Niyetler,imkanlar ve "ben demiştim" trajedisi

Bireysel ilişkilerde de toplumsal sorumluluklarda da en rahatsızlık verici değerlendirme biçimlerinden birisi 'ben demiştim' diye başlayanlardır. Düştükten sonra akıl verenin çok olması misali, 'neden yapılamadığına, başarılı olunamadığına' dair değerlendirmeler bol miktarda yapılır. 'Peki siz yapılması için, başarılı olması için ne yaptınız' diye sorduğunuzda aldığınız cevaptır bu tür uyarıları dikkate alınmaya değer kılan. Eğer muhatabınız bu soru karşısında 'biz mi engel olduk' gibi savunma refleksi ile cevap vermeye başlamışsa aslında hiçbir katkı sunmadığını anlarsınız. Engel olmamayı bile bir lütuf ve marifet gibi tanımlayan psikolojiler, sorunlu yaklaşımların sinyallerini yansıtırlar.

Bireyler gibi sosyal hareketlerde bir konuda istek ve kararlılıklarını, o konuda sergiledikleri yoğunlaşma, fedakarlık ve katkı ile ortaya koyarlar. Bir şeyi çok istiyor gözüküp onun için hiçbir şey yapmamak ya kendini kandırmak yada o konuda arayış ve çabası olanları oyalamaktır.

Elbette insanı aşan zorluklar ve engeller vardır hayat mücadelesinde. Bütün imkanlarınızı kullanıp, enerjinizi sarf ettikten sonra gücünüzün yetmeyeceği, değiştiremeyeceğiniz koşullar olabilir. Bu durumda kendinizi tahrip eden özeleştiri yapmak elbette doğru değildir. Hem daha sonraki süreçlere yapıcı katkı sunmaz hem de mevcut motivasyonu da düşüren etki ortaya çıkarır.

Kürt sorununun çözümünde kimin gücü neye yeter, eldeki imkanlar ne kadar doğru ve etkin kullanılmaktadır ?

Bu soru ile her gün yeniden yüzleşmek, değişen dengeleri, ortaya çıkan ilişkileri, yeni imkanları her gün yeniden masaya yatırmak gerekir. Stratejik planlama elbette uzun soluklu yapılır. Ama bu stratejiye uygun eylemlilikler gelişmiyorsa sorun stratejik planlamanın hedeflerinde değil, o hedefe uygun araçların harekete geçirilememesinde aranmalıdır.

Kürt sorununun çözümünde Çatı Partisi stratejik bir hedef olarak tanımlanmışsa uygulayıcılara düşen görev, bunun gerektirdiği çalışmaları gerçekleştirebilmek için, insan gücünü, ekonomik olanakları, zamanı doğru kullanabilmektir. Bu işe ayıracak vakit, emek, teknik imkanlar yoksa böyle bir çalışmaya ne kadar çok ihtiyaç olduğunu konuşmak bir anlam ifade etmez. Eğer kendinizi ikna için durmadan ihtiyacı tanımlayan tekrarlar yapmıyorsanız geriye başka bir ihtimal kalır. O da dillendirmediğiniz kaygılarınız, endişeleriniz var, bu nedenle ihtiyacı gayet net fark ediyor ama gereğini yapmakta isteksiz davranıyorsunuz demektir.

Elinizdeki imkanları nerelere seferber ediyorsanız en net ikna olduğunuz alan, en önemsediğiniz alan en çok umut bağladığınız alan orasıdır. Çatı partisi çalışmalarında gelinen nokta bazılarında daha şimdiden ‘ben dememiş miydim' nutku çekmeye hazır bir psikoloji ortaya çıkarmış olabilir.

Kimsenin niyetini sorgulamaya gücümüz yetmez. Ancak ortaya koyulan performans niyetle ilgili sorgulamalara da gün geçtikçe kapı aralamaya başlayacaktır.