yeni dünyada ulusal mesele

Ulusları Ulus Yapan Ulusal Pazardır

Ulusal kurtuluşun, kurtuluş olabilmesi için maddi zemin gereklidir.Maddi zemin Bağımsızlık eyleminin gerçekleşebilirliğinin olanaklı olması demektir ve somuttur.Bağımsızlık olduğunda ulusların kendi kaderini kendi tayin ediyor diyebiliriz 21.yy’da hiç bir ülke ekonomik olarak diğer ülkelerden bağımsız değildir Ekonomisi bağımsız olmayan ülkelerin siyasi bağımsızlığı anlamsızlaşmıştır.Bütün dünyada ulusal tarih yerini dünya tarihine bırakmıştır. Dünyada herhangi bir bölgenin yeniden düzenlenmesini bir çok ülke birlikte karar vermekte O nedenle ulusal tarihinin simgesi olan bayraklar çaput kadar değersizleşmiştir.Bağımsızlık ulusal kültür düzeyindedir.Gerçek bağımsızlık ekonomik bağımsızlıktır.O da tarih olmuştur. Anadolu’daki kürt bölgesi ve çevresi ekonominin istemleri doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir. Karar vericiler Avrupa Amerika kürt türk siyasetidir.Haklı savaşmıdır, kirli savaşmıdır bunlar tartışılabilir kavramlardır ama sonuçta pek bir işe yarayan tartışma değildir. Bize ilerletecek argümanlarda değildir. Gerçeği arıyorsak ekonomide aramalıyız. .

Ulusları ulus yapan ulusal pazardır. Kendi ulusunun üreteceği değerleri başka ulusun kapitalistlerinin sömürmesine tahammül gösteremeyen kapitalistler kendi ulusunu kurtuluş için savaşa çağırırdı.Self determisyon o zaman istenirdi, özünde burjuva bir haktır. Birleşmiş milletler kararlarında yer almıştır.Ekonominin küresel olduğu dünyada, ulusal pazardan söz edebilirmiyiz Global ekonomi ulusal pazarları yok etti.Dünyanın hangi ulusundan olursa olsun her sermaye sahibinin, istediği ülkede faaliyet gösterebilmesinin önü açıktır.Her ülke de ulusu ne olursa olsun her sermayenin kendi topraklarında faaliyette bulunması için can atar. Sermaye sahibi ya da siyasi yönetim ulusal değerler konusunda tutarlı olmak bir yana, ulusal değerlerin çiğnenmesine göz yumarlar.Yeri geldiğinde de pazarlık malzamesi bile yaparlar.

Ulusal kurtuluş savaşları toplumsal kurtuluş savaşlarına dönüşürse haklı savaş kategorisinde değerlendirilebilirmi? Buna bakmalıyız bunun zemini varmı bunu araştırmalıyız.Toplumsal kurtuluş eşitlik ve özgürlük demektir.Bireylerin eşit ve özgür olabilmeleri için kendi ürettiği değerleri kendilerinin paylaşmaları gerekir.Toplumun kendi iradesinin dışında başka iradeler, toplum alanında faaliyette ise eşit ve özgür paylaşım olamaz.Devletler toplumların önünü açmak geliştirmek bir yana toplumların sırtından beslenmektedirler.Bütün dünya dönemsel olarak gericilik sürecindedir.Devletler demokratik görünümü verebilir,ama bu sadece sanal. Yedi yıldır devlet yeni model yönetim biçimiyle, demokrat ve ilerici bir görünüm veriyor. Gerçekte türk ve kürt bölgelerinde yaşam daha kötüleşiyor, bu şu demektir küçük sermayeler büyük sermayeye soyulmuş demektir.Toplumun yaşam düzeyinde yoksullaşma açlık işsizlik vb sorunlar artmış demektir.Gerçek bunlardır, gerisi lafı güzaftır.Kürt ve türk coğrafyasında şirketlerin ve devletlerin hegomanyasına itiraz edilemiyorsa, rıza gösteriliyorsa üretilen değerler şirketler ve devletlerle paylaşılacak demektir.Üretilen değerlere el konulmasını önleyecek herhangi bir mekanizma mevcut değildir.En uygunu kooperatifçiliktir, o bile bu ekonomide yaşayamaz. Değerlerin soyulması kaçınılmaz ise toplumsal kurtuluşta olamaz..

Ulusal kültürel değerler ulusal kurtuluş savaşlarının nedeni değil gerekçesidir.Savaşın nedeni ortadan kalkmışsa gerekçeler üzerinden savaş devam etmez..Kültürel istemler ekonomi ile örtüştüğü oranda gerçekleşir.Devlet kürt diline uzak dururdu, şimdi neden kürtçe televizyonu onayladı ki? Kürt halkını sevdiği için yada kürt halkından korktuğu için değil, kürtçe yayının reklamları ile mal satımı, yani tüketimi teşvik edebilmekte onun için.Ulusal takıntılar egemen siyasetçiler içinde pek değer ifade etmezler.Ekonomik çıkar isterse dilleri de dinleride değişir. Ermeni diliyle de yayın yapacaklar.Ermenilerde mi kurtuluş savaşı veriyor.Nüfuz edebileceği tüm alanlara ulaşmak isterler, dil din önemli değildir.Önemli olan ulaştıkları her yerden elde edebileceği kadar kadar değerler elde etmektir.Yani para ve mal çalmaktır.O nedenle ulusal kültürel değerlere dayanarak siyaset yapılırsa, yanılsamalara yol açma potansiyeli taşıdığı için temsil edilen toplum kesimi, temsilcisi tarafından hem hüsrana hemde felakete uğrayabilir.

20. yy’ın başında ulusal kurtuluş mücadelerinin maddi zemini olmasına rağmen, Polonya’lı komunistler”Biz bütün ülkeler proleteryasının kardeşçe ittifakının her şeyden daha değerli olduğunu biliyoruz ve Polonya’nın kurtuluşu için savaşmayacağız.”diyorlar.Bu bir örnektir genel doğru değildir.Kendileri açısından en doğru olanını yapmışlardır. Cephede işçiler birbirlerini öldürmemiştir. Şunu anlatmak istedim komunistlerin paradigması geçmiş zamanlarda işçilerin birliğini işaret etmiştir. Otuz yılı aşkın süredir kürt ve türk emekçileri cephede birbirlerini boğazlamaktadır.Ulusal ve toplumsal kurtuluşu gösteren bir yol levhasınında olmadığı bu savaşı haklı savaş olarak niteleyen sosyalistler,komunist bir dille bunu topluma anlatmakta zorlandıkları için,çıtkırıldım aydınların diliyle toplumun karşısına çıkabiliyorlar.Komunist bir dil emekçilerin birbirlerini boğazlamasına onay vermezde ondan.

Ulusal savaşın iki boyutu vardır.Birincisi ekonomik boyut, ikincisi ulusal dil ve kültürel boyut.Ekonominin globalleşmesi ile birlikte ulusal pazarlar ve sömürgecilik tarih olmuştur.
Yani ulusal bağımsızlık, ulusal ekonomiyi getiremez.Dolayısıyla ekonomik boyut ulusal kurtuluşun nedeni değilse, dil ve kültürel boyut savaşın nedeni olabilirmi? Yukarıda anlattım savaşların nedeni ekonomidir.Dil ve kültürel boyut ekonominin çıkarları ile örtüştüğü oranda sakınca teşkil etmez.General kürtçede selama durabilir, bunlar olmayacak birşey değildir.
Ekonomi, bölgenin yeniden düzenlenmesini,sınırların kalkmasını, devletlerin birbirlerine yardımcı olmasını ve bunun sonucu bölgede ekonomik faaliyetin canlanmasını istemektedir.
Ancak dünya Ekonomisi çöküşte,bu çöküşte siyasetçileri kılıktan kılığa sokmaktadır.Suriye devleti türk devletini ne çok severmiş, türk bakanlarla ortak kabine toplantısı yaptılar.Türk cumhurbaşkanı nerdeyse ermeni bayrağı taşıyacak,bu arada ermenilerle sınırın lafımı olur.

Aç tavuk rüyasında kendisini mısır ambarında görürmüş.Dünya ekonomisinin gidişatından umutsuzluğa düşen küresel sermaye siyasetçileri bölgenin ekonomik canlanma potansiyeli taşıdığı önvarsayımından hareket ederek bölgenin yeniden düzenlenmesi peşindeler.Ancak ekonominin dinamiklerinin neler olduğunu anlamayan, kalın kafalı sermaye siyasetçileri bölgede olabilecek bir canlanma hayaliyle yukarıdaki tavuk kadar aciz durumdalar.Komunist siyasetçiler artık gözlerini açmalı sermaye siyasetçileri dünyanın hiç bir bölgesine demokrasi ve ilerleme taşıyamazlar.Bunu besleyecek ekonomik zemin yoktur.21.yy ekonomi ile birlikte demokrasininde,ilerlemeninde insanlığın ayağın altından kaymaya başladığı yüzyıl olmuştur.