4. Alevi Çalıştayına Katılmıyorum

Basına ve Kamuoyuna

Diyanet İşleri başkanlığından sorumlu Devlet Bakanı Sayın Faruk Çelik
tarafından davet edildiğim 4.Alevi Çalıştayına Katılmayacağım

AKP hükümeti tarafından düzenlenen Alevi Çalıştaylarının dördüncüsüne bende
davet edildim. Prensip olarak ülkenin var olan sorunlarının çözümü için
gerçekleştirilecek tartışmaların olumlu olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda
Alevi çalıştaylarının düzenlenmesi, fikri anlamda doğrudur fakat bu
çalışmaların çözüme hizmet etmesi gerekmektedir. Bu anlamda çalıştayları
düzenleyenlerin niyetleri ve bu çalışmaları sorunların muhataplarıyla
yapması en doğru olan yaklaşımdır. Aksi takdirde sorunların çözülmesi mümkün
değildir. Siyasal çıkarlar ve konjüktürel olarak yaşanan sıkışmaları aşmak
için kullanılan bir taktik olarak yaklaşmak ise tehlikeli ve çözüme hizmet
etmeyen yaklaşımlardır.

Gelinen aşamada sorunları yaşayanların verdiği demokratik mücadelenin
kazanımları ile Türkiye Alevi Sorunu ve Kürt Sorununu çözmekle yüz yüze
kalmıştır. Zorunlulukların ve koşulların dayatmasıyla AKP hükümetinin Kürt
sorunu ve Alevi Sorunu konusundaki girişimleri beklentiler yaratsa da
uygulamaları bu beklentileri boşa çıkarmaktadır. İnkâr siyasetinin yarattığı
bu iki temel sorunun çözümü noktasında atıldığı iddia edilen adımlar
yetersizdir. Çözüm noktasında gösterilen yaklaşımlar sorunları
muhataplarıyla demokratik, özgürlükçü bir yaklaşımla ele almak yerine, çözüm
adı altında farklı bir çürütme ve asimilasyon politikasının devamı tek yanlı
olarak sürdürülmektedir.

Bugüne kadar yapılan Alevi çalıştaylarına baktığımız zaman bu çalıştaylara
katılan bileşen dahi sorunludur. Alevilerin sorunlarını ilahiyatçılarla,
diyanetçilerle çözebilmek mümkün değildir. Bu toplantılara katılan
ilahiyatçılar, diyanetçiler ve Alevilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan
hatta Aleviliğin asimilasyonunu amaç edinen kişi ve kurumlarla sistem içi
bir çözüm aramak iyi niyetli bir yaklaşım değildir.

AKP Hükümeti, Alevilerin sorunlarının çözümünde, Konunun esas muhatapları
olan Alevi Temsilcileri tarafından, 1. Alevi Çalıştayında Hükümete sunulan
önerileri biran evvel yerine getirmelidir. Bu konudaki gerekli yasal ve
Anayasal değişiklikler yapılmadan, Alevilerin talepleri anayasal güvenceye
alınmadan, sorunun çözümü mümkün değildir. Ortada böyle bir realite dururken
hükümet şimdiden bir anayasa değişikliği düşünmediğini deklare etmiştir. O
halde sormak gerekiyor bu çalıştaylarda çıkaracağınız sonuçların garantisi
ne olacaktır veyahut bu kararları bu anayasa ile nasıl uygulayacaksınız.

Elbette sadece bu değil, basit bazı adımlar dahi bu noktada iyi niyet
belirtisi olarak okunabilirdi. Örneğin Sivas katliamının yaşandığı Madımak
kardeşlik ve barış müzesi olarak düzenlenebilirdi. Hiç bir zorluğu
olmamasına rağmen hükümet inatla bu basit adımı atmıyor kebapçıyı satış
mağazasına dönüştürmeyi adım görüyor. Yâda basit yasal düzenlemelerle cem
evleri yasal statüye kavuşturulabilir, Hace Bektaş Dergâhı gibi Aleviler
açısından kutsal kabul edilen bir mekâna insanlar para ile girme
garabetinden kurtarılabilirdi ama maalesef adım atılmıyor sorunun çözümü
sürece yayılarak oyalama taktiği güdülüyor.

AKP hükümetinin son samimiyetsizlik örneğini de memleketim olan Dersimde
yaşadık. Kızılbaş-Aleviliğin en önemli merkezlerinden biri olan Dersim,
yaşadığı bunca acının üstüne yeni bir katliam tehditti ile karşı karşıya.
Dersim coğrafyası yapılmak istenen barajlarla katledilmek isteniyor. Bu
anlamda Dersimde doğa ile beraber katledilmek istenen Kızılbaş-Alevilik
kültürüdür. Bu coğrafyada onlarca ziyaretimiz ve kutsal kabul edilen
yerlerimiz suların altında bırakılarak yok edilecektir. Şimdiden yapılan
uzunçayır barajında Gole Çetu ziyaretimiz sulara gömüldü. Gole Çetu gibi
onlarca kutsalımız Barajlarla yok edilecek. Şimdi sormak gerekiyor bir
yandan çalıştaylarla Alevilerin sorunlarını çözme iddiasında olanlar
Dersimde barajlarla yok etmek istedikleri kültürümüzü ve inanç
merkezlerimizi nasıl izah edecekler.

Sonuç olarak bugüne kadar halkının hizmetinde olmuş, onun değerlerine bağlı
olarak sanat yapmaya çalışmış bir sanatçı olarak halkımın çıkarlarına ters
düşen hiçbir çalışmanın içerisinde olamam. Bu benim halkıma karşı bağlılığım
ve vermiş olduğum sözün gereğidir. Dersimde barajlarla kültürümüz, inanç
merkezlerimiz yok edilmek istenirken bu suça ortak olmak anlamına gelecek,
oynanmak istenen sinsi politikaların figüran olma durumuna gelmeyeceğim.
Dersimde yapılan barajları protesto etmek ve iyi niyetli görmediğim bu
girişimin figüranı olmamak için davet edildiğim Alevi çalıştayına
katılmayacağımı tüm kamuoyunun bilgisine sunuyorum.

Buradan AKP hükümetine çağrıda bulunuyorum Alevilerin sorunlarını çözme
noktasında en ufak bir samimiyetiniz varsa adım atın ve Dersim'de
giriştiğiniz doğa katliamını durdurun baraj yapımına son verin.

Ferhat Tunç
29 Eylül 2009