Üniterlik, militarizm ve Demokrasi İçin Birlik Hareketi-Mustafa Yelkenli

İrticayla eylem planının odak haline geldiği siyasetteki son gelişmelere bakınca Türkiye'nin iki temel sorununun olduğunu görüyoruz. Bu iki sorun başta Kürt sorunu olmak üzere toplumu gerilime sokan bütün sorunların da ana kaynağını oluşturuyor.

Birincisi, Türkiye'nin çok kültürlü, çok dilli, çok dinli ve mezhepli yapısına bir türlü yamanamayan üniter yapısıdır. Doğaldır ki böyle bir sistemi topluma kabul ettirebilmek için, inkar, ciddi anlamda her türlü propaganda için tek yöntem olmakta; bunu gerçekmiş gibi kabul ettirmek için de sürekli yalan üretilmektedir. Yakın geçmiş tarihin olay ve olgularının gerçek yönleri gizlenilmekte; toplumu sistemin zihniyetine göre şekillendirmek için de gizlenilen olaylar çarpıtılarak aktarılmaktadır. Bunun için iki önemli bilinçlendirme-çarpıtma aygıtı olan eğitim kurumları ve medya toplumu maniple ederek zehirlemektedir. Bu sistem, tek tipçi, monolitik ve zihniyet olarak anti demokratik oluşuyla toplumu kutuplaştırmaktan öte çatışmalı bir duruma getirmektedir. Bu zihniyetle yapılanan siyaset anlayışı Kürt-Türk, Alevi-Sünni, laik-dinci karşıtlığını körükleyerek hoşgörüsüz bir ortama toplumu sürüklemiştir. Birbirine tahammül edemeyen farklı düşünce ve yaşam biçimine sahip insanlar giderek hoşgörüden uzaklaşmakta, bilinçli bir şekilde gerilimi artıran unsurlar sahneye çıkmaktadır. En son sokakta namaz kılabilecek kadar dine saygısız; kaba kuvvet sergileyerek milliyetçilik yaptığını sanan serserilerden oluşan, Ergenekon faşist çetesinin potansiyel tetikçiliğini yapmaya soyunan, Kültür Bakanı'nın tabiriyle bir grup yaratık Alperenler, toplumu gererek çatışmalı ortamın zeminini hazırlamaya çalışmaktan geri kalmamaktadır.

Diğeri, askeri vesayet rejiminin giderek siyasal yaşamda bir yarılmaya neden olmasıdır. Özellikle CHP'nin her seferinde militarizmi desteklemesi, askeri vesayetin etkinliğini azaltacak her yasaya şiddetle karşı çıkması bu partinin askerlerle ortaklaştığını, birlikte hareket ettiğini göstermektedir. Her ne kadar partinin adı halk olsa da bu partinin kuruluşundan beri halk düşmanlığı yaptığı, günümüzde de demokratikleşme yönünde atılan her adımın önünü kesmeye çalışması gözden kaçmamaktadır. Özellikle yargı alanında iki başlılığa son veren, demokratikleşme konusunda önemli bir adım olan Ceza Mahkemeleri Kanunu'ndaki son değişikliğe ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptal ettirmeye çalışması CHP'nin demokrasiye düşman konumunu güçlendirmiştir.

Bilindiği gibi askeri vesayeti anayasaya yazdırıp hem ekonomik hem de siyasal anlamda bir güç haline getiren 1961 Anayasası oldu. 12 Eylül cuntası bunu anayasaya daha güçlü bir şekilde yerleştirdi. Ancak son 25 yıl içinde PKK'ye karşı silahlı kuvvetlerin kullanılması militarizmin toplum içinde, askeri vesayetin de siyaset üzerinde güç kazanmasına neden oldu. Böylece hem toplum hem de siyaset içinde Kürt sorununun giderek çözümsüz hale gelmesine, hukukun tamamen amacından uzaklaşmasına, faili meçhul cinayetlerin çoğalmasına, linç eylemlerinin artmasına yol açtı. Hukukun amacının dışında kullanılması, olur olmaz yerde kuvvet komutanlarını ve generalleri arkasına alan Genelkurmay Başkanı'nın muhalif düşünceyi tehdit edip parmak sallaması TSK'nin güvenirliğini, saygınlığını gölgeledi. Bir taraftan CHP, diğer taraftan silahlı kuvvetler ve bunlarla paralel konuma düşen yüksek yargı organlarının evrensel hukuk ilkelerinin dışına çıkıp askeri vesayet rejimini güçlendirecek uydurma kararlar alması toplumda ciddi anlamda güvensizlik yarattı.

Çıkan sonuç: Kemalist devlet paradigması çağın gerisine düşmüş; AB normlarına direnmesiyle gerici bir karakter kazanmıştır. Hem üniter devletin ve bunu besleyen zihniyetin, hem de askeri vesayet rejiminin siyasete doğrudan müdahale etmesi, rejimin başta Kürt sorunu olmak üzere birçok sorunu yıllardan beri çözememesi sistemin iflas etmesine neden olmuştur.

Tıkanan ve iflas eden bu devlet yapılanması üzerine, aydınların, Demokrasi İçin Birlik Hareketi içinde bir an önce üniterlik kavramıyla demokratik cumhuriyeti karşılaştırarak tartışmaya başlamaları, toplum içinde sinerji yaratmaları ve çözüm konusunda toplumu politize etmeleri yönünden önem kazanmaktadır. Ancak bunun için askeri vesayet rejimine zemin hazırlayan her türlü yasal düzenlemeleri tek tek deşifre etmek ve bu tür militarist anti demokratik yasaların iptal edilmesi konusunda kamuoyunda eyleme geçmek Demokrasi İçin Birlik Hareketi'nin toplumla bütünleşmesini getirecektir. Sistemin alternatifi olmak ve umut haline gelmek isteniyorsa...