Anayasa 'kalemle' değil, mücadeleyle yazılır

Ne zaman Anayasa sorunu tartışmaya açılsa, bu tartışma büyük bir hızla teknik bir anayasa hukuku tartışmasına dönerek anlamsızlaşır.

Elbette bir anayasa yapılırken, anayasa hukuku, bunun doktrini, yöntemi v.s. tartışma gündeminde yerlerini alırlar. Anayasa metninin kaleme alınmasında anayasa hukuku uzmanlarının, akademisyenlerin rolü çok önemlidir.

Ama bütün bunlar anayasa sorununda yalnızca en son evrenin işleridir. Öyle ki, bu evre öncesindeki tartışmalar, mücadeleler, politik, toplumsal değişiklikler yanında anayasa metninin uzmanlar tarafından yazılması üzerinde durulmaya bile değmez bir ayrıntı sayılabilir. Bunu, anayasa hukuku uzzmanlarının işini küçümsediğimden vurgulamıyorum. Anayasa metni öncesi yaşanacak olan politik, toplumsal süreçleri önemsediğim için vurguluyorum.

Düşüncemi kestirmeden şöyle açıklayabilirim: Türkiye'ye demokrasi bir 'demokratik anayasa' metniyle gelmeyecek. Tam tersine, Türkiye'nin 'sivil ve demokratik anayasa' metnine kavuşması Türkiye'ye demokrasinin egemen olması sayesinde gerçekleşecek. Anayasa metni demokrasi doğurmaz, demokrasi demokratik anayasa doğurur.

O halde 'Sivil ve demokratik anayasa konferansı' halkımıza, siyasi çevrelere, TBMM'ye bir 'anayasa metni' önerisi hazırlamayacak. Elbette uğrunda mücadele edilecek anayasal ilkeleri ve temel önerileri formüle edecek. 'Sivil ve demokratik anayasa' için bir 'kollektif'i örgütleyecek. Böyle bir anayasa için gerekli politik ve toplumsal koşulların oluşturulması amacıyla demokrasi mücadelesine kendi katkısını yapacak. Yeni, sivil ve demokratik bir anayasa yazabilmek için, 12 eylül anayasasını yırtmak, o anayasanın arkasına gizlenen asker ve yargı vesayetine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son vermek gerekecek.

Kısaca demokratik anayasa, bir sonuç olacak...

O halde hükümetin anayasa değişikliğini çıkmaz ayın son çarşambasına ertelemesi haklı mı?

Hayır!

Çünkü hükümet sivil ve demokratik bir anayasa metnini değil, böyle bir anayasa için 'mücadeleyi' erteliyor. 'Şu anda böyle bir anayasa yapacak gücümüz yok' bahanesine sığınıyor. Parlamentodaki durumun zorluk yarattığı açık. Anayasa Mahkemesinin her türlü anayasa değişikliğini yetkilerini anayasa dışı genişleterek önleme keyfiliği ortada. Ama bunlar, bir anayasa metnini parlamentodan tek bir oylamayla geçirmeyi engellese de, böyle bir anayasa için mücadeleyi engelleyemez. AKP, işte bu mnücadeleyi göze alamıyor.

Örneğin, yeni, sivil ve demokratik bir anayasa için atılması gereken ilk adım, '12 eylül askeri darbesinin bir anayasal suç olduğunu ve o nedenle bu darbenin bütün hukuki sonuçlarının yok sayılacağını' ilan etmektir. Böyle bir TBMM kararı almanın önünde nasıl bir engel vardır? Böyle bir karar mevcut anayasanın hukuki temelini bir anda yıkacaktır. AKP neden bir önergeyle, böyle bir belgeyi TBMM'den geçirmeyi göze alamamaktadır?

Kaldı ki, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Meclis Grubunda yaptığı konuşmayla, hükümeti, sayısı anayasa değişikliğine yetmese bile, DTP ile birlikte bir anayasa teklifini onaylayıp, onu referanduma götürmeye çağırmış, bu durumda ona bütün desteği vereceğini ilan etmiştir. AKP neden referandumu göze alamıyor?

Ancak daha da ileri gidebiliriz. Yeni, sivil ve demokratik bir anayasa için mücadeleyi TBMM sınırları dışına çıkarabiliriz. Eğer AKP bir oyalamaca içinde değilse, ona şunu önerebiliriz: Her yerde, mahallelerden başlayarak illere kadar, Sivil, demokratik anayasa hazırlık meclisleri kurabiliriz. Seçmenleri parti farkı gözetmeden mahalle meclislerinde sivil, demokratik anayasa önerisini tartışmaya çağırabiliriz. Mahalle meclislerinin seçtiği temsilcilerle ilçelerin, ilçe meclislerinin seçtiği temsilcilerle illerin ve il meclislerinin seçtiği temsilcilerle de Türkiye'nin 'alternatif' Kurucu Meclisini toplayabiliriz. Anayasa önerisini burada oylayabiliriz. Bu anayasanın TBMM'den geçmesini böyle bir durumda hangi kuvvet önleyebilir? Hangi anayasa mahkemesi üyesi, milyonların iradesinin karşısına dikilebilir? TBMM'yi yıkmayı gözü kesen hangi darbeci böyle bir Kurucu Meclisi devirmeyi göze alabilir?

Demek ki, sivil, demokratik bir anayasa yapmak 'yan gelip yatmak'la olmuyor.

12 eylülcüler önce anayasa yazmadılar. Önce darbe yaptılar. Sonra anayasa yazdılar.

Demokratik güçler önce sivil ve demokratik bir anayasa için mücadele edecek, sonra bu mücadelenin manifestosu anlamında sivil ve demokratik anayasa metnini yazacaklar...