Demokratik Alevi Derneklerinin Durumu Açısından 2 Temmuz’un Gösterdikleri
Bu yıl 2 Temmuz Sivas, Ankara ve İstanbul yürüyüşleri iki sorunu gözler önüne serdi. Birincisi, sol örgütler bu yürüyüşlerde Alevi-Bektaşi emekçi halkın demokratik istemlerini değil, kendi aralarındaki rekabette güç gösterisini öne çıkarmayı tercih etmişti. Bu tercihlerinin kendilerince haklı gerekçeleri olabilir. Ancak kadrolarını kendi örgüt flamalarının ardına çekince, Alevilerin demokratik derneklerine, tabir yerindeyse, sadece flama-pankart taşımaya yeter sayıda adam kalmıştı.
Bu çarpıcı tablo hem o siyasi örgütlerin Alevilerin sorunlarına bakışını yansıtıyor, hem de demokratik Alevi derneklerinin durumun gösteriyor. Siyasi örgütler, 2 Temmuz gibi kara bir günün yıldönümünde bile Alevi-Bektaşi halkın istemlerine birlik ve dayanışma içinde sahip çıkmayı ikincil önemde bir iş olarak görmüşler.
Siyasi rekabet içinde anlamlı kendi sloganlarını öne çıkarmayı, bu acılı günde Alevi-Bektaşilerin demokratik istemlerini sloganlaştırmaktan daha önemli görmüşlerdi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ortadan kaldırılmasının, ne kadar devrimci bir istem olduğunu kavramamışlardı. Birkaç pankarta yazılmış “Devletin Alevisi Olmayacağız” sloganına karşın, bunun yolunun DİB’nın varlığına açıktan karşı çıkanlarla birlikte yürümek olduğunu görmüyorlardı.
Demokratik Derneklerin Zaafı
Sol siyasi örgütler kadro desteğini geri çekince dernek yönetim kurulunu bile toplayamaz hale gelen demokratik Alevi dernekleri ve onların üst kuruluşları şapkalarını önlerine koyup bir kez daha düşünmelidir. 9 Kasım eylemini Türkiye solu ve Kürt özgürlük hare - keti desteklemişti. Bazı siyasi örgütler kendi flamasını açmıştı. Ama demokratik Alevi derneklerinin kortejine katılım, siyasi grupların flamaları ardında katılımla karşılaştırılamaz derecede büyüktü.
Çok önceden beri dernek üst yönetimlerine yaptığımız öneri, Türkiye’nin en büyük Alevi kenti İstanbul’da iyi örgütlenmiş ve geniş katılımlı bir eylem gerçekleştirilmesiydi. Geçen sayımızda okuduğunuz gibi Demokrasi için Birlik toplantısında ABF’yi temsilen konuşan Kemal Bülbül, önümüzdeki dönemde İstanbul’da bir milyonluk bir yürüyüş ve gösteri yapmaya karar aldıklarını söyledi.
ABF bu kararında ciddiyse 2 Temmuz yürüyüşünün gösterdiği gerçek, böyle bir eylemi gerçekleştirmek için ABF’nin hızla atması gereken adımlar olduğudur. ABF, İstanbul’da tüm Alevi örgütlerinin çalışmalarını bu eyleme yönlendirecek bir çalışma grubunu hızla kurmalıdır. Yoksa 2 Temmuz’un gösterdiği gidişle İstanbul’da eylem hazırlık toplantılarının siyasi gruplarla pazarlık biçimine bürünmesi kaçınılmazdır.
İstemlerin Örgütlenmeyle İlişkisi
Özellikle PSAKD şubeleri, kendi gücüne güvenir gerçek birer Alevi örgütü haline gelemezse bu zaaflar aşılamaz. Bu zaaflar giderilmeden de İstanbul çapında bir etkinlik başarıyla gerçekleştirilemez.
“Alevilerin istemleri” diye dile getirilen ve hatta “Alevi Açılımı-Çalıştayı” çerçevesinde devlet-hükümet önünde gerici; sözde Alevi örgütleriyle pazarlık konusu edilen istemlerin, yani eylem hedeflerinin, derneklerin gerçek birer demokratik Alevi örgütü haline gelmesinde çok önemli rolü vardır.
İstemler konusunda süre giden kafa karışıklığını gidermek çok önemlidir. “Dedelere maaş”, “Diyanette bize de bir yercik” isteyenlerle “Bu devlet yapısı değişmelidir, Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır” isteyenler arasındaki fark örgütlenmede kendini gösterir. Ne istersen ona göre örgütlenirsin. Bir yandan, bugünkü devlet “Kilise Vergisi” gibi bir vergi toplayıp, Alevi derneklerine “hakça” dağıtılsın derken, öte yandan “laiklik-demokrasi” dersen bu kafa karışıklığında dernekler gerçek bir demokratik örgüte dönüşemez.
Böyle kafası karışık bir yönetimin ardına dizilenler ya en az o yönetim kadar kafası karışık olanlardır ya da o örgütlerdeki Alevi- Bektaşilerin kafasını daha da karıştırmak isteyenlerdir. Bunların panzehiri, demokratik derneklerin demokrasi ve laiklik hedeflerini net ve açık biçimde sloganlaştırmaktır. Şu ya da bu nedenle sulandırmadan savunmaktır.
Örgüt İçi Demokrasi ve Örgütlenme
Demokratik derneklerin gerçek birer Alevi örgütü haline getirmenin ikinci ayağı, dernekler içi demokrasiyi geliştirmektir. Son günlerde yaşanan bir olay, iç işleyişte demokrasi yokluğunu bir kez daha gösterdi. ABF’nin internet sitesine göre ABF, 12 Temmuz’da Olağanüstü Genel Kurul yaptı ve Tüzük değiştirdi. “Bunca iş dururken, bu da nereden çıktı?” diye düşünmemek elde değil.
Tüzükte yapılan değişiklikler neymiş? Yeni tüzük henüz internet sitesinde yayınlanmadı, ama habere göre bundan sonra ABF’ye üyelik için başvuracak derneklerin en az yüz üyesi olmalıymış. Bağlı derneklerin Genel Kurula göndereceği delege sayısı da değişmiş. Yeni tüzüğe göre her üye derneğin başkanı ve dört delegesi genel kurula katılacakmış. Üye sayısı 750’den fazlaysa, dernek her 750 üye için bir delege daha yollayacakmış.
Değişen eski tüzükte aynı konuları düzenleyen maddeler nasıldı? ABF’ye üye olacak derneklerden belirli bir üye sayısında olma şartı aranmıyordu. Her üye dernekten genel başkan ve iki delege genel kurula katılıyordu. Üye sayısı bini geçen dernekler, her bin üye için birer delege daha yolluyordu.
Elinizi vicdanınıza koyup şu soruyu yanıtlayın: Eski tüzüğe göre gelecek yıl Mayıs ayında yapılması gereken olağan genel kurulu beklemeden, bu tüzük değişikliği için bir olağanüstü genel kurul toplamak neden gerekli görüldü?
Genel Yönetim Kurulu, bir Tüzük Genel Kurulu toplamayı gerekli gördü diyelim. Üye derneklerin, önlerine çıkan bir genel kurul fırsatında tüzüğün acil olmayan bir iki hükmü dışında konuşacak hiçbir sorunu yok muydu? Yönetim böyle bir tartışmayı istemedi diyelim. Üye derneklerin de mi tartışılacak bir konusu yoktu? ABF tüzüğüne göre her genel kurul, katılanların onda birinin istediği her konuyu gündemine alıp görüşmek zorundadır.
Ne üye derneklerden ne de ABF yönetiminden böyle bir girişim gelmediğine göre ABF’nin, Alevi Açılımı ve Çalıştayı gibi önemli gelişmelerin Alevi-Bektaşi toplumunun gündeminde olduğu ve tozun dumana karıştığı günümüzde genel kurulda tartışacağı ve karara bağlayacağı hiçbir konu yokmuş!
Bu çıkarsama, demokratik derneklerin içinde bulunduğu durumu gösteriyor. ABF’nin tüzük genel kurulu, örgüt içi demokrasiyi geliştirmeyi amaçlamamıştır. Tam tersine, yönetimdeki siyasi grupların ABF’nin gelecek dönem yönetimini şimdiden belirlemeye yönelik manevrasından başka bir şey değildir. Bu yönetim ve orada yer alan siyasi gruplar için tabanın söz ve karar sahibi olması, yani örgüt içi demokrasi, yalnızca boş bir söylemden ibarettir.
Demokrasi Yoksa Demokratik Dernek Olmaz
Yönetimde anti-demokratik yaklaşımın olduğu dernek yapısı Alevi lerin dertlerine derman olmaz, olamaz. Bir derneğin Alevilerin istemlerine sahip çıkabilmesi için önce tabanın söz ve karar sahibi olduğu gerçekten demokratik bir örgüt olmaya yönelmesi gerekir.
Alevi-Bektaşilerin demokratik istemleri net ve açık eylem kılavuzu haline gelmezse ve örgüt içi demokrasi geliştirilmezse giderek daralan uğursuz çember kırılamaz. Demokratik Alevi derneklerinin sadece adında kalan demokrasi biçare bir muskaya dönüşür.
Demokrasi kavgasında Alevilerin karşısında domuz topu gibi birlik olan güçlere karşı muskanın hiçbir faydası yoktur. Kürt açılımının yeniden gündeme geldiği son günlerde hükümet bir şeyi açıkça ortaya koydu: Her şey konuşulabilirmiş, ama hükümet her türlü özerklik istemine karşıymış! Alevi-Bektaşi halkın haklı istemlerine karşı duran güç net ve açık konuşuyor.
Hatırlatalım: Özerlik olmayan yerde demokrasi olmaz! Alevi- Bektaşilerin demokratik dernekleri, hayatın her alanına müdahale eden, ayrıcalıklı ve dokunulmaz merkezi devlet bürokrasisi yerine, seçilmiş ve geri çağrılabilir temsilcilerden oluşan meclislerin yerinden yönetimine dayılı özerkliği savunmazsa demokrasiyi savunduğunu nasıl iddia edebilir?
DİB’nın kaldırılmasını, devletin din işlerinden elini çekmesini savunmazsa laikliği savunduğunu nasıl iddia edebilir?
Kırılması gereken uğursuz çember budur. Bu nedenle istemlerde ve örgütlenmede kafa karışıklığına son vermek gerek. ABF ve bağlı kuruluşlarının demokrasi ve laiklik istemleri netçe tanımlanmalı ve sulandırmadan savunulmalıdır. Derneklerin iç işleyişinde tabanın söz ve karar sahibi olması demek olan demokrasi geliştirilmelidir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

