Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
9 + 6 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Demokrasi için birlik buluşması

Ayhan Bilgen kullanıcısının resmi

20-21 Aralık toplantısı Çatı Partisi arayışı açısından önemli bir göstergedir. Bu toplantıya kadar geçen sürede yapılan ikili görüşmelerin ne denli etkili olabildiğini söz konusu toplantıda sergilenen tutumlar ortaya koymuştur. Elbette ortak parti gündemi ile yapılan son dönemin ilk yüz yüze toplantısı olması kimi psikolojik gerilimlere zemin oluşturmuştur. Kullanılan dil, bir birini anlama çabaları açısından 27-28 Haziran toplantısında hafife alınmayacak bir mesafe alındığını göstermektedir. Elbette süreç içerisinde beklentileri gerçekleşmediği için eleştirel tutum takınanlar yada fiilen sürecin dışına çekilmeyi tercih edenlerin olmasını doğal karşılamak gerekir. Bu yaklaşım elbette 'gelen gelir' rahatlığı yada keyfiliği içinde hareket etmek anlamına gelmemelidir. Israrla davete dayalı bir tutum içerisinde olmak böyle bir çalışmanın daimi stratejisi olarak kabul edilmelidir.

27-28 Haziran toplantısı sosyalistlerin birliği bağlamında bile olsa önemli bir mesafe alındığının görünür olmasını sağlamıştır. Sosyalistlerin birliğinin sosyalist bir program ve dil ile mi mümkün olabileceği, yoksa bunun bir demokrasi buluşmasına dönüşme potansiyeli ile mi mümkün olacağı zaman içerisinde ortaya çıkacaktır.

Özel temas kurulmalı

Türkiye demokrasi dinamiklerinin acil ve asgari bir demokrasi programında bir araya gelmesinin imkan ve yöntemlerini birlikte değerlendirmek gerekir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki liberal yada muhafazakar demokratlar açısından iktidar olanakları devam ederken böyle bir projeye güçlü katılım göstermeleri sanıldığı yada beklendiği kadar kolay olmayacaktır. İktidar partisini hala muhalefete nazaran ehven gören anlayış, yeni bir alternatif inşa etme iradesi ortaya çıkmadıkça yaygın ve belirleyici tercih olmaya devam edecektir.

Burada her şeye rağmen tercihini yeni ve tutarlı bir demokrasi örgütlenmesinden yana yapabilecek birey yada çevreler yeniden ele alınmalı ve özel bir temas yolu aranmalıdır.

Bir araya gelişin önündeki ikinci önemli engel devam eden güvensizlik ve ön yargılardır. Bu kaygıların tümüyle ve hemen giderilmesi mümkün olmamakla birlikte kimi yöntemler geliştirilerek aşılabilir diye düşünüyorum. Öncelikle şu an bir araya gelmeyi başarmış olanların nasıl bir dille çağrıda bulunuyor olmaları elbette önemlidir. Gerçekten gelmeleri gerektiğine inanan ve bunun mümkün olabileceğini kabul eden bir dil sergilenmesi bu gün olmasa bile mutlaka sonuç doğuracaktır. Doğal olarak bu dilin geliştirilebilmesi için önce böyle bir kabulün gelişmesi gerekir. 'Nasıl olsa o çevreler gelmez' yada 'ne yaparsak yapalım gelmezler' yaklaşımı ne yazık ki hala tümüyle aşılabilmiş değildir. Hiç kimse gelmese bile halk eksenli bir siyaset yapılacaksa bu dilin dikkate alınması gerekir. Buna ihtiyaç olduğunun farkındalığı ortaya konulmalıdır.

İkinci nokta bir araya gelişin formülünün, yol haritasının nasıl şekilleneceği konusudur. Küçük sivil inisiyatifler biçiminde bile olsa kendi arasında buluşarak kimi tartışmaları tükettikten sonra buluşmanın daha kolay olabileceğine inanıyorum. Dahası organik bir iradeye dönüşmese bile böylesi çabaların önemli bir alt yapı oluşturacağı inancındayım. Liberal yada muhafazakar demokrat çevrelerin sosyalistler öncülüğünde bir mücadele zeminine yaklaşımları elbette ayrıca tartışılabilir. Bu konuda Kürt hareketi ve Kürt sorununun önemli avantaj ve açılımları söz konusu olmakla birlikte bunun sivil buluşmadan siyasal örgütlülüğe dönüşme gücü ayrıntıları ile değerlendirilmelidir.

Bu açıdan çatı girişiminin bu günden yarına partileşmek yerine alınan mesafeyi sindirmek, kendi örgütlü tabanına yaymak açısından bir kısım çalışmaları hareket formatında sürdürmesi gerekmektedir. Çok acil bir gelişme durumunda konu yeniden değerlendirilebilir elbette ama bu gün itibarı ile etkin bir demokrasi iradesi ortaya koyacak bir pozisyon henüz oluşturulamamıştır. Bu durum hiçbir zaman oluşamayacağı yada bu çalışmadan vazgeçilmesi gerektiği anlamına gelmez elbette. Siyaset mümkün olanı başarma sanatıdır. Aydın buluşmalarının aynen siyasal yapılanma çabalarına yansımasını beklemek gerçekçi bir tutum değildir. Bu noktada Kürt hareketinin hatta sosyalist hareketlerin siyasete yükledikleri anlamla liberal , muhafazakar hatta sosyal demokrat aydınların siyasete yükledikleri anlam bir birinden oldukça uzaktır. Örgütlü silahlı mücadele yürütmüş hareketler için siyaset, belki çok daha alt taleplerin kolay zeminlerde örgütlenip ifade edilme çabasıdır. Bu arka plana sahip olmayan yada böyle bir hafızanın oluşmadığı çevrelerde ise siyaset sivil çalışmalarla kıyaslanmayacak kadar riskli ve radikal tercih yapmayı gerektiren bir uğraşı konumundadır.

Psikolojik eşiği aşmayı göze alalım

Farklı platformlarda bir araya gelen çevrelerin bir siyasal proje için daha açıkçası parti çalışması için buluşması sanıldığı kadar hızlı ve düz ilerleyen bir süreç olmayacaktır. Bu nedenle alınması gereken mesafe herkes açısından zamana duyulan ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu noktada doğrudan topluma yönelik çalışmaların çok etkili ve hızlandırıcı bir işlev göreceği düşüncesindeyim. Eğer Çatı Koordinasyonu iç tartışmalarını yukarda tüketmek ve sonra yerele gitmek yolunu seçseydi muhtemelen 27-28 Haziran toplantısını yapmak bile mümkün olmayacaktı. Hayatın devam ettiğini ve bu sürece müdahale etme çabaları ile iç içe geçmiş karar süreçlerinin çok daha sağlıklı bir iradeyi ortaya çıkaracağını kimse göz ardı etmemelidir.

Önce teorik kararları alma süreçlerini tamamlayalım sonra pratiği örelim anlayışı gerçekçi olmadığı gibi sağlıklı da değildir. Tartışmaların toplumsal hayatta neye denk geldiği ne kadar anlamlı olduğu konusu her zaman dikkate alınarak tartışmaları sürdürmek gerekir. Bu anlamda teorik tartışma hiçbir zaman bitmeyecektir. Önemli olan tartışmaya doğru bir noktadan başlamaktır. Yanlış bir ön kabule dayanan çıkışlar bu açıdan ölü doğumlara ve zaman tüketmeye mahkumdur.
Kürtleri dışarıda bırakan formülleri daha kolay ve gerçekleştirilebilir bulanlar bu açıdan tartışmaya yanlış yerden başlamıştır. Kürtlerle birlikte gözükmenin toplumsal ikna açısından zorluğu elbette bilinmelidir. Ancak buradan kolay olana kaçmak yerine zor olanın üzerine gitmek gerekmektedir. Zira projenin orijinalliği tam da burada saklıdır. Bu gün bu psikolojik eşiği aşmayı göze alamayanların ülkeyi yönetme konusunda da ortaya koyacakları performans şüpheyle karşılanmaya mahkumdur. Birlikte yaşama projelerinin toplumsal kabule dönüşmesi ancak birlikte çalışabilme becerilerinin sergilenmesi ile söz konusu olabilir.

Bir izlenim yazısının sınırlarını daha fazla zorlamadan ortaya koyma ihtiyacı duyduğum son risk şöhretli isim arama hastalığıdır. Ne yazık ki ezilen ve dışlamaya maruz bırakılan toplumların mutlaka aşmaları gereken bir eşiktir bu konu. Elbette görünen, bilinen isimlerin toplumsal katılımı hızlandıran etkileri göz ardı edilmemelidir ancak çoğu şöhretlerin ödenmiş bedellerle elde edildiği de unutulmamalıdır. Kirlenme ve yıpranmanın bedelini yeni bir çalışmanın bünyesine taşımak aşılması zor bir zaafla birlikte büyümeyi göze almaktır. Çözümü ve çıkışı halkta aramak tanınan simalar konusunda daha seçici olmak bu açıdan anlamlıdır.