Herkesin bir yol haritası!!! var.. ya sizin..???

Herkesin bir yol haritası!!! var.. ya sizin..???

Kürt ulusal sorunun geldiği aşama da ortaya bir çok yol haritası çıkmıştır.
Eline bir avuç tuzu kapan bu yol h....rına koşmaktadır… hayırlı olsun..!!

Burada tek tek yol h..rını saymayacağım.. bunların hangisi yol haritası hangisi yol haritası anlamında işlev görebilir.. tartışmayacağım.. öncelikle bazı gerçeklere ve bir nesnel gerçekliğe değineceğim..
1- Kürdistan ve kürt sorunu Türkiye bostanı ile sınırlı bir olgu değildir. Bölgeseldir ve küresel etki gücü de vardır.. bu anlamda bölgedeki diğer gelişmelerden bostanlardan da bağımsız değildir.. türkiyede her eline tuz alan bunu da hesaplamalıdır..

2- bu sorunun bir tarihsel gelişim süreci de vardır.. ve tarihsel dinamikleri de.. yaşanmışlıkları da.. bu aşamaya gelinmesinde bunlar da etkilidir ve dinamikleri de.. yine her eline tuz alan bunları yok sayarak analiz yapamaz.. tuzunu banacağı bir olgu olarak göremez…

3- bu sorunda etkili olan.. olabilecek bilinen güçler-dinamikler-aktörler ile muadil olarak görülmeyen yada muadilliğinin farkında olmayanların da doğru analiz edilmesi ve tasniflenmesi gerekir..

Bu anlamda elinde bir yol haritası bulunsa da.. yada elindekini yol haritası olarak sunsa da.. bu ne kadar gerçekliktir görmek gerekir.. bu yazımda yol haritalarını analiz ederken hangilerinin işlevsel olabileceği hangilerinin ise sadece yol h…ları işlevinde kalacağını da katılımcılara bırakacağım..

Yol haritaları..

* akp nezdinde sunulan ama görülemeyen okunamayan yol haritası.. ;
Her ne kadar bu konuda adım attığını ve ana yürütücüsü olduğunu belirtse de akp bu konumunu son seçimlerde kaybetmiştir. Bu anlamda sunacak bir şeyi de yoktur.. sürecin akışına ve arkadan dürtmelere göre konuşmaktadır..

* tsk.
Bugün açıklananın ne olduğu noktası da net değildir.. basın bir yol haritası adını takmış ise de açıklama zafer bayramı açıklaması içersinde servis edilmektedir.. durumu akp ile aynıdır..
* sermaye kesimi
Bu ülkedeki tarihsel erk tarzı daha değişmediğinden sürece vokalist olarak katılmaktadırlar..
* aydınlar!! Liberaller.. vs..
Bunlarda sermaye ile aynı konumdadırlar.. vokalist olarak katılanların dışında solo katılanlar da vardır.. ama ne güfte ne de beste bellidir.

Unuttuklarım hoş görsünler ama unutmayıp sona bıraktığım asıllara geleyim..
bu sorun kürt ulusal sorunu ise bunu yaratan bir güç ve yarattığı koşullar vardır.. (bu gücü İngiltere abd vs. alarak değil de toptan küresel sermaye olarak adlandıracağım..) ve bu yaratılan sorunun asli unsuru vardır..(bunu da genel kürt halk dinamiği olarak tanımlayacağım) bunlara geçmeden önce kısa bir tarihsel süreç açıklaması yapmak istiyorum…

1- elbette tarihsel daha eski temelleri olsa da.. asıl olarak başlangıcını.. 1918-26 olarak ele aldığım ilk süreç..; bölgenin ilk küresel kapitalist-emperyalist konseptidir.
Bu konsept..; anadoluda Türkiye ve preferisinde iran-suriye ve ırak ile oluşturulmuş bir ulus-devletler ve bu ulus-devletler arasında parçalanmış bir Kürdistan ve kürt halkı biçiminde oluşturulmuştur..
Neden böyle olmuştur..
türkiyenin oluşumunda kendi Osmanlı süreci dinamikleri ve bu aşamaya aktarımı ve 17 ekim devrimi etkili iken. Türkiyenin sınırlarını yada misak-ı millisini de belirleyen kürdistanın güney alanı(ilk belirlenen enerji yatakları) olmuştur. İranda aynıdır.. Suriye ise fransaya bir sus payıdır.. ama asıl olarak bugün ırak denilen ve tarihsel geri planı olmayan ulus-devlet ise tamamen bu gerekçe ile oluşturulmuştur.. bu gerçekliği atlayıp, bir ulus-devlet yapısı görmek ve emperyalizm karşısında “bağımsızlık” aramak abestir..

İngiltere bölge noktasında ilk güvencesini suriyeyi fransaya bırakarak ve Türkiye ile de işi Lozan sürüncemesinde tutarak başarmıştır.. ama..; 1918 de başlayıp. 1924 e kadar süren bölge kürt direnişi(berzenci) asıl sorunu olmuştur.. berzenci direnişi nedeniyle ve dönemin koşullarından dolayı burada bir kürt oluşumunu istememiştir.. işte kürdistanın parçalanma ve kürt halkınında bu ulus-devletlere parçalı olarak esaret olarak bırakılma olayı budur..

Bu süreç 1990 yıllarına kadar böyle gitmiştir.. bu sürecin analiz edilmeyen yanları da vardır..
* 1940 lara kadar sscb nin yani sosyalist sistemin kendini var edip güç olma süreci olarak görsek dahi buradaki berzenci direnişi ile ilgilenmemesi(talep olduğu halde) manidardır.. Ankara ile gereğinden fazla ilgilenilmiştir..
Yine de..; gerek ittihatçı kesim gerekse kürt kesimi bu noktada misak-ı milli zemininde ses çıkartsa da etkili olmamıştır.. 1921-25 ler kadar süren tasfiyeler döneminde kürt güçleri el koydukları ermeni malları ve kendi dar etkinlikleri anlamında olaya yaklaşmışlardır.. başlarına geleni anlayıp, isyana itildiklerinde ise iş işten geçmiştir..

2- 1940 lar ve savaş sonrası yaşananlar..; kısa sscb nin kısa!! desteği ile mahabad kürt devleti ve bölgedeki kürt isyanları.. küresel sermayenin bu konudaki hassasiyetini ve bölge alt aktörlerindeki kürt baskılarını bize açıklar.. yani salt ulus-devlet kaygısı etken değildir.. küresel emperyalizm.., özellikle soğuk savaşı ve bölgede yaratacağı gelişmeleri ve Kürtler üzerindeki etkisini bilmekteydi ama bunu ne sscb nede bölge ülke devrimcileri görmedi…

Süreç, bu biçimde ilerlerken.. sosyalist sistemin çöküş işaretleri ve de çöküşü ile birlikte küresel sermaye yeni politikalar için harekete geçmiştir.. sosyalist sistemin olmayışından dolayı bölgede yeni bir konsept gerekli idi.. bölge yeniden düzenlenecekti.. bu hem bölgede kalıcı bir konseptin oluşmasına hem bölgenin bu güne kadar idare edilen yapısına bir müdahale de olacaktı.. sosyalist sistem yoktu artık eskisi gibi geri güçlerle ve geri ekonomik-siyasal yapılarla yürünmeyecekti.. bölge aynı zamanda geniş pazara uygun(toplumsal tüketim vs.) düzenlenecekti.. bu süreç zaten kendi iç çatışmaları ile birlikte işliyordu ..

Eskisi gibi gitmeyecek bir çok şey vardı.. ama bu sadece emperyalistlerin açısından da değil di.. bölgede sürekli var olan kürt isyanları da dikkate alınmalıdır.. güney de oluşan kürt yapılanışının bir nedeni önemli bir nedeni de budur.. Kürtleri dikkate almayan bir konsept işlemez.. bölgeyi kapitalist sermayeye göre “modernize edecek ve eski yapıları düzenleyeceksen, kürt dinamiği bu süreç de bende varım diyecektir ve demiştir de.. her bölgede demiştir..
Küresel sermaye yürütücüleri bu gerçekliği dikkate alarak öncelikle güney de kendilerine bağlı bir oluşum yaratma işlevine girmişlerdir.. etkin olan Barzani-talabani güçleri bu plana yatmıştır..

Barzani-talabani nin bu plana yatması ile kürt halkına verilmek zorunda kalınan hakları ayırmamak sosyal-şövenizmdir.. bu hakları sağlayan tarihsel kürt direnişleridir.. ama eksik ama hatalı ama yenilgilerle dolu olsa da.. elbette Barzani-talabani çizgisinin bu değerler üzerinden emperyalizm ile uzlaşması ayrı bir konudur.. bu değerlerin varlığı ayrıdır…

3- son aşamada ortaya çıkanlar…;
Birinci körfez savaşı ve sonrasındaki gelişmelerin burada bir kürt federe yapısını yaratacağı biliniyordu.. sayın Öcalan bunun ikinci bir İsrail olacağını belirtirken kürt halkının hakkı olan kazanımlara da dikkat çekti.. bu konuda ulusalcı vs. görünen Türkiye ise başından beri çanak tutmuştur.. tüm hükümetler döneminde Barzani-talabani ilişkileri kesiksiz sürmüştür.. tsk(mit-jitem) bile buna dahildir.. ortada üfürülenlere bakmayın…
Güney oluşumunun yerleşmesi kesinlikle Barzani-talabaninin bölgede güç olması değildir.. bunlar birer ara aşamalardır.. gorran listesine yapılan güzellemeleri anımsatayım.. ülkemizde “kemalizm”-inönüzm ile başlayan tsk-bürokrası-akedemik oligarşik siyasal erkin.. günümüzde nasıl ev-irildiğini de yaşıyoruz..

Sonuç olarak..;
Güney şimdilik kendi sürecinde ilerlemektedir.. peki süreci tıkayan nedir neden bu sürecin benzeri yada eklemli olarak değişik işleyişi türkiyede yani kuzey-kürdistanda işletilmedi de sürekli imha ve çatışma zemininde ilerledi..
Genelde 80 yllık paradıgma ile açıklıyoruz.. bu bir yanı ile doğrudur ama tedricen süreç işletilebilinirdi.. Barzani-talabani ilişkilerini örnekledim..
Aslında ben buna tam anlamıyla katılmıyorum.. yaşananlar ve yaşatılanlar buydu ama tam anlamıyla değildi.... inkar ve imha asıl olarak başka bir olgu için işletildi yada işletilmek zorunda kalındı..

Kürt ulusal sorununa ilk “değişik” yaklaşan özal dı.. ben kürdüm!! dedi… sonra Demirel kürt relitesini kabul ediyoruz. Dedi.. yani demeyen kalmadı.. da neden bu savaş yaşandı.. 30 yıllık savaşın işleyişine bakıldığında bir imha ve inkar karakteri görülürken bu sözler ne anlam ifade ediyordu.. yada şimdiki “yol haritaları” nedendir.. yada.. bu haritaların basım aşmasına gelmesindeki ayak diremelerin nedeni nedir..

İşte bu soruların yanıtını yukarıdaki uzun açıklamalarım sonrasında ve asıl olarak satır araları sayılan yerlerde bulabiliriz..

Hepimizin ortak görüşü..;
* bu aşamada küresel sermaye bölgede Kürdistan ve kürt halkı temelinde bir konsept yaratmaktadır..
* bu anlamda özellikle ırak ulus-devlet yapısı değiştirilmektedir ve bu anlamda türkiyedeki de değişecektir.. bu değişimler ise yine kürt ulusal sorunu çerçevesinde yaratılacaktır..
* yine bu anlamda sistem adına sunulacak yol haritası ise bu konseptin dışında olamaz…
Bunların hepsi doğrudur.. doğrudur da yukarıda anlattığım ayrıntılarda doğrudur..
Bu anlamda yol haritasındaki açılımların bu gerçeklikler ile bağlantısı kadar ayak sürünmesindeki gerçeklikler de önemlidir..
Türkiye kendine tutsak olarak emanet edilen kürt halkını şimdiye kadar tutabilmiş ise de istenilen kıvama getirememiştir..

Özellikle 1984 de başlayan son isyanın sürecinde giderek etkinliğini kaybetmiş, bu anlamda sürekli erksel tasfiyeler yaşamıştır..
*1984-88 arası..
Küçük bir terör hareketi olarak görülmüş ve halledilebilinir sanılmıştır.. ama 88 e gelindiğinde bunun böyle olmadığı görülmüştür.. gerilla güçlenir ve bölgeye yerleşirken aynı zamanda kitlesel güç olmaya başlamıştır..
* 1988 de var olan bölge konsepti çerçevesinde güney güçleri ile süren ilişkiler de dikkate alındığında.. küresel konsept ve özal federasyona yatıyordu.. birde perinçek!! ayrıca..da...ab sürecine uygundu.. bu işler daha güney ve körfez harekatı başlamadan önce idi..
Ama..; pkk nin bu işe yatmaması ile
1988-93 arası özal ve tsk ciddi anlamda yüklendi .. gerek körfez harekatları gerekse bölgesel dengelerin yerinden oynaması içersinde pkk hareket olarak güneyinde ötesine geçti.. ciddi bir güç haline geldi.. ordulaşma aşamasına yaklaştı..
Sanırım bu aşamada güneyde bir oluşum kararı ile pkk nin “kesin” bitirilmesi
Kararı zamandaştır..
* özal ve ekibi bu bölge aktörü olma fırsatının kaçmasına pkk ile dialog kurma uğraşı ile yanıt vermeye kalkınca tasfiyeye uğradı.. burada da neden ve kimler..?? sorusunu sormak gerekir..
Genelde “ulusalcı” yapı diye söylenir ama bu tam açıklama sayılmaz..
93 de yaşanan ateş kes ve provakasyon bilinir.. tek yanlı ateş-kes ilan eden pkk idi.. neden bozan olsun ama oldu..?? ihale pkk ye kaldı.. bu aşamada yaşanalar çok önemlidir..
özal tasfiyesi ile yeni bir süreç başladı..
daha sonra başlayan "ya bitecek ya bitecek" konsepti ve ekibi incelenmelidir..
erdal("solu" temsilen)- demirel sağ ve liberalizmi temsilen erk oldular.. çiller-ağar-güreş ekibi de çete ayağı olarak işe başladılar..

şiddetli ve kuralsız bir savaş ilan edildi ve sürdürüldü.. halepçe de bir tezgah ile tek vuruşda kürtleri dehşete düşürüp "esir" alabilmişlerdi.. ama bu süreçde parçalı halepçeler yaşatıldı.. cehennem kürdistana taşınmıştı.. ilgili ilgisiz her kişi yapı saldırıya uğradı..
ama istennilen sonuç elde edilemedi.. edilemediği gibi sistem allak-bullak oldu....
bu durum 1996 ya kadar sürdü ve birden ne hikmet ise susurluk olayı ile frene basıldı..
frene basıldı ama ortada ne hukuk ne az da olsa devlet ve kurumları kalmışdı.. tsk içinde bile çeteler oluşmuş ekonomik yaşama kadar el atmışlardı.. koca ihalelere mafia tarzı ile müdahale ediyorlardı.. osmanlıdan beri gelen teşkilatı mahsusanın gladyo(ergenekon) ile işlenmiş tüm yapısındaki irili ufaklı pislikler sistemin her hücresine yayılmıştı.. bir yığın erk ve güç odakları oluşmuşdu.. kısaca devlet adi çeteleşme sürecine girmişdi..
bu süreçden pkk de nasibini aldı.. nerde ise bu yapı pkk içinde de yerleşecekdi..
pkk hem süreçde kalarak ve kitlesini dik tutarak ayakta kalmayı başardı hemde içindeki pislikleri temizlemeye başladı..

1996-1999 yılları arasındaki süreç sistem açısından kendini düzenleme revize etmeye çalışma dönemidir.. aynı dönemlerde.. barzani desteği ile pkk nin bu süreçden faydalanıp yükselmesi de engellenmeye çalışılıyordu..
tüm bu olumsuzluklara ve pkk nin kendi hatalarına rağmen..
* kitleselleşme ve siyasal alana yerleşme tamamlandı.. (hadep süreci çok önemli bir süreçdir..) gerilla yapısı ve parti yeniden düzenlendi..
ama sistem daha işlerini tamamlayamamışdı ve karmaşa içindeydi.. bu anlamda devreye küresel sermaye girdi olaya bizzat müdahale etti.. çünkü ipler iyice elden kaçıyordu..

uluslararası komplo süreci devreye girdi ve çok uluslu çok yönlü çalışmalarla sayın öcalan esir edilip türkiyeye teslim edildi.. bu aşamada çok şeyler yaşanabilirdi.. kürt halkı öyle bir tepki gösterdi ki.. abd dışişleri bakanı m. albrıght --bu kadarını beklemiyorduk-- demek zorunda kaldı..
bu aynı zamanda bolivyada yaratılan guzman planıydı ama burada tutmadı...

sonrası süreçler biliniyor.. çok şeyler söylendi(teslim oldu-işbirliğine girdi vs..) halen de söyleniyor.. pkk ve önderlik çok doğru bir tarz ile kitle-politik gücüne yöneldi ve sürece yerleştirme tarzını işletti.. böylece gerek önderliğin gerekse pkk nin imhası için bu kitle aşılmak zorundaydı.. pkk bunu başardı..eksik ve hatalara rağmen bunu başarabildi.. bu gelinen aşamayı ve başlangıç olarak uluslararası komployu baz alırsak hatalarına eksikliklerine rağmen bunu aşabilmiştir.. burada gerilla savaşı anlamında da yaklaşabiliriz.. daha bir gelişmişdir ama burası önemli değildir.. önemli olan politik-kitle yaratımı ve sürece yerleştirilmesi çok daha önemlidir.. hatta oldukça eksiktirde.. yapılabileceklerinin yarısını başardılar diye eleştirilebilinir de..
ilk hata 93 sürecinin kavranılmayışıdır.. bu şaşkınlık üzerine gelen kirli-savaş sürecinin yarattığı fırsatların değerlendirilemeyişi ve son olarak söylediklerim elbette özeleştirileri verilen süreçlerdir..
ama..; günümüze gelindiğinde bir çizgi önderliğinde ve çizgiye bağlı ciddi bir politik kitle, örgütlülüğü ve süreçdeki yeri yaratılmıştır..

başından beri vurgulamak istediğim budur.. sistem bunun olmaması için uğraştı yoksa bir halkı tamamen imhanın tarihsel koşulları artık yoktur..
son yaşananlarda bununla bağlantılıdır..

yol haritaları deniliyor tek harita budur..

tarihsel olarak, bölge yeniden düzenlenirken kürdistan ve kürt halkı da bölgede yeniden düzenleniyor.. güney sürecinde ilerlemektedir.. ırak içinde var olan olaylar ve siyasal sorunlar olagandır.. zamana yayılarak aşılacaktır.. ama önemli bir ayak olan kuzey hala düzenlenememiştir..

üstelik taraflardan biri olan kürt halkı ve önderliği ve örgütü süreci istenmeyen yönde taraf olarak gelip sisteme dayatmıştır..

"kürt sorununda" çözüm deniliyor.. nedir çözüm..??.. bu halk artık varım diyor ve bu varlığı tartışılmaz durumdadır.. geriye bu de facto durumun yasal-hukuksal işlemleri kalmıştır.. irlanda deniliyor.. "serbest" irlanda ve bölünmüş ingiltere irlandası vardı ne oldu.. sorun bitti mi.. türkiye ingiltere gibi de değil hatta "ırak" gibi de değil.. kürtler her yana yayılmış vaziyetteler.. ne akp ne tarikatlar ve aşiretler artık halkı denetleyecek konumda değil.. oysa akp milletvekilleri ve oy oranının önemli bir kısmı kürdistan desteklidir..
o zaman "çözüm" nedir..??
sistemin haklar ve hukuksal koşulları anlamında bir direnmesi olsa dahi bu ciddi bir direnme de değildir.. zamana yayılıp aşılır..
yine aynı soruyu soracağım..
o zaman "çözüm" denilen nedir yada "çözümzüzlük" olan nedir...???

bunu da ikinci bölümde ilginç bir söyleşi ile açıklamak istiyorum....

dostlukla

suat