Alevilerin Siyaset Çizgisi
Demokratik Alevi Örgütlerinde Kafa Karışıklığı
Alevilerin Siyaset Çizgisi
Bu yazı Newede Dersim gazetesinde yayınlamak üzere hazırlanmıştır.
Demokratik Alevi-Bektaşi örgütleri geçen yıl Kasım ayında Ankara’da “Ayrımcılığa Karşı Eşit Vatandaşlık Hakkı için Büyük Alevi Yürüyüşü” gerçekleştirdi. O yürüyüş, Türkiye’nin toplumsal yaşamına ve devletine egemen olan Laik ve Sünni Müslümanlığın ezdiği, yok saydığı, dışladığı ve aşağıladığı büyük bir inanç toplumunun haklarını nasıl savunulması gerektiğini başarılı bir şekilde gösterdi. Alevi-Bektaşi toplumunun kendi hakları için mücadeleye hazır en geniş kesimlerini birleştiren ve ortak istemleri sloganlaştıran bu eylem çarpıcı sonuçlar verdi.
Bu eylemin ardından AKP Hükümeti, istemeye istemeye de olsa Alevi-Bektaşi toplumunun istemleri konusunda adım atmak zorunda kaldı. Ayağı geri gider biçimde başlattığı “Alevi Açılımı”nı sündüre-süründüre, sonuç vermez yollara soka-soka yürütmek zorunda kalmasının nedeni, bu yürüyüşün ortaya koyduğu gerçektir. Bu gerçek şudur: Alevi-Bektaşi toplumunun geniş kesimleri dünkü gibi yaşamayı artık kabul etmemektedir.
Yapılması Gereken Siyaset
Bu yürüyüşün ardından geçen bir yıl boyunca demokratik Alevi-Bektaşi örgütlerinin yapması gereken, bu başarı üzerine daha ileri etkinlikleri ortaya koymaktı.
Örneğin, yıllar öncesinden beri tartışmalı olan ve Alevi-Bektaşilerin istemlerini daraltan “istemler listesini” doğru temellere oturtmak üzere Alevi-Bektaşi toplumu içinde en geniş tartışmayı başlatmak gerekiyordu.
Örneğin, demokratik Alevi-Bektaşi hareketi en can alıcı sorunlardan biri olan bugünkü devletin en önemli kurumlarından Diyanet İşleri Başkanlığı konusunda istemlerinin ne olduğu konusuna bir karar verebilmiş, ortak bir görüş oluşturabilmiş durumda değillerdi.
Öyle ki Madımak Otel’inin “müze” olması konusundaki istemin çerçevesi üzerine, buranın ne müzesi olması ve nasıl yönetilen bir müze olması konusunda ortak tutum yoktu.
Daha da önemlisi Alevi-Bektaşiler nasıl bir demokrasi istiyor sorusu henüz demokratik Alevi-Bektaşi örgütleri tarafından gündeme bile alınmış değildi.
Örneğin, kendi cem geleneğine yaslanarak halkın dolaysız seçimiyle yerinden yönetimini; Osmanlı artığı ayrıcalıklı ve dokunulmaz merkezi devlet bürokrasisinin tümüyle ortadan kaldırılmasını amaçlayan “seçilmemiş yönetici istemiyoruz” ya da benzeri bir istemi henüz önüne bile koymuş değildi.
Seçilmiş görevliler eliyle yürütülen kamu işlerinde halkın denetimi demek olan açıklık ve hesap verirlik istemleri akla bile gelmiş değildi: Rızalık, Çıralık ve Hakkulah geleneklerine yaslanarak seçilmiş kamu görevlilerinin, onları seçenler tarafından geri çağrılması; kalifiye bir işçi kadar maaş alması; hiçbir ayrıcalıkları olmadan yaptıkları her işlemin yargı denetimine açık olması gibi istemler öne sürülmüş değildi.
Yine cemde yargılama ve cezalandırma geleneğine yaslanarak, hâkimlerin ve savcıların halkın seçimiyle göreve getirilmesi; suçların yerinde yargılanması ve jüri usulüyle ile halkın adalet sürecine dolaysız katılımı gibi istemler akla bile gelmiş değildi.
Yürüyüşün başarısının ardından daha ileri eylemler örgütleyebilmek için bu istemler üzerine kapsamlı bir tartışma başlatılması gerekirdi. Bunun için demokratik Alevi-Bektaşi örgütlerinin kendi yayın organlarını kurmaları gerekirdi.
Bu istemler için bu toplumda benzer demokrasi istemleri öne süren hangi güçlerle ortak eylemler yapılabileceği bile genel bir “eylem birliği” lafazanlığı ardında kayboldu gitti.
Özellikle Kürt özgürlük hareketi ile laik-demokratik bir cumhuriyet için eylem birliği yapmanın önünde Alevi-Bektaşilerin geniş bir kesiminin zihninde varolan gerçek engelleri yok saydılar. “Yetmiş iki milleti bir bilmek” geleneğine yaslanarak bu engeli gidermeye girişmediler.
Laik-demokratik cumhuriyet istemini kapsamlı olarak gündeme getirmeyince, Kürt özgürlük hareketine yeterince el uzatamadılar. Kürt özgürlük hareketine Alevilerin laiklik istemlerine ne kadar güçlü sahip çıktığını gösterme olanağı tanımadılar. “Türk-İslam Sentezci” milliyeti-ırkçı-faşist-dinci ideolojiye karşı kapsamlı bir savaşım yürütmediler.
Bu konularda kendilerine yardımcı olacak aydın çevrelerle ilişkilerini kestiler; devrimci Alevi-Bektaşi gençlerin önünü açmadılar; Avrupa’daki Alevi örgütleri ile işbirliğini ortadan kaldırdılar.
Eylemden Gözü Kamaşanlar
Bunlar yapılmadığı gibi yürüyüşün demokratik Alevi-Bektaşi hareketinin üst yönetiminde yankıları tümüyle olumsuz yönde oldu. Alevi-Bektaşilerin geniş kesimleri, hükümetin, devletin ve egemen Laik ve Sünni Müslümanlığın kendilerine dayattığı dar çerçeveyi kırmaya kararlı olduğu açıktı.
Ama demokratik derneklerin üst yöneticileri, Alevi-Bektaşi halkın bu kararlılığını, önce yerel seçimlerde CHP ile pazarlık ederek kötüye kullandılar. Böylece kendi iç işleyişlerinde demokratik karar mekanizmalarını çiğnediler.
Bu süreçte CHP kendilerine dirsek çevirince kontrol ettiklerini sandıkları Alevi-Bektaşi siyasi potansiyeli Türkiye solunun bir kesiminin yeni bir siyasi parti kurması macerasına kurban etmeye giriştiler. Kendilerine olmadık güçler vehmederek “solu birleştirme” adına yola çıktılar.
AKP’nin “Alevi Çalıştayı” oyununu önceden göremediler, içine balıklama daldılar. Gerici, devletçi, Türkçü ve Laik-Sünni Müslümanlık yanlısı Alevi kuruluşları ile istemleri ortaklaştıracağız diye hükümetin “yumuşatıcısı” önünde pazarlık yaparak demokratik Alevi-Bektaşi hareketinin istemlerinden tavizler verdiler.
Bu süreç boyunca kendilerine yapılan tüm uyarı ve önerilere gözlerini-kulaklarını kapattılar. Kendilerine yapılan dostça eleştirileri, düşmanca saldırı olarak gördüler ve çevrelerine böyle yansıttılar. Tüm yıl boyunca eyleme yönelik bir program hazırlığı açısından hiçbir olumlu adım atmadıktan sonra şimdi Kasım ayında “bir milyonluk gösteri” yapmak için paçalarını sıvadılar. Umarız başarılı bir eylem gerçekleşir. Umarız üst yöneticilerin tüm yalpalamalarına karşın Alevi-Bektaşiler ve tüm demokrasi güçleri bu etkinliğe destek verir.
Boşa harcanmış bir yıldan sonra umarız ki yeniden doğru bir siyasi çizgi ağır basar. Bu siyasi çizgi, en geniş Alevi-Bektaşi kesimleri ayrımcılığa karşı eşit haklar için, yani laik-demokratik bir cumhuriyet için birleştirmektir. Alevi-Bektaşileri, aralarında gerçek çıkar birliği olan Kürt özgürlük hareketi ve Türkiye’de yeni bir Anayasa, yeni bir laik-demokratik cumhuriyet isteyen tüm güçlerle birlikte sokağa çıkmaya ve sesini yükseltmeye çağıran çizgidir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
