamlıdır.