Alevi Partisi Olmadı, “Alternatif Sol Hareket” Verelim
Bu yazı Sacayak dergisinin 5. Sayısında yayınlanmıştır.
Aydının Şaşkınını, Düşkününü Dedeler, Âşıklar, Sadıklar Yol’a Getirir
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun üst yönetimi, uzun bir süredir ağzında eveleyip-gevelediği, “siyasi parti” kurma fikrini nihayet açıkça ortaya koydu. ABF’nin üst yöneticileri, çeşitli siyasi eğilim, grup ve çevrelerle görüşüp, sol bir parti kurma konusunda kendi önerilerini içeren “Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz” başlıklı bir belge sundu. ABF’nin internet sitesine de bir açıklama koydu. 2007 yılından beri yayınlanmayan bültenin yeni sayısıymış gibi sunulan 23 Temmuz tarihli bu açıklamada, bir siyasi taslak hazırlandığını ve bu taslağın ilk olarak 15 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak bir bir toplantıyla tartışılacağını duyuruldu. Bu taslağı bir hafta içinde basıp dağıtma sözü veren açıklamaya karşın bugüne dek yayınlanmadı. Bu metni, “Demokrasi için Birlik Hareketi” grubuna da verince biz de öğrendik. Açıklamada, alan herkese duyursun demişler. Bu taslağı ibret-i âlem için yayınlıyoruz. Metni bu yazının ardında.
ABF’ye Eleştirimden Rahatsız Olanlara Yanıt
Önce bu gelişmenin bence ne anlama geldiğini söyleyeyim: ABF üst yönetimi bu davranışları ile demokrasiden nasibini almamış dar bir çevre olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda ABF’yi kendi çiftlikleri gibi gördüklerini, kendi üyelerini bile ciddiye almadıklarını gösterdi. Demokratik Alevi-Bektaşi hareketine gönül vermiş Alevileri ise güdülecek bir sürü gibi gördüklerini ortaya koydu.
Bu noktada son yazımlarımda ABF yönetimine yönelttiğim eleştirilere tepki gösteren dostlara bir yanıt vermek gerekiyor.
Okurlar hatırlar, Sacayak’ın önceki sayılarında ABF üst yönetimini iyi yönetilmiyoruz diye eleştirmiştim. Demokratik çalışma için işe yönetim kurulundan başlanması gerektiğini söylemiştim.
Sevdiğimiz bir dost, Adana’dan Rıza Aydın can, benim ABF’ye yönelttiğim bu eleştirilere üzülmüş. Telefon açıp, “Yahu, bundan başka konuşacak, eleştirecek şey mi yok gündemde?” demiş.
Aslında Rıza can üzülmekte haklıdır. Bugün, demokrat, ilerici Alevi-Bek-taşilerin konuşması, tartışması gereken çok şey var. Ve demokratik bir dernek de zaten benim anlattığım gibi çalışmalıdır. Ama Rıza can sorunun özünü atlıyor: Önümüzdeki sorunu aşmak için nereden başlayacağız? Evet, çok tartışmamız gerek. Bu tartışmanın zeminini, platformunu hazırlamak, tartışmanın gündemini belirlemek, tartışmayı kolaylaştırmak, tartışmanın yoldan çıkmasını önleyici önlemleri almak görevi kime düşer? Bu tartışmanın zemini, platformu, yönlendiricisi olması gereken örgüt, ABF’dir.
ABF’nin her üyenin, fikri olan her Alevinin söz söyleyebileceği demokratik tartışma ortamını yaratması zorunludur. Peki, bir buçuk yıldır yönetimde olan bugünkü ABF üst yönetimi demokratik bir tartışmayı örgütlemek için adım atmış mıdır? Hayır! Bu üst yönetim göreve geleli bir buçuk yıl oldu, hala bir yayın politikası oluşmadı. İnternet sitesi hala yerden kalkmış değil. Bilgilendirmeye, eğitime yönelik toplantı, konferans yok. Üst yöneticiler ceme bile katılmıyor.
Demokratik Tartışma Bir Alevi Örgütü İçin Yaşamsaldır
ABF, iç örgütlenmesinde her şeyin rıza ile yapılmasını felsefesinin temeli sayan bu toplumun, en azından hayallerinde yaşattığı cem erkânını, kadın-erkek, genç-yaşlı, talip-dede ayırmadan eşit söz söyleme hakkına dayalı cem kurallarını unutabilir mi? ABF, cemi yürütecek dedenin bile cem erenlerinden rızalık almadan posta oturmadığını unutabilir mi? ABF, eleştiri-özeleşti ve toplumsal yaptırım demek olan görülme-sorulma ile işleyen cemin toplumsal denetim kurallarını yok sayabilir mi?
Bunları uygulamaya koymadığı sürece ABF üst yönetimi elinde ABF adına layık bir Alevi örgütü olma niteliğini bir türlü kazanamıyor. Aynı nedenle ABF bir türlü demokratik bir dernek olma niteliğini de kazanamıyor.
Devrimci örgütlerin çarpık “demir disiplin-kömür disiplin” anlayışı, “örgütün iç işine karışılmaz” yasakçılığı ve hırsları yeteneklerinden önde giden bireylerin saçmalamaya varan dayatmalarıyla birleşerek Alevi Bektaşi demokratik örgütlerinin iç işleyişinde olması gereken demokrasiyi iğdiş ediyor.
Evet, ABF’nin üst yönetimine, yahu yönetim kurulu toplantınızı düzgün-düzenli yapın demek bize de zül geliyor, ama ne yazık ki bu doğru ve söylenmesi zorunlu bir eleştiridir.
ABF Üst Yönetimin Hataları Üst Üste Birikiyor
ABF’nin üst yönetimi bir buçuk yıldır görevde, ama hala örgüt içi demokrasinin en güçlü silah olduğunu kavrayamadı. Evet, ABF içinde gerici-milliyetçi-ırkçı-faşist-cuntacı-kemalist-CHP’li eğilim¬ler üst yönetime meydan okuyor. Ancak bu meydan okumaya verilecek yanıt, ABF üst yönetimini sol bir klik gibi dar ve içine kapalı biçimlerde örgütlemekte, çözümleri anti demokratik tüzük ve delege oyunlarında aramakta değildir.
Tam tersine, bu saldırıyı göğüslemenin tek yolu vardır: Örgüt içi demokrasiyi alabildiğince geliştirmek! ABF’ye saldıranlar, cumhuriyet aydınının halkı küçük gören ve tartışmayı boğan geleneğinden gelenlerdir. Onlar, Alevi-Bektaşiliğin Cem geleneğinin canlanmasından, örgüt içi demokrasiden ve fikirlerin tartışılmasından ölümden korkar gibi korkar. Onların yanlışlarını sergilemenin, Alevi-Bektaşi toplumu içinde tecrit etmenin, gücünü kırmanın tek yolu en geniş katılımlı örgütsel çalışmaları demokratik tartışma, fikir oluşturma ve yayın çabasıyla desteklemektir.
Ama ne görüyoruz? Demokrasi, tartışma, fikir oluşturma denince ABF üst yönetiminin eli ayağı tutuluyor. Örgüt içi demokrasiyi işletmemek için çabalamayı marifet sayıyor.
ABF daha geçen ay onca zahmete girip bir tüzük genel kurulu topladı. Neye yarar? Siyasi bezirganlığa, yani üyelerin söz ve karar hakkını önceden ellerinden almak anlamına gelen delege oyunları düzenleyerek sonraki genel kurulda seçimleri kazanmaya yarar.
ABF üst yönetimi, siyaset bezirgânlığına dalınca, Alevi-Bektaşilerin tartışacağı bu kadar konu varken, topladığı genel kurulda “sözü ayağa düşürmedi”. Ama tartışma olmayınca yanılgı kaçınılmaz.
ABF üst yönetimi, açıkça tartışmadan Hükümetin Alevi Çalıştayı’na balıklama atladı. Fena halde yanıldı. Ardından yandan çark ederek hatalarını geri devşirmeye çalıştı. Gene yanıldı. AKP’nin vur-kaç siyaseti iyi zamanlama ve yandaş medya aracılığıyla insanların kafasında istediği etkiyi yarattı bile.
ABF üst yöneticileri, geçen seçimlerde yönetim kurulunda aksine karar alınmasına rağmen, bu kararı çiğneyerek kaderini CHP’den milletvekili olmaya bağladı. Yanıldı.
2008 yılı 2 Temmuz yürüyüşünün ve 9 Kasım eyleminin başarısı gözlerini kamaştırdı. ABF üst yönetimi keramet kendilerinden menkul, ne zaman çağırırlarsa insanlar sokağa çıkar sandılar. Yanıldıklarını, bu yılki 2 Temmuz yürüyüşleri gösterdi.
Şimdi de Alevilerin 9 Kasımda sokağa güçlü çıkmasının yarattığı dalgayı bir siyasi parti kurma amacına kurban etmeye hazırlanıyorlar. Bunun için çevreyi kırıp dökme pahasına ellerinden gelen her şeyi yapmaktalar. Bunda da yanıldıklarını hızla görecekler.
ABF’nin Siyaseti, Alevileri “Partileştirip” Bölmek Olamaz
ABF’nin üst yönetimi, ABF’nin siyasi işlevini bir türlü net ve doğru kavrayamamaktır. ABF’nin temel siyasi işlevi, tüm Alevi-Bektaşi toplumumun laik-demokratik istemlerinin sözcüsü olmaktır. Bu sözcülüğü ile toplumda laik-demokratik istemleri olan tüm kesimlerle birlikte mücadele etmenin yollarını döşemektir.
Bu işlev, son derece siyasi bir işlevdir. Bu, derneklere üye tüm demokrat Alevi-Bektaşilerin beklentisidir. ABF’nin Alevi-Bek¬ta¬şileri, laiklik-demokrasi diye özetlenebilecek iki temel istem temelinde birleştirmesini istiyorlar. Bu istemlerinin, ülkede ve dünyada laiklik ve demokratik cumhuriyet istemini yükselten tüm toplum kesimlerinin örgütleriyle eşgüdüm içinde savunulmasını istiyorlar.
Bu toplumda, hiçbir siyasi parti, “laikliğe ve demokrasiye karşı değildir.” Faşistinden şeriatçısına kadar tüm siyasi örgütler laik-demokratik olduklarını haykırmaktadır. Bırakalım yeminli Alevi-Bektaşi düşmanı siyasetleri bir yana, Alevi-Bektaşilerin istemlerine yakın görünen “sol” cenah örgütler de laiklik-demokrasi yanlısıdır.
Ama bu siyasi örgütlere, “Sizce laiklik, demokrasi nedir? Bunlara nasıl ulaşılır?” diye sordun mu, verilen yanıtlar farklılıkları ortaya koyar. Bu farklılıklar siyasi parti olmanın doğasından kaynaklanır. Her siyasi örgüt farklı bir şey savunduğu için ayrı bir siyasi örgüttür. Yani, siyasi parti böler, ayrım çizgilerini çizer.
Bu nedenle ABF’nin parti kurması, kendisinden beklenen işleve son derece ters sonuç verir. En geniş Alevi-Bektaşi kesimleri birleştirmenin aracı olması gereken örgüt, bölücü olur. Zorunlu olarak ayrım çizgilerini çizer, derleyici, toparlayıcı olma olanağını yitirir.
ABF’nin Uğraşacağı Siyaset, Alevileri Bir Partinin Kuyruğuna Takmak Olamaz
ABF, Alevi-Bektaşi toplumunun bölünmüşlüğü ortamında bir siyasi örgütün yan kuruluşu gibi hareket etmeye başlarsa, birleştirici, toparlayıcı olma olanağını yitirir. Bu olanağı yitirdi mi demokrasi ve laiklik kavgasında ciddiye alınır bir güç haline gelemez.
ABF üst yönetiminin “kötü” gördüğü siyasi çizgileri örgütten dışlayıp, örgütü “iyi” bir siyasi çizginin yan kuruluşu haline getirmesi, belki bazı canlara, devrimci bir siyasi çaba gibi görünebilir. Ama bu yolda atılan her adım ABF’nin mezarını kazmaktır.
Türkiye sol hareketleri 70’li yıllar boyunca bu yanlışın örnekleriyle doludur. Siyasi örgütlerin, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları “ele geçirme” kavgasının tek sonucu olmuştur: Yükselen faşizm karşısında yığın örgütlerini işlevlerini yerine getiremez, içi boşalmış, güçten düşmüş bir kabuk haline getirmek! Aynı hataları demokratik Alevi örgütlerine taşımak en azından sorumsuzluktur.
ABF üst yönetiminden beklenen, Alevi-Bektaşi demokratik örgütlerinin siyasi zorlamalarla bölünüp, parçalanmasına karşı çıkmasıdır. Ama bunu yapması gerekenler, örgütü siyasi maceralara basamak yapmaya yönelmektedir. Bazıları da devrimci çalışma adına eleştirmesi, önlemeye çalışması gereken bu gidişi, “belki dağınıklıkta bize de bir ekmek çıkar” beklentisi ile görmezden gelmekte, hatta teşvik etmektedir.
ABF’nin üst yönetiminden beklenen, örgüt içinde Alevi-Bektaşilere layık en gelişkin demokrasi ile Alevi-Bektaşilerin ortak laik-demokratik istemlerin belirlenmesini sağlamasıdır. Laik-demokratik cumhuriyet isteminin en geniş Alevi çevrelerce benimsenmesine çalışmaktır. Laik-demokratik istemler temelinde Alevi-Bektaşilerin geniş birliğini kurmaya, korumaya çabalamaktır.
Bunu yapabilmek için, birbiriyle ahenkli çalışan bir takım olarak, demokratik çalışma ruhunun ve işleyişinin en alt örgütlere kadar tüm ülkede örgüt içi yaşamda uygulanmasını sağlamaktır.
Hükümetin, devletin ve egemen sınıfların düzende reform yapma niyetini belli ettiği ortamda önümüze atılacak hak kırıntılarıyla yetinmeyeceğimizi, gerçek laiklik, gerçek demokrasi istediğimizi sürekli olarak yığın eylemleriyle, sokakta göstermektir.
Kendi taleplerimizi, hükümetin “yumuşatıcısı”nın (moderatörünün) önünde değil, kendi aramızda tartışarak belirlemektir. Kafa karıştırıcı, saptırıcı taleplerin iç yüzünü sergileyip, doğru taleplere net ve kolay anlaşılır şekilde sahip çıkmaktır.
Bunları başarmak için ABF üst yönetimi, Aleviliğin can damarı olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın desteğini almak zorundadır. Yol’un âşıklarının, sadıklarının ABF’nin bu çabasının çevresinde bir destek halkası, güç kaynağı oluşturmasını sağlamak zorundadır.
Eleştirinin Kimden Geldiği Değil, Ne Dediği Önemlidir
ABF üst yönetiminin siyasi parti kurma, örgütü bir siyasi partinin yan kolu gibi kullanma çabası gözleri karartınca en temel güç kaynakları ile karşı karşıya geldiler. Kimseye haber vermeden, danışmadan girdikleri yolda, herkesin kendilerini desteklemeye mecbur olduğu gibi dar kafalı bir hesap yaptılar.
Ağustos’un 15’inde Hacıbektaş’ta yapacakları resmi törene “alter¬natif eylemi”, siyasi parti tartışmaları için kullanacaklarını kimseye duyurmadan örgütlemeye başladılar. Âşıkların, sadıkların ABF üst yönetimine değil, Yol’a âşık, Dergâh’a sadık olduğunu unuttular. Hiç beklemedikleri bir tepki gördüler.
Buna kızıp gücenmesinler. “Kamiller özünü yoklar” diyor âşık. Kendilerini yoklasınlar. Hatalarını görsünler, düzeltsinler.
Kendilerine denilenin özü şudur: Dar bir çevre içinde gizli-kapaklı hazırlanmış pişirilmiş şeyleri insanların önüne atmak, ciddi bir konuda demokratik tartışmayı örgütlemek demek değildir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

