Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
10 + 1 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Bir kurşun da yargıdan

A. Hicri İzgören kullanıcısının resmi

Kızıltepe'de polislerin babasıyla birlikte öldürdüğü 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın davasında son karar çıktı. Emniyet 'terörist' dedi, kamuoyu: yargısız infaz. 'Sınırı aşarak adam öldürmek'ten yargılanan 4 polis 'meşru müdafaa'dan beraat etti, Yargıtay da onadı.

'buraya bakın, burada,
bu kara mermerin altında
bir teneffüs daha yaşasaydı,
tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
devlet dersinde öldürülmüştür.'

Tıpkı Ece Ayhan'ın dizeleri gibi...Uğur'u bir kez daha infaz edildi. 12 yaşındaydı. öldürüldüğünde vücudundan yaşından daha fazla kurşun çıktı...Evet, Uğur'un bedenine 13 kurşun az görüldü...Bir kurşun da Yargıtay'dan.

Konunun ilgilileri ve uzmanlarına göre:Hazırlanan Adli Tıp raporlanın katliamı açıkça ortaya sermesine karşın tüm deliler katliamı yapan polisleri aklayacak şekilde okundu ve beraat kararı verildi. Uğur Kaymaz'a ilişkin Adli Tıp raporunda, 'Sırtında 9 kurşun yarası olan bu yaştaki çocuğun ateş açmasının mümkün olmadığı' ibaresine rağmen.

Yargıtay 'pes' dedirten bu kararı ile birkez daha devletin katliamcı zihniyetini ve hukuk anlayışını ortaya koydu. Evlerinin önünde ayaklarında terliklerle, küçük bedeninden neredeyse yaşı kadar kurşun çıkartılan Uğur Kaymaz ve babasının katliamını 'meşru müdafa' diyerek aklayan devlet polislerini salıverdi.

Biz bu filmi defalarca izledik..kimse masal okumasın diyeceksiniz biliyorum... Ar damarı çatlamış yargının da... Tedavisi yoktur, beyin ya da kalp bile nakledilebiliyor ama 'ar damarı'ına müdahale edilemiyor demek...

'Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla

Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa, toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine

o çocuklar büyüyecek o çocuklar
bilmezlikten gelme ahmet abi
umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır' demişti Edip Cansever bir şiirinde... Ama o çocuklar artık büyümüyor, öldürülüyor

'Güçlü bir ışık getirmelerini istedi. ışığı getirdiler ama getirdikleri bu ışık çok zayıftı ve yine bir şey görülmüyordu. öğretmeni Ahmet Tekin tereddütte kalmıştı ve öldürülen bu şahsın kimliği konusunda, emin olmadan kesin bir şey söylemek istemiyordu, daha güçlü bir ışık getirmelerini istedi yeniden; ışığı az sonra getirdiklerinde yerde sırtüstü yatan ölünün yüzüne tuttular. yukarıdan tutmaya çalıştıkları ışığın altında ölünün birdenbire aydınlanan yüzü kanlar içindeydi.
'ama yine de tanıdım,' diye anlatacaktı uğur'un öğretmeni, sonradan: 'bu, komşumuz Ahmet Kaymaz, öbür tarafta yüzükoyun yatan da oğlu Uğur Kaymaz'dır dedim.' ( Orhan Miroğlu'nun hazırlayıp yayınladığı Agora kitaplığından çıkan' Ona Zarfsız Kuşlar Gönderin/Uğur Kaymaz Kitabı'nından.)

***

Ana yüreğini yakanlar, çocukları yetim bırakanlar, sevgiyi karanlıkta boğanlar ne yazık ki kendine hukuk devleti diyen bir yapıda hala aramızda dolaşmaktadırlar. Bazıları ise aklandı ya da ödüllendirildi. Hiç eksik olmadılar.. Derin devlet derin millet ini de oluşturdu.

Gerçekçi olalım...Ey ahali,ey yazan bozan takımı, gazeteciler, köşe yazarları,aydınlar, siyasiler,komutanlar,bilumum ahkamcılar... Sözüm sizlere... Siz; kılıç teninize dokununca mı hukuku ve hukukun üstünlüğünü hatırlarsınız? Vatandaşın canına kasteden, vatandaşlarını katleden devlet görevlileri mahkemelerde peş peşe beraat ederken de hukuku ve hukukun üstünlüğünü hatırlıyor muydunuz? Biraz vicdan, biraz cesaret, biraz dürüstlük..

Evet... Ne zulüm, ne merhamet yalnızca adalet...