Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
2 + 5 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

'Askeri vesayet çözümsüzlüğe dayanıyor'

Veysi Sarısözen kullanıcısının resmi

Çatı Partisi adı altında başlattığımız girişim, her ne kadar başlangıçta kimimizin düşündüğünden farklı bir yönelime girmiş olsa da, sonuçta, bir grup sosyalist parti ve çevreyi DTP ile anlamlı bir işbirliği sürecine yöneltmiş oldu. Ankara'da yapılan toplantı, DTP ile işbirliği sürecinde yeni bir adım atan sosyalist grup, çevre ve bireyler bakımından yeni bir adımdır. Atılan bu adımı, bütün zaaflarına karşın selamlamalıyız.

Bunu yaparken, Çatı Partisi sürecine birlikte adım attığımız demokrat, sol aydınların, EMEP'in ve ÖDP'nin bugün bu Çatı Partisi sürecinden ya tamamen çekildiğini ya da zayıf bir ilişki sürdürdüğü gerçeğini unutmamalıyız. Bu açıdan bugünkü haliyle Çatı Partisi süreci, yalnızca en geniş demokratik güçlerin cephesine doğru bir yönelim olamadığı gibi, sosyalist solun da geniş kesimlerini birleştirmekten uzak kalmıştır.

Bu tabloya bakarak, Çatı Partisi sürecinin bir çıkmaza girdiğini düşünmek yanlış olur. Çatı Partisi bir çıkmaza girmemiştir, fakat makas değiştirmiştir, farklı bir yola koyulmuştur. Yürüyüşüne bir 'demokratik cephe' olarak başlamamıştır. Nisbeten dar bir 'sol işbirliği' adımı olarak başlamıştır. Burada böyle dar bir 'sol işbirliği'nin amaçladığımız demokratik güçlerin cephesine yönelmesi ufkumuzdan silinmiş midir?

Hayır!

Şimdi Ankara'da alınan sonuçlardan hareketle, DTP ile bir kısım sosyalist parti ve çevrenin oluşturduğu bu işbirliğinin demokratik güçlerin cephesini kurma hedefini esnek bir yaklaşımla savunması mümkündür.

Kürt özgürlük hareketinin sözcüleri tarafından defalarca açıklandığı gibi, geçtiğimiz gün Günlük Gazetesi sitesinde yayınlanan Mustafa Sivaslı arkadaşın yazısında da sorun tam bir açıklıkla ortaya konmuştur. Diyarbakır'da toplanan Demokratik Toplum Hareketi Kongresinden sonra düşünülen ve Ankara'da toplanması planlanan Demokratik Cumhuriyet Konferansı, Fırat'ın Batısında demokratik cephe sorununu çözecektir. Şurası açıktır: Çatı Partisi süreci 'en geniş demokratik güçlerin', yani 'muhafazakar liberallerden, sol liberallere ve radikal demokratlara, demokrat Müslümanlara kadar uzanan' güçlerin cephesine dönüşemez, ama, böyle bir cephenin önemli bir bileşeni olarak ona katkıda bulunabilir.Yeter ki, eski alışkanlıklar aşılabilsin, doktriner tartışmalar gerçekliğin yerini almasın.

DTP'yle işbirliği yapan sosyalistlerden bazılarının kimi zaman geniş bir cephe için önerilen 'askeri vesayet rejimine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı çıkan herkesle ortak cephe kurma' görüşüne itirazlarda bulundukları biliniyor. Bu çevreler, itirazlarda bulunurken, cephenin geniş emekçi kitlelere dayanması gerektiğinden söz ediyor. Bunu sağlamak için de, 'emek eksenli' ya da 'sınıfsal' bir politikaya ihtiyaç olduğu anlatılıyor.

En geniş demokratik güçlerin emekçi kitlelerine dayanması elbette zorunludur. Bu olmadan hiçbir cephe hareketi başarıya ulaşamaz. Cephenin böyle geniş emekçi kitlelerine dayanması için 'sınıf eksenli', 'anti kapitalist', 'sınıfsal' bir politikaya ihtiyaç olduğu da çok açıktır. Ama bunlar en geniş demokratik güçlerin cephesinin değil, bugün Çatı Partisi sürecinde DTP ile işbirliği yapan güçlerin işidir. Sosyalistlerin misyonu budur. O nedenle, en geniş demokratik güçlerin cephesi bu sosyalistlerin öncülük edeceği ve günümüzde 'anti tekel' içerik taşıyan sınıf mücadelesi dinamiği sayesinde gerçek bir politik güç olacaktır. Kürt özgürlük hareketi Kürt emekçi kitlelerini örgütlemiştir. O nedenle Demokratik Toplum Hareketi, Kürt coğrafyasında en geniş güçlerin demokratik cephesi olarak inşa edilebilmiştir.
Şimdi Türk sosyalistlerinden beklenen, kendi işlerini yapmaları, emekçi kitlelerini örgütlemeleri olsa gerektir.
Kitleler arasında en keskin sınıf mücadelesine gözünü kırpmadan atılmak, grevlere, gösterilere, her türlü sınıfsal örgütlenmelere öncülük etmek, her gün her dakika emekçi kitleler arasında aralıksız aydınlatma çalışmaları yapmak, onlara kendi programlarını anlatmak, onları sosyalizme kazanmak, ama demokratik güçlerin cephesini örmek için ise, 'askeri vesayete ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı olan herkesle' yan yana gelme yeteneğini ve esnekliğini göstermek, 'ben askeri vesayete ve çözümsüzlüğe karşıyım' diyen tek bir insanı bile dışlamamak Çatı Partisinde DTP'yle işbirliğine giren sosyalist çevrelerin sınıfsal görevleridir diye düşünüyorum. Onlar makas değiştiren Çatı Partisi sürecini, girilen yeni yoldan, ama yine aynı amaca, en geniş demokratik güçlerin cephesi amacına bu politikayla götürme imkanına sahipler.

Sivaslı arkadaş yazısına 'askeri vesayet çözümsüzlüğe dayanıyor' başlığını atarken, gelecekteki değil, ama bugünkü en aktüel politik sorunu biricik doğru formülle dile getirmiş bulunuyor. Bu formül, şu anda askeri vesayet rejimine karşı mücadele yürüten Türk demokratlarını milliyetçi körlükten kurtaracak olan, onları Kürt özgürlük hareketiyle tek cepheye çekecek olan biricik ikna edici ve çürütülmesi mümkün olmayan formüldür. Otuz Generalin ve bütün Kuvvet Komutanlarının, Genel Kurmay Başkanının arkasına dizilerek 'basın toplantısı' yaptığı bir ülkede, eğer mücadele yalnızca 'vesayet'le mücadele olarak sınırlanır, bu vesayetin Kürt sorununda çözümsüzlüğe dayandığı gölgelenirse, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk'ün dediği gibi 'bir vesayet gider, bir başka vesayet gelir'...

'Askeri vesayetin Kürt sorununda çözümsüzlüğe dayandığını düşünen herkes, Kürt özgürlük hareketiyle ortak cepheye...'
Sosyalistler için, Çatı Partisi sürecine katılanlar için, Kürt özgürlük hareketi için aktüel slogan bence böyledir.