Kullanıcı Girişi
Özel Menünüz
Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!
Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.
Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın.
| koxuzden-yazilara katıl |
| Bu grubu ziyaret et |
‘Kürt Açılımı’ nereye açılıyor

‘Kürt Açılımı‘ tıkanma sinyalleri veriyor. DTP- AKP hattında yaşanan ‘muhatap’ tartışmaları ile ‘yol haritası’nın avukatlara verilmemiş olması, aylardır konuşulan ancak, içeriği de bir türlü açıklanmayan ‘açılım’ sürecine patinaj yaptırıyor!
Devlete ve hükümete yakın kaynaklara bakılırsa bu durum bir yanıyla DTP’nin tavrından, diğer yanıyla da ‘yol haritası’ndan kaynaklanıyor.
Bazılarına göre DTP’nin ‘PKK ve Öcalan’ın muhatap’ alınmasında ısrarlı olması süreci tıkıyor. Kimileri de devletin ‘yol haritasını’ okuduğunu ancak, ‘beğenmediğini’ ve bu nedenle de vermek istemediğini ileri sürüyor.
Bugün gazetesinden Hakan Aygün, dünkü yazısında MİT’in bu amaçla Öcalan’la yeniden pazarlık masasına oturduğunu yazıyor.
Devlete ve hükümete yakın kaynaklar DTP’nin ‘Kürt sorunun çözümü yerine PKK ve Öcalan’da ısrar etmesini’ eleştiriyor ve DTP’yi ısrarından vazgeçmeye çağırıyor. Şayet DTP ısrarından vazgeçerse, herşey yoluna girecekmiş havası estiriliyor.
Benzer tutumun ‘yol haritası’ konusunda da alınması bekleniyor. Bunun da işaretleri çoğalıyor.
DTP’nin tavrını ayrıca ele alacağım ancak bana göre tıkanma DTP’den ya da Öcalan’ın hazırlayıp sunduğu ‘yol haritası’ndan çok, çözüm yolunda AKP’ye tek başına inisiyatif verilmesinden kaynaklanıyor.
Ordu ve CHP –PKK ve Öcalan üzerinden- esas olarak buna itiraz ediyor.
CHP, 90 yıldır bedelini ödediği bu sorunun çözümünde rol almak, bunun getirisinden faydalanmak ve – haklı olarak- ‘çözümden pay’ almak istiyor. İplerin sadece AKP’nin elinde olmasını istemeyen ordu da ona destek veriyor.
Sürecin tıkanması buradan; ordu-CHP dayatmasından kaynaklanıyor. Basına yansıyan tartışmalardan anlayabildiğimiz kadarıyla da, AKP ve CHP arasında bir uzlaşma sağlandı, sağlanıyor. Süreci ikisiyle de; AKP ve CHP’yle birlikte götürme eğilimi giderek güç kazanıyor.
Türk devleti AKP’ye verdiği inisiyatifi yavaş yavaş CHP’ye doğru da kaydırıyor. ‘Kürt Açılımı’ CHP’ye doğru açılıyor, sistemin kadim partisi işin içine çekiliyor. AKP’nin açacağı ‘açılım dosyasını’ belli bir aşamadan sonra CHP’nin devralacağı, süreçte bazen AKP’nin, bazen de CHP’nin öne çıkacağı anlaşılıyor. Devletin bu iki parti arasında görev paylaşımına gideceği seziliyor.
Ne ki bunun için bazı düzenlemelerin yapılması, özellikle PKK’nin slah bırakmasının sağlanması konusunda alt yapının hazırlanması gerekiyor. Bu arada zaman boşuna aksın da istenmiyor. Fırsat bu fırsat denilerek bir yandan DTP, ‘muhatap’ meselesinden dolayı baskı altına alınmaya, etkisi zayıflatılmaya çalışılıyor, diğer yandan da ‘yol haritası’ndaki talepler – açıklanmadan daha- tartışma konusu yapılarak mevzi kazanmak isteniyor.
Tabii, DTP’nin topu taca atan, özgüvensiz ve ikircikli tavrı da Kürtleri baskılamak isteyen güçlere olanak sağlıyor. Sürecin aktör haline getirdiği DTP, uzun soluklu ve yaratıcı siyaset üreteceğine ve sürece öncülük edeceğine daha ilk adımda görevini PKK’ye devrediyor!
DTP sürecin öncüsü olacağına, ‘gücüm yok, yapamam’ diyerek, sorumluluk almaktan kaçınıyor. Oysa Kürt halkı da, PKK ve Öcalan da DTP’den ‘çözüm gücü‘ olmasını bekliyor. DTP’nin süreci izleyen ve bilinenleri yenileyen ezberci tavrı ciddi boşluklar yaratıyor.
Bunun elbette Kürt halkının haklı davasına bir faydası olmuyor. Olmadığı gibi de AKP ve CHP’ye hareket alanı açıyor.
Öte yandan bugün aklı başındaki herkes Kürt sorununun PKK’siz ve Öcalan’sız çözülemeyeceğini biliyor. Ayrıca Türk devletin PKK veya Öcalan’la ‘resmi olmayan’ görüşmeler yaptığı da biliniyor. Basında ve kamuoyunda bu konuda ciddi bir sorun da yaşanmıyor. Sorunun PKK ve Öcalan’la ilgili boyutları elbette onları işidir ancak DTP işi onlardan daha az önemde değildir.
Süreç henüz yenidir. PKK’nin ve Öcalan’in sürece ‘resmen’ dahil olması için herşeyden önce sürecin ilerlemesi ve bazı aşamalardan geçilmesi gerekir. Türkiye’yi bu aşamaya getirecek olan yegane Kürt dinamiği de DTP’dir. Bu DTP’nin -devredilemez -görevidir.
Hal böyleyken “siyasallaşma” süreci henüz resmen start almamışken, legal sahanın hakkını vermeden, ‘çekilme‘ sinyalleri verilmesi doğru değildir. Bu tutum doğası gereği kırılgan olan sürecin kırılma riskini daha da yükseltir.
Dediğim gibi PKK ve Öcalan’ın muhatap alınması konusunda Kürtlerin tutumu nettir. Ayrıca sorunun kalıcı çözümü PKK’siz ve Öcalan’sız mümkün de değildir. Hem bu ahlaken doğru da değildir.
Zira bu sorunun bedelini PKK ve Öcalan ödedi. PKK gerillası 30 yıldır bu uğurda can verdi. Kadını erkeğiyle on binlerce Kürt genci Kürt halkının insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşayabilmesi uğruna kendi yaşamından vazgeçti. Kürt gerillası özgürlük için dağda ve zindanda anlatılması imkansız koşullarda direndi. Bütün bu direnişleri de kabul edelim veya etmeyelim Öcalan’ın varlığı ve felsefesi motive etti. Hayatını bu kavgaya adayan Öcalan’ın kendisi de ağır bir bedel ödedi. Ödemeye de devam ediyor. Kimse bunları yok sayarak ya da mağdur ederek Kürt sorunu çözemez. Çözülür diyenler sadece kendilerini aldatırlar. Öcalan’ın ve PKK’nin yok sayılmak istenmesi halinde çözüm değil, çözümsüzlük gelişecektir. PKK, Öcalan ve Kürt sorunu iç içe geçmiştir. Bunları biribirinde ayırmak mümkün değildir. Adil ve kalıcı çözüm peşinde koşanlar, bu gerçeği er veya geç kabul edecek ve gereğini yerine getireceklerdir. Kaldı ki bunu en iyi de Türk devleti bilmektedir. Tartışmalar ve yapılan pazarlıklar devletin geçmişten ders aldığını göstermektedir. Kürt tarafı da temkinli olmayı elden bırakmadan sürecin ilerletilmesi için üzerine düşeni yerine getirmelidir...
-
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

günay aslan ne demek..!! istiyor..??
yazıyı tekrar tekrar okudum.. bir haya yapmayayım yanlış algılamış olabilirim dedim.. ama aklımın bir köşesinde sürekli uyarı sinyalleri veren bazı veriler vardı...
dtp kongresi ve bu kongre ile birlikte başlayan söylemler değişen "diller""
hepsinin ortak yanı..;
dtp insiyatif koysun çözümün muhatabı, asli unsuru olsun...
yasemin çongarı okudum aynı
neşe düzelin beşikçi "söyleşi"sini okudum aynı
başkaları da....
bunların tümü zamanında..!! sayın öcalan sussun karışmasın pkk ve öcalan çözüm önünde ordu ile aynı şekilde engel..vs. vs. diyorlardı.. yasemin hanım ilk dil değiştirenlerden.. bunların en hızlı-kurnaz ve inatçı olanı beşikçi ise son dil değiştirenlerdendir..
sayın öcalan ve pkk olabilir olsun tabiki.. olma hakkı var.. (meşhur)ama..; dtp işin başına geçmelidir..!!!! ????
diyorlar da...
elbette dtp misyon olarak bir yere sahiptir bunu sayın öcalanda pkk de vurguluyor.. evet misyon olarak bir yere sahipler ama ne kürt halkının nede çözümün gerçek sahibidirler.. bir öznesidirler bunu bilelim diyorum...
ne zaman bu misyon asli unsur olmaya dönüşür..?
sınfeın gibi ıranın yasal temsilcisi olduğunun meşru veya yasal olarak kabulü ile ve
en önemlisi..;bu koşulların sağlanması ile..
gary adams bunu sürekli vurguladı.. bobby sand gibi ıra nın resmi üyesi ve ölüm orucu ile resmi simgesi milletvekili olarak seçtirildi.. bu anlamda kimse kalkıp hayır sınfeın ıra yı temsil edemez demedi demezde..
bunları dtp eleştirisi olarak da söylemiyorum.. dtp bu noktada çaba gösteriyor.. elbette zaman işidir ama bu iş de sistemin işidir .. e...k gibi olacak demeye fırsat bırakmadan bu gerçekliği kabul etmelidir tabi ki önce "birilerinin" de etmesi gerekiyor..
daha önemli bir şey var.. özgürlük mücadelesi ve kürt ulusal direnişi irlanda gibi değil ıra ve sınfeın gibi de değil..
öncelikle demokratik halk meclisleri var.. yani halk iktidarı-yetki organları var.. buna yönelik saldırı ve baskı da var.. dtp bunun üzerinde yükselir sistem ve bazı "şahsiyetler" bu gerçekliği kabul etmeliler..
pkk nin silahsızlandırılması!! sayın öcalanın muhatap alınması gibi sorunlar zamanın işi olabilir ve dolaylı da olabilir muhataplık zatenn oluyor olmak zorunda..
ama..
bu demokratik halk meclislerinin halk iktidar-yetki organları olarak meşruluğunun kabulü ve yasal güvenceleri olmaz ise ne pkk silah bırakır, ne de sayın öcalan görüşmeleri sağlıklı yürütebilir.. halkın güvencesi pkk ve önderliği ise.. bunların güvencesi de bu politikleşmiş halk yapılanışlarıdır..
dtp burada devreye girer.. bu yapılanışların dtp yi var ettiği biliniyor.. bunları ezersen dtp yi de ezmiş sayılırsın.. kimse de buna izin vermez.. ""40 milyon dağ kürdü savunmasız değildir"".. öndersiz örgütsüz değildir..
gelelim günay aslana...
""Bugün gazetesinden Hakan Aygün, dünkü yazısında MİT’in bu amaçla Öcalan’la yeniden pazarlık masasına oturduğunu yazıyor.
Devlete ve hükümete yakın kaynaklar DTP’nin ‘Kürt sorunun çözümü yerine PKK ve Öcalan’da ısrar etmesini’ eleştiriyor ve DTP’yi ısrarından vazgeçmeye çağırıyor. Şayet DTP ısrarından vazgeçerse, herşey yoluna girecekmiş havası estiriliyor.
Benzer tutumun ‘yol haritası’ konusunda da alınması bekleniyor. Bunun da işaretleri çoğalıyor.
DTP’nin tavrını ayrıca ele alacağım"""
gelmeseniz de olur.. geleceğiniz yer bu ısrarcılardan farklı değil çok okuduk bunları....
""Ordu ve CHP –PKK ve Öcalan üzerinden- esas olarak buna itiraz ediyor.
CHP, 90 yıldır bedelini ödediği bu sorunun çözümünde rol almak, bunun getirisinden faydalanmak ve – haklı olarak- ‘çözümden pay’ almak istiyor. İplerin sadece AKP’nin elinde olmasını istemeyen ordu da ona destek veriyor.
Sürecin tıkanması buradan; ordu-CHP dayatmasından kaynaklanıyor."""
bu uydurma bir gerekçedir.. bunu sunmanız da anlamsızdır.. bu işin başında küresel güçler var ne ordu dinler ne chp..ayrıca ordu sürecin dışında da değil bizzat içinde..
""Bugün gazetesinden Hakan Aygün, dünkü yazısında MİT’in bu amaçla Öcalan’la yeniden pazarlık masasına oturduğunu yazıyor.""
demekki sizde farkındasınız bu işleri(görüşmeler) ordu eli ile yapılıyor zaten.. akp mi yapıyor...!!!
"ikna" dediğiniz şey ise belli... ""izin ver dtp asli unsur olsun onunla yürütelim"""" hikaye budur.. tıpkı sizlerin de istediği gibi...
""Tabii, DTP’nin topu taca atan, özgüvensiz ve ikircikli tavrı da Kürtleri baskılamak isteyen güçlere olanak sağlıyor. Sürecin aktör haline getirdiği DTP, uzun soluklu ve yaratıcı siyaset üreteceğine ve sürece öncülük edeceğine daha ilk adımda görevini PKK’ye devrediyor!""
böyle bir şey yok.. topu taca atmakda yok... özgüvensizlik de yok.. hele bu ne demek halkı arkasında başka neye kime güvenecekki...
süreç aktör yapmadı..
özgürlük hareketi ve halk buna belirli bir misyon ile sağladı.. ama sistemde başka bir anlamda aktör olmasını istiyor..
yaşananlar tıkanıklar bu sunduklarımdır.. dtp kongresi öncesi bu tür yazılar ve mantıklar hiçde "dostça" değil..
evet..
dtp ile ilgili eleştiriler olacaktır ama bunlar bu zeminlerde olur ise adı bellidir..
dtp öncelikle demokratik halk nmeclislerine sahip çıkacak hatta öne çıkaracaktır.. bu halkı öne çıkarmaktır.. yoksa kişiler ve kişilerin üzerinden "muhataplık" hikayeleri hoş değildir.. kişi olmaz.. çizgi ve önderlik vardır örgütde vardır halk da vardır.. helva için ne gerekiyorsa vardır..
yeni malzeme yaratmaya çalışanların helvası tuzlu olur..
suat