Açılım...
Türk sosyalizmi, devrimci demokrasinin doğu'dan yükselişini on yıllardır batıya taşıyamadı. Demokrasi mücadelesinin batıya yansıması liberal demokrasi biçimini almışsa bunun sorumluluğu 'Türk' sosyalizminin omuzlarındadır.
Bunların bir kısmı, üçüncü tarafsız bölgeye çekilmiş durumda. Bunlar açılımı bir bütün olarak destekliyorlar. Değil mi ki taraf değiller o halde 'Ergenekon'da olduğu gibi emperyalist ülkeler arasındaki dengelerden kaynaklanıyor, ancak buna rağmen akan kanın durdurulması adına süreci destekliyoruz' (ÖDP Genel Başkanı Alper Taş) diyecekler.
Hangi süreci destekliyoruz?
Sorun, her sınıf ve kesim açısından tek olan bir sürecin desteklenip desteklenmemesi durumu değildir.
Siyasal liberalizm ve AKP hükümeti devrimci demokrasiyi, özgürlük hareketini tasfiye ederek bir demokratik açılım süreci örmeye çalışıyor. Özgürlük hareketinin alt sınıflara dayanan tüm örgütlenmelerine saldırıyor. Bu saldırıda asker ve yargının desteğini de alıyor. Tıpkı son yerel seçimlerde AKP'nin Bölge'de DTP'ye karşı devlet olanaklarıyla devlet partisi gibi seçimlere katılması; sermayenin bir bütün olarak, alt sınıflardan gelen demokrasi istemini ezmeye çalışmasıyla da kendini göstermişti.
Bu durum, şimdi farklı politik argümanlara dayanılarak yapılmaya çalışılıyor. Amaç hep aynı, süreci alt sınıflara dayalı örgütlenmelerin tasfiyesi üzerinden gerçekleştirmeye çalışmak.
Sosyalizmin tutumu, süreci desteklemek değildir; sürece devrimci demokrasi tarafından katılmaktır.
Süreç egemenler ile ezilenler arasındaki çatışmanın aldığı biçimdir.
Her iki kesim de kendi güç ve insiyatiflerine göre sürece renklerini veriyorlar.
Egemenler açısından sürece verilen renk kaypak bir siyasal liberalizmdir. Kaypaktır, çünkü bir liberal demokrat, devrimci demokrasinin istemleri karşısında gerekçe bulmaz. İstemlerinin bir demokratik cumhuriyet içinde kolayca çözümlenebileceğini savunur. Bunu gerçekleştirme konumuna sahip olan ise siyasal iktidardır. Siyasal iktidara bir demokratik cumhuriyette olması gereken tüm yasal ve anayasal düzenlemeleri gerekçe bulmaksızın gerçekleştirmesi için baskı yapar.
Süreci desteklemiyorum diyen ve bunda yine emperyalizmin oyununu gören sosyalizm ile tartışacak çok bir şey yok zaten. Süreç akamete uğradığında, 'biz dememiş miydik' diyerek doğruluklarını kanıtlamış olacaklar. Ama onlar da bu 'açılım' denilen süreçte, alt sınıfların kazanım ve mücadelesi nereye kadar gelirse oraya kadar gelebilecekler. Daha ileri değil. Bu sürecin sonundaki politik ortam içinde kendilerini bulacaklar, başka bir yerde değil.
Bu sürecin sonunda AKP hükümetinin ikircimli yürüttüğü adımlar başarısızlığa uğrar ise, batıda kendimizi boğucu bir ulusalcılık atmosferinde bulacağız.
AKP hükümeti, devrimci demokrasiye karşı başarı kazanırsa, kısmi liberal açılımlar ile yetinen ve her an geriye dönüşü mümkün, (çünkü kazanımları koruyacak bir örgütlenme söz konusu olmayacak) demokrasiye benzer bir rejim içinde kendimizi bulacağız.
Devrimci demokrasiyi AKP'nin tasfiye girişimleri başarısızlığa uğrar ise, en küçük bir demokratik kazanımın bile örgütlü bir halk tarafından nasıl geliştirilip, yaygınlaştırılacağına şahit olacağız.
Sosyalizm, politik olarak, ulusalcılığın, adına 'açılım' denen süreci baltalama girişimlerine karşı mücadele eder. Ergenekon, darbe girişimleri, yargının ve askerin siyaset üzerinde vesayet kurma girişimleri ve oyunlarına karşı çıkar.
Sosyalizm, 'açılım' adı verilen sürecin devrimci demokrasinin tasfiyesi üzerinden bir siyasal liberal açılım haline gelmesine karşı mücadele eder.
Böylece sosyalizm ilkinde kendini ulusalcılardan, ikincisinde ise AKP ve siyasal liberalizmden ayırır.
Sosyalizmin, böylesine bir politik tutumu sürece uygulama başarısı, devrimci demokrasinin demokratik cumhuriyet programını olduğu gibi benimsemesi ve alt programı haline getirmesiyle mümkündür.
Böylesi bir programı olan 'Türk' sosyalizmi içinde bir parti, grup vb. var mıdır? Küçük bir çevre dışında yok bilebildiğim kadarıyla.
Demokrasiyi küçümseyen, demokratik cumhuriyeti sermayenin programı olarak niteleyen, bu topraklardaki sınıf mücadelesinin siyasal demokrasi ekseninde yürüdüğü gerçeği karşısında ekonomist politikaları sınıf mücadelesi adı altında geliştirmiş bir sosyalizmin, açılımda ismi bile geçmiyor değil mi?
Çatı Partisi girişimi belki de köprüye girmeden önceki son kavşaktı önümüze çıkan.
Devrimci demokrasiyi 'Türkiyelileştirecek' bir olanaktı.
Batıda liberal inisiyatife ket vuracak bir şanstı belki de.
'Açılım'ın olası kötü sonu karşısında yükselecek ulusalcı kabarışa, batıda dur diyecek bir dayanak olabilirdi sanki.
'Türk' sosyalizminden demokratik cumhuriyeti bırakın programlaştırmayı, ağzına bile alamayan 'Türk' sosyalistleri bir araya geldi. Demokratik cumhuriyet stratejik hedefi olan devrimci demokrasiyle ittifak yapacaklardı.
Mümkün mü...
Çatı, 'Türk' sosyalistlerinin görüş alışverişi yaptığı yer haline mi dönüştü?
Demokratik cumhuriyet programına karşı duran bir sosyalizm ile devrimci demokrasinin ortaklaşabileceği hangi çatı kurulabilirdi ki?
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
